Eylem Şen – Anti-Faşizmin Estetiği (2021)

1945 sonrası İtalya’da faşizmle yüzleşen filmleri ele alan ufuk açıcı bir çalışma.

Eylem Şen, sağlam bir film analiz yöntemiyle ördüğü çalışmasıyla, izleyiciyi özgürleştiren ve bir özne olarak sorumluluk almaya teşvik eden sinema kuramlarına katkıda bulunuyor.

Sinema modernizmin en özgürlükçü buluşlarından biri olarak, kimsenin kimseyi ezmediği bir dünya hasretinin, tekniğin imkânlarıyla gönüllere taht kurmasını sağlayabilir.

Bu tahtın bahtını yapmak için, kökenlerini Griffith’in tek bir görüşü hiçbir şekilde sorgulamaksızın kabul ettirmeye dayalı estetik anlayışından alan Hollywood’un klasik anlatı sinemasının alışkanlıklardan kopuş gerekir.

Bu kopuş sanat ve estetik hakkında ilkçağlardan itibaren süregiden “güzel”, “gerçek”, “iyi” kavramlarına dair bir bakış açısı yaratmakla başlar.

Sinemada faşizm eleştirisinin estetik politikası üzerine bir çalışma yapabilmek için; estetiğin felsefi ve ideolojik gelişimine, anti-faşist mücadelelerin tarihine, sinemada anti-faşist ve özgürlükçü film biçimi arayışlarının geçmişine, faşizmin emperyalist yayılmacılığının damgasını vurduğu 1930’ların sonunda Georg Lukács ile Ernst Bloch arasında başlayıp Walter Benjamin ve Bertolt Brecht’in de dâhil olduğu gerçekçilik tartışmalarına, Vertov’un manifestosuna, egemen film biçimlerine ve burjuva ideolojisine en ileri noktadan saldıran Godard’ın film biçimine bakılarak yol alınmalıdır.

İşte tam da bu yolu izleyen Şen’in nitelikli çalışması, hem sinema, faşizm ve anti-faşist mücadeleler hakkında önemli fikirler, felsefeler, imgeler sunuyor hem de sınıfsız, sınırsız, özgür bir dünya düşü uğruna mücadele edenlerin referans alabileceği özgürleştirici bir estetik politika sunuyor.

  • Künye: Eylem Şen – Anti-Faşizmin Estetiği: 1945 Sonrası İtalyan Sinemasında Faşizm Eleştirisi, Nota Bene Yayınları, sinema, 240 sayfa, 2021

Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler (2021)

Bugün hayatımızda büyük yer kaplayan “Büyük Veri”, “Dijital Emek” ve “Dijital Siyaset” gibi konulara odaklanan nitelikli bir derleme.

‘Dijital Nesneler, Dijital Özneler’, söz konusu kavramları emek, kapitalizm ve siyaset bağlamında tartışıyor.

Kitapta,

  • Büyük veri kapitalizmi,
  • Büyük veri kapitalizmi çağında Karl Marx,
  • İnsan sonrası bilgi ve siborglar,
  • Posthümanizm,
  • Yeniden üretim merceğinden kültür ve ekonominin kesişiminde emek ve mücadele,
  • Dijitalleştirilmiş işyerinde etkin güvencesizlik, denetim ve direniş,
  • Dijital nesnelerle alternatif özneler oluşturmak,
  • Büyük veri çağında siyasi örgütlenmenin dönüşümü,
  • Ve sabit sermayenin temellükü gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitabın özgün yönlerinden biri de, her bir yazarın makalesine karşılık, başka bir yazarın söz konusu makaleyi değerlendirdiği bir yazının da olması.

Dijital yeni dünyayı kavramak açısından aydınlatıcı bilgiler barındıran çalışmaya yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Christian Fuchs, David Chandler, Paul Rekret, Robert Cowley, Kylie Jarrett, Joanna Boehnert, Phoebe V. Moore, Elisabeth Brighi, Jack Linchuan Qiu, Peter Goodwin, Jodi Dean, Paulina Tambakaki, Paolo Gerbaudo, Anastasia Kavada ve Antonio Negri.

  • Künye: Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler: Büyük Veri Çağında Kapitalizm, Emek ve Siyaset Üzerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar, editör: Christian Fuchs ve David Chandler, çeviren: Gamze Boztepe, Nota Bene Yayınları, siyaset, 312 sayfa, 2021

Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı (2021)

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü üzerine özgün bir çalışma.

Cenk Ağcabay, sömürgecilik tarihi ile Marksist düşüncenin evrimi arasındaki girift ilişkiyi çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

  • Marx da sömürgeci aydınlar gibi batı-merkezci miydi?
  • Hindistan yazılarında ortaya konan görüşleri nasıl yorumlamak gerekiyor?
  • Sömürgecilikle Avrupa Sosyal Demokrasisinin nasıl bir ilişkisi vardı?
  • Lenin’in Marx yorumunu ayırt edici kılan faktörler neler?
  • Bir zamanlar “tarihsiz halklar” olarak nitelenen çevre ülke halkları nasıl bir evrimle dünya proletaryasının öncü gücüne dönüştü?

Ağcabay’ın, geniş kapsamlı çalışması ‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, tam da bu soruları merkeze alarak Marksizmi hem savunanların hem de eleştirilenlerin uzun zamandır meşgul olduğu sorulara çarpıcı yanıtlar veriyor.

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü gibi konular gerek Türkçe literatürde gerek yabancı dilde oldukça az sayıda çalışma tarafından ele alındı.

‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, bu alanda oldukça kapsamlı bir katkı niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor.

Ağcabay’ın savaş, devrim ve sömürgecilik üzerine zihin açıcı analizleri okuyucuya, yerli ve yabancı pek çok kaynağa dayanan zengin bir perspektif sunuyor.

Çalışma, Marksizmin Leninist yorumunu sosyal şovenist ve sosyal demokrat yorumlardan ayırt eden ve muzaffer kılan yönleri anlamak adına mutlaka incelenmesi gereken bir kaynak.

  • Künye: Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı: Sömürgecilik, Savaş, Devrim, Nota Bene Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2021

Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü (2021)

Bir avuç insanın 2010’da başlattığı Gerze Termik Santral direnişi, kısa süre içinde Türkiye tarihinin en güçlü direniş hareketlerinden biri haline geldi.

Bu mücadelenin öznelerinden biri olan Ferhat Hançer de, sürecin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Gerze Termik Santrali direnişi, Yaykıl köyünde Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı başlamıştı.

O mücadelenin öznelerinden biri olan Hançer, 2020 yılında direnişin hikâyesini tüm yönleriyle yazmaya karar verir.

Çalışma, salt bir anlatı veya anı kitabı değil, mücadele eden tüm insanların sesini duyduğumuz, direnişin bütün yönleriyle canlandırıldığı dramatik anlatımıyla dikkat çekiyor.

Kitap, sadece Gerze’de değil, doğayı sömürenlere karşı duranlara çok şey öğretecek harika bir deneyim aktarıyor.

  • Künye: Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü: Gerze’de Bir Doğa Mücadelesi, Nota Bene Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021

Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak (2021)

Kapitalizmin; iletişim teknolojilerinin, medya temsilinin ve dijitalleşmenin gücünü arkasına aldığı günümüzde, Marksizm bize nasıl bir alternatif yol önerebilir?

Tam bu sorunun yanıtını arayan Christian Fuchs, Marx’ı eleştirel bir teknoloji sosyoloğu yahut iletişim kuramcısı olarak yeniden okuyor.

Yazarın da açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, günümüzdeki dijital kapitalizmle mücadele etmek için, Marx’tan ilham alan yeni bir muhalif anlayışa ihtiyacımız vardır.

Fuchs, Marx’ın ‘Kapital’, ‘Grundrisse’, ‘Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları’, ‘Alman İdeolojisi’ ve ‘Komünist Manifesto’ gibi büyük yapıtlarını merkeze alarak düşünürün dijital çağın ana temalarını öngören makine, teknoloji, iletişim ve ideoloji kavramlarını bu bağlamda yorumluyor.

Marksist medya ve iletişim kuramının özlü ve tutarlı bir çalışması olarak okunabilecek kitap, Marx’ın dijital ve iletişimsel kapitalizm çağıyla ilişkisini göstermesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak, çeviren: Diyar Saraçoğlu, Nota Bene Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2021

Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge (2020)

Dersim, daha çok 1937/38’de yaşanan katliamla bilinse de, bölgenin devletin nezdinde düşmanlaştırılması çok daha eskilere dayanır.

Burası, daha 1514’te devletin gözüne batmaya başlamıştı.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde de, her şey 1937/38’de başlayıp bitmedi.

Örneğin Dersim, 1950’li yıllara kadar askeri bölge olarak kalmıştı.

İşte Munzur Güven Kılıç’ın bu çalışması, 1896’lardan özellikle bölge için dönüm noktası olan 1937/38’lere kadar yaşananları tanıklıklar üzerinden ele alıyor.

Bu tanıklıklar, bölge tarihi açısından bazı önemli boşlukları dolduruyor.

Kitabın asıl özgünlüğü ise, Dersim’in yaşadığı acıları ortaya koyduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetkililerin planları, söylemleri ve raporlarının yanı sıra, o dönem bölgede görevli olarak yaşayanların anılarını da barındırması.

Künye: Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge: 1870-1984 Dersim, Nota Bene Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2020

Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (2020)

Koronavirüs hayatımızı kökten dönüştürdü ve göründüğü kadarıyla dönüştürmeye de devam edecek.

Dünyayı alt üst eden Covid-19’u, işin merkezinde yer alan birisinden duymaya ne dersiniz?

Bir acil servis hekimi olan Özen Demir, bize bu konuda merak edilen her şeyi açıklıyor.

Demir, koronavirüs olgusunu kamu sağlığı, klinik pratik, istatistiksel yordamlar, biyoekonomi, toplumsal ekoloji, salgınlar tarihi, biyopolitik prosedürler, bulaşıcı hastalıklar antropolojisi gibi farklı açılardan tartışıyor.

Konuyu “risk” ve “belirsizlik” eksenine ele alan Özen, mevcut krize dair temel tartışmaları sunduğu gibi, salgının toplumsal bağlamları, siyasal yansımaları ve bedensel serüvenleri üzerine de bizi aydınlatıyor.

‘Pandemi’, yaşadığımız süreci daha iyi kavramak ve gelecekte bizi nelerin beklediği üzerine düşünmek isteyen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (Covid-19 Kronikleri), Nota Bene Yayınları, sağlık, 464 sayfa, 2020

Kolektif – Kişisel Olan Politiktir (2020)

Kadın yönelik şiddet dur durak bilmiyor.

Üstüne üstlük, kadınlara yönelik şiddet ile mücadele mekanizmalarının nasıl iyileştirileceği ve geliştirileceğinin konuşulmasına ihtiyacımız olan bu kritik dönemde, halen eviçi şiddet ile mücadele alanında en kapsamlı sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının kullanılmaması tartışılıyor.

Gündelik yaşamda kadınların yaşadıklarının politik olduğunu savunan farklı disiplinlerden akademisyenlerin/aktivistlerin yazılarından oluşan bu kitap, kadınların eviçinde maruz kaldıkları farklı şiddet biçimlerini veri temelli analizler ile irdeliyor, bu alandaki politikaları değerlendirerek eleştiri ve öneriler sunuyor.

Kitap, kamusal politikaların oluşturulmasında veri kullanımının öneminin altını çizerek kadınlara yönelik şiddetin ortadan kalkmasına yönelik mücadeleye büyük katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kişisel Olan Politiktir: Kadınlara Yönelik Eviçi Şiddet Verisi ve Politika, yayına hazırlayan: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Nota Bene Yayınları, kadın, 456 sayfa, 2020

İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme (2019)

AKP 2002’de iktidara geldikten sonra, büyük bir hızla dinselleşmeye, bunun yanı sıra eğitim, sağlık ve kamu harcamaları alanlarında dinsel referansları adeta gözümüze sokacak şekilde arttırmaya başladı.

Üç yazarlı bu usta işi çalışma da, 2002 yılından bugüne devam eden AKP hükümetleri döneminde siyasetin giderek dine yaslanmasını bizzat liderlerin seçmenlere seslenişlerini merkeze alarak izliyor.

AKP’nin ilk seçim başarısını elde ettiği 3 Kasım 2002 tarihinden 1 Kasım 2015’e kadar yapılan beş genel seçim döneminde liderlerin seçmenlerine seslenirken kurdukları söylemin içinde dinsel referansların nasıl işe koşulduğuna, bu söylemin dönüşümüne, kapladığı hacme bakan kitap, bu tartışmayı AKP etrafında yürütmekle kalmayıp bu süreçte parlamentoda grubu bulunan CHP, MHP ve HDP’nin tartışmanın neresinde durduğunu da ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye’de siyasetçilerin dinsel olanı söylemlerine nasıl dâhil ettiğini, hangi temalar ve sorunlar etrafında dinsel olanla ilişki kurduklarını ve bu ilişkinin girift yapısına yakından bakmak isteyen herkesin edinmesi gereken bir çalışma.

Künye: İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme, Nota Bene Yayınları, siyaset, 230 sayfa, 2019

Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı (2020)

James Joyce’u, yazarlığında da kişiliğinde de bir isyancı, devrimci olarak biliriz.

Darcy O’Brien ise, Joyce’un Katolik kökenlerine iniyor ve gerçekte yazarın bu geçmişten türemiş insan doğası anlayışına takıldığını savunuyor.

O’Brien’a göre Joyce, ilk şiirlerinden ❛Ulysses❜ ve ❛Finnegan Uyanması❜na kadarki kitaplarında, insanlığın kökenine komik bir bakış açısı kazandırır bu yüzden.

Yazar, Joyce’un eserlerini baştan sona kat ederek, Joyce’ta vicdanın kökenlerini ve hayatı boyunca giriştiği vicdan muhasebesini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı, çeviren: Fatih Yiğitler, Nota Bene Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2020