Mark Bittman – Hayvan, Sebze ve Abur Cubur (2025)

Mark Bittman bu kitabında, insanlığın gıda ile olan ilişkisinin evrimini, avcı-toplayıcı dönemden günümüzün endüstriyel tarımına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde inceliyor. Bittman, ‘Hayvan, Sebze Abur Cubur: Sürdürülebilir Olandan Bizi İntihara Sürükleyene Uzanan Bir Gıda Tarihi’ (‘Animal, Vegetable, Junk: A History of Food, from Sustainable to Suicidal’) kitabında, gıdanın sadece beslenme ihtiyacımızı karşılamakla kalmadığını, aynı zamanda kültürümüzü, ekonomimizi ve çevremizi de derinden etkilediğini savunuyor.

Kitap, üç ana bölüme ayrılıyor: “Hayvan”, “Sebze” ve “Abur Cubur”. “Hayvan” bölümünde, avcı-toplayıcı atalarımızın etle olan ilişkisi ve hayvancılığın evrimi ele alınıyor. Bittman, etin insanlık tarihindeki önemini ve günümüzdeki endüstriyel hayvancılığın çevresel ve etik sorunlarını tartışıyor. “Sebze” bölümünde, tarımın ortaya çıkışı, bitki temelli beslenmenin önemi ve endüstriyel tarımın sebze üretimi üzerindeki etkileri inceleniyor. Bittman, geleneksel tarım yöntemlerinin sürdürülebilirliğini ve endüstriyel tarımın zararlarını vurguluyor. “Abur Cubur” bölümünde ise, işlenmiş gıdaların yükselişi, fast food kültürü ve obezite salgını gibi konular ele alınıyor. Bittman, endüstriyel gıda sisteminin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor.

Bittman, kitabında, gıdanın sadece bir tüketim maddesi olmadığını, aynı zamanda politik bir mesele olduğunu da vurguluyor. Gıda endüstrisinin büyük şirketler tarafından kontrol edildiğini ve bu şirketlerin kâr odaklı politikalarının insan sağlığı ve çevre üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Kitap, okuyucuları bilinçli tüketim yapmaya, yerel ve sürdürülebilir gıda sistemlerini desteklemeye ve gıda politikalarının şekillenmesinde aktif rol almaya teşvik ediyor.

  • Künye: Mark Bittman – Hayvan, Sebze ve Abur Cubur: Sürdürülebilir Olandan Bizi İntihara Sürükleyene Uzanan Bir Gıda Tarihi, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Beyaz Baykuş Yayınları, ekoloji, 392 sayfa, 2025

Chris van Tulleken – Ultra İşlenmiş İnsanlar (2024)

Lezzet ve kıvam artırıcılar, modifiye nişastalar, hidrolize proteinler, guar zamkı, emülgatörler…

İnsanlık bir “yeni gıda çağı”na girdi.

Tarihte ilk kez aldığımız kalorilerin büyük kısmı yeni bir kaynaktan geliyor: ultra işlenmiş gıdalardan.

Aklınıza hemen abur cuburlar da gelmesin. Mesele daha fazlası: Ultra işlenmiş gıdalar, kendilerini masum, cazip –hatta faydalı– gösteren ustalıklı etiketleriyle, her gün tabaklarımızda daha çok yer kaplıyor.

Ve çok azımızın, paketlere küçücük harflerle eklenmiş onca tuhaf isimli şeyi neden yediğimiz ve sağlığımızın bundan nasıl etkilendiği hakkında bir fikri var.

Doktor ve biliminsanı Chris van Tulleken, dünyada büyük ses getiren kitabı ‘Ultra İşlenmiş İnsanlar’da, çok sayıda araştırmaya dayanarak –ve kendisinin bizzat katıldığı deneyden de faydalanarak– besleyici olmaktansa aşırı yemeyi teşvik etmek için tasarlanmış bu yeni tip yiyeceklerin beynimizi nasıl manipüle ettiğini, çocuk yaştan bağımlılık yaratıp vücudumuzu yıkıcı bir şekilde etkilediğini, nasıl sorumsuzca ve serbestçe pazarlandığını ortaya koyuyor.

Onları iyice tanıyıp, yeme davranışımız ve sağlığımız üzerindeki kontrolü yeniden ele alabilmemiz için bize yol gösteriyor.

Bu kitap haklarımızla ilgili.

Ne yediğimizi, bedenimize ne yaptığını bilme hakkı… ve iyi gıdaya erişebilme hakkı.

  • Künye: Chris van Tulleken – Ultra İşlenmiş İnsanlar: Neden Gıda Olmayan Şeyler Yiyoruz ve Neden Vazgeçemiyoruz?, çeviren: Gökçe Çakmak, Domingo Kitap, beslenme, 432 sayfa, 2024

Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi (2024)

Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin.

Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın.

Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!

Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı.

Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.

‘
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor.

  • Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı?
  • Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli?
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı?
  • Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?

Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.

  • Künye: Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi: Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, sağlık, 400 sayfa, 2024

Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (2024)

 

İslâmiyet’teki “helal” gıda kavramını tarihsel bir perspektifle, derinlemesine ele alan Febe Armanios ve Boğaç Ergene, Müslümanların beslenme anlayışlarına ve gıda tercihlerine kapsamlı bir bakış sunuyorlar.

Kuran’dan, hadislerden ve dinî pratiklerden yola çıkıp beslenme kuralları ve İslâm arasındaki ilişkiye odaklanarak helal gıdanın temel ilkelerini, tarihî seyrini, başka dinlerle olan ilişkisini inceleyen ‘Helal Gıda’, geçmişten günümüze Müslümanların beslenme kurallarını nasıl yorumladıklarını, bu yorumların coğrafi, kültürel, mezhepsel farklılıklar dolayısıyla nasıl değişebildiğini sergiliyor.

Yazarlar helal gıdanın modern dünyadaki yerini ortaya koymayı, küresel ticaret ağında ciddi yer kaplamaya başlayan “helal gıda pazarı”nın çeşitli yönlerine bakmayı da ihmal etmiyorlar: Endüstriyel hayvancılık ve et üretimiyle helal ilişkisi, helal ürün sertifikaları, küresel helal ticaret, katkı maddeleri ve paketlenmiş gıdalarda helale uygunluk, alternatif yiyecek-içecekler, helal gıdanın etik, sağlık ve çevre bilinciyle ilgili boyutları, mutfak kültürü, fast food zincirleri, kamusal alanlarda sunulan yemekler…

‘Helal Gıda’, hayatın çok içindeki, dinamik bir dinî kavramın yapısını daha yakından incelemek isteyenler için olduğu kadar yemek/mutfak kültürünün farklı ve önemli bir boyutuna, beslenme geleneklerine ilgi duyanlar için de önemli bir kaynak.

  • Künye: Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (Bir Tarihçe), çeviren: İrem Argat, İletişim Yayınları, yemek, 376 sayfa, 2024

Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz? (2024)

Modern çağın çığır açan ahlak felsefesi filozoflarından Peter Singer, bu kez satın aldığımız ve tükettiğimiz yiyecekler konusunu ele alıyor ve son derece mühim sorular soruyor: Yediklerimiz nereden geliyor, nasıl üretiliyor ve insancıl bir şekilde yetiştiriliyor mu?

Birlikte yazdıkları ‘Hayvan Fabrikaları’nın ardından yeniden bir araya gelen Peter Singer ve Jim Mason, yiyecek tercihlerimizin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerindeki etkilerini araştırmak için sarsıcı bir serüvene çıkıyor.

Singer ve Mason, bu serüvene beslenme şekilleri birbirinden tamamen farklı üç Amerikalı ailenin yeme alışkanlıklarını inceleyerek başlıyor ve tükettikleri yiyeceklerin kaynağına giderek, üretim ve pazarlama aşamalarında gündeme gelen ahlaki meseleleri irdeliyor.

Satın aldığımız ürünlerdeki “Organik” ve “Adil Ticaret” gibi etiketlerin geçerliliğini araştırırken, tesislerdeki işçilerin çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

‘Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?’, organik çiftçilik, adil ticaret, fabrika çiftçiliği ve ticari balıkçılık gibi meseleleri tüm ayrıntılarıyla ele alırken; sürdürülebilirliğin karmaşık dinamiği, genetiği değiştirilmiş organizmalar üzerine süregelen tartışmalar ve yerel alışveriş gibi konuların artılarını ve eksilerini değerlendiriyor.

Herkesin vejetaryen olmayacağının farkında olan Singer ve Mason, yine de beş basit ilkeyle bizlere sağlıklı ve daha insani seçimler yapabilmenin yollarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?: Gıda Tercihlerimiz Neden Önemli?, çeviren: Pelin Sertoğlu Hız, Ayrıntı Yayınları, beslenme, 416 sayfa, 2024

Emily Crews Splane, Neil E. Rowland, Anaya Mitra – Yeme Psikolojisi (2024)

İnsanlar yemeğe takıntılıdır.

Yeterince yiyeceğe sahip değilseniz -ki uzak atalarımız için neredeyse her zaman böyleydi- düşünceleriniz ve eylemleriniz öncelikle yiyecek elde etmeye yöneliktir.

Bol miktarda “yemeye hazır” yiyeceğe sahip olduğumuz günümüzde bile, insanlar yemek veya yemeğin önemli bir rol oynadığı ritüeller hakkında düşünmek için büyük zaman harcıyorlar.

Reklamcılık ve pazarlamadan, artan bir dizi lezzetli gıdanın üretimine ve rekabetçi perakendeciliğe, kilo yönetimine veya obezite ile ilgili hastalıkların tıbbi tedavisine kadar; insanların bu tür eğilimleri üzerine kâr amaçlı devasa endüstriler inşa edildi.

Hiçbir an durup insanların yiyeceğe neden bu kadar ilgi duyduğunu veya bu özelliğin insanlara özgü olup olmadığını sordunuz mu?

‘Yeme Psikolojisi’, bu soruları sormaya ve cevapları keşfetmeye çalışıyor.

Kitapta yazarlar “normal” yemeye odaklanıyor: Modern toplumda nasıl gelişti ve hangi işlevleri yerine getiriyor?

Ayrıca yemek yemeyle ilgili güncel sorunlar da ele alınıyor.

Anoreksiya ve bulimia nervoza dâhil olmak üzere, teşhis edilebilir yeme bozukluklarına ayrılmış bölümlerin olduğu ‘Yeme Psikolojisi’nde en çok da, “obezite salgını”na ve olası çözümlerine odaklanılıyor.

  • Künye: Emily Crews Splane, Neil E. Rowland, Anaya Mitra – Yeme Psikolojisi: Biyolojiden Kültür ve Politikaya, çeviren: Buket Sözan, Sabri Ülker Vakfı Yayınları, yemek, 344 sayfa, 2024

P. K. Newby – Gıda ve Beslenme (2024)

  • Sağlığınız için ne yemeniz gerektiğine dair herkes gibi sizin de kafanız karışıyor mu?
  • Bilime dayalı bilgi istiyorsunuz ancak neye inanacağınızı bilemiyor musunuz?
  • Beslenme uzmanları sürekli fikir değiştiriyor gibi mi hissediyorsunuz siz de?

İşte bu kitap, tam da bu soruların yanıtlarını vermesiyle önemli.

Sağlıksız ve düzensiz beslenme ile birlikte patlama yapan obezite vakalarının ardından televizyonlar, sosyal mecralar ve hatta arkadaş sohbetleri bile beslenmeyle ilgili sansasyonel bilgilerle dolup taşıyor.

Sağlıklı yaşam arayışındayken, maruz kalınan düzensiz ve kaynağı belli olmayan bilgi bombardımanın sonucunda kaygı ataklarının içinde ortasında buluyoruz kendimizi.

“Beslenme Doktoru” adıyla dünyaca üne kavuşan Dr. P.K. Newby, ‘Gıda ve Beslenme’ kitabında beslenme konusuna dair mitleri 134 farklı soru ile çürütüyor.

Yazar, bu kitapta, sağlıklı bir hayat için okurları beslenmenin temellerini öğrenmeye, yanlış bildiklerini unutmaya ve doğruları ise öğrenmeye teşvik ediyor.

Kronik hastalıkların yüzde sekseninin doğru beslenme düzeniyle önlenebilir olduğunu vurgulayan Newby, bilinmesi gerekenleri tüm detaylarıyla aktarıyor.

  • Künye: P. K. Newby – Gıda ve Beslenme: Herkesin Bilmesi Gereken Şeyler, çeviren: Ayşe Yurdakul, The Kitap Yayınları, beslenme, 368 sayfa, 2024

Melanie Mühl – Farkındalıklı Beslenme (2023)

‘Gözümüz Neden Doymaz?’ kitabının yazarı Melanie Mühl, yiyip içtiklerimize dikkat etmenin ve farkındalıklı beslenmenin neden önemli olduğunu bilime dayanarak eğlenceli bir dille anlatıyor.

Duygularımız yeme alışkanlıklarımızı etkiler.

Canımız sıkıldığında yağlı, tuzlu yiyecekler yemek isteriz, aynı zamanda kaygı da sağlıklı beslenmenin en büyük düşmanıdır.

Sağlıklı beslenme, mükemmel bir beslenme planıyla değil, kendimizle kuracağımız istikrarlı ve özenli bir ilişkiye başlar.

‘Farkındalıklı Beslenme’, bedenimizle uyum içinde yemek yemenin keyfini çıkarmamızı sağlayacak!

  • Künye: Melanie Mühl – Farkındalıklı Beslenme: Duygularımız Yeme Alışkanlıklarımızı Nasıl Etkiler?, çeviren: Habibe Aygün, The Kitap Yayınları, beslenme, 144 sayfa, 2023

Kolektif – Gıdanın Politik Ekolojisi (2023)

Gıdaya erişimdeki eşitsizlikler çığ gibi büyüyor.

Gıda konusunu politik ekolojiden toplumsal cinsiyet eşitliğine, agroekolojiden teknolojik gelişmelere birçok boyutuyla ele alan bu kitap, adil ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin nasıl kurulabileceğine odaklanan ufuk açıcı makaleler barındırıyor.

  • Kapsayıcı ve dönüştürücü gıda politikaları nasıl olmalıdır?
  • Farklı kavramsal ve politik çerçeveler kimler tarafından hangi politik arka planlardan beslenerek hangi tarihsel bağlamda geliştiriliyor?
  • Bu farklı yaklaşımlar egemen gıda sistemini nasıl sorunsallaştırıyor?
  • Bu yaklaşımların gıda sisteminin geleceğine dair görüşleri ve önerdikleri yol haritaları neler?

Gıda sistemindeki sorunları ve daha adil ve sürdürülebilir gıda politikalarına nasıl ulaşılabileceğini irdelemeyi amaçlayan kitabımız gıda konusunu politik ekolojiden toplumsal cinsiyet eşitliğine, sağlıktan beslenmenin sürdürülebilirliğine, agroekolojiden teknolojik gelişmelere çeşitli boyutlarıyla ele alıyor.

Dünyada ve Türkiye’de gıda sisteminin yapısı ve işleyişi ile bunlardan doğan ekonomik, sosyal ve ekolojik sorunların, mücadelelerin ve çözüm arayışlarının tartışılabildiği bir zemin sunmayı hedefliyor.

Sağlıklı, adil, sürdürülebilir ve krizlere dirençli bir gıda sistemine ulaşmanın yolu, gıdanın bir hak olarak ele alınmasından ve sağlıklı gıdaya erişim hakkının insan hakları çerçevesinde kabul edilmesinden geçiyor.

Çiftçi örgütlenmelerinin yaygınlaştırılması, çiftçiler arası gıda ağlarının genişletilmesi, çiftçi bilgisinin merkeze alındığı agroekolojik uygulamaların benimsenmesi ve aynı zamanda teknolojik yeniliklere açık olunması yeni bir gıda sistemine geçişin ön şartları.

Bu tür bir dönüşüm, düşük emisyonlu ve iklim değişikliğine dirençli bir gıda sistemini desteklerken, ekonomik ve sosyal açıdan da geçim kaynaklarının ve yerel kültürlerin korunduğu sağlıklı gıda üretimlerini sağlayabilir.

Kitap, krizlerin ve çatışmaların içinde yuvarlanan dünyamızın en temel ve acil sorunu olan gıda ve beslenmeye hem dünya genelinde hem Türkiye özelinde yakından bakmak için kapsamlı bir tartışma sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Gıdanın Politik Ekolojisi, hazırlayan: Fikret Adaman ve Sena Akkoç, Metis Yayınları, siyaset, 216 sayfa, 2023

Mustafa Metli – Mezopatamya’da Ekmek (2022)

  • Geçmişte insanlar ne tür ekmekler yapıyordu?
  • Geçmişteki buğday ve arpa günümüzden farklı mıydı?
  • Ekmeğin sofradaki, alışverişteki, yevmiyedeki, vergideki önemi neydi?
  • Mezopotamya Mitolojisi’nde ekmek ile yaratılış arasındaki ilişki nedir?
  • Atasözlerinde, deyimlerde, mektuplarda, ilahilerde Ekmeğin ne işi var?
  • Mezopotamya Mitolojisi’nden bize hangi âdetler miras kaldı?
  • Büyüde, şifada, tapınmada, matematikte, takvimde ekmek mi geçiyor?
  • Ekmek ile bira ilişkisi de neyin nesidir?
  • İnsanlar geçmişte nasıl besleniyor, ne tür yemekler yapıyordu?

Mustafa Metli, günümüzde yenmeli-yenmemeli tartışmasının merkezindeki, uğruna kavga edilen, yere düşse kaldırılan/öpülen, her daim kutsal görülen; ama bir o kadar da israf edilen, ekonominin onun üzerinden hesaplandığı, zor zamanlarda aslan ağzında olan, bölüşülen/bölüşülemeyen, her dönemde temel besin maddesi olmuş ekmeğin hikâyesinin izini geçmiş Mezopotamya medeniyetlerinde sürüyor.

Bunu da tarih, matematik, gastronomi, coğrafya, tarım, din, mitoloji, edebiyat gibi birçok farklı disiplinden yararlanarak yapıyor.

  • Künye: Mustafa Metli – Mezopatamya’da Ekmek: Üretim, Tüketim, Kültür ve İnanç, Kabalcı Yayınları, tarih, 440 sayfa, 2022