Ozan Çavdar – Sivas Katliamı (2020)

2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta, Madımak Otel’de, saatlerce süren, ne polisin ne de jandarmanın hiçbir şekilde müdahale ettiği bir kuşatmanın ardından otuz üç insan yobazlar tarafından yakılarak katledildi.

Madımak, kendi başına korkunç bir olaydır, fakat aynı zamanda Çorum, Ortaca, Maraş, Malatya ve Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamlarla benzer hattı takip eder, aynı zihniyetin elinden çıkmadır.

Katliamın gerçekleştiği zaman on yaşında olan Ozan Çavdar’ın bir bellek çalışması olarak okunabilecek bu çalışması ise, Madımak’ın ardında bıraktığı büyük yıkımı çok yönlü şekilde kayda alıyor.

Sivas’ta yakınları öldürülen insanların Madımak’ı nasıl hatırladığını, nasıl anlattığını, nasıl andığını ve bu travmatik anıyla nasıl başa çıktığını inceleyen Çavdar, Sivas’ta yakınları öldürülen kişiler ve ailelerle yapılan derinlemesine görüşmeler çerçevesinde yas ve bellek çalışmaları literatürüne önemli bir katkıda bulunuyor.

Çavdar’ın çalışması, Fransız sosyolog Maurice Halbwachs’ın kolektif bellek kavramsallaştırmasını irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Ozan Çavdar – Sivas Katliamı: Yas ve Bellek, İletişim Yayınları, siyaset, 272 sayfa, 2020

Akın Çubukçu – Babamın Eczanesi (2016)

Cumhuriyet’in kuruluşundan dört yıl sonra Sivas’ta açılmış, II. Dünya Savaşı’nın acılarına tanık olmuş Şifa Eczanesi’nin hikâyesi.

Akın Çubukçu, bir Cumhuriyet aydını olan babasının eczaneyi kurma sürecini, dönemin Sivas’ının toplumsal hayatına dair zengin ayrıntılarla harmanlayarak sunuyor.

Kitap, Türkiye’nin yakın tarihinden pek çok olaya ışık tutmakta.

  • Künye: Akın Çubukçu – Babamın Eczanesi, Berfin Yayınları

William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912 (2017)

William John Childs, ilginç bir sima.

Kendisi, Britanya Amirallik Dairesi’nde istihbarat subayıydı.

Childs’ın asıl ilginç yanı ise, kendisinden önceki seyyahların aksine, Anadolu yolculuğunu yürüyerek gerçekleştirmesi.

Yazarın ‘Yürüyerek Anadolu’ isimli bu kitabı, onun 1911-1912 yılları arasında beş aylık bir dönemde yaklaşık 2 bin kilometreyi bulan Anadolu yolculuğuna dair izlenimlerinden oluşuyor.

Trablusgarp Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Childs, önce bir gemiyle Samsun’a gider ve oradan da yanında eşyalarını taşıyan bir yük beygiri ve onun sürücüsüyle birlikte Anadolu’nun içlerine, oradan Halep’e ve Kırıkhan’a doğru yol almaya başlar.

Childs’ın asıl amacı elbette Britanya adına istihbarat toplamaktı.

Fakat kitap hem renkli anlatımı hem de dönemin iyi bir tanıklığına sunmasıyla, her şeyden önce değerli bir tarihi belge.

Yazar anlatısında, dönemin Osmanlı kent ve kasabalarına, toplumsal hayatına dair gözlemlerini paylaştığı gibi, Türklerin Çerkez, Laz, Ermeni ve Rum halklarıyla ilişkilerinin nitelikli bir fotoğrafını da çekiyor.

Kitabı önemli kılan bir diğer husus da, o dönemde etkileri yoğun olarak hissedilen Müslüman-Hıristiyan ve özellikle de Müslüman-Ermeni ilişkilerindeki gerilimleri saptaması.

Kitapta, Childs’ın kendi çektiği 62 fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

  • Künye: William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, tarih, 438 sayfa