Geraldine A. Johnson – Rönesans Sanatı (2020)

Oxford Üniversitesi’nde sanat tarihi dersleri veren Geraldine A. Johnson, Rönesans sanatı ve Barok sanat üzerine yaptığı çalışmalarla biliniyor.

Johnson, bu alandan edindiği tecrübeleriyle kaleme aldığı elimizdeki kitabında, Rönesans sanatını önemli isimleri ve karakteristik özellikleriyle, ayrıca dönemin bir panoramasını da çizerek okurlarına tanıtıyor.

Johnson, bir yandan Leonardo da Vinci, Albrecht Dürer, Hans Holbein ve Michelangelo gibi dönemin önemli sanatçılarının eserlerini kapsamlı bir yoruma tabi tutarken, öte yandan o dönemin dünyasında bu yapıtların nasıl algılandığı ve kabul gördüğüyle ilgili özgün analizler de sunuyor.

Rönesans sanatına tarihsel, toplumsal, ekonomik ve kültürel arkaplanından hareketle bakan yazar, dönemin ünlü isim ve eserleri kadar Avrupa’nın farklı bölgelerinden daha az bilinen örnekleri de masaya yatırıyor, bunları birbirleriyle karşılaştırıyor.

Dönemin eser, sanatçı, teknik veya üslup gibi yönlerinin yanı sıra Rönesans sanatının “gözden kaçan” yönlerini de dikkate alarak o zamanın gündelik nesnelerine neden ve nasıl sorularıyla yaklaşıyor.

Yeni çevirisi ve sanat tarihçisi, küratör Necmi Sönmez’in kapsamlı önsözüyle yeniden yayımlanan kitap, konu hakkında kaçırılmaması gereken bir yapıt.

  • Künye: Geraldine A. Johnson – Rönesans Sanatı: Çok Kısa Bir Başlangıç, çeviren: Tuncay Birkan, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, sanat tarihi, 184 sayfa, 2020

Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek (2020)

 

Abdülhak Adnan Adıvar, Türk düşünce tarihi içinde müstesna isimlerdendir.

1926-1939 yılları arasında Avrupa’da yaşayan Adıvar, daha çok siyasetçi kimliğiyle öne çıksa da, doktorluk ve hocalığıyla da bilinir.

Adıvar’ın Türk düşünce dünyasındaki asıl önemi ise, hem hayatında hem de bilimsel üretiminde yüksek ahlaki standartlar gütmesiyle kendisinden sonraki aydın kuşağını derinden etkilemesi.

Adıvar’ın bu yönünün çok net görülebildiği alanlardan biri ise, bilimden siyasete pek çok konuyu irdelediği 1940’lı ve 1950’li yıllardaki gazete yazılarıdır.

İşte Tuncay Birkan’ın derlediği ve yayına hazırladığı bu kitap da, Adıvar’ın bu yazıları arasından ilk defa kitaplaşan yüz civarı yazısını bir araya getiriyor.

Adıvar burada, hukuktan demokrasiye, edebiyattan tıp ve tarihe, bilimden ahlaka, yeni hümanizmden tarih felsefesine ve dilden kültüre pek çok konudaki fikirlerini bizimle paylaşıyor.

Birkan’ın kapsamlı bir sunuş yazısıyla açılan kitap, Türk aydını ve Türkiye’nin geçmişten bugüne gelen sorunları üzerine düşünmek isteyen okurlara çok zengin bir perspektif verecek türden.

  • Künye: Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek, derleyen ve yayına hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2020

Simon Critchley – Sonsuz Talep (2010)

Simon Critchley ‘Sonsuz Talep’te, siyasetin yarattığı hayal kırıklığını bertaraf edebilecek bir etik anlayışı, başka bir deyişle direniş siyasetinin yolunu açacak bir etik deneyimi inşa etmeye koyuluyor.

Ahlaki benliklerin faaliyetini hem betimleyebilecek hem derinleştirebilecek normatif kuvvete sahip bir etik öznellik modeli sunmaya girişen düşünür, bunu yaparken de Kant, Marx, Foucault, Levinas, Badiou, Ranciere ve Lacan gibi önemli düşünürlerin fikirlerine uzanıyor.

Adaletsizliğin gün geçtikçe katlandığı bir dünyada Critchley, “Vicdan ile siyasal eylem arasındaki bağlantı nedir?” gibi hayati bir sorunun yanıtını arıyor.

Kitabın asıl katkısı, kapitalist liberal demokraside yaşanan siyasal hayal kırıklığının nedenlerini araştırması ve daha da önemlisi, bu hayal kırıklığını ve onun doğurması muhtemel nihilist tepkileri, insanları motive etme gücü olan radikal bir siyasetle aşmanın yollarını analiz etmesi.

  • Künye: Simon Critchley – Sonsuz Talep: Bağlanma Etiği, Direniş Siyaseti, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 174 sayfa

Dana Arnold – Sanat Tarihi (2019)

Bu kısa ama zengin inceleme, sanatı, sanatın üretiliş sürecini, sanat eserini yorumlayıp anlamlandırmanın ne anlama geldiğini ve sanat tarihini, özlü ve çarpıcı bir üslupla anlatıyor.

Dana Arnold’un eseri, basitçe bir sanat tarihi çalışması değil.

Kitap, sanatın bize ne söylediğini; bir esere bakarken onu yaratan sanatçının, konunun, malzemenin, zamanın ve mekânın bize nasıl ipuçları verebileceğini; sanata bakmanın ve sanatı öğrenmenin bize ne gibi katkılarının olabileceğini; sanatın bireysel ve toplumsal hayatımızı nasıl etkileyebileceğini ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Arnold bunu yaparken de, bizi Monet, da Vinci, da Fabriano, Velazquez, Raphael, Rodin, Picasso, Reynolds, Pollock, Warhol ve Man Ray’e gibi pek çok sanatçının eserlerini, bunun yanı sıra, Venedik Okulu’ndan Terakota Ordusu heykellerine kadar farklı birçok üslup ve anlayışı izliyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı da, sadece Batı’nın değil Doğu’nun sanatsal üretimini de dikkate alması.

  • Künye: Dana Arnold – Sanat Tarihi: Çok Kısa Bir Başlangıç, çeviren: Tuncay Birkan, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, sanat tarihi, 168 sayfa, 2019

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960 (2019)

Cumhuriyetin erken dönemlerinde Türk muharririnin zihin dünyasını meşgul eden fikir ve çelişkiler nelerdi?

Tuncay Birkan, kapsamıyla dikkat çeken bu enfes kitabında, 1930-1960 arasında çıkmış gazete ve dergiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarak bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Çalışma, Refik Halit Karay’dan Peyami Safa’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Nahid Sırrı Örik’ten Nurullah Ataç’a, Reşat Nuri Güntekin’den Halit Ziya Uşaklıgil’e ve Sabiha Sertel’den Suat Derviş’e, dönemin önde gelen isimlerinin devletle, ülkeyle, milliyetçilikle, henüz ayakları üzerinde durmaya başlamış Cumhuriyetle, Köy Enstitüleriyle ve dönemin çağdaş fikirleriyle kurdukları ilişkiyi derinlemesine analiz ediyor.

Birkan o dönemin Türkiye’si hakkında yazarken, tek bir hâkim fikir veya ideolojinin egemen olduğu bir dönemden ziyade, süreci sürekli değişen ve dönüşen hareketli bir resim olarak ele alıyor.

Çalışmayı, Türk yazarının mirası, yazar ve yazar ile iktidar arasındaki ilişki hakkında derin bir sorgulama okumak isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960, Metis Yayınları, inceleme, 526 sayfa, 2019

Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri (2009)

Virginia Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak çalışmalarını sürdüren Allan Megill ‘Aşırığılın Peygamberleri’nde, modernizm ve postmodernizmin dört ünlü düşünürü olan Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida’nın düşüncelerini irdeliyor.

Bu isimleri incelerken, kapsamlı bir modernizm ve postmodernizm analizi sunması ise kitabın ilgi çeken yönlerinden.

İlk baskısı 1985 yılında yapılan çalışma esas olarak, ele aldığı isimlerin hangi özellikleriyle, modern Batı’nın düşünce tarihine damga vurduklarını gösteriyor.

Yazar düşünürleri, sahip olduklarını söylediği “estetist duyarlılıklar”ı ve modern/postmodern süreçlerle yaşadıkları krizler çerçevesinden yorumluyor.

  • Künye: Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri, çeviren: Tuncay Birkan, Ayraç Yayınevi, felsefe, 519 sayfa

Richard Sennett – Yabancı (2014)

Bir yabancı olmanın ne demek olduğuna dair iki deneme.

Bunlardan ilki, 16. yüzyılın şafağında küresel bir ticaret imparatorluğunun merkezi haline gelen Venedik’te istenmeyen ilan edilmiş Yahudiler.

İkincisi ise, hayatının büyük bölümünü sürgünde geçiren, 19. yüzyılın Rus reformcusu Alexandr Herzen’in hayatı etrafında gelişiyor.

  • Künye: Richard Sennett – Yabancı, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları

Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü (2017)

Kültür eleştirmeni Helmut Lethen’in 1994’te yayımlanan ‘Soğuk Temas’ı, 1914-1945 arası dönemde Alman kültüründe yaşanan travmanın ve bunun sonraya miras kalan izdüşümlerinin izini sürüyor.

Alman İmparatorluğu’nun tarihin tozlu sayfalarında kendi yerini almasından sonra, Alman toplumu kendini bir anda modern hayatın getirdiği karmaşaların göbeğinde bulmuştu.

Modern hayat ve onun gereklerinin aniden su yüzüne çıktığı bu durum karşısında, insanlar cemaat adı altında bir topluluk ideali inşa etmeye koyulmuştu.

Fakat bu durum da, tarihten bildiğimiz gibi, tehlikeli siyasi sonuçlar doğurmuştu.

Öte yandan antropolog Helmuth Plessner de, ‘Cemaatin Sınırları’ adlı kitabıyla, bu cemaat fikrinin varacağı tehlikeli boyutları ortaya koymuş, cemaat fikrinin karşısına da yabancılardan oluşan açık bir toplum fikrini tartışmaya açmıştı.

İşte Helmut Lethen’in bu çalışması da, hem söz konusu sürecin kapsamlı bir belgeselini çekiyor hem de Helmuth Plessner’in tezlerini yeni baştan yorumlamaya koyuluyor.

Kitap bunun yanı sıra, “insan doğası” ve “mesafe” gibi kavramaların tarihsel kökenlerine doğru yol alıyor ve bunun Friedrich Nietzsche, Bertolt Brecht, Siegfried Kracauer, Walter Benjamin, Carl Schmitt ve Ernst Jünger gibi isimlerin fikirleri bağlamında tartışmaya açıyor.

  • Künye: Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, kültürel çalışmalar, 304 sayfa

Ursula K. Le Guin – Zihinde Bir Dalga (2017)

  • ZİHİNDE BİR DALGA, Ursula K. Le Guin, çeviren: Tuncay Birkan, Müge Gürsoy Sökmen, Özge Çelik, Özde Duygu Gürkan ve Savaş Kılıç, Metis Yayınları, deneme, 296 sayfa

‘Yerdeniz’ serisinden ‘Mülksüzler’e, dünya edebiyatına büyük yapıtlar armağan etmiş Ursula K. Le Guin’den farklı konulara eğilen denemeler. Le Guin’in edebiyat, yazmak ve okumak, yazarlar, hayat ve hayal gücü gibi konularda dair kaleme aldığı denemeler, kendisinin külliyatına önemli bir katkı sunuyor. Le Guin buradaki yazılarında kadın olmak, yaşlı olmak, okur olmak, yazar olmak, güzellik saplantısı, toplumsal cinsiyet, gerçek ve kurmaca, gençlik, koleksiyoncular, anlamak ve dinlemek, yazarlık atölyeleri gibi pek çok konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor. Kitabın bir diğer ilgi çekici yanı da, Le Guin’in Tolstoy, Borges, Dickens, Twain ve J. R. R. Tolkien gibi yazarlar üzerine değerlendirmelerini barındırması. Sıra dışı bir hayal gücüne sahip bir yazardan hayal gücüne ve yaratıcılığa övgü niteliğinde metinler.