Birant Yıldız – David Kohen (2015)

Beş nesildir sigortacılık yapan Kohen ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi David Kohen, Türkiye’de sigortacılık denince ilk akla gelen isimlerden.

Kohen ailesinin Selanik’te başlayıp İstanbul’da devam eden ilginç serüveni, Varlık Vergisi ile kararan hayatlar ve bu vergiyi ödeyemeyen baba Marko Kohen’in Erzurum Aşkale’ye sürülüşü, kitaptan birkaç detay.

  • Künye: Birant Yıldız – David Kohen, Literatür Yayıncılık

Gün Zileli – Kentlerde (2018)

Türkiye sol hareketinin önemli isimlerinden biri olan Gün Zileli politik ve kişisel hikâyesini, daha önce yayınlanan ‘Yarılma’, ‘Havariler’, ‘Sapak’, ‘Ev’, ‘Sığınmacılar’ adlı kitaplarında ayrıntılı bir bakışla bizimle paylaşmıştı.

Zileli’nin 2000-2013 arasını kapsayan hayat hikâyesini son kısmı olan ‘Kentlerde’ ise, kendisinin siyasi sığınmacı olarak bulunduğu İngiltere ve İsviçre günleriyle, daha sonra döndüğü Türkiye’de yaşadıklarına dair deneyimlerini barındırıyor.

Daha önce yayınlanan beş kitaplık otobiyografi çalışmalarında da gördüğümüz gibi, Gün Zileli yalnızca hayatının dönüm noktalarını anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda geçmişteki kimi politik tercihlerini de eleştiriyor.

Dolayısıyla bu otobiyografi, bizdeki benzer türdeki çalışmalardan bu yönüyle ayrılıyor.

Bu saptamayı Zileli’nin elimizdeki kitabı için de söyleyebiliriz.

‘Kentlerde’, hem özgün bir kişisel tanıklık hem de Türkiye’nin 2000’den bu yana yaşadığı büyük toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sağlam bir belgeseli.

  • Künye: Gün Zileli – Kentlerde (2000-2013), İletişim Yayınları, otobiyografi, 526 sayfa, 2018

Mehmet Akif Ersoy – Safahat (2009)

‘Safahat’, Mehmet Akif Ersoy’un, en ünlü şiiri sayılan İstiklal Marşı da dâhil, çok sayıda şiirini bir araya getiriyor.

Safhalar, devreler ve dönemler anlamına gelen ‘Safahat’, aynı zamanda esere adını veren kitap ile ‘Süleymâniye Kürsüsünde’, ‘Hakkın Sesleri’, ‘Fâtih Kürsüsünde’, ‘Hatıralar’, ‘Asım’ ve ‘Gölgeler’ başlıklı, farklı zamanlarda yayımlanan yedi kitaptan oluşuyor.

Ersoy bu en büyük eserinde, hem bir şair, hem bir yazar hem de bir hatip olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Kurtuluş Savaşı esnasında, Türkiye’de yaşanan acılara tanık olan, bunları şiirlerinde, konuşmalarında dile getiren Ersoy, işgale karşı mücadele eden halkın talebini, coşkulu bir üslupla dile getiriyor.

  • Künye: Mehmet Akif Ersoy – Safahat, Palet Yayınları, şiir, 511 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2018)

“Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler. Nereye gittikleri, dönüp dönemeyecekleri belirsizdi.”

Şu ana kadar Dersim katliamı hakkındaki bilinmeyenler, tam olmasa da kısmen ortaya çıktı.

Orada, o dönemde yaşananlar yavaş yavaş aydınlığa çıkıyor.

İhlami Algör’ün derlediği ve şimdi genişletilmiş bir baskıyla yayınlanan bu kitaptaki tanıklıklar ise, yaşanan o büyük trajediye daha yakından, bu olayları bizzat yaşamış insanların gözünden bakmalarıyla benzerlerinden ayrılan, altın değerinde bir tarihsel belge.

‘Ma Sekerdo Kardaş?’taki (N’etmişiz Kardaş?) tanıkların anlatımlarının merkezinde Surbahan köyü yer alıyor.

Mercan Surbahan köyü, Kuzey Munzurlar silsilesine ait Kılıçkaya Dağı eteğinden Erzincan Ovası’na bakar.

1960’lı yıllara kadar köyün adı “Surbahan” idi.

Yeni adı Kılıçkaya.

1937-38’de Dersim’e yapılan harekâtın komutasının bir ayağı Surbahan köyünde üslendi.

Sonunda “harekât” tırpanı Surbahan köyünü de biçti.

Kitapta anlatıldığı kadarıyla, öldürülmüş erkeklerin kemikleri Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni

Gediği çukurunda, Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte gömüldü.

Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler.

İşte tam on bir kişinin tanıklığına dayanan kitap, o süreçte Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle 1938-48 aralığına bakıyor ve bunu yaparken de, bu tarihlerin öncesi ve sonrasına uzanıyor.

Böylece, yaklaşık yüz yıllık bir zaman dilimine yayılan bu tanıklıklar, Dersim’de yaşananlar kadar, Erzincan’da Rus İşgali, Ermenilerin Erzincan’ı terk etmek zorunda kaldıkları yılları da kapsıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?): “Dersim 38” Tanıklıkları, derleyen: İlhami Algör, İletişim Yayınları, anı, 199 sayfa, 2018

Cafer Solgun – 90’larda Mahpus Olmak (2018)

Dersim, Alevi ve Kürt sorunuyla ilgili önemli çalışmalarıyla bildiğimiz, Dersimli Kürt, Alevi bir ailenin çocuğu olan Cafer Solgun, katıldığı bir boykot eylemi nedeniyle lise öğrencisiyken ilk kez gözaltına alınıp işkence gördüğünde 16 yaşında bile değildi.

Solgun, siyasi nedenlerle sıkıyönetim mahkemesi ve DGM’de yargılandı.

Toplam 17,5 yıl gibi, neredeyse bir ömür kadar uzun bir süre hapis kaldı.

Ömrünün en genç yıllarını, 20’li ve 30’lu yaşlarını cezaevinde geçiren Solgun, bu kitaptaki anılarında, bu uzun tutukluluk sürecinde Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa ve Kaman cezaevlerinde yaşadıklarını, dönemin sağlam bir panoraması eşliğinde bizimle paylaşıyor.

Solgun’un anıları, yalnızca kişisel bir tanıklık olarak değil, ülkenin inişli çıkışlı yakın tarihinin sağlam bir belgesel kaydı olarak okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

Solgun şöyle diyor:

“Geçmişten bahsederken, yüzleşme derken, 12 Eylül’ü, 90’ları hatırlatırken, sizinle dilim döndüğünce, kalemim yazdığınca yaşadıklarımı, tanıklığımı paylaşırken, aslında çocuklarımız nezdinde geleceğimize hitap ediyorum ben… Onların gözlerine utanç duymadan bakabilmek ve onları, bizi anlamaya çalışırken şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğratmamak için…”

Künye: Cafer Solgun – 90’larda Mahpus Olmak: Van, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Antep, Bursa, Kaman, İletişim Yayınları, anı, 400 sayfa, 2018

Vefa Zat – Barmen (2009)

Vefa Zat en çok, rakı kültürü ve İstanbul’un eğlence hayatını konu alan eserleriyle bilinir.

Zat’ın bu kitabıysa, kendisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan 12 Eylül’e uzanan anılarından, kişisel tanıklıklarından oluşuyor.

Zat’ın anıları, Samatya’da, küçük bir esnaf meyhanesinde miço olarak mesleğe başladığı dönemlerden, Hilton’da uzun yıllar süren barmenliğine uzanıyor.

Ayrıca yazarın, Jerry Lewis, Mısır Prensesi Elizabeth, Gönül Yazar, Orhan Boran, İsmet İnönü, Nadir Nadi, Çetin Altan, Benli Belkıs, Louis Armstrong ve Hrant Lusigyan gibi ünlü isimlere dair anıları da kitabı renkli kılan hususlardan biri.

Zat, okura, İstanbul’un gece hayatı ve içki kültürüne dair zengin, renkli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Vefa Zat – Barmen, Doğan Kitap, anı, 238 sayfa

Fidel Castro – Che’li Anılar (2009)

Kuşkusuz, bir insan ve bir devrimci olarak Che Guevara hakkında yazmak söz konusu olduğunda, bunu, Latin Amerika’nın çehresini birlikte değiştirdikleri Fidel Castro’dan daha iyi yapacak başka bir isim düşünülemez.

Bu kitap, kendisiyle 1987 yılında yapılan bir röportajda, “Che’yi hâlâ rüyamda görüyorum” diyen Castro’nun, büyük bir tarihi ortaklık yaptığı Ernesto ‘Che’ Guevara de la Serna’ya dair anılarından oluşuyor.

Castro’nun Che’yle ilgili anıları, konuşmaları, röportajları ve yazılarından oluşan kitap, hem kendisiyle Che Guevara arasındaki bağı hem de Küba’nın ilginç siyasal deneyimini anlamak açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Fidel Castro – Che’li Anılar, çeviren: Mehmet Harmancı ve Murat Uyurkulak, Agora Kitaplığı, anı, 213 sayfa

Kolektif – Annem Masume Hanım (2015)

98 yaşında vefat eden koca çınar Masume Batu Hanım’ın Osmanlı’nın son yıllarından günümüze uzanan, kendisinin kişisel hayatı için olduğu kadar Türkiye yakın tarihi için de çok önemli bilgiler barındıran anılar.

Burada kimler yok ki! Mustafa Kemal’den Cemal Reşit Rey’e, Malta sürgünlerinden Cumhuriyet’in ilanına pek çok kişi ve olay…

  • Künye: Kolektif – Annem Masume Hanım, derleyen: Leyla Batu Pekcan, Pan Yayıncılık

Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde (2015)

Jean Améry, Naziler tarafından esir alınmış, 1937’de onlardan kaçarak Belçika’ya sığınmış, Nazilerin burayı işgal etmesinden sonra direnişe katılmış ve Gestapo tarafından yakalandıktan sonra toplama kamplarına gönderilmişti.

Bu kitap, Améry’nin olağanüstü yaşamının hikâyesini sunuyor.

Auschwitz, Buchenwald ve Bergen-Belsen toplama kamplarında kalmış bu önemli tanığa kulak veriyoruz.

  • Künye: Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde, çeviren: Cemal Ener, Metis Yayınları

 

Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin (2018)

Hitler’in seçkin Muhafız Birliği’nde yer almış Erwin Bartmann’ın anıları, Nazi Almanya’sında yaşananlara içerden tanıklık etmesiyle çok önemli bir tarihi belge.

Bartmann anılarında,

  • Henüz genç bir okul çocuğuyken Nazilerin propagandalarından nasıl etkilendiğini,
  • Alman ırkının üstünlüğü safsatasının halk arasında akıl almaz biçimde nasıl karşılık bulduğunu,
  • 17 yaşındayken Berlin’deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adım atışını,
  • 1941 yazının sonlarında Sovyet Cephesi’nde savaşmaya gidişini,
  • Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında yaralanarak geri hizmete çekilmesini,
  • Daha sonra Almanya’da Eğitim ve İkmal taburunda makineli tüfek eğitmeni olarak görevlendirilmesini,
  • Kızıl Ordu saldırıları karşısında Alman mevzilerinin bir bir çöküşünü,
  • Ve Hitler Almanya’sının sonunun hızla gelişini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Bartmann’ın kitabı, yalnızca bu tarihi olaylara dair tanıklığıyla değil, aynı zamanda harika bir dönem tasviri yapmasıyla da benzeri hatıratlardan ayrılıyor.

Politika ve askeri stratejiye boğulmamasıyla öne çıkan kitap; açlık, yorgunluk, çamur ve yağan mermilerle boğuşan askerlerin, kimi yerde roman tadı veren gerçekçi hikâyelerini sunmasıyla oldukça ilginç.

  • Künye: Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin: 1. SS Panter Tümeni’nden Bir Askerin Anıları, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, anı, 320 sayfa, 2018