Marguerite Yourcenar – Düş Parası (2015)

Marguerite Yourcenar bu çarpıcı romanında, İtalya’da Musolini diktatörlüğünün hüküm sürdüğü zor bir dönemde, tam olarak 1933 yılında her biri farklı kişilik ve hayallere sahip karakterlerin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Hayat kadını Lina, yaşamını diktatörü yok etmeye adamış Marcella, çıkarcı Dida Ana ve yaşlı ressam Clément, romanda karşımıza çıkan unutulmaz karakterlerden.

‘Düş Parası’, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan öykülerden oluşuyor.

Yourcenar, hepsi de bir şekilde birbiriyle ilişkili olan bu karakterlerin hikâyelerini, elden ele dolaşan 10 liretlik bir madeni para aracılığıyla anlatılıyor.

Para bir karakterden diğerine geçecek ve her geçişte hikâye bambaşka bir boyut kazanacaktır.

  • Künye: Marguerite Yourcenar – Düş Parası, çeviren: Roza Hakmen, Metis Yayınları, roman, 144 sayfa, 2015

Kolektif – Barış Açısını Savunmak (2015)

Türkiye’nin Kürt sorununun çözümünde önemli bir eşik olan Çözüm/Barış Süreci’ne ne oldu?

Bu soruyu, ülkenin demokratikleşme sorununu bağlamında irdeleyen eldeki kitap, Türkiye Barış Meclisi’nin süreç hakkında düzenlediği bir konferansta yapılmış sunumlar ile bir raporu barındırıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Barış Süreci’ne giden yol, Müzakereler sürecinde hukukun işleyişi,
  • Barış sürecinin toplumsallaşması,
  • Barış Süreci ve geçmişle yüzleşme,
  • Dünya deneyimleri ışığında Kürt meselesi ve çözüm,
  • Bölgesel gelişmelerin Çözüm Süreci’ne etkileri,
  • Kadınların gözüyle çözüm süreci,
  • Çözüm Süreci’nde medyanın rolü ve tavrı,
  • Çözüm Süreci hakkında kamuoyundaki algılar,
  • Barış Süreci’nde sivil toplumun rolü,
  • Çözüm Süreci’nde kırılmalar,
  • Paramiliter yapıların silahsızlandırılması,
  • Güney Afrika ve Kuzey İrlanda deneyimleri üzerinden barış müzakerelerinin kurumsal yapısı…

Siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların katkıda bulunduğu bu değerli çalışma, Çözüm Süreci’nin yanı sıra, Gezi’den yeni anayasa çalışmalarına dek Türkiye’nin genel demokratikleşme sürecine de ışık tutacak nitelikte.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Necmiye Alpay, Şemsa Özar, Hakan Tahmaz, Ahmet Faruk Ünsal, Arzu Yılmaz, Atilla Yayla, Ayşe Betül Çelik, Cuma Çiçek, Ebru Günay, Emel Ataktürk Sevimli, Evren Balta, Ferhat Kentel, Galip Dalay, Hakan Yılmaz, Harun Ercan, Levent Korkut, Maya Arakon, Mehmet Emin Ekmen, Murat Çelikkan, Nil Mutluer, Selma Irmak, Turgut Tarhanlı ve Yasemin İnceoğlu.

  • Künye: Kolektif – Barış Açısını Savunmak, hazırlayan: Necmiye Alpay ve Hakan Tahmaz, Metis Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2015

Alasdair Gray – Lanarak (2009)

İskoç yazar ve ressam Alasdair Gray’in, fantazi edebiyatının özgün eserlerinden ‘Lanark’ı, korkutucu, soğuk bir dünyada yaşayan başkahramanının, buradan hayallerinin dünyasına kaçma çabalarını hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Lanark, güneşin hiç olmadığı, kurşuni bir dünyada yaşar.

Onun tek hayali de, bu cehennemden kaçarak güneşin ve sevginin bulunduğu bir dünyaya gitmektir.

Böylece yola koyulan Lanark, saf bilinçten ibaret bir kâhinden, Duncan Thaw’un öyküsünü dinler.

Öyküde, sanatın zincire vurulduğu bir dünyadan kaçarak sanatsal özgürlüğe ve yetkinliğe ulaşmaya çalışan Thaw’un trajikomik hayatı anlatılır.

Lanark öyküyü dinlediği andan itibaren, Thaw’u kendine yakın görür.

Zira ikisinin de kaderi benzerdir.

Gray, başına gelen tüm aksiliklere ve belalara rağmen, yolculuğuna inatla devam eden Lanark’ın yaşadıklarını anlattığı romanında, tüketim toplumunu da kıyasıya eleştiriyor.

  • Künye: Alasdair Gray – Lanarak, çeviren: Emine Ayhan, Metis Yayınları, roman, 611 sayfa

Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (2019)

Kimlik ve tanınma, modern dünyanın en önemli ve neredeyse her zaman en karmaşık meselelerindendir.

Türkiye’de de kimlikler Tanzimat’tan itibaren belirlenmiş olsa da, aradan geçen zamana rağmen kimlikler arasındaki çatışma sona ermedi.

İşin kötü bir tarafı da, bu çatışmalar her seferinde hem politikayı belirledi hem de politika tarafından bizzat belirlendi.

İşte Fırat Mollaer’in bu önemli çalışması, kimlik, kimliğin mahiyeti ve kimlik politikasının dinamikleri üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Mollaer’in bunu yaparken de, kimlik ve tanınma mücadelesini çağdaş sosyal-siyasal kuram ile postkolonyal çalışmalar çerçevesinde, Edward Said’in izinde çözümlemesi ise, kitabı özgün kılan hususların başında geliyor.

Kimliklere dair kavramsal, kuramsal bir çerçeve oluşturarak kitabına başlayan Mollaer, devamında da, tanınma politikasından sömürge toplumlarında tanınma olgusuna, dünyadaki kimlik ve sürgün anlatısından kimlik alegorilerine pek çok konuyu irdeliyor.

Kimlik ve tanınma sorununun etik-politik sorumlulukla yakından ilgili olduğunu belirten Mollaer’in kitabı, konuya dair yürütülen tartışmaların ne denli canlı olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (Edward Said’in İzinde), Metis Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Yeni İktidar, Yeni Direniş (2015)

❝Yeni Türkiye❞nin gittikçe otoriterleşen iktidarını ve buna karşı varlık gösterecek bir muhalefetin imkânlarını tartışan makaleler, bu şahane derlemede.

Kitapta,

  • Türkiye’de ve Dünyada dönüşen sermaye-ulus devlet karşısında yerelötesi müşterekler siyaseti,
  • AKP’nin politik ekonomisinin çıkmazları,
  • Yeni hükümranlık yöntemleri karşısında yeni direniş biçimleri,
  • AKP’nin hizmet idealinin popülist dinamikleri,
  • Türkiye’deki Müslüman antikapitalist hareketin gelecek için bize neler söyleyebileceği,
  • Gezi’yle ortaya çıkan yeni muhalefet biçimi,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Susan Buck-Morss, Ayşe Çavdar, Mine Eder, Mahmut Mutman, Ceren Özselçuk ve Şemsa Özar.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Yeni İktidar, Yeni Direniş, hazırlayan: Yahya M. Madra, Metis Yayınları

Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960 (2019)

Cumhuriyetin erken dönemlerinde Türk muharririnin zihin dünyasını meşgul eden fikir ve çelişkiler nelerdi?

Tuncay Birkan, kapsamıyla dikkat çeken bu enfes kitabında, 1930-1960 arasında çıkmış gazete ve dergiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarak bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Çalışma, Refik Halit Karay’dan Peyami Safa’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Nahid Sırrı Örik’ten Nurullah Ataç’a, Reşat Nuri Güntekin’den Halit Ziya Uşaklıgil’e ve Sabiha Sertel’den Suat Derviş’e, dönemin önde gelen isimlerinin devletle, ülkeyle, milliyetçilikle, henüz ayakları üzerinde durmaya başlamış Cumhuriyetle, Köy Enstitüleriyle ve dönemin çağdaş fikirleriyle kurdukları ilişkiyi derinlemesine analiz ediyor.

Birkan o dönemin Türkiye’si hakkında yazarken, tek bir hâkim fikir veya ideolojinin egemen olduğu bir dönemden ziyade, süreci sürekli değişen ve dönüşen hareketli bir resim olarak ele alıyor.

Çalışmayı, Türk yazarının mirası, yazar ve yazar ile iktidar arasındaki ilişki hakkında derin bir sorgulama okumak isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960, Metis Yayınları, inceleme, 526 sayfa, 2019

David C. Catling – Astrobiyoloji (2019)

Bilmeyenler için açıklayalım: Astrobiyoloji, Dünya’daki yaşamın kökenini ve evrimini, ayrıca başka yerlerde mümkün olan çeşitli yaşam biçimlerini inceleyen bir bilim dalıdır.

Astrobiyoloji yaşamın nasıl tanımlanması gerektiği gibi zor bir soruyu gündeme getirir.

Dünya’nın ötesinde tam olarak ne arıyoruz?

Kendisi de bir gezegenbilimci ve astrobiyolog olan David C. Catling, bu çalışmasında, dünyadaki yaşamın kökeni ve evrimi ile dünyanın ötesindeki yaşam üzerine astrobiyolojinin ne yanıtlar verdiğini ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Konuya yeni yeni ilgi duyanlar kadar bu alanda çalışanların da severek okuyacağı kitapta,

  • Dünyada yaşamı ortaya çıkaran koşulların neler olduğu,
  • Bu yaşamın hangi ilkeler temelinde geliştiği,
  • Gezegenimiz mevcut haline erişmeden önce nasıl evrelerden geçtiği,
  • Kitlesel yok oluşlara hangi olayların yol açtığı,
  • Dünyamızı nasıl bir geleceğin beklediği,
  • Gezegenlerin nasıl oluştuğu,
  • Güneş Sistemi’nde ve ötesinde hangi gezegenlerde yaşamın ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu…

Kitap bu ve bunun gibi konuları irdeliyor ve bunu yaparken astrobiyoloji alanındaki güncel durum ve disiplinin temel meseleleri hakkında okuru bilgilendiriyor.

  • Künye: David C. Catling – Astrobiyoloji: Dünyada ve Evrende Yaşam, çeviren: Ahmet Burak Kaya, Metis Yayınları, bilim, 168 sayfa, 2018

Alain Badiou – Fransız Felsefesinin Macerası (2015)

Alan Badiou’dan, bugün artık başlı başına bir felsefe okulu olmuş Fransız felsefesinin 1960’lardan günümüze öznel bir dökümünü sunuyor.

Bu dönemin Fransız felsefesinin tefekkür ve bilgeliğin yerine eylemi tercih etmeyi önerdiğini söyleyen Badiou, Sartre’dan Deleuze’a, Lacan’dan Foucault’ya birçok filozofu derinlikli bir okumaya tabi tutuyor.

Badiou, bunu yaparken 1960’lardan 1980’lere, oradan 1990’ların ortalarına uzanıyor ve Avrupa felsefesine yön vermiş bu isimlerin hem felsefi söylemlerini eleştirel bir bakışla analiz ediyor hem de bu isimlerin kendisindeki karşılıkları üzerine yoğun bir şekilde düşünüyor.

Badiou’nun burada tartıştığı düşünürlerin tam listesi:

Jean-Paul Sartre, Paul Ricœur, Georges Canguilhem, Louis Althusser, Jacques Lacan, Michel Foucault, Gilles Deleuze, Jacques Derrida ve Jacques Rancière.

  • Künye: Alain Badiou – Fransız Felsefesinin Macerası:1960’lardan Günümüze, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2015

Kolektif – Bilge Karasu Aramızda (2019)

Son zamanların en güzel haberlerinden biri elimizdeki kitap.

Bilge Karasu’nun anısına bir armağan olarak hazırlanmış ‘Bilge Karasu Aramızda’ ilkin 1997’de yayımlanmış, uzun zamandır da hiçbir yerde bulunamıyordu.

Şimdi yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitap, Karasu’nun öğrencilerinin, eleştirmenlerin ve dostlarının kendisi hakkında kaleme aldıkları yazılardan oluşuyor.

Bilge Karasu, 1950’li yılların başından bugüne edebiyatımızı ve düşünce dünyamızı etkilemeye devam ediyor.

Bu etkiyi, genç kuşaklar üzerinde de görmek mümkün.

Bir yönüyle bu genç okur kitlesini hedefleyen kitap, Karasu’nun zengin edebi ve düşünsel dünyasını bir kez daha gözler önüne sermesiyle altın değerinde bir çalışma.

Kitap, ‘Seslenişler, Anılar, İzler’, ‘Çağrışımlar’ ve ‘İncelemeler, Değinmeler, Yorumlar’ başlıklı üç bölümden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mustafa Arslantunalı, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Sıtkı M. Erinç, Oruç Aruoba, Cüneyt Türel, Tomris Uyar, Selim İleri, Mehmet H. Doğan, Talat Sait Halman, Barış Pirhasan, Hasan Cemaleddin Gürpınar, Nil Kara, Alain Mascarou, Balkan Naci İslimyeli, Gündüz Vassaf, Ülker Gökberk, Güven Turan, Enis Batur, Doğan Hızlan, İskender Savaşır, Nurdan Gürbilek, İoanna Kuçuradi, Hamdi Bravo ve Türker Armaner.

  • Künye: Kolektif – Bilge Karasu Aramızda, hazırlayan: Füsun Akatlı ve Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 288 sayfa, 2019

Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri (2018)

Dünyayı sarsan ekonomik krizlere, artan işsizliğe, göç sorununa, belirsizliğin artışına, sağ iktidarların hızla yükselmesine ve demokrasinin yozlaşmasına bakıldığında, küreselleşmenin vaatlerinden hiçbirinin gerçekleşmediği görülüyor.

Bugün yaşadığımız kriz, yalnızca küreselleşme krizi değil.

Bilakis onun zeminini oluşturan kapitalist dünya ekonomisinin ve ulus-devletin krizidir.

Burada daha önce ‘Yeni İşler, Yeni İşçiler‘ adlı kitabına da yer verdiğimiz Aslıhan Aykaç elimizdeki önemli çalışmasında da, kapitalizmin ekonomik yaklaşımına alternatif dayanışmacı bir ekonomi modeli sunuyor.

Kitapta ortaya konan dayanışma seçeneği ise, ekonomik konular yerine toplumsal konulara öncelik veren bir politik ve ekonomik örgütlenmeyi odağına alan yeni bir düşünme biçimi öneriyor.

Kitapta,

  • Üretimde ve bölüşümde dayanışmayı odağına alan ekonomiler ve ağların imkânları ve sınırlarının neler olduğu,
  • Günümüzün çürüyen demokrasileri karşısında “işyeri demokrasisine” vurgu yapmanın önemi,
  • İş ve çalışmanın niteliğinde ortaya çıkan güncel değişimler,
  • Küresel ekonomi içinde emeğin bugünkü durumu,
  • Ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışma, dünyanın farklı yerlerinden dayanışma ekonomilerine örnekler vermesi ve küresel ekonomiye devlet ve piyasa dışındaki alternatifleri tartışmasıyla büyük önem arz ediyor.

Aykaç, kapitalist piyasanın kuralları (arz, talep, tam rekabet ve diğerleri) geniş bir kitlenin ihtiyaçlarını karşılama, dayanışmaya dayalı, çevreye duyarlı ve adil bir üretim sistemi karşısında ikincil konumda olduğu gerçeğini hatırlatıyor.

Yazar, dayanışma ekonomilerinin ise, üretim ve bölüşümü aynı kurumsal ve toplumsal çerçeve içinde birleştirerek toplumun farklı kesimleri arasında ortaya çıkacak çıkar çatışmalarını önlemeyi hedeflediğini belirtiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Gelecek kuşakların politik ve ekonomik örgütlenmesinin öncülü kapitalist dünya ekonomisi ve ulus-devlet olmayacak. İnsanların taleplerini ekonomik kalkınma, eşitlik, siyasi temsil ve demokrasi gibi genel kategorilerde toplamak mümkün değil. Yeni toplumsal hareketlerde gündem yaratan talepler çok daha çeşitlidir ve aynı zamanda kesişimseldir; bu talepleri verimlilik, gelişme veya optimal denge gibi tamamen rasyonel seçeneklerle karşılamak bugünün şartlarında oldukça zordur.” s. 16

“Dayanışma alternatifi tek bir biçimde, standart bir kurumsal yapıda veya tipik bir ekonomik alana ait olarak ortaya çıkmaz. Dayanışma, farklı biçimlerde yereldeki insan kaynağını ve doğal kaynakları kullanarak gelişir.” s.17

“Kapitalist dünya ekonomisinin arızaları sıklaştıkça yerel örgütlenmeler ve toplumsal olana yönelik ilginin yoğunlaşacağı öngörülebilir. Bundan sonraki iş, bu dağınık, düzensiz dönüşümden bir anlam yaratmak olacak.” s. 18-19

“Modern ve çalışkan bir toplumu ortaya çıkaracak lineer ve bütünsel bir yolun evrensel olarak dayatılması yalnızca bir illüzyona yol açar. Modern toplum, içinde bulunduğu toplumsal, çevresel sorunlar ve ekonomik kısıtlarla, bir ideal tip olmaktan çok uzaktır.” s. 19-20

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri: Üretim ve Bölüşüme Alternatif Yaklaşımlar, Metis Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2018