Willem van Ruysbroeck – Mengü Han’ın Sarayına Yolculuk (2022)

Fransisken rahibi Willem van Ruysbroeck , Marco Polo’dan çok önce Moğol Asyası’nı ziyaret etmişti.

‘Mengü Han’ın Sarayına Yolculuk’, Orta Asya’nın ilk bilimsel tasvirini yapması ve içerdiği antropolojik gözlemleriyle çok değerli.

1253 yılında Fransa’dan Karakurum’a uzanan macerasının ilk adımını atan Ruysbroeck, Fransa Kralı IX. Louis’nin verdiği talimatla, Tatarları Hristiyanlaştırmak için yola koyulmuştu.

İstanbul, Kırım ve Saray üzerinden Karakurum’a ulaşarak 4 Ocak 1254’te Moğol Hanı Mengü Han’ın huzuruna çıktı.

Yaklaşık altı ay Moğol başkentinde kalmasına rağmen Mengü Han’a Hristiyanlığı benimsetemeyen Ruysbroeck, Fransa’ya döndüğünde muhteşem bir yol hikâyesine sahipti.

Gezdiği şehirleri, yoldaki maceralarını ve hepsinden de önemlisi Karakurum’da gözlemlediği olayları kayda geçirerek hazırladığı ‘Itinerarium fratris Willielmi de Rubruquis de ordine fratrum Minorum, Galli, Anno gratia 1253 ad partes orientales’ adlı eserini IX. Louis’ye sundu.

Eserinde; gördüğü halkların ilginç adetlerine, inanışlarına, yiyecek içeceklerine, dolaştığı yerlerin coğrafi özelliklerine ve Moğol tarihine ilişkin ayrıntılı bilgiler veriyor.

Tüm özellikleriyle 13. yüzyıl tarihine yeni bir perspektif sunan eser, Orta Asya coğrafyasının bilimsel tasvirini de yapıyor.

Peter Jackson’ın Latinceden İngilizceye çevirdiği ve David Morgan’la beraber notlandırdığı eser, Zülal Kılıç’ın çevirisiyle okuyucuyla buluşuyor.

  • Künye: Willem van Ruysbroeck – Mengü Han’ın Sarayına Yolculuk (1253-1255), editör: Peter Jackson ve David Morgan, çeviren: Zülal Kılıç, Selenge Yayınları, seyahatname, 342 sayfa, 2022

Merih Erol – Osmanlı İstanbul’unda Rum Ortodoks Musikisi (2021)

Osmanlı reform çağında İstanbullu Rum Ortodoks toplumunun müziği üzerine derinlemesine bir analiz.

Merih Erol’un harikulade çalışması, bu toplumun müzik tarihini, dini müziğin icra biçimini ve bu müziğin farklı kültürlerle nasıl iletişime geçtiğini araştırıyor.

Kırım Savaşı sonrasından imparatorluğun bundan önceki onyıllarına baktığımızda, birbirine bağlı birçok alanda yaşanan değişimin, örneğin Avrupa güçleriyle ilişkilerin, Osmanlı ekonomisinin dünya pazarlarına eklemlenmesinin, modernleşen devlet aygıtının ve idari alanda yürürlüğe konulan prensiplerin tamamıyla bir kırılma değilse de yeni bir dönem başlattığını görürüz.

Bir taraftan sultan ve tebaası arasındaki ilişkinin yeniden kurulduğu, diğer taraftan Batılı düşünüş ve yaşam biçimlerinin imparatorluğun orta sınıflarını etkilediği bu ortamda, Osmanlı gayrimüslim milletleri kendi etnik kimlikleriyle Osmanlı kimliğini çatışmasız bir arada taşıyabileceklerini tasavvur etmeye ve eşit haklara sahip olacakları umudunu taşımaya başladılar.

Avrupa’da ve Balkanlar’da gördüğümüz ulus olma süreçlerine benzer şekilde Osmanlı Rum Ortodoksları, başta bu toplumun liderleri ve okuryazarları geçmişin katmanlarını yeniden yorumlayarak tarihi, dili ve nihayet müziği eşsiz bir mirasın yapıtaşları olarak yücelttiler.

‘Osmanlı İstanbul’unda Rum Ortodoks Musikisi’, İstanbullu Rum Ortodoks toplumunun, yaşadığı çok kültürlü yapının içinde “kendi”sinin ve “ötekiler”in müzik gelenekleri üzerine fikir beyan ettiği ve müziği bir mücadele alanına dönüştürdüğü süreçleri anlatıyor.

İstanbullu Rum Ortodoksların oluşturduğu müzik komisyonları, müzik cemiyetleri, dergiler ve gazeteler etnik ve dini kimliğin merkezine konulan müziği ve onun tarihini irdeliyor, dini müziğin icra biçimini tartışıyor ve farklı kültürlerle bir arada yaşamaktan dolayı biriken tarihin tozunu silerek, saf ve katıksız bir müziğin idealini kuruyorlardı.

Bu kitabın konusu olan Osmanlı Rumları ve onların torunları yirminci yüzyılın çeşitli olayları ve alınan kararlar sonucunda, nüfusu epeyce azalmış olan İstanbul Rumları dışında, Anadolu coğrafyasındaki tarihsel sürekliliklerini yitirdiler.

Kitaptaki seslerin, yaşam alanlarının ve kültürlerin kesişimlerinin, etnik ve dinsel homojenliğe dayalı kimlik politikalarının yol açtığı büyük kayıpları hatırlatması umuduyla.

  • Künye: Merih Erol – Osmanlı İstanbul’unda Rum Ortodoks Musikisi: Reform Çağında Ulus ve Toplum, çeviren: Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, tarih, 312 sayfa, 2021

Kolektif – Bitlis ve Muş editör (2016)

Bitlis ve Muş’un Ermeni geleneğindeki adları, Pağeş ve Daron’du.

Ermeni tarihinin birer zengin mirası olarak kabul edilen bu yerlerin coğrafi ve tarihi arka planı, erken Hıristiyan ve ortaçağ tarihleri, sanata ve mimariye katkıları ve Türklerin egemenliğine girişlerinden sonraki durumları, kitabın öne çıkan konuları.

  • Künye: Kolektif – Bitlis ve Muş editör: Richard G. Hovannisian, çeviren: Zülal Kılıç, Aras Yayıncılık

Birgül Açıkyıldız Şengül – Ezidiler (2015)

Kendine özgü bir dini inanç sistemine sahip Ezidilerin kültürüne, dinine ve toplumuna nitelikli bir giriş.

Alana dair araştırmalar esas olarak Kuzey Irak’ın modern Ezidilerine odaklanırlar.

Bu kitabın özgünlüğü ise, Ezidiliği hem Kuzey Irak’ta hem de Türkiye, Suriye ve Transkafkasya’yı kapsayacak şekilde incelemesi.

  • Künye: Birgül Açıkyıldız Şengül – Ezidiler, çeviren: Zülal Kılıç, Alfa Yayınları

 

Stewart Gordon – On Altı Batıkta Dünya Tarihi (2018)

Stewart Gordon bu özgün çalışmasında, gemilerin batıklarından yola çıkarak onları yaratan toplumların gelişimi ve dönüşümünü izliyor.

Gordon burada, binlerce yıl önce Nil’in sularında gezen ilk teknelerden 2012’de Akdeniz’de karaya oturan Costa Concordia’ya kadar tamı tamına on altı örneği ele alırken, ayna zamanda gemi yapımı teknolojilerinin gelişmesinin coğrafi keşifler kadar bilim dünyasındaki keşiflere de nasıl olanak tanıdığını gözler önüne seriyor.

Gordon’ın burada ele aldığı her bir gemi batığını, hem geminin veya teknenin teknolojik donanımı ve tasarımı bağlamında hem de geminin yapıldığı zamanın ekonomisi, toplumu, fikir hareketleri, siyasi rekabetleri ve savaşları bağlamında inceliyor.

Kitap, dünya tarihine çok özgün bir pencereden baktığı gibi, genel olarak eski küçük ve yerel denizcilik dünyasının zamanla günümüzün birleşik ve küreselleşmiş denizcilik dünyasına nasıl dönüştüğünü de adım adım izliyor.

  • Künye: Stewart Gordon – On Altı Batıkta Dünya Tarihi, çeviren: Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, tarih, 302 sayfa, 2018

Charles King – Karadeniz (2008)

Birçok tarihi kaynaktan yararlanarak ‘Karadeniz’i kaleme alan Charles King, bölgeyi tüm yönleriyle anlatıyor.

İlk olarak Karadeniz’in arkeolojisine odaklanan King, daha sonra bölgeye dökülen ırmakların denizi nasıl oluşturduğunu, coğrafyasını ve eko sistemlerini anlatıyor.

Kitabına Karadeniz’deki eski Yunan kolonilerinin tarihi ve Roma İmparatorluğu’na baş kaldıran bölgedeki kabilelerle devam eden King; Karadeniz’deki İtalyan ticaret kolonilerini, bir Karadeniz limanı olan Yafa’da vebanın başlamasını, Pontus İmparatorluğu’nun Türk beylikleriyle ilişkilerini, Karadeniz’in fethedilerek Osmanlı’ya bağlanmasını ve Osmanlılar ile Rusların Karadeniz rekabeti gibi konuları anlatıyor.

  • Künye: Charles King – Karadeniz, çeviren: Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, tarih, 343 sayfa