William H. Calvin ve George A. Ojeman – Neil’in Beyniyle Konuşmalar (2009)

‘Neil’in Beyniyle Konuşmalar’, iki doktorla hasta arasında, beyni çok boyutlu bir şekilde ele alan konuşmalara dayanıyor.

Nörobiyolog Calvin ve beyin cerrahı Ojemann’ın birlikte kaleme aldıkları kitap, beyin ameliyatı geçirmek üzere olan epilepsi hastası Neil’le yapılan konuşmalardan oluşuyor.

İki doktor ve hasta arasındaki uzun soluklu konuşma, beynin karmaşık, mucizevi ve kendine has özellikleri konusunda okuru bilgilendiriyor; bilinçten benliğe, düşünmeden algılamaya, ruhsal bozukluklardan dilin öğrenilmesine kadar birçok konuyu anlatıyor.

  • Künye: William H. Calvin ve George A. Ojeman – Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve Dilin Sinirsel Doğası, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 363 sayfa

Nilüfer Göle – Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar (2015)

Avrupalı Müslümanların hayatı konusunda, 21 Avrupa kentinde yürütülen bir saha çalışmasına dayanan bu kitap, Charlie Hebdo ve Hiper Koşer katliamlarının öncesi ve sonrasına ışık tutuyor.

Kitap, hem Avrupalı Müslümanların sosyolojik gerçekliğini kavramak hem de Müslümanların Avrupa’daki yerine dair tartışmaların seyrini izlemek için önemli ayrıntılar sunuyor.

Avrupa’daki “sıradan Müslümanlar” ile onların Müslüman olmayan komşuları olan “kökten” Avrupalıları yüz yüze tartışma toplantılarında bir araya getiren ve buluşmalarda ortaya konan tartışmaların sonuçlarını yorumlayan Nilüfer Göle, İslam kaynaklı ihtilafların Avrupalı soykütüğünü derinlemesine inceliyor.

Okurunu, Avrupa’daki sıradan Müslümanın evrenine taşıyan kitap, Müslüman kültürden gelen Avrupalıların yaşadıkları gerçeklikleri anlamalarına yardım edebilecek ampirik ve kavramsal anahtarlar sunuyor.

  • Künye: Nilüfer Göle – Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar: Avrupa Kamusal Alanındaki İslam İhtilafları Üzerine Bir Araştırma, Metis Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2015

Abdullah Aysu – Gıda Krizi (2015)

Her geçen gün derinleşen gıda krizi, özellikle yoksul kesimleri vuruyor.

Abdullah Aysu’nun bu kitabı da, gıda fiyatlarındaki, kapitalist küreselleşmenin neden olduğu artışların yarattığı kriz; sermayenin sömürdüğü doğada oluşan ve oluşmaya devam eden tahribatın muhtemel sonuçları; başka bir tarım, gıda ve yaşamın imkânları üzerine düşünmek isteyenlere hitap etmekte.

Kitap üç bölümden oluşuyor.

Birinci bölümünde gıda fiyatlarındaki, serbest piyasanın (kapitalist küreselleşmenin) neden olduğu artış, “Küresel Gıda Krizi” başlığı altında nedenleriyle birlikte ele alınıyor.

İkinci bölümde sermayenin yeni birikim alanı olarak gördüğü ve şuursuzca sömürmeye giriştiği doğada oluşan ve oluşmaya devam eden ekolojik tahribatın muhtemel sonuçlarının üzerindeki perde kaldırılmaya çalışılıyor.

Üçüncü bölümde ise, toplumsal muhalefet örgütlerinin ve hükümetlerin gıda güvenliği limitlerinin ötesine geçerek düşünmeleri ve başka bir tarım, gıda ve yaşam hayal edebilmeleri için devrimci bir kavram olan gıda egemenliği tartışmaya açılıyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Gıda Krizi, Metis Yayınları, ekoloji, 312 sayfa, 2015

Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu (2009)

Fredric Jameson ‘Ütopya Denen Arzu’da, kapsamlı bir bakışla bilimkurguyu ve ütopyayı inceliyor.

Ütopya biçiminin kendisi, radikal farklılık üzerine, radikal ötekilik üzerine ve toplumsal bütünlüğün sistemsel doğası üzerine temsili bir düşünmedir. diyen Jameson, ütopyanın, kapitalizmin alternatiflerinin gerçekleşemez ve olanaksız olduğuna dair genel inanışa karşı durduğunu söylüyor.

Jameson, Thomas More’un ütopyaya adını veren ‘Ütopya’sından başlayarak, Philip K. Dick, Ursula K. Le Guin ve diğer önde gelen bilimkurgu yazarlarının eserlerinde bilimkurgu ve ütopyanın izini sürüyor ve bunun yanı sıra ütopya kavramının neden hâlâ vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu, çeviren: Ferit Burak Aydar, Metis Yayınları, felsefe, 325 sayfa

Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları (2019)

 

Jacques Rancière’in ‘Kurmacanın Kıyıları’, edebiyat, eleştiri ve felsefenin iyi bir bireşimi.

Rancière burada, Honoré de Balzac, Armand de Pontmartin, Edgar A. Poe, Stendhal, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Flaubert,Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserleri üzerinden zengin açılımlara varıyor.

Rancière bunu yaparken de, Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi önemli isimlerin fikirleriyle bağlantılar kuruyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilimlerdeki kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisinin olup olmadığı,
  • Karl Marx’ın ‘Kapital’deki üslubunun tragedya tarzıyla ilişkisi,
  • Gazete haberlerinde gerçekliğin sunuluş şekli,
  • Ve “gerçekçi” olarak sunulan romanlarda kurmacanın nasıl rol üstlendiği gibi konular tartışılıyor.

Edebiyat, eleştiri ve felsefenin bir araya geldiği sağlam bir analiz isteyenler ‘Kurmacanın Kıyıları’nı sevecektir.

  • Künye: Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa, 2019

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Marguerite Yourcenar – Düş Parası (2015)

Marguerite Yourcenar bu çarpıcı romanında, İtalya’da Musolini diktatörlüğünün hüküm sürdüğü zor bir dönemde, tam olarak 1933 yılında her biri farklı kişilik ve hayallere sahip karakterlerin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Hayat kadını Lina, yaşamını diktatörü yok etmeye adamış Marcella, çıkarcı Dida Ana ve yaşlı ressam Clément, romanda karşımıza çıkan unutulmaz karakterlerden.

‘Düş Parası’, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşuyor.

Yourcenar, hepsi de bir şekilde birbiriyle ilişkili olan bu karakterlerin hikâyelerini, elden ele dolaşan 10 liretlik bir madeni para aracılığıyla anlatılıyor.

Para bir karakterden diğerine geçecek ve her geçişte hikâye bambaşka bir boyut kazanacaktır.

  • Künye: Marguerite Yourcenar – Düş Parası, çeviren: Roza Hakmen, Metis Yayınları, roman, 144 sayfa, 2015

Kolektif – Barış Açısını Savunmak (2015)

Türkiye’nin Kürt sorununun çözümünde önemli bir eşik olan Çözüm/Barış Süreci’ne ne oldu?

Bu soruyu, ülkenin demokratikleşme sorununu bağlamında irdeleyen eldeki kitap, Türkiye Barış Meclisi’nin süreç hakkında düzenlediği bir konferansta yapılmış sunumlar ile bir raporu barındırıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Barış Süreci’ne giden yol, Müzakereler sürecinde hukukun işleyişi,
  • Barış sürecinin toplumsallaşması,
  • Barış Süreci ve geçmişle yüzleşme,
  • Dünya deneyimleri ışığında Kürt meselesi ve çözüm,
  • Bölgesel gelişmelerin Çözüm Süreci’ne etkileri,
  • Kadınların gözüyle çözüm süreci,
  • Çözüm Süreci’nde medyanın rolü ve tavrı,
  • Çözüm Süreci hakkında kamuoyundaki algılar,
  • Barış Süreci’nde sivil toplumun rolü,
  • Çözüm Süreci’nde kırılmalar,
  • Paramiliter yapıların silahsızlandırılması,
  • Güney Afrika ve Kuzey İrlanda deneyimleri üzerinden barış müzakerelerinin kurumsal yapısı…

Siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların katkıda bulunduğu bu değerli çalışma, Çözüm Süreci’nin yanı sıra, Gezi’den yeni anayasa çalışmalarına dek Türkiye’nin genel demokratikleşme sürecine de ışık tutacak nitelikte.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Necmiye Alpay, Şemsa Özar, Hakan Tahmaz, Ahmet Faruk Ünsal, Arzu Yılmaz, Atilla Yayla, Ayşe Betül Çelik, Cuma Çiçek, Ebru Günay, Emel Ataktürk Sevimli, Evren Balta, Ferhat Kentel, Galip Dalay, Hakan Yılmaz, Harun Ercan, Levent Korkut, Maya Arakon, Mehmet Emin Ekmen, Murat Çelikkan, Nil Mutluer, Selma Irmak, Turgut Tarhanlı ve Yasemin İnceoğlu.

  • Künye: Kolektif – Barış Açısını Savunmak, hazırlayan: Necmiye Alpay ve Hakan Tahmaz, Metis Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2015

Alasdair Gray – Lanarak (2009)

İskoç yazar ve ressam Alasdair Gray’in, fantazi edebiyatının özgün eserlerinden ‘Lanark’ı, korkutucu, soğuk bir dünyada yaşayan başkahramanının, buradan hayallerinin dünyasına kaçma çabalarını hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Lanark, güneşin hiç olmadığı, kurşuni bir dünyada yaşar.

Onun tek hayali de, bu cehennemden kaçarak güneşin ve sevginin bulunduğu bir dünyaya gitmektir.

Böylece yola koyulan Lanark, saf bilinçten ibaret bir kâhinden, Duncan Thaw’un öyküsünü dinler.

Öyküde, sanatın zincire vurulduğu bir dünyadan kaçarak sanatsal özgürlüğe ve yetkinliğe ulaşmaya çalışan Thaw’un trajikomik hayatı anlatılır.

Lanark öyküyü dinlediği andan itibaren, Thaw’u kendine yakın görür.

Zira ikisinin de kaderi benzerdir.

Gray, başına gelen tüm aksiliklere ve belalara rağmen, yolculuğuna inatla devam eden Lanark’ın yaşadıklarını anlattığı romanında, tüketim toplumunu da kıyasıya eleştiriyor.

  • Künye: Alasdair Gray – Lanarak, çeviren: Emine Ayhan, Metis Yayınları, roman, 611 sayfa

Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (2019)

Kimlik ve tanınma, modern dünyanın en önemli ve neredeyse her zaman en karmaşık meselelerindendir.

Türkiye’de de kimlikler Tanzimat’tan itibaren belirlenmiş olsa da, aradan geçen zamana rağmen kimlikler arasındaki çatışma sona ermedi.

İşin kötü bir tarafı da, bu çatışmalar her seferinde hem politikayı belirledi hem de politika tarafından bizzat belirlendi.

İşte Fırat Mollaer’in bu önemli çalışması, kimlik, kimliğin mahiyeti ve kimlik politikasının dinamikleri üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Mollaer’in bunu yaparken de, kimlik ve tanınma mücadelesini çağdaş sosyal-siyasal kuram ile postkolonyal çalışmalar çerçevesinde, Edward Said’in izinde çözümlemesi ise, kitabı özgün kılan hususların başında geliyor.

Kimliklere dair kavramsal, kuramsal bir çerçeve oluşturarak kitabına başlayan Mollaer, devamında da, tanınma politikasından sömürge toplumlarında tanınma olgusuna, dünyadaki kimlik ve sürgün anlatısından kimlik alegorilerine pek çok konuyu irdeliyor.

Kimlik ve tanınma sorununun etik-politik sorumlulukla yakından ilgili olduğunu belirten Mollaer’in kitabı, konuya dair yürütülen tartışmaların ne denli canlı olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (Edward Said’in İzinde), Metis Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2019