Slavoj Žižek – Çatlak Nerede? (2022)

“Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

Slavoj Žižek, kapitalizmin yarattığı ekonomik sefalet nedeniyle büyük yıkımlar yaşayan üçüncü dünya yoksulları için acil harekete geçme çağrısında bulunuyor.

İçinde bulunduğumuz küresel durumda, eko-proleterleri ön plana çıkarmamız gerektiğini belirten Žižek, klasik anlamıyla kapitalist şekilde sömürülmeseler dahi ekolojik el-koyma ve ekonomik sefalet nedeniyle büyük acılar çeken 3. Dünya yoksullarının yaşadıklarının kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Doğal kaynaklarının yabancı piyasalar adına yağma edildiği için çevreleri yıkıma uğramış, geleneksel yaşam tarzlarının yerini kendi toprağında evsiz kalan mültecilerin kırılgan varoluşunun aldığını söyleyen Žižek’e göre, zengin ülkeler problemlerle daha iyi başa çıkmaktadır.

Yine düşünüre göre, yoksulların aslında zenginleşmesi gerektiğini öne süren liberal-kapitalist düstur, Hegel’in soyut düşünme şeklinde ifade ettiği modelinin bir örneğidir.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzün küresel dünyasında, gelişmiş olan ile az-gelişmiş olan birbirine bağlıdır; zenginler aynı zamanda yoksullarla olan ilişkileri (yani onların kaynaklarını sömürmeleri, ucuz emek güçlerini kullanmaları, vs.) sebebiyle zengindirler: Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Çatlak Nerede?: Marx, Lacan, Kapitalizm ve Ekoloji, çeviren: İrem Taşcıoğlu, Encore Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2022

Simone Weil – Felsefe Dersleri (2022)

Simone Weil’in henüz 24 yaşındayken lisede verdiği felsefe dersleri, bu kitapta.

Algı, zihin, dil, akıl yürütme, ahlak ve siyaset felsefesine odaklanan bu dersler, aynı zamanda çok iyi bir felsefeye giriş kitabı olarak da okunabilir.

Kimileri tarafından “yüzyılın en büyük mistiği”, kimileri tarafından “devrimci bir anarşist” olarak anılan Fransız filozof ve yazar Weil (1909-1943), 1933-1934 yıllarında Roanne Kız Lisesi’nde öğretmendi.

Okulun büyük binalarından uzakta, parkın köşesinde neredeyse görünmeyen küçük bir köşkte birkaç öğrenciye felsefe öğretti, bir fabrikada çalıştı, İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçilerin tarafında yer aldı ve Londra’da Gaullistlere katıldı.

Bu eserde, Weil’in öğrencilerinden biri olan Anne Reynaud- Guérithault’nun derlediği notlar sayesinde bu derslerin içeriğini öğreniyor, kısa yaşamını yoğun bir şekilde hakikat arayışına adamış olan Weil’in Sokratesçi konuşmalarını keşfediyoruz.

Algı, zihin, dil, akıl yürütmeyle ilgili problemlerden ahlak ve siyaset felsefesindeki meselelere uzanan incelemeler içeren ‘Felsefe Dersleri’, temel felsefi sorularla ilgilenen herkes tarafından okunmaya kesinlikle değerdir.

Weil, insanı kendinden mahrum bırakan inançlardan vazgeçme diyalektiğine dayanan spiritüalist bir felsefenin yazarıdır.

  • Künye: Simone Weil – Felsefe Dersleri, çeviren: Sena Selin Dizmen, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2022

Kolektif – Kavramlar Tarihi: Özgürlük (2022)

Özgürlük kavramının düşünce tarihindeki macerası üzerine referans bir çalışma.

Kitap, özgürlüğün seyrini Antik Yunan Sofist düşünürlerinden Ortaçağ İslam düşüncesine ve oradan Sartre’ın özgürlük düşüncesine kadar izliyor.

Özgürlük aynı anda hem ontoloji ve teoloji hem de siyaset felsefesiyle ilgili bir mesele.

Bu kavramın işaret ettiği durum ilk bakışta apaçıktır.

İnsanın engellenmeden veya sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi veya hareket edebilmesi özgürlüğü anlatır.

Ancak işin içine determinizm, yazgı, arzu, irade ve seçim gibi unsurlar girince insanın özgürlüğüne dair tartışma daha karmaşık bir kerteye doğru dönüşüme uğrar.

Tarih boyunca pek çok düşünür ve ideoloji insanın hem özgür olup hem de siyasal toplumun bir üyesi olarak yaşamasının mümkün olup olmadığı sorusuna yanıt aramaya çalıştı.

Bu son hatırlatma bağlamında özgürlük, yurttaşın devlet ve bireyin toplumla kurduğu ilişkinin nirengi noktasını oluşturur.

Özellikle modern toplumların örgütlenme biçimi bağlamında özgürlüğün yokluğu devleti meşru, toplumsal yaşantıyı ise anlamlı olmaktan çıkarır.

Armağan Öztürk ve C. Cengiz Çevik tarafından derlenen bu çalışma, özgürlük kavramının düşünce tarihindeki serüvenini bir dizi makale aracılığıyla sorguluyor.

Filoloji, felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji ve tarih bilimlerine ait birikimleri metinleştiren çalışmaların ortak noktası ise ele aldıkları düşünür, düşünce akımı veya dönemde özgürlüğün içeriğini sınırlarıyla birlikte ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Kolektif – Kavramlar Tarihi: Özgürlük, editör: Armağan Öztürk ve C. Cengiz Çevik, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 684 sayfa, 2022

Ömer Albayrak – Alman İdealizminde Aşkınlık ve Tarihsellik (2022)

Alman idealizmi, Kant’a karşı ve bizzat Kant’ı kullanarak aşkınlığı ve sonsuzluğu felsefi düşünceye nasıl yeniden dahil etti?

Ömer B. Albayrak da, hem aşkınlığın Alman İdealizminde nasıl tarihselleştirildiğini hem de bunun günümüz açısından neden önemli olduğunu tartışıyor.

Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’yle başlayan transendental felsefe, kendinden önceki metafiziği tarihe gömerken onun en temel iki kabulünü de geçersiz hale getirmişti: İnsanın mutlağı bilmeye muktedir –hatta mecbur– oluşu ve o mutlağı deneyimleyebilir oluşu.

Deneyimin ve onun bilgisinin sınırlarının dışına atılan aşkınlığın Kant’ın pratik felsefesine geri dönüşüyse ahlaki bir Tanrı’nın postülat olarak alınması biçiminde gerçekleşti.

Kant’ın yol açtığı düşünce okullarının içinde en merkezî önem taşıyanlardan biri olan Alman İdealizmi, Kant’ın çizdiği sınırların hepsini çiğneyerek ve onun düşüncesini kendilerince varabileceği en uç noktalara götürerek farklı sistemler ortaya koydu.

Bu hareketleriyle, Kant’a karşı yine Kant’ı kullanarak aşkınlığı ve sonsuzluğu yeniden felsefi düşüncenin içine geri getirdiler ve aşkınlığın modern insanın varoluşu açısından hâlâ anlamlı ve önemli olduğunu göstermeye çalıştılar.

İdealist felsefenin hareketini izleyip Hegel’e geldiğimizde bunun, aşkınlığın ve mutlağın tarihselleştirilmesi pahasına başarıldığını görüyoruz.

İşte bu kitap, aşkınlığın Alman İdealizminde nasıl tarihselleştirildiğini ve bunun günümüz açısından neden önemli olduğunu tartışmaya açmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Ömer B. Albayrak – Alman İdealizminde Aşkınlık ve Tarihsellik, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2022

William B. Irvine – Güzel Yaşam Kılavuzu (2022)

Stoacılığın yaşam pratiklerini günümüze nasıl uyarlayabiliriz?

William Irvine, endişelerimizi en aza indirmek, şan ve şöhrete kapılmamak ve yaşlılıkla başa çıkmak gibi sıkıntılı pek çok konuda Stoacı filozofların bize neler söyleyebileceğini açıklıyor.

Irvine ‘Güzel Yaşam Kılavuzu’nda, her geçen gün daha büyük bir hızla değişmeyi sürdüren dünyamızda insanın arzu, hırs ve korkularının hemen hiç değişmediği fikrinden hareketle, Batı felsefesinin en köklü geleneklerinden biri olan stoacılıktaki yaşam pratiklerinin bugüne nasıl uyarlanabileceğini araştırıyor.

Özellikle antik Roma dönemi stoacılarının insan psikolojisine dair kavrayışlarından, dinginliğe ulaşma amacıyla kullandıkları somut teknik ve stratejilerden yararlanan Irvine, bu filozofların izinde daha güzel yaşamak isteyenlere, kendi deneyiminden de hareketle bir kılavuz sunuyor.

Endişelerimizi en aza indirme, geçmişe sarılmayı bırakıp çabamızı kontrol edebileceğimiz şeylere yoğunlaştırma, şan ve şöhretin cazibesiyle, yasla ve yaşlılıkla başa çıkma gibi önemli insani sorunlar hakkında bu kadim düşünce geleneğinin önerdiklerini merak eden okuyucular, bu kitapta derli toplu bir sunum bulabilirler.

  • Künye: William B. Irvine – Güzel Yaşam Kılavuzu: Antik Stoacı Sevinç Sanatı, çeviren: K. Orkun Çatık, İş Kültür Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2022

Graham Harman – Sanat ve Nesneler (2022)

Bu kitap, özellikle sanat ontolojisi, sanatta gerçekçilik ve özerklik konularıyla ilgilenenlerin elinin altında bulunmalı.

Graham Harman burada, hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata meydan okuyor.

“Nesne Yönelimli Ontoloji (NYO diye kısaltılır), biçimciliğin aşikâr enkazındaki hazineleri kurtarmak için iyi bir konumdadır, çünkü kurtarmak zorundadır. Nesnelerin çeşitli ilişkilerinden özerk varoluşuna adanmış bir felsefe olarak NYO, münferit nesneye dair temel biçimci ilkeyi onaylarken, iki özgür türdeki varlığın –insan özne ve insan olmayan nesnenin– birbirine bulaşmasına asla izin vermemek gerektiğine dair daha ileri varsayımı açıkça reddeder… Elinizdeki kitabın hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata bir meydan okuma olması istenmiştir.”

Harman, ‘Sanat ve Nesneler’ kitabında, 1990’larda Martin Heiddeger’in ‘Varlık ve Zaman’ eserindeki “alet analizi”nin sunduğu perspektif üzerine çalışmalarıyla başlayan “ilişkilerinden ve bileşenlerinden özerk nesne” kavrayışını bu sefer sanat alanına, ilk kez bir kitap boyutunda taşıyor.

NYO’da “nesne” kavramı, insan veya insan olmayan, cisimsel veya cisimsiz, hakiki veya hayali her tür varlık için aynı şekilde kullanılır.

Yeter ki bir varlık ne ilişkilerince ne de bileşenlerince bütünüyle açıklanabilsin.

Bu ontolojik gerçekçilik, eserin, bağlamının bütün ilişkilerince tümüyle açıklanabileceğini reddediyor.

Bir sanat eserinin ortaya çıkması için onda, bu ilişkilere indirgenemez, özerk bir yanın olması gerektiğini iddia ediyor.

Harman, sanat alanında bilhassa sanat eserinin özerkliğini ortadan kaldırmaya çalışan çağdaş veya klasik “ilişkiselcilik” biçimleriyle mücadelesinde bu nesne kavramını devreye alırken estetiğin konusu olarak yeni bir nesne tanımlıyor.

Harman’a göre çoğu nesne gibi sanat eseri de bileşik bir nesnedir ve ister insan ister başka türde bir zeki varlık olsun seyirci olmaksızın tam anlamıyla bir sanat eseri olamaz.

Dolayısıyla bir nesne olarak sanat eseri, iki bileşenden, yani eserden ve seyirciden müteşekkildir.

Fakat bu fikir, ön kapıdan kovulan ilişkiselciliğin arka kapıdan kabulü anlamına gelmez. Sanat eseri metaforik bir varoluşa sahiptir, yani duyulur nesne, erişimden çektiği gerçek bir nesnenin özelliklerini üstlenir.

Harman’a göre seyirci, işte bu yüzden bu gerçek nesnenin işlevini devralıp, onu teatral bir şekilde performe ederek sanat eserinin işlemesini sağlar.

Postmodernizmin bir eleştirisini de içeren bu kitapta Harman, biçimciliği yeniden yaşama getirirken, sanat ontolojisi alanında yeni bir gerçekçiliği, seyirci ve eserin kaynaşmasıyla oluşan yepyeni bir nesneyi takdim ederek yürürlüğe koyuyor ve buna “tuhaf biçimcilik” diyor.

Sanatta gerçekçiliğin ve özerkliğin yeni ufuklarını keşfetmek isteyenler için.

  • Künye: Graham Harman – Sanat ve Nesneler, çeviren: Oğuz Karayemiş, Ayrıntı Yayınları, sanat, 272 sayfa, 2022

Kolektif – Siyaset Felsefesi Tarihi (2022)

Siyaset felsefesi alanında arşivlik bir eser arayanlar bu çalışmayı kaçırmasın.

Geçtiğimiz yüzyılın önde gelen siyaset felsefecilerinden Leo Strauss ve Joseph Cropsey tarafından derlenen yaklaşık 1000 sayfalık kitapta, Antik Yunan’dan 20. yüzyıla kadar siyaset felsefesine yön vermiş tam 38 filozofun düşünceleri özetleniyor.

Alanında uzman isimlerin kaleme aldığı kitaptaki makaleler, başta öğrenciler olmak üzere siyaset felsefesine ilgi duyan herkes için bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Çalışmada editör ve yazarlar, siyasal problemlerin felsefi alımlanışını irdelerken rasyonel siyasal düşüncenin önemli dönüm noktalarını tarihsel sırasına uygun biçimde ortaya koyuyor.

Siyaset filozoflarının yürüttüğü eşitlik, özgürlük, adalet gibi değerlere dair kadim tartışmaları ve siyasal sorunlara sundukları çözüm önerilerini aktarıyor.

Bu bağlamda büyük siyaset filozoflarının öğretileri yalnızca tarihsel bakımdan ele alınmıyor, aynı zamanda geçmişteki ve günümüzdeki toplumları anlamak adına mutlaka anlaşılması gereken birer fenomen olarak değerlendiriliyor.

  • Künye: Kolektif – Siyaset Felsefesi Tarihi, editör: Leo Strauss ve Joseph Cropsey, yayına hazırlayan: Mehmet Akkurt, Babil Kitap, siyaset, 992 sayfa, 2022

Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi (2022)

Bilim, siyaset ve cinsiyetten nasıl etkileniyor?

Geoffrey Gorham’ın bu kitabı, bilim felsefesi denince akla gelebilecek hemen her soruya yanıt aradığı bu kitabı, alana iyi bir giriş yapmak isteyen okurlar için çok iyi seçenek.

  • Bilimsel bilgi nasıl üretilir?
  • Bilim, mutlak hakikate yaklaşıyor mu?
  • Bilimsel bilgi diğer bilgi türlerinden farklı mıdır?
  • Psikoloji (Bir makine düşünebilir mi?), fizik (Dünya, belirlenimci midir?) ve biyoloji (Evrimin karmaşıklık eğilimi var mıdır?) gibi belirli bilimlerde ortaya çıkan felsefi soruları nasıl düşünebiliriz?
  • Hepsinden önemlisi, bilimin doğası nedir?

Gorham’ın ‘Bilim Felsefesi’ tüm bu sorulara ve daha fazlasına temas eden, alana kolayca giriş yapmanızı sağlayacak bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi, çeviren: Gülsüm Esen, Babil Kitap, bilim, 228 sayfa, 2022

John Rawls – Politika Felsefesi Üzerine Dersler (2022)

John Rawls’un modern siyaset felsefesi üzerine verdiği dersleri, bu kitapta.

728 sayfayı bulan bu derslerinde Rawls, ağırlıklı olarak liberal ve demokratik anayasa geleneklerini tartışıyor.

Rawls bu derslerinde ayrıca, Hobbes, Locke, Rousseau, Hume, Sidgwick, Mill ve Marx gibi, liberalizm ve demokratik anayasacılık geleneğini en iyi temsil eden tarihsel şahsiyetlerin fikirlerini çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Aynı zamanda toplumsal sözleşme, faydacılık ve sosyalizm doktrinine ve bunların en etkili savunucularına ilişkin analizlerin yapıldığı kitap, siyaset felsefesi tarihi alanında önemli bir yapıt.

  • Künye: John Rawls – Politika Felsefesi Üzerine Dersler, çeviren: Nuri Cumhur Özkaya, Nora Kitap, siyaset, 728 sayfa, 2022

Andrew Bowie – Alman Felsefesine Giriş (2022)

Modern felsefenin temelini oluşturmuş Alman felsefi geleneği üzerine iyi bir giriş kitabı arayanlar, bu eseri kaçırmasın.

Andrew Bowie, birçok önemli Alman filozofunun yanı sıra, nispeten ihmal edilmiş başka düşünürleri de konuya dahil ediyor.

  • Alman felsefesi zihinlerde acaba neyi merkeze alır?
  • Almanlık?
  • Kıta Avrupası?
  • Rasyonalizm, idealizm, tarihsel ve diyalektik materyalizm?
  • Tüm bunların eleştirisi?

Modern ve çağdaş felsefenin merkezinde yer alan bu felsefe, Kant, Frege, Wittgenstein ve Husserl olmasaydı Anglo-Amerikan “analitik” felsefeyi, Hegel, Marx, Nietzsche ve Heidegger olmasaydı da beşeri bilimlerin temellerini ortaya koymayı mümkün kılmazdı.

Bu doğruysa şayet, Alman felsefesine hâkim olmak, beşeri bilimlerin tamamında yürütülecek teorik açıdan sağlam dayanakları araştırmak için elzemdir.

Alman felsefesi modern felsefenin temelini oluşturmaya devam ediyor.

Bowie’nin bu kısa ama yoğunluklu giriş kitabı, Alman felsefesinin “modernite”nin problemlerine verilen en aydınlatıcı karşılıklardan biri olduğu fikrini merkeze alıyor.

Bowie, birçok önemli Alman filozofun yanı sıra, nispeten ihmal edilmiş başka düşünürleri de, Friedrich Schlegel, Novalis, Schleiermacher ve Schelling’in çalışmalarını da dahil ederek Alman felsefe geleneğine ışık tutuyor.

‘Alman Felsefesine Giriş’, felsefenin toplumsal ve tarihsel gelişmeler arasındaki bağlantıyı nasıl kurduğunu açığa çıkararak bir coğrafyayla düşünceyi, mekânın sürekliliğiyle zamanın sürekliliğini bir araya getiriyor.

Özgürlük ile tarihsellik, akıl ile duygu nasıl bir araya gelir ya da gelmelerinin sürekliliği sergilenir, bu eserde Bowie, bu problemlerin satır aralarına dalarken düşünmemizin erimini genişletiyor.

  • Künye: Andrew Bowie – Alman Felsefesine Giriş, çeviren: Bilhan Gözcü, Say Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2022