Vahram Torkomyan – Unutulan Geçmiş (2024)

İstanbullu doktor ve araştırmacı Vahram Torkomyan (1858-1942), ölümünden birkaç ay önce tamamladığı bu el yazması hatıratta İstanbul Ermenilerinin toplumsal, entelektüel ve dini hayatına dair eşsiz bir tanıklık sunarken, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentindeki sosyal ve politik yaşamın çok katmanlı yapısını da gözler önüne seriyor.

İstanbul’dan Paris’e uzanan yaşamını kaleme aldığı ‘Unutulan Geçmiş’te, çocukluğundan ilkgençliğine, öğrenciliğinden meslek hayatına, akademik ve tarihsel araştırmalarından toplumsal ve politik faaliyetlerine dek tüm hayatını, ince ayrıntılarıyla, berrak anılarıyla ve edebi maharetiyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Vahram Torkomyan – Unutulan Geçmiş: İstanbullu Bir Doktorun Üsküdar’dan Paris’e Yolculuğu, çeviren: Alev Er, Aras Yayıncılık, anı, 488 sayfa, 2024

Vartuhi Kalantar – Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu (2024)

‘Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu’, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bir kadın tarafından yazılmış ilk hapishane tanıklığı olarak nitelendirilebilir.

Lozan’da üniversite öğrencisiyken ailesine yazdığı mektuplar gerekçe gösterilerek 1915’te tutuklanan ve ailesiyle birlikte Divan-ı Harp’te yargılanan Vartuhi Kalantar (1895-1978), hakkında tutuklama kararı çıkarılan diğer Ermeni aydınlarla birlikte Hapishane-i Umumi’ye gönderildi.

İki buçuk yıllık mahkûmiyetini, 1920-1921 yılları arasında Getronagan pandin gineru pajinı [Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu] adıyla ilk kez Hay gin dergisinde anlattı.

Kalantar’ın anıları, Osmanlı’nın ilk modern hapishanesi olan Hapishane-i Umumi’yi bir etnografi gibi inceleyen, yazarın keskin gözlem gücüyle harmanlanmış, eşsiz bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Vartuhi Kalantar – Hapishane-i Umumi Kadınlar Koğuşu (1920-1921), çeviren: Artun Gebenlioğlu, Aras Yayıncılık, anı, 104 sayfa, 2024

Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar (2024)

“Ben düzenli olarak yeni yayımlanan öykü kitaplarını okurum.

Kanımca öykü, sinema sanatına romandan daha yatkındır.

Roman sayıyla, öykü ise nakavtla kazanır.”

Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan ve Hakkâri’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Erden Kıral’dan hatıralar geçidi.

Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurtdışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar.

‘Aynadan Yansıyan Hatıralar’, Erden Kıral’ın hayatından yaşam perdesine yansıyanlar.

Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü…

  • Künye: Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar: Benim Güzel Günlüğüm, Yapı Kredi Yayınları, anı, 200 sayfa, 2024

James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar (2024)

Dünyanın en sevilen veterineri James Herriot’un yürek ısıtan, eğlenceli ve yer yer hüzünlü dünyasına yakından bakalım.

Kırk yılı aşkın süredir, James Herriot muhteşem öyküleri, derin yaşam sevgisi ve olağanüstü öykü anlatma yeteneği ile okuyucularını kendine hayran bıraktı.

Herriot, onlarca yıldır en küçüğünden en büyüğüne kadar yüzlerce hayvanı tedavi edip hayata tutunmalarına vesile olurken hem hayvanları hem de insanları keskin gözleriyle ve sevgi dolu kalbiyle gözlemledi.

‘Küçük Büyük Tüm Canlılar’da, mesleğe yeni başlayan ve Yorkshire kırsalındaki veterinerlik uygulamalarının, veterinerlik okulunun yetersiz ortamında öğrendiklerinden çok farklı olduğunu keşfeden genç Herriot ile tanışıyoruz.

Bazı ziyaretler yürek burkacak derecede zor, bazıları neşeli ve eğlenceli.

Hayvanlar dünyasına olan sevgisini her cümlesinde hissedeceğiniz yazar, veterinerliğin muhteşem taraflarını, karşılaşılabilecek vaka çeşitliliğini ve hiç bitmeyen zorluklarını keşfediyor ve okurunu da büyülü dünyanın içine sokuyor.

Herriot’un anıları dünya çapında 80 milyon kopya sattı ve hâlâ her yaştan okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor.

  • Künye: James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar: Veterinerliğe Adanmış macera Dolu Bir Ömür, çeviren: Muhlis Ünal Salman, Epsilon Yayıncılık, hayvanlar, 528 sayfa, 2024

Sedat Ulugana – İhsan Nuri Paşa’nın Anıları (2023)

Bu kitap, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinin askeri, siyasi ve sosyal süreçlerine doğrudan tanıklık etmiş, Kürt tarihinin çok önemli bir kesitinde belirleyici roller üstlenmiş olan İhsan Nuri Paşa’nın anılarını ilk kez gün ışığına çıkarıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın farklı cephelerinde bizzat bulunmuş olan İhsan Nuri Paşa’nın Balkan Savaşları’ndan Ağrı İsyanı’na değin uzanan serüveni Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu modern tarihlerinin de bir izleğidir adeta.

Okur, onun anılarında, Mustafa Kemal Atatürk’ten Mele Mustafa Barzani’ye, Abdurahman Qasimlo’den Mustafa Suphi’ye kadar dönemin birçok önemli karakterini İhsan Nuri’nin tanıklığıyla yeniden değerlendirme imkânı edinecek, büyük savaşlara şahitlik eden o çağda Kürtlerin kazanım ve kayıplarını da tespit etme olanağını bulacaktır.

İhsan Nuri Paşa’nın anıları, raporları, mektupları ile, yine ilk kez bu kitapta yayımlanan, Ağrı dağındaki isyan karargâhı ile Hoybun merkez teşkilatı arasında gerçekleşen yazışmalar Kürt tarihinin çok az bilinen bir sayfasına ışık tutuyor.

Kürt tarihyazımının yönünü etkileyecek olan bu rapor ve yazışmalar bu kitabı temel bir kaynak haline getiriyor.

  • Künye: Sedat Ulugana – İhsan Nuri Paşa’nın Anıları: Ağrı İsyanı Raporları, Dipnot Yayınları, 408 sayfa, 2023

Michael Asderis – Dersaadet (2023)

Baba tarafından Rum, anne tarafından yarı Ermeni yarı İtalyan Micheal Asderis’in aile tarihinin izini süren bu kitap, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan Kıbrıs Sorunu’na kadar olan süreci derinlikli bir biçimde ele alıyor.

‘Dersaadet’, aynı zamanda Kıbrıs Sorunu sonrasında İstanbullu Rumların Türkiye’den kovulmasıyla sonuçlanan döneme de tanıklık ederken, İstanbul’un siyasi ve toplumsal açıdan kritik konumunu da vurgulamayı ihmal etmiyor.

İstanbul ya da eski adıyla Konstantinopolis’te dört kuşak önce başlayan aile hikâyesi, kişisel hatıralar ve tanıklıklarla örülüyor, yazarın deyimiyle “kimliğini şekillendiren bu toplumun unutulmamasına katkı sunuyor.”

Asderis’in Türkiye’den Almanya’ya göç ettikten tam elli yıl sonra kaleme aldığı ‘Dersaadet’, İstanbul’un gayrimüslim toplumlarına dair alternatif bir tarih anlatısı sunuyor.

  • Künye: Michael Asderis – Dersaadet, çeviren: Zeynep Taşkın, Aras Yayıncılık, anı, 336 sayfa, 2023

Solomon Volkov – Tanıklık Tutanağı (2023)

Yirminci yüzyılın en başarılı bestecilerinden Dmitri Şostakoviç’in eserleri her geçen gün dünya çapında daha fazla icra ediliyor.

Bu ilgi artışının nedenlerinden biri de bestecinin, Rus müzikolog Solomon Volkov’a aktardığı anılarından oluşan ‘Tanıklık Tutanağı’.

Kitap 1979 yılında ilk kez yayımlandığında çoksatanlar arasına girerken The Times tarafından yılın kitabı ve The Guardian tarafından “20. yüzyılın en etkili müzik kitabı” seçildi.

Tanıklık Tutanağı, tarihin en çok övülen müzik dehalarından birinin hayatı ve eserleriyle bir hesaplaşma şansı sunuyor.

“Ben başarılı bir formül bulmuştum. Bu da Şostakoviç’in yakın dostlarıyla bile konuştuğundan daha özgür bir biçimde konuşmasına yarıyordu. ‘Kendinizle’ ilgili şeyleri anımsamayı bırakın, başkalarından söz edin. Kuşkusuz Şostakoviç, kendisiyle ilgili şeyleri de anımsıyordu, ama başkalarından söz ederken kendisine ulaşıyor, kendi yansımasını buluyordu onlarda…”

  • Künye: Solomon Volkov – Tanıklık Tutanağı: Şostakoviç’in Anıları, çeviren: M. Halim Spatar, Say Yayınları, müzik, 464 sayfa, 2023

Hayrettin Erkmen – İki Dem Bir Demokrat (2023)

Hayrettin Erkmen (1915-1999) Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gerçek anlamda ilk çok partili demokrasi deneyimi olan Demokrat Parti döneminin en ilginç simalarından biridir.

Erkmen çalışma bakanlığından Yassıada’daki mahkûmiyetine kadar giden yolda hayatın bin bir türlü haliyle karşılaşmıştır.

Yıllar sonra aynı siyasi hareketin devamı niteliğindeki Adalet Partisi’nde dışişleri bakanı olarak Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na katılması için mücadele vermiş, ancak muhalefet karşısında kendi hükümeti tarafından yalnız bırakılarak bakanlıktan düşürülmüştür.

Erkmen’in anıları, yakın dönem siyasi tarihimizin, arka planı çok iyi bilinmeyen çeyrek asırlık bir dönemine ışık tutuyor.

‘İki Dem Bir Demokrat’, belgeler ve açıklayıcı notlarla birlikte, siyasi anı kitaplarının güzide örneklerindendir.

  • Künye: Hayrettin Erkmen – İki Dem Bir Demokrat: Eski Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen’in Anıları, Yapı Kredi Yayınları, anı, 144 sayfa, 2023

Teğmen Selim Bey – Bir Türk Subayının Sefer Defteri (2023)

Osmanlı ordusunda I. Mızraklı Süvari Alayının bir subayı olan Teğmen Selim Bey, Fransa’da bir hava kuvvetleri subayı olarak eğitime gönderilmesini beklerken kendisini birdenbire savaşın içinde buluyor.

İstanbul’dan Süloğlu’na geliyor (6 Ekim 1912).

Oradan, Bulgarlarla çatışa çatışa, geri çekile çekile Çatalca’ya, oradan da İstanbul’a dönüyor.

Tuttuğu günlükleri Paris’te Fransızca olarak yayımlatıyor (1913).

Teğmen Selim Bey, yalnızca yaşadığı olayları, tanıklıklarını aktarmakla yetinmiyor, aynı zamanda Osmanlı’nın çöküşü ve bugün de hâlâ çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamayışımız hakkında da bize ışık tutan önemli saptamalarda bulunuyor:

“Kimi benden su istiyor, kimi ekmek… Emir erimle mataralarımızı ve eyer kuburlarımızı boşaltıyoruz. Hiçbir şeyim kalmadı ve bana hâlâ yalvarıyorlar. Bu bahtsızlara cesaretlerini toplamalarını, hasta arabası bulacakları Hasköy’e kadar sürüklenmelerini söylüyorum. Zavallılar! Bu yiğit insanlardan kim bilir kaçı yalnızca yaralarından değil, açlıktan ve bakımsızlıktan ölmek için orada kaldı…”

“Yol –atlarımızın dizlerinin üstüne kadar çamura battıkları bataklığa bu adı verebilirsek– sahipleri tarafından ağırlıklarını hafifletmek için rasgele atılmış her çeşitten araç gerece bakarak seçilebiliyordu. Ordumuzun yollara ektiği tüm bu malzeme, zavallı milletimizden acımasızca sökülüp alınan milyonlarca vergiyi temsil etmektedir. Yalnızca Alman markalarını görüyoruz ve her an borçlarımızın Berlin’de yutulduğunu düşünüyorum. Kalbimde aşırı bir öfke var ve bu öfkenin kendimde olduğu gibi herkeste olmasını istiyorum… Felaketlerimizin büyük bir bölümünün sorumluluğu bizde, yani Türk ordusunun subaylarındadır. Milletin ekmeğini yedik ve ona bizden beklediği hizmetleri verebilecek kapasitede değiliz. Barış zamanlarında savaşa nasıl hazırlanacağımızı bilmiyorduk, bizi doğrudan ilgilendirmeyen şeylerle meşguldük; Türkiye’yi bir anayasa vererek kurtardığımıza inandık, ama asıl görevimiz olan güçlü ve eğitimli bir ordu yaratmak üzerine her zaman düşünmedik.”

  • Künye: Teğmen Selim Bey – Bir Türk Subayının Sefer Defteri: Mızraklı Süvari Teğmen Selim Bey’in Günlükleri (Ekim–Aralık 1912, Süloğlu’dan Çatalca’ya), çeviren: A. Kadir Paksoy, Doruk Yayınları, anı, 104 sayfa, 2023

Rudolf Nissen – Aydınlık Sayfalar, Karanlık Sayfalar (2023)

Yirminci yüzyılın en ünlü cerrahlarından Rudolf Nissen’in kendi anılarından yola çıkarak kaleme aldığı bu eser, savaş yıllarında tıp eğitimi almış bir delikanlıyken hatırı sayılır bir cerraha dönüşmesinin hikâyesidir…

Birinci Dünya Savaşı’nı tüm acılarıyla yaşamış ve atlatmış, asistanlık yıllarında dönemin en ünlü patologlarıyla araştırmalar yapmış Nissen en sonunda meşhur cerrah Ferdinand. Sauerbruch’un öğrencisi olmuştu.

Hayatı boyunca pek çok meslektaşıyla tanışma ve çalışma olanağı bulmuş; kralların, prenslerin ve ünlü isimlerin doktorluğunu yapmış, hatta ünlü fizikçi Albert Einstein’ı kendi adıyla anılan Nissen Fundoplikasyonu yöntemiyle ameliyat etmiştir.

Profesör Nissen, Yahudi kökeni nedeniyle Nazi Almanya’sından kaçmak zorunda kaldığında dönemin karanlık yüzünü tarihçelere özgü bir tarafsızlıkla aktarır anılarında.

Atatürk’ün o dönemde Hitler’in zulmünden kaçan profesörlere yaptığı çağrıyla Türkiye’ye yerleşir ve İstanbul Üniversitesi Cerrahi Anabilim Dalı’nı kurarak 1933-1939 yılları arasında altı yıl boyunca burada profesörlük yaparak Türk tıp tarihine eşsiz katkılarda bulunur.

Hocası Sauerbruch ile tıp tarihindeki ilk pnömonektomiyi gerçekleştiren Nissen, çalıştığı her ülkede ve üniversitede tıp eğitimi ve cerrahların yetişmesiyle ilgili, günümüzde de hâlen geçerli olan eğitim yöntemleri geliştirip uygulamaya başlar.

Mesleğine ve insanlara olağanüstü bir duyarlılıkla birlikte sevgiyle bağlı olan Profesör Nissen’in, zorlu bir yaşamın süzgecinden geçmiş anılarını ve felsefesini bu kitapta bulacak ve zengin tarih içeriğiyle, Nazi Almanya’sının doğuşuna ilişkin bire bir gözlemleriyle tarihe doyacaksınız.

  • Künye: Rudolf Nissen – Aydınlık Sayfalar, Karanlık Sayfalar, çeviren: Canan Erzen, Epsilon Yayıncılık, anı, 482 sayfa, 2023