Vural Genç (haz.) – İranlı Tarihçilerin Kaleminden Çaldıran (1514)

  • İRANLI TARİHÇİLERİN KALEMİNDEN ÇALDIRAN (1514), hazırlayan: Vural Genç, Bengi Yayınları, tarih, 231 sayfa

 

Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim arasındaki Çaldıran Savaşı, yalnızca askeri açıdan değil sosyal ve dini bakımdan da Osmanlı-Safevi ilişkilerinde önemli bir yere sahip. Bizler bu konuya dair ayrıntıları, genel olarak Osmanlı tarafındaki tarihçilerin anlatımlarıyla biliyoruz. Dolayısıyla elimizdeki kitabı dikkat çekici kılan husus, Safevi kaynaklardan ve İran’da yapılan modern çalışmalardan Çaldıran’ı yeniden okumaya açması. Kitapta, 1514’te gerçekleşen Çaldıran savaşına neden olan anlaşmazlıklar, savaş esnasında tarafların konumlanmaları, kullandıkları taktikler ve savaşın sonlanmasına uzanan süreç ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor.

Michele Boldrin ve David K. Levine – Entelektüel Tekele Karşı (2011)

  • ENTELEKTÜEL TEKELE KARŞI, Michele Boldrin ve David K. Levine, çeviren: Başak Bingöl, Sel Yayınları, inceleme, 373 sayfa

 

İki ekonomi profesörünün kaleme aldığı ‘Entelektüel Tekele Karşı’, fikri mülkiyet konusunu patent ve telif haklarının doğurduğu girift sorunlar bağlamında irdeliyor. “Günümüzün patent ve telif hakları, belli fikirlerin üreticilerine bir tekel hakkı sağlamaktadır” diyen yazarlar, çalışmalarını, fikri mülkiyetin olmadığı bir dünyanın nasıl olacağı sorusu üzerine şekillendiriyor. Konunun daha çok ekonomik boyutuyla ele alındığı çalışma, DNA ve bitki tohumları gibi hayati alanların dahi patent yasalarıyla nasıl ele geçirildiğini ve bu büyük sorunun aşılabilmesi için düzenlenmesi gereken hukuki ayrıntıları ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Terry Eagleton – Marx Neden Haklıydı? (2011)

  • MARX NEDEN HAKLIYDI?, Terry Eagleton, çeviren: Oya Köymen, Yordam Kitap, siyaset, 270 sayfa

 

İngiliz edebiyatı profesörü ve Marksist yazar Terry Eagleton ‘Marx Neden Haklıydı?’da, Marksizme yöneltilen en yaygın itirazlara yanıt veriyor. Eagleton, Marx’ın her şeyi ekonomiye indirgediği, Marksizmin bir tür tarihsel determinizm olduğu ve Marx’ın aşırı iyimser bir insan doğası varsaydığı gibi on standart eleştiriyi ele alıp, bunları teker teker çürütmeye koyuluyor. Eagleton’ın bunu yaparken, Marx’ın eserlerine aşina olmayanlar için açık ve kolayca kavranabilecek biçimde onun  düşüncelerine bir giriş yapması, bunun yanı sıra Marx’ın yaptığı hatalarla da dürüstçe yüzleşmesiyle nitelikli bir çalışmaya imza attığını belirtelim.

Pascal Boniface – Futbol ve Küreselleşme (2007)

  • FUTBOL VE KÜRESELLEŞME, Pascal Boniface, çeviren: İsmail Yerguz, NTV Yayınları, futbol, 196 sayfa

Pascal Boniface, ‘Futbol ve Küreselleşme’de, bütün küresel olgulardan daha hızlı bir biçimde yayılan futbol tutkusunu jeostratejik bir düzlemde ele alıyor. Yazara göre, “Futbol İmparatorluğu”ndan daha küresel bir olgu yok, fakat bu imparatorluk, kendisini metazori yollarla değil, insanları barışçı yollardan fethetmiştir. Boniface, dünya futbolunun dinamikleri ve paradokslarını ele aldığı bu kitabında, fırsat buldukça, futbol tutkusunu da dile getiriyor. Uluslararası Stratejik İlişkiler Enstitüsü yöneticisi yazar, “Futbol, asla futbol değildir” diyor.

Graham Evans ve Jeffrey Newnham – Uluslararası İlişkiler Sözlüğü (2007)

  • ULUSLARARASI İLİŞKİLER SÖZLÜĞÜ, Graham Evans ve Jeffrey Newnham, çeviren: H. Ahsen Utku, Gökkubbe Yayınları, sözlük, 755 sayfa

Graham Evans ve Jeffrey Newnham’ın bu çalışması, uluslararası ilişkilerle doğrudan ilgili kimseler dışında, konuya ilgi duyan sıradan okuyuculara da hitap edebilecek nitelikte. Sözlük, iki dünya savaşı ve sonrasındaki gelişmeler, Doğu-Batı arasındaki bloklaşma, soğuk savaş dönemi ve küreselleşme gibi insanlık tarihinde ve uluslararası ilişkilerde önemli yer tutan olaylar;  realizm, liberalizm, faşizm gibi temel siyasi ve siyasetle ilişkili felsefi kavramlar ile kapitalizm, milliyetçilik, ve sosyalizm gibi çok sayıda siyasî kurama yer veriyor.

Esther Heboyan – İstanbul Yolcuları (2007)

  • İSTANBUL YOLCULARI, Esther Heboyan, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Aras Yayıncılık, öykü, 131 sayfa

 

‘İstanbul Yolcuları’nın yazarı Esther Heboyan, 1955 İstanbul doğumlu. Yazar 1963 yılında, henüz sekiz yaşındayken, Türkiye’den temelli ayrılıp Fransa’ya, babasının yanına gitmişti. Heboyan’ın Fransızca kaleme aldığı bu öykülerde, otobiyografik öğeler ağır basıyor. Heboyan, öykülerinin, unuttuğu Türkçe ile Ermenice’yi ve dolayısıyla da eski zamanları hatırlama isteğinin ürünü olduklarını söylüyor. Kitapta yer alan öykülerin, edebi yetkinliklerinin yanı sıra, bir zamanların Türkiye’sine ve Türkiye’de yaşayan Ermeni halkına dair önemli bir sosyal tarih okuması verdiğini de söyleyebiliriz.

Kyung-sook Shin – Lütfen Anneme İyi Bak (2011)

  • LÜTFEN ANNEME İYİ BAK, Kyung-sook Shin, çeviren: Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Kitap, roman, 231 sayfa

 

Kyung-sook Shin ‘Lütfen Anneme İyi Bak’da, Koreli bir aileye mensup bireylerin kaybolan annelerine dair pişmanlıkla çerçevelenmiş sevgilerini hikâye ediyor. Çocuklarını ziyaret etmek için Seul’le gelen Park So-nyo isimli kadın, tren istasyonunda kaybolur. Roman, dört anlatıcı üzerinden bu kayıp olayının aile bireyleri üzerindeki etkilerini izler. Anlatıcılar So-nyo’nun kızı, ilk oğlu, kocası ve nihayet So-nyo’nun kendisidir. İlk üç karakterin ifadelerinin merkezinde de, bir annenin ve bir eşin hiçbir karşılık beklemeyen duru sevgisine duyulan özlem ve zamanında bunun değerini bilememenin pişmanlığı yer alır. Anlatımlarda ayrıca, aile bireylerinin karanlıkta kalmış sırları da adım adım ortaya çıkar. Yoğun üslubuyla dikkat çeken roman, derin aile ilişkilerini, ifade edilememiş sevginin yarattığı yıkımı anlatıyor.

Hal Niedzviecki – Ben Özelim! (2011)

  • BEN ÖZELİM!, Hal Niedzviecki, çeviren: Sibel Erduman, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 272 sayfa

 

Hal Niedzviecki, kısa süre önce yayınlanan ‘Dikizleme Günlüğü’nün yazarı olarak hatırlanacaktır. Yazar bu kitabında, yeni iletişim teknolojilerinin toplumu nasıl değiştirdiğini, yeni kültürün seks, politika ve gündelik yaşam üzerindeki etkilerini incelemiş ve röntgenin, hayatın her alanında kendine ne denli güçlü bir mevki edindiğini ortaya koymuştu. Niedzviecki ‘Ben Özelim!’ adlı çalışmasında da, bireyliğin nasıl yeni bir konformizm haline geldiğini araştırıyor. Bir önceki çalışmasının devamı olarak düşünülebilecek kitap, “Ben özelim” anlayışının vardığı garip duraklara odaklanıyor. Niedzviecki, “yapabilirsin” ve “herkes bir yıldızdır” gibi günümüzdeki moda sloganların, bireyi gereğinden fazla şişirdiğini ve bizatihi yaşamın kendisinin bir gösteri performansı olarak algılanmasına neden olduğunu gösteriyor.

Nicholas Capaldi – John Stuart Mill (2011)

  • JOHN STUART MILL, Nicholas Capaldi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, İş Kültür Yayınları, biyografi, 445 sayfa

 

Nicholas Capaldi ‘John Stuart Mill’de, 19. yüzyılın bu en etkili İngiliz filozofunun yetkin bir biyografisini kaleme getiriyor. Bilindiği gibi Mill, metafizik, epistemoloji, ahlak, sosyal felsefe, siyaset felsefesi, din felsefesi ve eğitim felsefesinin de dahil olduğu başlıca felsefe alanlarının tümüne önemli katkılarda bulundu. Kitapta sırasıyla, düşünürün çocukluğu, gençliği, şirketteki çalışma deneyimi, yaşadığı psikolojik ve entelektüel bunalım, Harriet Taylor’la aşkı keşfedişi, geçiş dönemi makaleleri, dünya çapında başarıya kavuşması ve son yılları anlatılıyor. Bunun yanı sıra Mill’in aslında bir romantik olduğu, Capaldi’nin en dikkat çeken tezi. Yazar, Mill’in 1830’dan 1840’a kadarki dönemde babasından devraldığı radikal programı, romantik ve muhafazakâr bir çerçeve içinde korumaya çalıştığını savunuyor.

Orhan Silier (der.) – Onlar Nasıl Başardı? (2011)

  • ONLAR NASIL BAŞARDI?, derleyen: Orhan Silier, Europa Nostra İstanbul Yayınları, sivil toplum çalışmaları, 176 sayfa

 

Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu (Europa Nostra), Avrupa’nın önde gelen koruma kuruluşlarından oluşan bir uluslararası merkez. Kuruluşun, Orhan Silier ve ekibi tarafından oluşturulan Türkiye ayağı da, kültürel miras alanındaki faaliyetlerin etkinleştirilip geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmüştü. Bu çalışmalardan biri, geçen yıl İstanbul’da gerçekleştirilen ve Fransız, Hollandalı, Alman ve İngiliz STK temsilcilerinin bir araya geldiği paneller dizisiydi. İşte söz konusu paneller, Silier’in derlediği elimizdeki kitapla okurlara sunuluyor. Kitapta, farklı ülkeler bağlamında sivil toplumun yüz yılı aşkın süredir yaptığı çalışmalar, karşılaşılan zorluklar ve bunların nasıl aşıldığı anlatılıyor. Yazılar, kültürel miras, müzecilik, arşivcilik, arkeoloji ve tarih eğitimi gibi geniş bir yelpazeye yayılıyor.