Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler (2022)

Genetik bozukluk ve hastalıkları gen tedavisiyle tedavi etmek mümkün mü?

Tıbbi genetikçi ve genetik patolog Edwin Kirk bu harika çalışmasında, hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de genlerin incelikli işleyişini açıklıyor.

Yaşamları genetik hastalıklardan en çok etkilenen insanlardan pek çok öykü aktaran ‘Bizi Biz Yapan Genler’, özellikle insan genetiğindeki insancıllığı ortaya çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

Kalıtımın temel birimi olan genler hepimizin hayatında önemli bir rol oynar; dış görünüşümüzden belli hastalıklara yatkın olup olmamamıza ve hatta mizacımıza kadar pek çok özelliğimizde hatırı sayılır bir etkileri var.

Teknolojinin sunduğu imkânlar sayesinde, son yıllarda genetik alanında çarpıcı gelişmeler yaşanıyor.

Anne karnında yapılan taramalar birçok genetik bozukluğun teşhis edilmesini sağlıyor ve ebeveynlere seçenekler sunuyor.

Araştırmacılar kanserin ve çeşitli hastalıkların genetik altyapılarını temel alan tedaviler üzerinde çalışıyor.

Hastalık genlerinin kesilip atılmasını ya da düzenlenmesini içeren yeni yöntemler –her ne kadar şu an emekleme döneminde ve biraz tartışmalı olsa da– daha sağlıklı bir insanlığa giden bir yol vadediyor.

Tıpta böyle bir devrim yaşanırken, genetiğin temel kavram ve mekanizmalarını anlamak giderek daha fazla önem kazanıyor.

  • Gen, genom, kromozom ve DNA nedir?
  • Genetik bozukluk ve hastalıklar nasıl aktarılır?
  • Bunları ve başka hastalıkları “gen tedavisi” aracılığıyla iyileştirmek mümkün mü?
  • Genlerine müdahale edilerek “tasarım bebekler” üretilebilir mi?
  • Bu müdahalelerin ahlaki içerimleri nelerdir?

Kirk, bu kitapta bir yandan genlerin incelikli işleyişini açıklarken, bir yandan da genetik bozukluk ve hastalıklardan etkilenen insanların dokunaklı hikâyelerini aktarıyor.

“İnsan genetiğinin hikâyesi insanların hikâyesidir,” diyen Kirk, bize genetiğin soyut bir araştırma alanı olmanın ötesinde, etten kemikten insanların kaderleri açısından belirleyici olabilen son derece insani bir alan olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler: Bir Tıp Devriminden İnsan Hikâyeleri, çeviren: Çağatay Tarhan, Metis Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2022

Ronald Numbers ve Kostas Kampourakis – Newton’ın Elması ve Bilime İlişkin Diğer Mitler (2022)

Bilimdeki efsane ve yanılgılarla hesaplaşan harika bir çalışma.

Ronald L. Numbers ve Kostas Kampourakis’in bir nevi bilim tarihi çalışması olarak da okunabilecek kitapları, güçlü argümanlar eşliğinde, yirmi yedi klişenin ipliğini pazara çıkarıyor.

Çağdaş bilim, geçmişte “bilim insanları”nın yaptıklarından çok farklıdır.

Aslında, bu kitaptaki tarihî figürlerin yaklaşık yarısı, şimdi bilim dediğimiz şeyden ziyâde, doğa tarihi veya doğa felsefesiyle ilgiliydi.

Bilimle ilgili tarihsel mitler, bilim okuryazarlığını engellediği ve bilimin geçmişte nasıl yapıldığına -ve nasıl olduğuna- dair çarpık bir tasviri ayakta tuttuğu için önemsenmelidir.

Bu eser, tek kelimeyle, bilim tarihine mâl edilmiş yanılgılı ve basmakalıp kanıların ipliğini pazara çıkarıyor.

“Yunan Antikçağı ile Bilimsel Devrim arasında pek bir bilimsel faaliyet olmadığı” mitinden tutun da “simyanın ve astrolojinin bilime ve bilimsel zihniyete katkı sağlamayan, bâtıl inanca dayalı meşgaleler olduğu” mitine ve “dinin genellikle bilimin ilerlemesini engellediği” mitine kadar yirmi yedi klişeyi güçlü argümanlar eşliğinde eleştiriye tâbi tutuyor.

  • Künye: Ronald L. Numbers ve Kostas Kampourakis – Newton’ın Elması ve Bilime İlişkin Diğer Mitler, Atakan Altınörs, Bilge Kültür Sanat Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

Alice Roberts – İnsanın İnanılmaz Yolculuğu (2022)

İnsanın gezegendeki ilerlemesinin büyüleyici ve karmaşık öyküsü bu kitapta.

Alice Roberts, son bilimsel keşiflerden yola çıkarak kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz hakkında usta işi bir portre oluşturuyor.

Homo sapiens adı verilen türümüz dünyaya nasıl ve ne zaman yayıldı?

Neredeyse 200 yüzyıldır tartışılanı bu soru artık cevaplanmış durumda.

Atalarımız Afrika’dan yola çıktığında gezegende zaten iki insan türü daha vardı: Avrupa’da Neandertal ve Asya’da Homo erectus.

Her ikisi de yaygın kanının aksine zekiydi, alet ve silah yapımında ustaydı ve uzun süredir çevreleriyle uyum içinde yaşıyorlardı.

Peki neden sadece Homo sapiens hayatta kaldı?

Kısmen dedektif hikayesi, kısmen seyahatname olan kitabında Roberts, atalarımızın bu zorluklara karşı fiziksel olarak nasıl evrimleştiğini inceliyor; rengimizin, şeklimizin, büyüklüğümüzün, beslenmemizin, hastalıklara karşı direncimizin, hatta atletik yeteneğimizin nasıl geliştiğini keşfediyor.

  • Künye: Alice Roberts – İnsanın İnanılmaz Yolculuğu: Dünyaya Nasıl Yayıldığımızın Hikâyesi, çeviri: Kerem Kaynar, Alfa Yayınları, bilim, 400 sayfa, 2022

Torill Kornfeldt – Türlerin Yeni Kökeni (2022)

Bilim insanları uzun yıllardır fosilleri ve genetik teknolojileri kullanarak soyu tükenen hayvanları yeniden diriltmeye çalışıyor.

Torill Kornfeldt, bu yöndeki güncel çalışmalar ile yapılan yoğun tartışmaları bir araya getirdiği enfes bir çalışmayla karşımızda.

  • Pek çok kayıp tür dünyada tekrar yürüyecek gibi görünüyor, ama bu bize nasıl bir dünya verecek?
  • Ve bu iyi bir fikir mi?

Jurassic Park filmlerinde, coşkularına ve merak duygularına yenilen bilim insanlarının laboratuvarda ürettikleri dinozorların sağa sola saldırdıklarını gördük.

Devrimci bilginin ve tanrısal güçlere sahip olmanın bedelinin ağır olabileceği, kıssadan hisse beynimize kazınmış oldu.

Aynı zamanda tam da bu güdüden yoksun olursak artık insan olamayacağımız fikri de bir kez daha vurgulandı.

Sibirya’nın permafrostundan California’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki bilim adamları, binlerce yıldan beri soyu tükenmiş olan hayvanları üretmek için çalışıyorlar.

Bu uğraşta hem fosilleri hem de en son genetik teknolojileri kullanıyorlar.

Bu bilim insanlarından bazıları sırf meraktan hareket ediyor; diğerleri, kaybolan türleri hızla yok olan ekosistemleri kurtarma mücadelesinde güçlü bir silah olarak görüyor.

  • Künye: Torill Kornfeldt – Türlerin Yeni Kökeni: Soyu Tükenen Hayvanlar İçin İkinci Bir Şans, çeviren: Zafer Avşar, Alfa Yayınları, bilim, 224 sayfa, 2022

Ian Stewart – Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri (2022)

Kaos nasıl organize edilir?

Dünyaca ünlü matematik profesörü Ian Stewart, pek çok bulmaca ve matematik problemini eğlenceli bir tarzda çözüyor.

Stewart, ‘Matematiksel Tuhaflıklar Dolabı’ kitabının büyük başarısından sonra başka bir çekmeceyi açıyor ve ‘Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri’nde zekası ve bilgisiyle sıradan bulmacaları eski ve modern matematiksel düşünceyle harmanlıyor.

Mantıksız ve hayali olandan karmaşık ve çiviyazısına kadar her tür sayı hakkında gizemli ve şaşırtıcı gerçekler arasında şunları öğreniyoruz:

  • Kaos nasıl organize edilir?
  • Madde, karşı-maddeyi nasıl dengeler?
  • Bir küre nasıl ters çevrilir ?
  • Yıldızları gözlemleyerek pi sayısı nasıl hesaplanır?
  • Neden tüylü bir topu düzgün bir biçimde tarayamazsınız?

Stewart, okura, hayatın ve evrenin altında yatan matematiğin heyecan verici bakışlarını sunuyor, okuru matematiğe teşvik ediyor.

Kitapta dijital küplerden ‘tüylü top teoremine pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri, çeviren: Kutay Dişbudak ve Şule Ölez, Alfa Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2022

Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi (2022)

Bilim, siyaset ve cinsiyetten nasıl etkileniyor?

Geoffrey Gorham’ın bu kitabı, bilim felsefesi denince akla gelebilecek hemen her soruya yanıt aradığı bu kitabı, alana iyi bir giriş yapmak isteyen okurlar için çok iyi seçenek.

  • Bilimsel bilgi nasıl üretilir?
  • Bilim, mutlak hakikate yaklaşıyor mu?
  • Bilimsel bilgi diğer bilgi türlerinden farklı mıdır?
  • Psikoloji (Bir makine düşünebilir mi?), fizik (Dünya, belirlenimci midir?) ve biyoloji (Evrimin karmaşıklık eğilimi var mıdır?) gibi belirli bilimlerde ortaya çıkan felsefi soruları nasıl düşünebiliriz?
  • Hepsinden önemlisi, bilimin doğası nedir?

Gorham’ın ‘Bilim Felsefesi’ tüm bu sorulara ve daha fazlasına temas eden, alana kolayca giriş yapmanızı sağlayacak bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi, çeviren: Gülsüm Esen, Babil Kitap, bilim, 228 sayfa, 2022

Holger Volland – Makinelerin Yaratıcı Gücü (2022)

Bugün roman yazacak, müzik besteleyecek kapasiteye ulaşmış yapay zekâ, insanlık için en büyük felaketlerden biri mi?

Holger Volland, konu hakkında pek çok soruya yanıt vererek gelecekte bilincimizi nasıl koruyabileceğimizi anlatıyor.

Yaşamak mı yoksa yaşatılmak mı?

Gelişimini çok hızlı bir şekilde sürdüren algoritmalar öyle bir hâle geldi ki artık insanların kimi seveceğini, hangi haberleri okuyacağını ve bankadan alacağı krediyi bile belirliyorlar.

Bununla da kalmıyor, ünlü Ressam Rembrandt gibi tablolar yapıyorlar, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak romanlar yazıyorlar ve müzik eserleri besteliyorlar.

Görülüyor ki algoritmaların başaramayacakları hiçbir şey yok gibi!

Volland, bu kitabında, yapay zekâyla ilgili birçok soruya cevap veriyor:

  • Algoritmalar bizden daha yaratıcı olabilirler mi?
  • Onlara neleri yaptırabiliriz, neleri yaptırmamalıyız?
  • Hangi konularda bizim için tehlikeli olabilirler?

Volland, bunun gibi birçok soruyla yapay zekânın, uzun zamandan beri farkına varmadan yaşamımıza nasıl girdiğini ve kültürümüzün bir parçası olduğunu, bunun bizi ne derecede etkilediğini ayrıntılarıyla anlatıyor.

Yazar, günlük yaşamımızdan örnekler vererek yapay zekâyla ilişkimizi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Gelecekte yaşamımıza sahip çıkabilmemiz ve bilincimizin özgürlüğünü koruyabilmemiz için Volland’ın tavsiyelerine şans vermeliyiz.

  • Künye: Holger Volland – Makinelerin Yaratıcı Gücü: Gelecekte Duygularımızı ve Düşüncelerimizi Yapay Zeka mı Belirleyecek?, çeviren: S. Türkis Noyan, Orenda Kitap, bilim, 280 sayfa, 2022

Kolektif – 21. Yüzyıl İçin Tanrı (2022)

Robotlara da peygamber gelir mi?

‘21. Yüzyıl İçin Tanrı’, dünyanın dört büyük dininden 50 bilim insanının din ve bilim arasındaki karşılıklı ilişkiye muazzam katkıda bulunan metinlerini sunuyor.

Modern bilim, dünyayı anlamamızda devrim yarattı.

Büyük Patlama evrenin başlangıcına dair bir ışık yaktı.

Nasıl insan olduk sorusu, evrimsel varlık hiyerarşisinin bulgularıyla yanıtlandı.

Einstein, bildiğimiz maddenin enerjiye dönüştüğünü ve farklı boyutların varlığını ortaya koydu.

Peki ya tüm bu devrimsel gelişmeler Tanrı hakkındaki bilgimizi nasıl etkiledi?

  • Büyük Patlamadan önce ne vardı?
  • Evrendeki bu ince ayar bir Akıllı Tasarımcının varlığının kanıtı mıdır?
  • Einstein, Tanrı’ya inanıyor muydu?
  • Beyinde bir Tanrı noktası var mı?
  • Yaşam neden var oldu?
  • Genetik mühendisliği, Tanrı rolünü oynamak mıdır?
  • Darwin, Tanrı’yı öldürdü mü?
  • Evrim, Tanrı’ya dair bilginin anahtarı mı?
  • Freud, Tanrı ile çalışır mı?
  • Bedenden fazla bir şey miyiz? Yoksa bir ruhumuz var mı?
  • Marslılara da kitap inmiş midir?

Hıristiyan, Yahudi, Müslüman ve Hindu geleneklerinden 8 ülkeden 50 bilim insanı, psikolog, teolog ve filozof, eldeki kitapta bu soruların cevaplarını arıyor.

Ele alınan konular kozmoloji, evrim ve genetik mühendisliğinden uzay dışı yaşama, ruha ve din-bilimin tartışmasına uzanan geniş bir yelpazeyi oluşturuyor.

Birlikte ele alındığında, yazarlar, Tanrı’ya ve Tanrı’nın dünyayla ve bizimle etkileşimine dair zorlu ve zenginleştirilmiş bir anlayış ortaya koyuyorlar.

Kitap, bilim ve din konusunda kafası karışıklar için rehber niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – 21. Yüzyıl İçin Tanrı, editör: Russell Stannard, çeviren: Şaban Ali Düzgün, Fol Kitap, 224 sayfa, 2022

David Darling – Matematik Ansiklopedik Sözlük (2022)

Bir sonsuzluk diğerinden daha büyük olabilir mi?

David Darling’in 1800’den fazla madde barındıran bu kapsamlı matematik sözlüğü, genel bilim okurları ve matematik tutkunları için birinci sınıf bir kaynak olmaya aday.

  • Bir sayıyı acayip yapan nedir ve neden herkesin anlayabileceği kadarıyla acayip sayılar acayip değildir?
  • Canavarlar, ay ışığı ve 24 boyutlu portakalların ortak noktası nedir?
  • “On kelimeden daha azıyla adlandırılamayan en küçük sayı” ifadesinin önemi nedir?

Tuhaf, acayip,  nadir bulunan, sadece basit kafa karıştırıcı şeylerden etkileniyorsanız, matematiğe ilgi duymanıza şaşmamalı.

Ve eğer bu hayranlıklarınızı şımartma dürtüsüne karşı koyamıyorsanız –ve bu sırada birçok yenisini keşfetmeye devam ediyorsanız– ‘Matematik Sözlüğüne’ hoş geldiniz.

En basit ayrıntılar içeren matematikten en gizemli çözülmemiş teoremlere, önemli matematikçilerin hayatlarından merak uyandıran bulmacalara, zorlu oyunlara ve hatta matematik mizahına kadar her şeyi kapsayan ‘Ansiklopedik Sözlük’, A’dan Z’ye, 1800’den fazla başlık içeriyor.

Bu kitapta dördüncü bir boyut arayışı ve bunun Wells ve Abbott gibi yazarlar üzerindeki etkisi hakkında esinleyici tartışmalar; sanal sayıların gerçekliği; paralel evrenler ve kaosun kalbindeki örüntüler de yer alıyor.

Ayrıca tüm matematiğe bulaşan ve bilebileceğimiz şeylere temel sınırlar koyan sayı; her gerçek sayıyı çevreleyen “bulut” ve bir padişahın kızıyla nasıl evlenileceği de kitaptaki diğer ilginç konulardan bazıları.

‘Matematik Ansiklopedik Sözlük’ tamamen çapraz referanslı ve hiçbir şeyden sonsuz sayıda sonsuzluğa kadar her şeyi anlamlandırmak için ihtiyaç duyulan tarih, bilim ve sayısal sihirlerle örülü olmasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, amatör matematikçiler, eğlence amaçlı matematik tutkunları yahut kendini sayılara adamış öğrenciler için biçilmiş kaftan.

  • Künye: David Darling – Matematik Ansiklopedik Sözlük: Abrakadabra’dan Zeno Paradokslarına, çeviren: Mehmet Kur, Alfa Yayınları, matematik, 660 sayfa, 2022

Steven Roger Fischer – Yazının Tarihi (2022)

Yazma eylemi, yazı sistemleri ve alfabelerin tarihsel gelişim süreçlerinin belli başlı uğrakları hakkında harika bir inceleme.

Dünyanın başlıca yazı sistemleri ve alfabelerinin kökenleri, biçimleri, işlevleri ve kronolojik değişimleri üzerine kapsamlı bir çalışma olan bu kitap, Steven Roger Fischer’ın on sekiz yılı antik yazıya ve eski yazıtların deşifre edilmesine adanmış kırk yıla yaklaşan filoloji ve dilbilim kariyerinin bir meyvesi.

Yazma eylemi, insan konuşmasını yeniden üretmek için biçimlendirilmiş bir icat ancak kusurlu bir araçtır ve bu yüzden de yazı sistemleri ve alfabeler ilettikleri dile göre daha yavaş bir şekilde de olsa sürekli değişim halindedir.

Fischer bu tarihsel gelişim süreçlerinin belli başlı uğraklarına ışık tutarken bir yandan da Mezopotamya’dan Yunanistan’a ve Çin’e kadar dünyada en yaygın biçimde kullanılmış yazı sistemlerini derinlemesine ele alıyor.

Yazı sistemlerinin tarihsel gelişimi doğal bir evrim olmamakla birlikte, bir zamanlar yalnızca birkaç bin kişinin uzmanlaştığı yazma faaliyetinin bugün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i tarafından icra edilen bir beceriye dönüştüğü tarihsel bir süreçle karşı karşıyayız.

İşte eldeki çalışma, bu sürecin nasıl geliştiğini kapsamlı şekilde ortaya koymasıyla önemli.

Kitaptan bir alıntı:

“Bir zamanlar kâğıdın parşömenin yerini alması gibi, sayfa inceliğindeki e-mürekkepli plastik ekranlar, artık kolayca erişilebilen kâğıdın yerini günün birinde alabilir. İnsanlık değiştikçe yazma eylemi de değişmekte. Yazma, bu anlamda, insanlık durumunun bir göstergesidir.”

  • Künye: Steven Roger Fischer – Yazının Tarihi, çeviren: A. Handan Konar, İş Kültür Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2022