Tolga Aydoğan – Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri (2025)

Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Sabahattin Ali’nin 41 yıllık kısa hayat yolculuğunda Ankara önemli bir duraktır. Ankara ile yolu ilk defa 1927’de kesişiyor ve 1948’e kadar Ankara onun hayatında önemli izler bırakıyor. Bu kitapta Sabahattin Ali’nin Ankara’da yaşadığı evleri, çalıştığı yerleri, ailesiyle ve arkadaşlarıyla gittiği lokantaları, gazinoları, pastaneleri tek tek bulup ortaya çıkarıyor. Onun hatıralarının geçtiği binaların bir kısmı halen ayakta, bir kısmı ise seneler içinde çoktan yıkılmış. Tolga Aydoğan, onu tanıyanların anılarından hareketle bu mekânları analiz ederek, onu tanıyan ve hayatta olan kişilerle görüşerek Sabahattin Ali’nin Ankara’daki izlerini kaleme almış.

Ankara, Sabahattin Ali’nin hayatında çok önemli bir yer tutar. Son döneminde, yazmak istediği bir kent olarak karşımıza çıkar. Arkadaşı Mediha Esensel’e “Ankara’yı yazacağım. Ankara’yı öyle bir yazacağım ki, pek çok insan burada kendisini bulacak… Yazarlık sanatımın tüm inceliklerini bu kitapta ortaya koyacağım” diyecektir. Maalesef o çok istediği Ankara romanını yazmaya fırsat bulamıyor.

Aydoğan ise, Sabahattin Ali’nin Ankara’da bıraktığı izleri takip ederek Sabahattin Ali’nin Ankarası’nı anlatıyor. Onun Ankara’daki yaşantısına dair bazı bilgiler ilk kez gün ışığına çıkarken Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri bazı yanlış bilinenlerin de bu kitapta yer alan bilgilerle düzeltilecektir. Bugüne kadar yayımlanmamış iki fotoğrafı da yine bu kitapta ilk defa ortaya çıkacak. Sonuç olarak Sabahattin Ali’nin Ankara’daki günlerine ilişkin kaleme alınan bu kitap, ileride yapılacak araştırmalar için de bir kaynak kitap teşkil edecektir.

  • Künye: Tolga Aydoğan – Sabahattin Ali’nin Ankara’daki İzleri, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2025

Sir James E. Alexander – Şarkta ve Garpta Askerlik (2025)

Kraliyet Askeri Akademisi’nden yetişen ve İngiliz ordusunun en çalkantılı dönemlerinde sahneye çıkan Sir James E. Alexander, yalnızca bir asker değil aynı zamanda bir diplomat ve kâşifti. Alexander’ın bu eseri, yazarın uzun ve çeşitli askeri kariyerinin anılarını kapsıyor. ‘Şarkta ve Garpta Askerlik’ (‘Passages in the Life of a Soldier: Or, Military Service in the East and West’), Alexander’ın hem “Doğu” olarak adlandırdığı bölgelerdeki (Hindistan, İran vb.) hem de “Batı” olarak tanımladığı coğrafyalardaki (Avrupa, Afrika, Amerika) askeri hizmetlerini ve bu hizmetler sırasındaki kişisel deneyimlerini detaylı bir şekilde aktarıyor.

Alexander, bir asker olarak görev yaptığı farklı coğrafyalardaki askeri harekatlara, savaşlara, garnizon hayatına ve sosyal ilişkilere dair canlı ve birinci elden bilgiler sunar. Kitap, dönemin askeri taktiklerini, ordunun günlük yaşamını, askerlerin arasındaki ilişkileri ve farklı kültürlerle olan etkileşimleri yansıtan anekdotlarla dolu. Yazar, sadece askeri olayları anlatmakla kalmaz, aynı zamanda görev yaptığı bölgelerin coğrafi özelliklerini, yerel halkların yaşam tarzlarını ve kültürel farklılıklarını da kendi gözlemleriyle okuyucuya aktarıyor.

Kitap, bir askerin kişisel yolculuğunu ve askeri hizmetin farklı cephelerini gözler önüne sererken, aynı zamanda 19. yüzyılın ilk yarısındaki İngiliz İmparatorluğu’nun askeri ve sosyal tarihine de ışık tutuyor. Alexander’ın anıları, dönemin askeri hayatına dair samimi ve detaylı bir bakış sunarak, okuyucuyu o yılların dünyasına götürüyor.

  • Künye: Sir James E. Alexander – Şarkta ve Garpta Askerlik, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, anı, 176 sayfa, 2025

Maureen Murdock – Mit Yaratımı (2025)

Maureen Murdock’ın bu çalışması, anı yazımını sadece geçmiş olayların kronolojik bir kaydı olarak değil, aynı zamanda kişisel mitolojimizi inşa etme ve benliğimizi derinlemesine keşfetme aracı olarak ele alıyor. ‘Mit Yaratımı: Hayatını Anlamlandırmak, Mitini Keşfetmekle Başlar’ (‘Mythmaking: Self-Discovery and the Timeless Art of Memoir’), anılarımızı yazarken kullandığımız anlatı yapılarını, arketipsel temaları ve sembolleri inceleyerek, bu sürecin bireysel psikolojik yolculuğumuzla nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyuyor. Kitap, anı yazarlarını kendi hayat hikayelerinin kahramanları olarak görmeye ve deneyimlerini evrensel mitolojik motiflerle ilişkilendirmeye teşvik ediyor.

Murdock, Carl Jung’un arketip kavramlarından ve Joseph Campbell’ın kahramanın yolculuğu modelinden ilham alarak, anı yazım sürecinde ortaya çıkan farklı arketipsel figürleri ve temaları analiz ediyor. Gölge benlik, bilge yaşlı, anima/animus gibi arketiplerin kişisel hikayelerimizde nasıl tezahür ettiğini ve bu arketipsel dinamikleri anlamanın kendi benliğimizi daha derinlemesine kavramamıza nasıl yardımcı olabileceğini sunuyor.

Kitap, anı yazarlarını sadece olayları hatırlamaya değil, aynı zamanda bu olayların duygusal ve psikolojik anlamlarını keşfetmeye, travmaları ve zorlukları kişisel büyüme ve dönüşüm fırsatlarına çevirmeye yönlendiriyor.

Murdock, anı yazımının iyileştirici gücünü vurgulayarak, kendi mitolojimizi yaratma sürecinin bizi daha otantik ve bütünleşmiş bir benliğe taşıyabileceğini savunuyor. Kitap, hem anı yazmaya yeni başlayanlar hem de deneyimli yazarlar için ilham verici ve yol gösterici bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Maureen Murdock – Mit Yaratımı: Hayatını Anlamlandırmak, Mitini Keşfetmekle Başlar, çeviren: Selnur Güneş, Beyaz Baykuş Yayınları, mitoloji, 208 sayfa, 2025

Yervant Tolayan – Gavroşname (2025)

Yervant Tolayan’ın ‘Gavroşname’ adlı kitabı, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tiyatro ve gazetecilik serüvenini anlatan önemli bir eser. Tolayan, bu kitabında, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermeniler ve Türkler arasındaki ilişkilere, özellikle tiyatrocuların ve gazetecilerin kültürel, sanatsal ve politik yaşamına odaklanıyor. Kitap, yazarın kendi anılarından ve gözlemlerinden oluşuyor ve dönemin sosyokültürel atmosferini canlı bir şekilde yansıtıyor.

Tolayan, kitabında, dönemin tiyatro ve gazetecilik dünyasında yer alan önemli isimleri, olayları ve anekdotları detaylı bir şekilde anlatmaktadır. Kitapta, Mardiros Mınakyan gibi ünlü tiyatrocuların yanı sıra, dönemin gazetecileri ve yazarları da yer almaktadır. Tolayan, bu kişilerin hayatlarını, çalışmalarını ve aralarındaki ilişkileri okuyucuya aktarırken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve politik olaylarına da değinmektedir. Kitap, sadece tiyatro ve gazetecilik tarihine değil, aynı zamanda Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tarihine de ışık tutmaktadır.

‘Gavroşname’, sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin sosyokültürel ve politik panoramasıdır. Tolayan, kitabında, dönemin çokkültürlü yapısını, insanların yaşam tarzlarını, geleneklerini ve inançlarını da anlatmaktadır. Kitap, okuyucuya, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermenilerin ve Türklerin nasıl bir arada yaşadıklarını, neler paylaştıklarını ve neler yaşadıklarını göstermektedir. Bu yönüyle, “Gavroşname”, sadece bir tiyatro ve gazetecilik tarihi kitabı değil, aynı zamanda bir toplumsal tarih kitabıdır.

  • Künye: Yervant Tolayan – Gavroşname: Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin Tiyatro ve Gazetecilik Serüveni, 1900-1935, çeviren: Solina Silahlı, Aras Yayıncılık, anı, 512 sayfa, 2025

Vahram Torkomyan – Unutulan Geçmiş (2024)

İstanbullu doktor ve araştırmacı Vahram Torkomyan (1858-1942), ölümünden birkaç ay önce tamamladığı bu el yazması hatıratta İstanbul Ermenilerinin toplumsal, entelektüel ve dini hayatına dair eşsiz bir tanıklık sunarken, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentindeki sosyal ve politik yaşamın çok katmanlı yapısını da gözler önüne seriyor.

İstanbul’dan Paris’e uzanan yaşamını kaleme aldığı ‘Unutulan Geçmiş’te, çocukluğundan ilkgençliğine, öğrenciliğinden meslek hayatına, akademik ve tarihsel araştırmalarından toplumsal ve politik faaliyetlerine dek tüm hayatını, ince ayrıntılarıyla, berrak anılarıyla ve edebi maharetiyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Vahram Torkomyan – Unutulan Geçmiş: İstanbullu Bir Doktorun Üsküdar’dan Paris’e Yolculuğu, çeviren: Alev Er, Aras Yayıncılık, anı, 488 sayfa, 2024

Vartuhi Kalantar – Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu (2024)

‘Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu’, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bir kadın tarafından yazılmış ilk hapishane tanıklığı olarak nitelendirilebilir.

Lozan’da üniversite öğrencisiyken ailesine yazdığı mektuplar gerekçe gösterilerek 1915’te tutuklanan ve ailesiyle birlikte Divan-ı Harp’te yargılanan Vartuhi Kalantar (1895-1978), hakkında tutuklama kararı çıkarılan diğer Ermeni aydınlarla birlikte Hapishane-i Umumi’ye gönderildi.

İki buçuk yıllık mahkûmiyetini, 1920-1921 yılları arasında Getronagan pandin gineru pajinı [Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu] adıyla ilk kez Hay gin dergisinde anlattı.

Kalantar’ın anıları, Osmanlı’nın ilk modern hapishanesi olan Hapishane-i Umumi’yi bir etnografi gibi inceleyen, yazarın keskin gözlem gücüyle harmanlanmış, eşsiz bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Vartuhi Kalantar – Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu (1920-1921), çeviren: Artun Gebenlioğlu, Aras Yayıncılık, anı, 104 sayfa, 2024

Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar (2024)

“Ben düzenli olarak yeni yayımlanan öykü kitaplarını okurum.

Kanımca öykü, sinema sanatına romandan daha yatkındır.

Roman sayıyla, öykü ise nakavtla kazanır.”

Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan ve Hakkâri’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Erden Kıral’dan hatıralar geçidi.

Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurtdışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar.

‘Aynadan Yansıyan Hatıralar’, Erden Kıral’ın hayatından yaşam perdesine yansıyanlar.

Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü…

  • Künye: Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar: Benim Güzel Günlüğüm, Yapı Kredi Yayınları, anı, 200 sayfa, 2024

James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar (2024)

Dünyanın en sevilen veterineri James Herriot’un yürek ısıtan, eğlenceli ve yer yer hüzünlü dünyasına yakından bakalım.

Kırk yılı aşkın süredir, James Herriot muhteşem öyküleri, derin yaşam sevgisi ve olağanüstü öykü anlatma yeteneği ile okuyucularını kendine hayran bıraktı.

Herriot, onlarca yıldır en küçüğünden en büyüğüne kadar yüzlerce hayvanı tedavi edip hayata tutunmalarına vesile olurken hem hayvanları hem de insanları keskin gözleriyle ve sevgi dolu kalbiyle gözlemledi.

‘Küçük Büyük Tüm Canlılar’da, mesleğe yeni başlayan ve Yorkshire kırsalındaki veterinerlik uygulamalarının, veterinerlik okulunun yetersiz ortamında öğrendiklerinden çok farklı olduğunu keşfeden genç Herriot ile tanışıyoruz.

Bazı ziyaretler yürek burkacak derecede zor, bazıları neşeli ve eğlenceli.

Hayvanlar dünyasına olan sevgisini her cümlesinde hissedeceğiniz yazar, veterinerliğin muhteşem taraflarını, karşılaşılabilecek vaka çeşitliliğini ve hiç bitmeyen zorluklarını keşfediyor ve okurunu da büyülü dünyanın içine sokuyor.

Herriot’un anıları dünya çapında 80 milyon kopya sattı ve hâlâ her yaştan okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor.

  • Künye: James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar: Veterinerliğe Adanmış macera Dolu Bir Ömür, çeviren: Muhlis Ünal Salman, Epsilon Yayıncılık, hayvanlar, 528 sayfa, 2024

Sedat Ulugana – İhsan Nuri Paşa’nın Anıları (2023)

Bu kitap, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinin askeri, siyasi ve sosyal süreçlerine doğrudan tanıklık etmiş, Kürt tarihinin çok önemli bir kesitinde belirleyici roller üstlenmiş olan İhsan Nuri Paşa’nın anılarını ilk kez gün ışığına çıkarıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın farklı cephelerinde bizzat bulunmuş olan İhsan Nuri Paşa’nın Balkan Savaşları’ndan Ağrı İsyanı’na değin uzanan serüveni Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu modern tarihlerinin de bir izleğidir adeta.

Okur, onun anılarında, Mustafa Kemal Atatürk’ten Mele Mustafa Barzani’ye, Abdurahman Qasimlo’den Mustafa Suphi’ye kadar dönemin birçok önemli karakterini İhsan Nuri’nin tanıklığıyla yeniden değerlendirme imkânı edinecek, büyük savaşlara şahitlik eden o çağda Kürtlerin kazanım ve kayıplarını da tespit etme olanağını bulacaktır.

İhsan Nuri Paşa’nın anıları, raporları, mektupları ile, yine ilk kez bu kitapta yayımlanan, Ağrı dağındaki isyan karargâhı ile Hoybun merkez teşkilatı arasında gerçekleşen yazışmalar Kürt tarihinin çok az bilinen bir sayfasına ışık tutuyor.

Kürt tarihyazımının yönünü etkileyecek olan bu rapor ve yazışmalar bu kitabı temel bir kaynak haline getiriyor.

  • Künye: Sedat Ulugana – İhsan Nuri Paşa’nın Anıları: Ağrı İsyanı Raporları, Dipnot Yayınları, 408 sayfa, 2023

Michael Asderis – Dersaadet (2023)

Baba tarafından Rum, anne tarafından yarı Ermeni yarı İtalyan Micheal Asderis’in aile tarihinin izini süren bu kitap, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan Kıbrıs Sorunu’na kadar olan süreci derinlikli bir biçimde ele alıyor.

‘Dersaadet’, aynı zamanda Kıbrıs Sorunu sonrasında İstanbullu Rumların Türkiye’den kovulmasıyla sonuçlanan döneme de tanıklık ederken, İstanbul’un siyasi ve toplumsal açıdan kritik konumunu da vurgulamayı ihmal etmiyor.

İstanbul ya da eski adıyla Konstantinopolis’te dört kuşak önce başlayan aile hikâyesi, kişisel hatıralar ve tanıklıklarla örülüyor, yazarın deyimiyle “kimliğini şekillendiren bu toplumun unutulmamasına katkı sunuyor.”

Asderis’in Türkiye’den Almanya’ya göç ettikten tam elli yıl sonra kaleme aldığı ‘Dersaadet’, İstanbul’un gayrimüslim toplumlarına dair alternatif bir tarih anlatısı sunuyor.

  • Künye: Michael Asderis – Dersaadet, çeviren: Zeynep Taşkın, Aras Yayıncılık, anı, 336 sayfa, 2023