Ebru Deniz Ozan- Gülme Sırası Bizde (2012)

 

  • GÜLME SIRASI BİZDE, Ebru Deniz Ozan, Metis Yayınları, inceleme, 214 sayfa

Ebru Deniz Ozan, nitelikli çalışması ‘Gülme Sırası Bizde’de, 12 Eylül darbesine giden süreçte sermaye sınıfının konumunu, rolünü araştırıyor ve böylelikle, darbeden esas kârlı çıkan toplumsal kesimleri ortaya koyuyor. Hatırlanacağı gibi dönemin TİSK Başkanı Halit Narin, darbe sonrasında “Yirmi yıl işçiler güldü biz ağladık; şimdi gülme sırası bizde” sözünü sarfetmişti. Ozan, sermaye sınıfı ile devletin sınıfsal rolünde meydana gelen değişim arasındaki ilişkiyi yetkin gözlemlerle irdeler ve dönemin kazanan ve kaybedenlerini ortaya koyarken, darbeyle girişilecek gerçekçi bir hesaplaşmaya da önemli bir katkı sunuyor.

Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin (haz.) – Neoliberalizm ve Mahremiyet (2011)

  • NEOLİBERALİZM VE MAHREMİYET, hazırlayan: Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin, Metis Yayınları, inceleme, 285 sayfa

 

‘Neoliberalizm ve Mahremiyet’te yer alan makaleler, Türkiye’de mahremiyetin kapsamını, beden, sağlık ve cinsellik boyutlarıyla masaya yatırıyor. Kitabın ilk bölümünde, Türkiye’de sağlık sisteminde son otuz yılda yaşanmakta olan dönüşüme farklı pencerelerden bakılıyor. Burada, tüm dünyada gerçekleşen sağlık sistemlerinin neoliberalleşme ekseninde yeniden yapılanması sürecine Türkiye örneği üzerinden mercek tutuluyor. Kitabın ikinci bölümünde, modern tıbbın hasta bedenleri ve öznellikleri üzerindeki etkileri irdeleniyor; son bölümde de, cinsiyet ilişkilerinin ve cinsel kimliklerin, neoliberalleşmeyle birlikte nasıl dönüştüğü ortaya koyuluyor.

Rana Dasgupta – Solo (2011)

  • SOLO, Rana Dasgupta, çeviren: Beril Eyüboğlu, Metis Yayınları, roman, 357 sayfa

 

Hint yazar Rana Dasgupta, ödüllü romanı ‘Solo’da, yaşlı karakteri Ulrich’in geçmişi ve şimdiki hayatı aracılığıyla hayatla bir hesaplaşmaya girişiyor diyebiliriz. Yüz yaşında bir münzevi olan Ulrich’in hayatı, ülkesi Bulgaristan’ın inişli çıkışlı tarihince belirlenmiştir. Ulrich, şimdi öleceği günü beklerken, aynı zamanda sonu gelmez bir çabayla, kendisinin ve ülkesinin çalkantılı geçmişini hatırlamaktadır. Anılarda savaşlar; kapitalizmden komünizme ve komünizmden kapitalizme geçişler; bilim, teknoloji ve sanattaki devrimler bulunmaktadır ve Ulrich’in de geçmişinden miras kalan hayal kırıklıkları için tek avuntusu, engin hayal gücüdür.

Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

Aslı Biçen – Tehdit Mektupları (2011)

  • TEHDİT MEKTUPLARI, Aslı Biçen, Metis Yayınları, roman, 138 sayfa

 

‘Elime Tutun’ ve ‘İnceldiği Yerden’ adlı kitaplarıyla bilinen Aslı Biçen, yeni romanı ‘Tehdit Mektupları’nda, askeri darbenin ertesindeki Türkiye’nin özgün bir panoramasını çiziyor. Bir mahkeme salonunda başlayan roman, sol harekete mesafeli olduğu halde silahlı örgüte yardım etmekten yargılanan bir genci; oğlunu kurtarmak için mücadele eden bir babayı ve davaya bakan ülkücü bir savcıyı karşımıza çıkarıyor. Hikâyesini, mahkeme tutanakları, tehdit mektupları, sanığın günlüğü ve bir sevgiliye yazılmış mektuplar üzerine kuran roman, Türkiye yakın tarihinin sıkıntılı bir döneminde farklı kişilikler üzerinden toplumun vicdanını sorguluyor.

Juli Zeh – Temize Havale (2011)

  • TEMİZE HAVALE, Juli Zeh, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Metis Yayınları, roman, 189 sayfa

 

Türkçede de bilinen kalemlerden olan Alman yazar Juli Zeh, ‘Temize Havale’ adlı son romanında, eleştirel tavrından taviz vermeyen bir üslupla, içinde bulunduğu Batı toplumunun değerleriyle yüzleşiyor. Yazar bunu yaparken de, çok basit bir kavram üzerinden; Batı’nın temizlikle kurduğu ilişkinin ayrıntıları üzerinden ilerliyor. Zeh’in romanı, baş kahramanı Mia Holl’un karmaşık ve belirsiz hayat hikâyesi aracılığıyla, bir sistemin bedenler üzerinde hijyeni ve sağlığı kullanarak nasıl devasa bir tasarruf kurduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Zeh romanında, Batı dünyasını irade ve vicdandan yoksun, adaletsiz bir sistem olarak resmediyor.

Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği (2011)

Psikanaliz ve felsefe ilişkisini irdelediği çalışmalarıyla bilinen Alenka Zupančič bu eserinde, felsefenin komediyle ilişkisine odaklanıyor.

Komedinin önemli bir düşünce nesnesi olduğu ve böylelikle felsefe ile psikanalizin insana dair kavrayışında komediden öğrenebileceği birçok şey bulunduğu, Zupančič’in çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Komediyle ilgili düşüncelerin çoğu zaman ideolojik bakış açılarına kurban edildiğini, ayrıca gülme ve mizahın ideolojiyle yakın ittifak içinde olduğunu söyleyen yazar, komedi konusunda ideolojinin takındığı katı fanatizmin karşısına, felsefenin içinde bulunduğunu savladığı komedi nüvelerini koyuyor.

  • Künye: Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 214 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein – Filmler ve Rüyalar (2011)

  • FİLMLER VE RÜYALAR, Thorsten Botz-Bornstein, çeviren: Cem Soydemir, Metis Yayınları, sinema, 207 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein, ilginç çalışması ‘Filmler ve Rüyalar’da, Freud’un rüya kuramını film çalışmalarına uyguluyor. Yazar incelemesini, Andrey Tarkovski, Ingmar Bergman, Aleksandr Sokurov, Stanley Kubrick ve Wong Kar-Wai gibi sinema tarihinin önemli yönetmenleri üzerinden yapıyor. Film çalışmalarında rüya kuramına başvururken, rüyaları estetik ifadeler olarak ele alan Botz-Bornstein, adı geçen yönetmenlerin, bu ifadeleri nasıl geliştirdiklerini irdeliyor. Rüyaların, farklı şekillerde kullanabildikleri bir “rüya zamanı”na sahip oldukları ve böylece rüyaların filmlerle bünyevi benzerlikler taşıdığı, yazarın dikkat çeken tezlerinden.

Jacques Rancière – Siyasalın Kıyısında (2007)

  • SİYASALIN KIYISINDA, Jacques Rancière, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 163 sayfa

 

Jacques Rancière ‘Siyasalın Kıyısında’da, Atina’da icat edilen siyaset ve demokrasi kavramlarının izini sürerek, günümüzdeki “siyasalın dönüşü” tartışmalarına kadar uzanıyor. Son dönem sol Fransız düşünürleri arasında öne çıkan aktörlerden biri olan Rancière, özellikle siyaset-demokrasi ilişkisi, entelektüellerin rolü ve tarih felsefesi alanında yazdıklarıyla çok tartışılan bir isim. Düşünürün ilk Fransızca baskısı 1990 yılında yapılan bu kitabı, Halk kavramının görmüş olduğu bozguncu işleve atıfta bulunarak, köleler, kadınlar ve proleterler gibi, halkın “sayılmayan”, “esamisi okunmayan” kesimlerinin verdikleri mücadelelerle nasıl “sayılanlar” arasına katıldıklarını göstermeyi amaçlıyor. Kitabın bu çevirisinde, çalışmanın Fransızca ilk basımında ve İngilizce çevirisinde bulunmayan yazıların da yer aldığını özellikle belirtmiş olalım.

David Sloan Wilson – Herkes İçin Evrim (2011)

  • HERKES İÇİN EVRİM, David Sloan Wilson, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 385 sayfa

 

Biyoloji ve antropoloji profesörü David Sloan Wilson, uzun yıllar evrim konusunda ders vermiş. Bu dersleriyle aynı adı taşıyan ‘Herkes İçin Evrim’, Charles Darwin’in doğal seçilim kuramını kolay anlaşılabilir bir üslupla ele alıyor. Wilson’un anlatımında öne çıkan husus, evrim teorisini yalnızca bilim alanına özgü bir konu olarak değil, başka disiplinlerle ve gündelik hayatla iç içe geçmiş bir teori olarak değerlendirmesi. Burada dikkat çeken tezlerden biri de, işbirliği ve dayanışmanın doğal seçilim sürecinde önemli faktörler olduğu. Wilson evrim sürecinin, uyum sağlayan, işbirliği yapan ve dayanışan grupların lehine olduğunu savunuyor.