Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

İnci Aral – Yazma Büyüsü (2011)

  • YAZMA BÜYÜSÜ, İnci Aral, Kırmızı Kedi Yayınları, deneme, 167 sayfa

 

Roman ve öykü kitapları yayımlanmış İnci Aral, ‘Anlar, İzler, Tutkular’ başlıklı bir deneme kitabına da imza atmıştı. Aral, elimizdeki deneme kitabında da, hayatı ve insanı anlamlandırma yolu olarak yazmak konusunu, kendi yazma sürecinden yola çıkarak ele alıyor. Kitapta yazma endişesi, sözcüklerin büyüsü, yazarın yalnızlığı, yanılsama ve fantazya arasındaki ince çizgi, yazar olabilmenin kıstasları ve yazmak ile zaman arasındaki ilişki gibi keyifli konular yer alıyor. Aral ayrıca, yazarlığın öğrenilip öğrenilmeyeceği, roman sanatı, okumak ve yazmak arasındaki ilişki ve bir roman karakterinin yaratılması gibi konuları da tartışıyor.

Semih Gümüş – Yazının Sarkacı Roman (2011)

  • YAZININ SARKACI ROMAN, Semih Gümüş, Can Yayınları, eleştiri, 289 sayfa

 

‘Yazının Sarkacı Roman’, eleştirmen Semih Gümüş’ün edebiyatın en vazgeçilmez türü olan romanı irdelediği yazılarından bir derleme. Gümüş burada, Kemal Tahir, Selim İleri, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Latife Tekin, Hasan Ali Toptaş gibi pekçok önemli ismin eserleri aracılığıyla yazarı, onun kurduğu dünyayı ve bu dünyanın barındırdığı gizli ve açık anlamları incelemeye koyuluyor. Ayrıca, romancıların Türkiye’deki sosyal hayata bakışı, roman karakterlerinin temsil ettiği sınıfların yazar tarafından aktarılış biçimi ve bir tür olarak romanın başlangıçtan bugüne Türkiye edebiyatında geçtiği yol, Gümüş’ün ele aldığı ilginç konulardan birkaçı.

Hilmi Tezgör (der.) – “Korkuyu Beklerken” Gelenler (2011)

  • “KORKUYU BEKLERKEN” GELENLER, derleyen: Hilmi Tezgör, İletişim Yayınları, inceleme, 271 sayfa

 

‘Korkuyu Beklerken’, Oğuz Atay’ın tek öykü kitabı. 1975’te yayımlanan ve Türkiye edebiyatında yeni bir dönemi başlatan bu kitap, Atay’ın okurlarıyla kurduğu özel ilişkinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. Yalnız bu kitabın yoğun bir ilgiyle karşılanışı, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren Atay’ın toplu eserlerinin yeniden yayımlanmasıyla oldu. İşte elimizdeki “‘Korkuyu Beklerken” Gelenler’, Atay öyküleri üzerine kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Buradaki makaleler, aydın eleştirisi, ironi, birey, beden temsili, varoluş krizi ve Türkiye’deki erkeklik durumu gibi, Oğuz Atay’ın öykülerinde yer almış birçok temayı analiz ediyor.

Secaattin Tural – Türk Romanında Mevlâna (2011)

  • TÜRK ROMANINDA MEVLÂNA, Secaattin Tural, Ötüken Yayınları, inceleme, 332 sayfa

 

Secaatin Tural eldeki çalışmasında, Türkiye edebiyatında Mevlâna’yı ve onun düşüncesini konu edinen beş romanı inceliyor. Değerlendirilen kitaplar, Nezihe Araz’ın ‘Aşk Peygamberi’, Cihan Okuyucu’nun ‘İçimizdeki Mevlâna’sı, Elif Şafak’ın ‘Aşk’ı, Ahmet Ümit’in ‘Bab-ı Esrar’ı ve Sinan Yağmur’un ‘Aşkın Gözyaşları’ adlı romanları. Çalışmasına, Mevlâna’nın Türkiye edebiyatında nasıl ele alındığını irdeleyerek başlayan Tural, devamında, Mevlâna’yı konu edinen romanları özetleyerek, burada sunulan belli başlı kahramanları değerlendiriyor; Mevlâna ve çevresinin roman kahramanlarına nasıl dönüştürüldüğü üzerinde duruyor. Yazar ayrıca, Mevlâna’nın hayatına ve eserlerine hakim olan “aşk”, “insan sevgisi”, “akıl-gönül” ve “sûret-mânâ âlemi” gibi tasavvufi kavramların, roman kurgusu içinde nasıl ele alındığını da araştırıyor.

George Steiner – Tragedyanın Ölümü (2011)

Türkiye okurlarının yabancısı olmadığı edebiyat eleştirmeni George Steiner, ‘Tragedyanın Ölümü’ başlıklı elimizdeki incelemesinde, Batı kültürünün en güçlü kaynaklarından olan tragedyaya odaklanıyor.

Tragedyanın, Batı dünyası için eşsiz bir sanat formu olduğunu söyleyen Steiner, M. Ö. 5. yüzyıl Atinası’nda Aiskhylos, Sofokles ve Euripides gibi isimlerce icra edilen “yüksek tragedyanın”, tamamen eşsiz olduğuna vurgu yaparak kitabına başlıyor.

Bunun yanı sıra, tragedyanın neden kan kaybettiği sorusunun yanıtını da arayan yazar, Eski Yunan’dan Elizabeth dönemine, Shakespeare’e, Racine’e ve modern tiyatro yazımına uzanarak, bizi Batı tiyatro tarihinde keyifli ve entelektüel bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: George Steiner – Tragedyanın Ölümü, çeviren: Burç İdem Dinçel, İş Kültür Yayınları, edebiyat inceleme, 279 sayfa, 2011

Yücel Kayıran – Felsefi Şiir: Tinsel Poetika

  • FELSEFİ ŞİİR: TİNSEL POETİKA, Yücel Kayıran, Yapı Kredi Yayınları, eleştiri, 529 sayfa

 

‘Felsefi Şiir: Tinsel Poetika’, Yücel Kayıran’ın ‘Felsefi Şiir’ ile ‘Evet, Etik’ başlıklı kitaplarından oluşuyor. Kayıran ilk kitabında, felsefi şiiri, “şiirin gösterdiği ve şiire içkin olan tinsel evrendeki durumundan alan bir şiir,” olarak tanımlıyor. Yani Kayıran’ın deyimiyle bu tür şiir, felsefi söylem veya filozofların ortaya koydukları felsefi bilgiyle oluşturulan şiir değildir. ‘Evet, Etik’ isimli ikinci kitapta ise, bir yandan, günümüz Türk şiirindeki pragmatist zihniyetin eleştirisi sunuluyor, öte yandan da, Türk şiirindeki temel sorunlar irdeleniyor. Kayıran şiirin yapısını incelerken, bir “kamusal varlık” olarak tanımlayabileceğimiz şaire de odaklanıyor.

Selim İleri – Kamelyasız Kadınlar (2011)

  • KAMELYASIZ KADINLAR, Selim İleri, Everest Yayınları, inceleme, 265 sayfa

 

Selim İleri, yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Kamelyasız Kadınlar’da, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyıl başlarına kadar, Türkiye edebiyatının öncü isimlerinin, eserlerinde kadına nasıl yer verdiklerini inceliyor. İleri bu sorgulamayı da, Namık Kemal’in ‘Âkif Bey’ oyunu ile Samipaşazade Seza’nin ‘Sergüzeşt’ ve Halit Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’ adlı romanları gibi, köşe taşı olarak tanımlanabilecek üç eseri temel alarak yapıyor. Çağdaş Türkiye edebiyatında kadın karakterlerin nasıl şekillendiğini, kendine has duyarlı ve detaya inen anlatımıyla ortaya koyan İleri’nin çalışması, başka eserlere yaptığı göndermelerle de dikkat çekiyor.

Özgür Özmeral – Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm (2007)

  • CEMAL SÜREYA ŞİİRİNDE KADIN VE EROTİZM, Özgür Özmeral, Ozan Yayıncılık, inceleme, 208 sayfa

 

Özgür Özmeral’in ‘Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm’ isimli bu çalışması, Türkiye’de üzerinde çok kafa yorulmamış şiir incelemelerine iyi örneklerden birini oluşturuyor. Özmeral, Cemal Süreya’nın varolan güzeli çizme ve işleme çabasının onu mikro estetik şiire yaklaştırdığını, buna mukabil, politik söyleminin de dilsel bütünlükle özdeşleştirildiğini belirtiyor. Özmeral’in çalışması, Türkiye şiirinin önemli isimlerinden biri sayılan Süreya’nın şiirindeki ana temayı belirlemeye çalışırken, bunu, şairin şiirleri dışında, kendisinin yazınsal kaynakları olan denemeleri ile kendisiyle yapılmış röportajlardan da olabildiğince yararlanıyor.

Mehmet Rifat – Metnin Sesi (2007)

  • METNİN SESİ, Mehmet Rifat, İş Kültür Yayınları, edebiyat eleştiri/inceleme, 232 sayfa

 

Mehmet Rifat’ın ‘Metnin Sesi’ isimli bu çalışması, adı üstünde, tamamıyla metne, metnin ayrıntılarına adanmış bir kitap. Rifat kitabı için, “Metnin Sesi, metne metin için, metnin içinden bakan bir eleştirel yaklaşımın, metin aracılığıyla konuşan bir eleştirel söylemin otuz beş yıla yayılan serüvenini belirgin anlarıyla sunarken çözümleyici-yorumlayıcı eleştiri anlayışının hem kuramsal-yöntemsel temellerin gözden geçiriyor hem de romana, şiire, öyküye, masala, denemeye, eleştiriye yönelik anlamlandırmaları biraraya getiriyor.” diyor. Rifat’ın çalışması metne odaklanırken, bir yandan “metnin sesi”ni duymanın yollarını kuramsal düzlemde irdelerken, diğer yandan da Marcel Proust, Orhan Pamuk, Selim İleri, Michel Butor, Necip Fazıl Kısakürek, Ece Ayhan, Ahmet Muhip Dıranas, Tahsin Yücel, Bilge Karasu ve Hüseyin Cöntürk gibi önemli yazın isimlerinin metinlerini analiz ediyor.