Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı (2018)

Hava Harp Okulu’ndan gelen Hava Yer Teğmen Saffet Alp, 1960’larda devrimci pek çok subaydan biriydi.

Alp, Kızıldere Katliamı’nda, tanıklara göre, kontrgerilla subaylarınca alnından vurularak katledildi.

Bu esnada kolunda, Hava Harp Okulu’nu ikincilikle bitirişinin ödülü olan Başbakan Süleyman Demirel’in imzası kazınmış saati bulunuyordu.

İşte bu kitap, 30 yaşında aramızdan alınmış Saffet Alp’in hayatını ve mücadelesini tanıkların anlatımlarıyla sunuyor.

Alp’in doğduğu ve büyüdüğü çevre, aile ortamı, eğitim yılları, bilinçlenme ve devrimcilik zamanları ve katledilişine uzanan süreci kapsamlı bir şekilde anlatan çalışma, Saffet Alp’in annesi Arife Alp’in oğluna dair anlatımlarının yanı sıra, başka birçok ismin Saffet Alp’e ilişkin görüş ve değerlendirmeleriyle zenginleşiyor.

  • Künye: Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 176 sayfa, 2018

Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol! (2015)

12 Eylül’ün tüm gaddarlığına ve korku siyasetine inat, hukuka bağlılığından taviz vermeyen sıra dışı bir hâkim: Arif Hikmet Korkmaz.

Bu anı kitabı, Korkmaz’ın 12 Eylül mahkemelerinde kimi zaman askeri yönetime ve onun yereldeki komutanlarına kimi zaman sanıklara yönelttiği eleştiriler ile sanıklar ve tanıklarla arasında geçen ciddi ve mizahi diyalogları aktarıyor.

  • Künye: Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol!, Su Yayınevi

Atilla Keskin – Bir Başka Kandil (2015)

Bu kitap, 1970 yılında El Fetih eğitim kampına giden ve tam kırk yıl aradan sonra Kandil’i yeniden ziyaret eden Atilla Keskin’in gözlem ve değerlendirmelerini sunuyor.

Keskin, hem bölgenin doğasının, insanının ve siyasetinin dönüşümünü tanıklıklara dayanarak anlatıyor hem de zorluklardan yola çıkıp yok sayılamaz bir güç haline gelen Kürt siyasal hareketinin gelişimini izliyor.

  • Künye: Atilla Keskin – Bir Başka Kandil, Tekin Yayınevi

Birant Yıldız – David Kohen (2015)

Beş nesildir sigortacılık yapan Kohen ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi David Kohen, Türkiye’de sigortacılık denince ilk akla gelen isimlerden.

Kohen ailesinin Selanik’te başlayıp İstanbul’da devam eden ilginç serüveni, Varlık Vergisi ile kararan hayatlar ve bu vergiyi ödeyemeyen baba Marko Kohen’in Erzurum Aşkale’ye sürülüşü, kitaptan birkaç detay.

  • Künye: Birant Yıldız – David Kohen, Literatür Yayıncılık

Gün Zileli – Kentlerde (2018)

Türkiye sol hareketinin önemli isimlerinden biri olan Gün Zileli politik ve kişisel hikâyesini, daha önce yayınlanan ‘Yarılma’, ‘Havariler’, ‘Sapak’, ‘Ev’, ‘Sığınmacılar’ adlı kitaplarında ayrıntılı bir bakışla bizimle paylaşmıştı.

Zileli’nin 2000-2013 arasını kapsayan hayat hikâyesini son kısmı olan ‘Kentlerde’ ise, kendisinin siyasi sığınmacı olarak bulunduğu İngiltere ve İsviçre günleriyle, daha sonra döndüğü Türkiye’de yaşadıklarına dair deneyimlerini barındırıyor.

Daha önce yayınlanan beş kitaplık otobiyografi çalışmalarında da gördüğümüz gibi, Gün Zileli yalnızca hayatının dönüm noktalarını anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda geçmişteki kimi politik tercihlerini de eleştiriyor.

Dolayısıyla bu otobiyografi, bizdeki benzer türdeki çalışmalardan bu yönüyle ayrılıyor.

Bu saptamayı Zileli’nin elimizdeki kitabı için de söyleyebiliriz.

‘Kentlerde’, hem özgün bir kişisel tanıklık hem de Türkiye’nin 2000’den bu yana yaşadığı büyük toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sağlam bir belgeseli.

  • Künye: Gün Zileli – Kentlerde (2000-2013), İletişim Yayınları, otobiyografi, 526 sayfa, 2018

Mehmet Akif Ersoy – Safahat (2009)

‘Safahat’, Mehmet Akif Ersoy’un, en ünlü şiiri sayılan İstiklal Marşı da dâhil, çok sayıda şiirini bir araya getiriyor.

Safhalar, devreler ve dönemler anlamına gelen ‘Safahat’, aynı zamanda esere adını veren kitap ile ‘Süleymâniye Kürsüsünde’, ‘Hakkın Sesleri’, ‘Fâtih Kürsüsünde’, ‘Hatıralar’, ‘Asım’ ve ‘Gölgeler’ başlıklı, farklı zamanlarda yayımlanan yedi kitaptan oluşuyor.

Ersoy bu en büyük eserinde, hem bir şair, hem bir yazar hem de bir hatip olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Kurtuluş Savaşı esnasında, Türkiye’de yaşanan acılara tanık olan, bunları şiirlerinde, konuşmalarında dile getiren Ersoy, işgale karşı mücadele eden halkın talebini, coşkulu bir üslupla dile getiriyor.

  • Künye: Mehmet Akif Ersoy – Safahat, Palet Yayınları, şiir, 511 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2018)

“Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler. Nereye gittikleri, dönüp dönemeyecekleri belirsizdi.”

Şu ana kadar Dersim katliamı hakkındaki bilinmeyenler, tam olmasa da kısmen ortaya çıktı.

Orada, o dönemde yaşananlar yavaş yavaş aydınlığa çıkıyor.

İhlami Algör’ün derlediği ve şimdi genişletilmiş bir baskıyla yayınlanan bu kitaptaki tanıklıklar ise, yaşanan o büyük trajediye daha yakından, bu olayları bizzat yaşamış insanların gözünden bakmalarıyla benzerlerinden ayrılan, altın değerinde bir tarihsel belge.

‘Ma Sekerdo Kardaş?’taki (N’etmişiz Kardaş?) tanıkların anlatımlarının merkezinde Surbahan köyü yer alıyor.

Mercan Surbahan köyü, Kuzey Munzurlar silsilesine ait Kılıçkaya Dağı eteğinden Erzincan Ovası’na bakar.

1960’lı yıllara kadar köyün adı “Surbahan” idi.

Yeni adı Kılıçkaya.

1937-38’de Dersim’e yapılan harekâtın komutasının bir ayağı Surbahan köyünde üslendi.

Sonunda “harekât” tırpanı Surbahan köyünü de biçti.

Kitapta anlatıldığı kadarıyla, öldürülmüş erkeklerin kemikleri Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni

Gediği çukurunda, Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte gömüldü.

Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler.

İşte tam on bir kişinin tanıklığına dayanan kitap, o süreçte Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle 1938-48 aralığına bakıyor ve bunu yaparken de, bu tarihlerin öncesi ve sonrasına uzanıyor.

Böylece, yaklaşık yüz yıllık bir zaman dilimine yayılan bu tanıklıklar, Dersim’de yaşananlar kadar, Erzincan’da Rus İşgali, Ermenilerin Erzincan’ı terk etmek zorunda kaldıkları yılları da kapsıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?): “Dersim 38” Tanıklıkları, derleyen: İlhami Algör, İletişim Yayınları, anı, 199 sayfa, 2018

Cafer Solgun – 90’larda Mahpus Olmak (2018)

Dersim, Alevi ve Kürt sorunuyla ilgili önemli çalışmalarıyla bildiğimiz, Dersimli Kürt, Alevi bir ailenin çocuğu olan Cafer Solgun, katıldığı bir boykot eylemi nedeniyle lise öğrencisiyken ilk kez gözaltına alınıp işkence gördüğünde 16 yaşında bile değildi.

Solgun, siyasi nedenlerle sıkıyönetim mahkemesi ve DGM’de yargılandı.

Toplam 17,5 yıl gibi, neredeyse bir ömür kadar uzun bir süre hapis kaldı.

Ömrünün en genç yıllarını, 20’li ve 30’lu yaşlarını cezaevinde geçiren Solgun, bu kitaptaki anılarında, bu uzun tutukluluk sürecinde Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa ve Kaman cezaevlerinde yaşadıklarını, dönemin sağlam bir panoraması eşliğinde bizimle paylaşıyor.

Solgun’un anıları, yalnızca kişisel bir tanıklık olarak değil, ülkenin inişli çıkışlı yakın tarihinin sağlam bir belgesel kaydı olarak okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

Solgun şöyle diyor:

“Geçmişten bahsederken, yüzleşme derken, 12 Eylül’ü, 90’ları hatırlatırken, sizinle dilim döndüğünce, kalemim yazdığınca yaşadıklarımı, tanıklığımı paylaşırken, aslında çocuklarımız nezdinde geleceğimize hitap ediyorum ben… Onların gözlerine utanç duymadan bakabilmek ve onları, bizi anlamaya çalışırken şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğratmamak için…”

Künye: Cafer Solgun – 90’larda Mahpus Olmak: Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa, Kaman, İletişim Yayınları, anı, 400 sayfa, 2018

Vefa Zat – Barmen (2009)

Vefa Zat en çok, rakı kültürü ve İstanbul’un eğlence hayatını konu alan eserleriyle bilinir.

Zat’ın bu kitabıysa, kendisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan 12 Eylül’e uzanan anılarından, kişisel tanıklıklarından oluşuyor.

Zat’ın anıları, Samatya’da, küçük bir esnaf meyhanesinde miço olarak mesleğe başladığı dönemlerden, Hilton’da uzun yıllar süren barmenliğine uzanıyor.

Ayrıca yazarın, Jerry Lewis, Mısır Prensesi Elizabeth, Gönül Yazar, Orhan Boran, İsmet İnönü, Nadir Nadi, Çetin Altan, Benli Belkıs, Louis Armstrong ve Hrant Lusigyan gibi ünlü isimlere dair anıları da kitabı renkli kılan hususlardan biri.

Zat, okura, İstanbul’un gece hayatı ve içki kültürüne dair zengin, renkli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Vefa Zat – Barmen, Doğan Kitap, anı, 238 sayfa

Fidel Castro – Che’li Anılar (2009)

Kuşkusuz, bir insan ve bir devrimci olarak Che Guevara hakkında yazmak söz konusu olduğunda, bunu, Latin Amerika’nın çehresini birlikte değiştirdikleri Fidel Castro’dan daha iyi yapacak başka bir isim düşünülemez.

Bu kitap, kendisiyle 1987 yılında yapılan bir röportajda, “Che’yi hâlâ rüyamda görüyorum” diyen Castro’nun, büyük bir tarihi ortaklık yaptığı Ernesto ‘Che’ Guevara de la Serna’ya dair anılarından oluşuyor.

Castro’nun Che’yle ilgili anıları, konuşmaları, röportajları ve yazılarından oluşan kitap, hem kendisiyle Che Guevara arasındaki bağı hem de Küba’nın ilginç siyasal deneyimini anlamak açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Fidel Castro – Che’li Anılar, çeviren: Mehmet Harmancı ve Murat Uyurkulak, Agora Kitaplığı, anı, 213 sayfa