Gareth B. Matthews – Felsefe ve Çocuk (2023)

Felsefe tarihinin ve kurumsallaşmış felsefenin sırtımıza yüklediği katı sorumluluklardan bir anlığına kurtulup gerçek bir felsefi duyarlılık geliştirmek, çocukların felsefi sorularına kulak vermek ve hayret duygusu ile zihnimizin çeperinin genişlemesine izin vermek belki de kaybedilen bu inancı yeniden kazanmayı sağlayabilir.

Matthews, çocukluk felsefesi alanındaki kilometre taşlarından birisi ve ‘Felsefe ve Çocuk’, filozofun bu alanda kaleme aldığı en önemli eserlerden.

Otantik bir varoluş olarak çocukluğa duyulan ilgi, aynı zamanda felsefenin diri kalmasını sağlayan hayret duygusuna bir övgüdür.

Yalnızca çocuklar ve çocuklarla çalışanlar için değil, felsefeyi yeniden çocuksu hayret ile buluşturmak isteyen herkes için cüretkâr bir kitap.

İdeal olarak, belirli bir soruya ilişkin literatürü iyice kavramak, kişinin kendi cevabına veya çözümüne ulaşabileceği besleyici bir bağlam sağlar.

Ama bu her zaman bu şekilde olmaz.

Bazen filozoflar başkalarının görüşlerini açıklamaya o kadar dalar ki başlangıçta o sorunun kendilerinde uyandırdığı merakı zaman içinde kaybederler.

  • Künye: Gareth B. Matthews – Felsefe ve Çocuk: Çocukların Felsefi Sorularına Yanıt Vermek, çeviren: Meryem Bülbül, Say Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2023

Esra Kartal Soysal – Posthüman Dünyada Üreme (2023)

Üreme teknolojileri 21. yüzyılda altın çağını yaşayan biyoteknolojik gelişmelerin en dikkat çekeni.

Esra Kartal Soysal, bunun yol açtığı karmaşık etik sorunları ve bu sorunların çözümlerini felsefi açıdan sorguluyor.

Canlılık tarihi boyunca evrimin temel dinamosu niteliğini koruyan üreme, yumurta ve sperme bağlı işleyen geleneksel tanım ve işlevlerini içinde bulunduğumuz yüzyılda geride bırakmaya başladı.

Bu kitap, hızla gelişmeye devam eden üreme teknolojilerinin yol açtığı karmaşık felsefi sorunları düşünmeye ilişkin bir çağrı mahiyetinde.

Zira IVF ile başlayan, ufuktaki IVG ve yapay rahim araştırmaları ile devam eden, üçüncü tarafların –mitokondri, yumurta, sperm, embriyo veya rahim– katkılarıyla genişledikçe işbirlikçi üreme ve yetiştirme modellerine zemin hazırlayan yeni üreme teknolojileri, yerleşik etik kabullere meydan okuyor.

İnsan, üreme devriminin yarım asra yaklaşan yolculuğunda tüm canlılarla paylaştığı üreme özelliğini, yapay seçilim sayesinde üremeyi yeniden üreterek güncelliyor.

Taşıyıcı annelik, tek veya üç ebeveynli çocuklar, soy hattına yönelik genetik müdahale gibi tartışmalı uygulamaları sorgulayan bu kitap, yüzleşmeye başladığımız üreme devriminin çetrefilli felsefi sorularına dikkat çekmeyi ve onlara gerekçelendirilmiş cevaplar aramayı deniyor.

Dişiyle erkeğin cinsel ilişkisine kayıtlı doğal üreme zorunluluğunun aşılmasıyla belirginleşen kararsızlık, çelişki, parçalanma, dağılma, belirsizlik gibi durumlar üreme meselesinin etrafına da kümeleniyor.

Son yarım asrın ezber bozan üreme hikayelerinin doğurduğu çağdaş etik sorunlar karşısında, emekleme evresindeki posthümanist canlılık bakışları, yeni soybağı anlayışlarına, aile ve akrabalık kurgularına can verecek saklı vaatler taşıyor.

Türkçedeki üreme literatürüne katkısıyla bu kitap, yeni üreme teknolojilerinin beraberinde getirdiği felsefi sorunları çözme iddiasında bulunmadan ve özenli bir tutumu elden bırakmadan, çözümlemeye yönelik bir tartışma açıyor.

  • Künye: Esra Kartal Soysal – Posthüman Dünyada Üreme: Felsefi Bir Giriş, Siyasal Kitabevi, felsefe, 208 sayfa, 2023

Jana Mohr Lone ve Michael D. Burroughs – Eğitimde Felsefe (2023)

  • Çocuklar gerçekten felsefe yapabilir mi?
  • Çocuklar için Felsefe (P4C) yaklaşımının felsefi temelleri nelerdir?
  • Çocuk edebiyatı ile felsefe yapmak nasıl mümkün olur?
  • Öğretmenler ve ebeveynler bu yöntemi nasıl daha iyi uygulayabilir?
  • P4C’nin zorunlu eğitim içindeki yeri nedir?
  • P4C hangi pedagojik temellere dayanır?
  • Çocuklarla sorgulama yapabilmek ve felsefi diyalog oluşturabilmek için hangi araçları kullanmak gerekir?

‘Eğitimde Felsefe: Okullarda Sorgulama ve Diyalog’, tüm bu sorulara cevap vermekle kalmıyor, farklı yaş gruplarıyla kullanabileceğiniz onlarca uyaran da sunuyor.

P4C yönteminin felsefi ve pedagojik temelleri ile ilgili dilimizde başvurulabilecek en zengin kaynak olma özelliğini de elinde bulunduruyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayret sadece felsefi keşif aracılığıyla ortaya çıkmaz, birçok farklı şekilde sergilenebilir. Örneğin sanat, şiir, müzik ve din ya da spiritüellik aracılığıyla. Yine de hayret, insan deneyiminin en temel öğelerine dair sorular ortaya çıkardığı için çoğunlukla felsefi soruşturma ile dışa vurulur.”

  • Künye: Jana Mohr Lone ve Michael D. Burroughs – Eğitimde Felsefe: Okullarda Sorgulama ve Diyalog, çeviren: Ulaş Ersezen, Say Yayınları, eğitim, 400 sayfa, 2023

Zuhal Hazar – Leibniz’den Yapay Zekâya (2023)

Yapay zekâ, Leibniz’in evrensel dil hayalini hayata geçirebilir mi?

Zuhal Hazar, programlama dilleriyle yazılmış programların ve yapay zekâ sistemlerinin evrenselliklerine dair iddiaları tartışarak bu soruya yanıt arıyor.

Yazar, kitabının ilk bölümünde Leibniz’in evrensel dil yaklaşımını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Özellikle matematikçilerin ilgisini çekecek ikinci bölümde, kümeler teorisinden matematiğin tarihi ve bunalımlarına, bu bunalımların sonuçlarına kadar pek çok konu ele alınıyor.

Bilgisayar bilimcilerinin ilgisini çekecek üçüncü ve son bölüm ise, programlama dillerinin altında yatan felsefi ve matematiksel mantığın kökenlerini ve bunların mühendislik ile birleştiği noktaları açıklıyor.

  • Künye: Zuhal Hazar – Leibniz’den Yapay Zekâya: Evrensel Dil Arayışı, Sarmal Kitabevi, felsefe, 428 sayfa, 2023

Kolektif – Şiddet ve Eleştirel Düşünce (2023)

Bu kitap, okuyucuyu şu sorular üzerine yoğunlaşacak bir düşünce serüvenine çıkarıyor:

  • Şiddet siyasal anlamda nasıl işler?
  • Meşru ve gayrimeşru şiddet biçimlerini birbirlerinden düzgünce ayırabilir miyiz?
  • Şiddet, iktidar ve güç arasında farklar var mıdır?
  • Şiddetsizlik ulaşılabilir bir siyasal amaç mıdır?
  • Şiddet herhangi bir şekilde haklılaştırılabilir mi?
  • Şiddet muhakkak fiziksel zararı mı gerektirir?
  • Yapısal eşitsizlikleri şiddet biçimleri olarak tanımlamalı mıyız?
  • Şiddet, baskı ve savaş arasında anlamlı ayrımlar yapılabilir mi?
  • Şiddet özellikle insani nitelikli bir sorun mudur?
  • Günümüzde çevreye yönelik yıkıcılık veya önlenebilir hastalıklardan dolayı yaşanan ölümler neden şiddet terimleriyle ifade edilmektedir?
  • Bugün varoluşun kıyısında, bitmek bilmez bir olağanüstülük ve kırılganlık durumunda yaşamak zorunda bırakılanlara nasıl daha iyi kulak kabartabiliriz?

Şiddet konusuyla ilgili eleştirel düşünceye anlaşılabilir bir giriş sunan ‘Şiddet ve Eleştirel Düşünce’, Hannah Arendt’ten Frantz Fanon’a, Michel Foucault’dan Slavoj Žižek’e kadar önde gelen düşünürlerin bu sorulara verdikleri yanıtları inceliyor.

‘Şiddet ve Eleştirel Düşünce’, çağdaş siyasi, felsefi, sosyolojik ve kültürel araştırmalar üzerindeki etkileri devam eden birçok ünlü düşünürün konuyla ilgili çalışmalarına nüfuz etmeyi sağlayan kolay anlaşılır bir rehber ve temel bir kaynak olma niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Şiddet ve Eleştirel Düşünce, derleyen: Brad Evans ve Terrell Carver, çeviren: Çiğdem Çidamlı, Dipnot Yayınları, siyaset, 2023

Philip J. Kain – Marx ve Etik (2023)

Marx’ın erken dönem yazılarından sonraki dönemde yazdıklarına uzanan bir çizgide onun etik üzerine düşüncelerini kapsamlı bir incelemeye tutan Philip J. Kain, Marx’ın etik anlayışının, etik kavramına yaklaşımının farklı dönemlerde geçirdiği çeşitli değişim ve dönüşümlerin izini sürüyor.’Marx ve Etik’, bir yandan Marx’ın kendi görüşlerini temellendirdiği Aristoteles, Kant, Hegel gibi isimleri, onlarla birleştiği ve ayrıldığı noktaları etraflı biçimde ele alırken bir yandan da Marx üzerine yazan çağdaş bazı düşünürlerin görüşlerini masaya yatırıyor, yaptığı değerlendirmelerle tartışmalara önemli bir katkı sunuyor; Marx’ın etik anlayışında değişmeler olduğu iddiasını ortaya koymanın, Marx’ın düşüncesinin farklı dönemlerinin daha dikkatli bir çözümlemesini olanaklı kılacağını ileri sürüyor.

Marx’ın entelektüel gelişimini takip açısından önemli olduğu kadar devlet, toplum, emek, yabancılaşma, özgürlük, ahlâk ve “öz” kavramlarına verdiği anlam gibi konularda da kapsamlı bir çalışma…

Kitap, Marx’ın etik düşüncesini anlamamıza kayda değer ve ufuk açıcı bir katkı.

Kitaptan bir alıntı:

“Marx’ın, düşüncesinin her döneminde sadık kaldığı tek bir etik kuramı olduğunu düşünmediğimden, bu kitaba Marx’ın Etiği değil de ‘Marx ve Etik’ adını verdim. (…) Benim Marx’la ilgili yorumum, Marx üzerine yazan çağdaş kimi düşünürlerinkinden çok keskin biçimde farklı.”

  • Künye: Philip J. Kain – Marx ve Etik, çeviren: Yavuz Kılıç, İletişim Yayınları, felsefe, 284 sayfa, 2023

Charles Jarrett – Kafası Karışmışlar İçin Spinoza (2023)

Benedict de Spinoza, Batı felsefesiyle ilgilenen herkesin karşısına çıkan büyük bir filozoftur.

Etik, din ve siyaset felsefesi alanlarındaki çalışmaları halen ufuk açıcı eserler olarak görülmektedir.

Ama aynı zamanda, günümüz okuyucularını ciddi biçimde zorlayan metinlerdir bunlar.

Geç Ortaçağ skolastiğinin söz dağarı ve terminolojisinin yanı sıra, Spinoza’nın eserlerindeki kolayca nüfuz edilemeyen temalar çoğu zaman açıklığa kavuşturulmaya ihtiyaç duyar.

‘Kafası Karışmışlar İçin Spinoza’, düşünürün felsefi projesinin ve başlıca eserlerinin kapsamlı bir açıklamasını ve çözümlemesini yaparak bu ihtiyacı karşılıyor.

Spinoza’nın anlaşılması güç dili ve terminolojisiyle başa çıkmanın yollarını sergiliyor, onun “geometrik” yaklaşımını ve karmaşık felsefi sistemini anlaşılır hale getiriyor.

Ayrıca, Spinoza’nın halen devam eden etkisine ve çağdaş felsefi tartışmalardaki yerine dair bir değerlendirme sunuyor.

  • Künye: Charles Jarrett – Kafası Karışmışlar İçin Spinoza, çeviren: Aydın Gelmez, Dipnot Yayınları, felsefe, 304 sayfa, 2023

Kolektif – Beden ve Anlam (2023)

 

Beden ve anlam, yirminci yüzyıl felsefesinin temel problemlerindendir.

Bu derleme, beden ve anlamı, felsefi ve sosyolojik bağlamda tartışarak beden ve anlam arasındaki ilişkinin kuruluşu, anlamın bedensel temasla ilişkisi, anlamın bedenin karşısında ya da bedenden yalıtılmış bir şekilde konumlandırılması, beden üzerine inşa edilen toplumsal, ideolojik, kültürel ve tarihsel anlamlar ve bedeni biçimlendiren anlamlar, bedenin mekânla ve bulunduğu mekâna bağlı olarak ortaya çıkan anlamlarla ilişkisi, bedenin yaşamsallığı ve ölümle ilişkisi gibi konuları sorunsallaştırıyor.

Çağımızın düşüncesi ve kültürel ögeleri, beden ve anlama dair farklı kavram ve kabulleri içermekte, bu kavramlar üzerinden dünya ile ilişkimizi yeniden tanımlıyor, kültürel kodlarımız bu kabuller çerçevesinde yeniden üretiliyor.

Beden ve anlam, bir başka deyişle madde ve mana, birbirinden ayrı dünyalara ait iki varlık türü olarak kabul görmüşken çağdaş anlam tartışmaları, bedenin anlamın oluşumundaki rolüne vurgu yaparak, beden ve anlam ilişkisini kuran yeni bir çerçeve oluşturmuşlar ve bedeni tartışmanın merkezine koymuşlardır.

Aysun Aydın’ın editörlüğünde kitaplaşan ‘Beden ve Anlam’, bir problem olarak bedeni ve anlamı tartışan, özellikle bedenin ve anlamın birlikte ele alınışını felsefi ve sosyolojik bağlamda konu edinen makalelerden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Beden ve Anlam, editör: Aysun Aydın, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2023

Alfred North Whitehead – Sembolizm (2023)

Alfred North Whitehead’in bu kitabı, Hume ve Kant’ın epistemolojik meydan okumasına yanıtı olarak okunabilir.

Düşünür burada, cebir ve dil gibi sembolizm türlerini ve tüm sembolik modların en doğal ve yaygın olanı olarak duyu sunumunu tartışmaya açıyor.

Doğrudan bilginin bir sonucu olarak işlev görme biçimimizde sembolizmin kilit bir faktör olduğunu belirten Whitehead’in burada irdelediği diğer konular da sembolizm ve algı ve yanlışlık ve sembolizm.

Kitaptan bir alıntı:

“Sembolizm ile doğrudan bilgi arasında mühim bir fark vardır. Doğrudan deneyim yanılmazdır. Deneyimlediğiniz şeyi deneyimlersiniz. Ancak sembolizm, sembolizmin bizi varsaymaya yönlendirdiği dünyada bir örneği olmayan, yalnızca kavramlardan ibaret olan şeylere ilişkin eylemlere, hislere, duygulara ve inançlara neden olabileceği anlamında bir hayli yanıltıcıdır.

Bu çalışmanın esas iddiası, insan sembolizminin köklerinin, dışsal dünyanın dolaysız algılamanın iki ayrı türü arasındaki sembolik etkileşimi olduğudur. Bu sayede, dış dünyayla ilgili bilgimizin birbirleriyle yakından bağlantılı fakat farklı olan iki kaynağı vardır. Bu türler birbirlerini tekrar etmezler ve gerçek bir bilgi çeşitliliği söz konusudur. Birinin belirsiz olduğu yerde diğeri kesin ve birinin önemli olduğu yerde diğeri sıradandır.”

  • Künye: Alfred North Whitehead – Sembolizm: Anlamı ve Etkisi, çeviren: Seray Soysal, Say Yayınları, felsefe, 88 sayfa, 2023

Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez (2023)

‘Görünür ile Görünmez’, Maurice Merleau-Ponty’nin çalışma notlarıyla birlikte yarım kalmış son yapıtıdır ancak mevcut haliyle bile derin felsefi projesini mükemmelen yansıtır.

Merleau-Ponty burada yeni bir ontoloji teklif eder bize.

Bunu felsefenin özcü kategorileri ve geleneksel düşüncenin buyurgan grameri ile yapmaz.

İnsanın algısını, görme kabiliyetini, duyumsama gücünü ve varlığın ışıltısını son derece naif bir tutumla fenomenolojik bir zemine taşır.

Bir sanat yapıtının ortaya koyduğu gibi kişinin algı ve deneyimlerindeki tamamen kendine özgü sese, mantık, uyum ve hayal gücüne ulaşmaya çalışır.

Filozofun düşünceleri bir sistem inşa etmekten çok varlığın benzersizliğini duyurmaya yönelik bir çabadır.

Onun felsefesi öznelliğin, içselliğin felsefesi değildir.

Algılama ya da algısal inanç dediği şey görünürün ötesinde belleği ve hayal gücünü harekete geçiren, insanın kendisinden önce var olan dünya ile, öteki ile, doğa ile görünmeyen muazzam ilişkisidir.

Merleau-Ponty’yi okurken düz bir felsefe metninin sınırlarında gezinmeyiz.

Bedeni keşfetmek, dünyanın tenine dokunmak, görünür olandaki görünmezi fark etmek var olmanın gerçek amacını duyurur gibidir.

Doğa algılandığı andan itibaren ufuk bakışımızı çevreler; müziğin, edebiyatın ve resmin betimlediği doğa bizi kendisine çağırır.

Seyredilen, işitilen ve algılanan saf bir manzaranın parçası oluruz.

Aynı düzlemdeki varlıklar birbirleriyle kaynaşır, öyle ki biz değil onlar bize konuşur.

Sadece ses değil sözü sarmalayan sessizlik de dile gelir.

‘Görünür ile Görünmez’, geleneksel felsefeye yönelik getirdiği itirazlarla, özellikle Descartes, Hegel ve Sartre eleştirileriyle birlikte modern düşünce ve sanat dünyası için yepyeni bir sayfa açıyor.

  • Künye: Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 383 sayfa, 2023