Peter Ackroyd – Platon Günlükleri (2012)

  • PLATON GÜNLÜKLERİ, Peter Ackroyd, çeviren: Bilgesu Şişman, MonoKL Yayınları, roman, 184 sayfa

 

Ünlü İngiliz yazar Peter Ackroyd, şiir, deneme ve romanlarının yanı sıra, William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T. S. Eliot gibi yazar ve düşünürleri, çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınıyor. Yazar, bu halkaya, baş kahramanının Platon adında bir hatip olduğu elimizdeki romanını da ekliyor. M. S. 38. yüzyılda geçen roman, Londra’nın en büyük hatiplerinden olan Platon’un geçmiş, bugün ve geleceğe dair fikirleri üzerine kurulmuş. Çağının anlamakta zorlandığı Platon, hayata dair düşüncelerini günlüğünde bir araya getirir ve okuru, adım adım, aydınlanma macerasına tanık olmaya davet eder.

İvan Sergeyeviç Turgenyev – Duman (2012)

  • DUMAN, İvan Sergeyeviç Turgenyev, çeviren: Ergin Altay, İş Kültür Yayınları, roman, 207 sayfa

 

İvan Sergeyeviç Turgenyev, ‘Duman’ adlı bu romanında, 1861 toprak reformunun devamında yaşanan belirsiz atmosferi, güçlü karakterler üzerinden tasvir ediyor. Köylüleri toprak köleliğinden kurtaran bu reform, büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Fakat bu durum, taşrada yaşanacak can sıkıcı bir belirsizliği de beraberinde getirmiştir. Reform ve ardından yaşananlar, ülkedeki gerici toprak sahipleri, Slavcılar, Batıcılar ve devrimci demokratlar arasındaki çelişkileri daha görünür kılmış ve ezberleri alt üst eden “dumanlı” bir atmosfere neden olmuştur. Turgenyev romanında, dönemin Rus taşra yaşantısının gerçeklerine ışık tutuyor.

Aleksandr Bogdanov – Kızıl Yıldız 2: Mühendis Menni (2012)

  • KIZIL YILDIZ 2: MÜHENDİS MENNİ, Aleksandr Bogdanov, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, Yordam Kitap, roman, 160 sayfa

 

Lenin’in Bolşevik Partisi’ndeki çalışma arkadaşlarından Aleksandr Bogdanov, daha önce Türkçeye kazandırılan ‘Kızıl Yıldız’ ütopyasında, geleceğin sosyalizminin nasıl olacağına dair tahminlerini, insanlığın Mars’ta ulaştığı sosyalist düzen üzerinden anlatmıştı. Bogdanov, ‘Kızıl Yıldız’ın ikinci kitabı olan bu romanında da, sosyalist düzenin kurulmasından önceki Mars’ı, sosyalizmi kuran mücadeleleri ve insanlığın burada yaptığı büyük bilimsel keşifleri anlatıyor. Romanın merkezinde de, birinci sınıf bir fizik bilgini ve mühendis olan ve Mars’a hayat veren büyük kanalların yapımını gerçekleştiren Mühendis Menni yer alıyor.

Nanni Balestrini – Her Şeyi İstiyoruz (2012)

  • HER ŞEYİ İSTİYORUZ, Nanni Balestrini, çeviren: Ufuk Soyer, Deniz Erenuluğ Bovo, Otonom Yayıncılık, roman, 180 sayfa

 

Nanni Balestrini’nin, 1970’li yıllar İtalyan edebiyatının önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilen ‘Her Şeyi İstiyoruz’u, FIAT fabrikasındaki bir direnişin epik bir hikâyesini sunuyor. Güney İtalya’dan gelerek Torino’daki FIAT fabrikasında çalışmaya başlayan bir işçinin hikâyesi üzerinden ilerleyen roman, başkahramanının devasa şehir Torino’yu keşfedişini, bu şehirde örgütlenmiş kapitalist baskı ve zulmü yerinde gözlemlemesini, oluşmakta olan proleter toplulukla ilişkiye geçmesini, fabrikada başlayan direnişe aktif bir şekilde katılışını ve işçi ayaklanmasında karşılaştığı karakterlerle arasında yaşananları anlatıyor.

China Miéville – Şehir ve Şehir (2012)

  • ŞEHİR VE ŞEHİR, China Miéville, çeviren: Mehtap Gün Ayral, Yordam Kitap, roman, 332 sayfa

 

‘Perdido Sokağı İstasyonu’yla haklı bir ün kazanan China Miéville ‘Şehir ve Şehir’de, bir cinayet üzerinden iki farklı şehrin, bu şehirdeki kirli ilişkilerin ve farklı karakterlerin hikâyesini anlatıyor. Avrupa’nın kıyısındaki Besźel şehrinde, genç bir kadın öldürülmüştür. Cinayeti çözmekle görevlendirilen müfettiş Tyador Borlú da, bir süre sonra, genç kadının öldürülüşünün bir bilmecenin parçası olduğunu öğrenir. Borlú, bunu çözebilmek için, Besźel’in komşusu ve rakibi, zengin Ul Qoma kentine gitmelidir. Yalnız, tehlikeli grupların ve kirli ilişkilerin egemen olduğu bu kente girmek kadar, orada bulunmak da cesaret ister. İnşa ettiği Kafkaesk atmosferiyle dikkat çeken roman, modern hayat ile neoliberal dünyanın yabancılaştırıcı, yozlaştırıcı yapısını kıyasıya eleştiriyor.

Haydar Karataş – On İki Dağın Sırrı (2012)

  • ON İKİ DAĞIN SIRRI, Haydar Karataş, İletişim Yayınları, roman, 295 sayfa

 

Haydar Karataş, daha önce yayımlanan ‘Gece Kelebeği, Perperık-a Söe’de, Dersim katliamında yaşananları, canlı karakterler ve okuru etkisi altına alan bir atmosfer eşliğinde anlatmıştı. Karataş ‘On İki Dağın Sırrı’nda da, Dersim 1938’in öncesini, acılı bir coğrafyada yaşayıp, kendilerini bekleyen trajik bir geleceğe karşı çaresizce direnen insanların hikâyesini anlatıyor. Cumhuriyet öncesi ve sonrasına uzanan kurgu, bir yandan gündelik hayatlarını hiçbir şey olmayacak gibi yaşayan, beri yandan adım adım gelen felaketi de hisseden Dersimlilerin; Kürtler, Ermeniler, Kızılbaşlar, köylüler ve çocukların gözünden anlatıyor.

Carme Riera – Maviliğin Sonunda (2012)

  • MAVİLİĞİN SONUNDA, Carme Riera, çeviren: Suna Kılıç, Alef Yayınları, roman, 358 sayfa

 

Carme Riera, Katalan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Riera’nın Türkçeye henüz çevrilen, 1994 tarihli romanı ‘Maviliğin Sonunda’ da, dinsel inançları nedeniyle tehlikeli bir yolculuğa çıkan bir grup insanın hikâyesini anlatıyor. Mallorca’da yaşayan bir grup Yahudi, Hıristiyanlığa dönmüş görünseler de, gizliden gizliye eski inançlarının gereklerini yerine getirmektedir. Fakat engizisyon mahkemesinin artan baskıları, onları korkutmaktadır. Yahudiler, engizisyon mahkemesince tutuklanacakları korkusuyla, 7 Mart 1687 günü gemiyle Mallorca’yı terk edip tehlikeli bir yolculuğa çıkacaktır.

Torsten Krol – Yunus İnsanlar (2012)

  • YUNUS İNSANLAR, Torsten Krol, çeviren: Pınar Kür, Everest Yayınları, roman, 355 sayfa

 

Torsten Krol’un ikinci romanı ‘Yunus İnsanlar’, ilgi çekici bir postmodern anlatı olmasıyla öne çıkıyor. Roman, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminde, ıssız bir ormanda yolları kesişen karakterler arasında yaşanan trajikomik olayları hikâye ediyor. Savaşta kocasını kaybeden Helga, kocasının kardeşi Klaus’tan bir mektup alır. Savaş suçlusu Klaus, Helga ile iki oğlunu, beraber yaşamak için Venezuella’ya davet eder. Fakat bu dört kişinin içinde bulunduğu uçak, ıssız bir ormanda düşer. Ormanın ilginç yerlileri Yayomiler açısından bu insanlar, uzun zamandır bekledikleri, mucizevi niteliklere haiz “Yunus İnsanlar”dan başkası değildir.

Erich Maria Remarque – Dönüş Yolu (2012)

  • DÖNÜŞ YOLU, Erich Maria Remarque, çeviren: Burhan Arpad, Everest Yayınları, roman, 296 sayfa

 

Erich Maria Remarque, ünlü romanı ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ ile savaşın yıkıp yok ettiği bireyi anlatarak güçlü savaş karşıtı metinlerden birine imza koymuştu. Remarque, bu romanın devamı olan elimizdeki eserinde ise, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkelerine dönen askerlerin, doğup büyüdükleri topraklara duydukları yabancılaşmayı, toplumla yaşadıkları uyuşmazlıkları anlatıyor. Savaşın yıkıcılığının izlerini taşıyan, onca ölüme tanıklık ettiklerinden yaşamın anlamını sorgular hale gelmiş askerler, toplumdan büyük bir kopuş yaşamakta, askerlikteki hiyerarşik düzenin sona erdiğini bir türlü kabul edememektedirler.

Romain Gary – Kadının Işığı (2012)

  • KADININ IŞIĞI, Romain Gary, çeviren: İsmail Yerguz, Agora Kitaplığı, roman, 127 sayfa

 

Romain Gary, ya da takma adıyla Emile Ajar ‘Kadının Işığı’nda, bir çiftin aşkından yola çıkarak kadın-erkek ilişkilerinin derinliklerine iniyor. Romanın merkezinde yer alan Yannik ile Michel, birbirlerine tutkuyla bağlıdır. Kısa süre sonra ikili, beraber yaşamaya başlar. Fakat Yannik ve Michel, kötü bir gelişmenin, acımasız bir doğa gerçeğinin ertesinde ayrılır. Şimdi ikisi de mutsuz, umutsuz bir hayat sürerken, kendilerini ayıran engelleri sorgulamaya başlayacaktır. İkili, aşkları için, çok zorlu ve trajik de olsa, onları birbirinden ayıran yazgıları ve doğanın baş edilemez çelişkileriyle yüzleşmeye koyulacaktır.