Flora Tristán – İşçi Birliği (2025)

Flora Tristán imzalı bu kitap, 19. yüzyılın işçi sınıfı mücadelesine hem teorik hem de duygusal bir perspektifle yaklaşan öncü bir metin. ‘İşçi Birliği’ (‘Union ouvrière, suivi de lettres’), kadın hakları ve işçi sınıfı hareketlerini birleştirme çağrısıyla sosyalizmin erken döneminde dikkat çeken nadir seslerden biri.

Kitabın temelinde, işçilerin dayanışma içinde birleşerek kendi kaderlerini değiştirebileceği fikri yatar. Tristán, işçilerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal düzeyde de örgütlenmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre, sömürüye karşı verilecek mücadele, kadınları dışlayan bir yapıyla eksik kalacaktır.

Kadınların da işçi sınıfının bir parçası olduğunu vurgulayan yazar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle sınıf sömürüsünü birlikte ele alıyor. Bu yaklaşımı, onu döneminin diğer sosyalistlerinden ayırıyor. Kadınların eğitimi, evlilikteki hakları ve kamusal alana katılımları gibi konular Tristán için toplumsal dönüşümün ön koşuludur.

Kitaba eşlik eden mektuplar ise Tristán’ın düşünsel yolculuğuna, karşılaştığı direnişlere ve kişisel kararlılığına ışık tutuyor. Bu metinler, onun bir teorisyen olduğu kadar bir eylem insanı olduğunu da gösteriyor.

‘İşçi Birliği’, sınıf mücadelesini feminizmle harmanlayan erken ve güçlü bir manifestodur. Tristán, işçilerin birliği kadar kadınların özgürlüğünü de insanlığın kurtuluşu için vazgeçilmez görür.

  • Künye: Flora Tristán – İşçi Birliği, çeviren: İsmail Kılınç, Epos Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2025

Chiara Bottici – Feminist Bir Mitoloji (2025)

Chiara Bottici’nin ‘Feminist Bir Mitoloji’ (‘A Feminist Mythology’) adlı kitabı, feminist düşünceyi mit kavramı üzerinden yeniden ele alıyor. Bottici, mitlerin yalnızca geçmişe ait masallar olmadığını, bugün de toplumsal cinsiyet rollerini şekillendiren güçlü anlatılar olduğunu savunur. Feminist mitoloji anlayışıyla hem tarihsel hem de kültürel kodlara karşı alternatif anlatılar üretmenin mümkün olduğunu ifade ediyor.

Kitapta mit, baskıcı bir araç olmaktan çıkarılıp özgürleştirici bir potansiyele kavuşturuluyor. Bottici’ye göre mitler, kadınları pasif figürlere indirgemek için değil, onları özneleştirmek ve çok sesli anlatılarla görünür kılmak için de kullanılabilir. Bu bağlamda, feminist mitoloji yalnızca eski mitlerin eleştirisi değil, aynı zamanda yeni mitlerin yaratılmasıdır.

Bottici, ataerkil düşüncenin inşa ettiği kadın imgelerinin nasıl doğallaştırıldığını analiz eder. Kadının “öteki” olarak konumlandırılması, mitolojik düzeyde bir süreklilik kazanmıştır. Feminist mitoloji ise bu sürekliliği kırmayı hedefler.

‘Feminist Bir Mitoloji’, feminizmi kuramsal bir zemine yerleştirirken, yaratıcı ve dönüşümcü bir politik dil sunuyor. Bottici, feminist tahayyülün yalnızca eleştirel değil, aynı zamanda kurucu bir güç olduğunu gösteriyor. Bu kitap, hem düşünsel derinliği hem de hayal gücünü birlikte kullanan özgün bir manifestodur.

  • Künye: Chiara Bottici – Feminist Bir Mitoloji, çeviren: Bilge Demirtaş, Livera Yayınevi, feminizm, 288 sayfa, 2025

Sara Ahmed – Şikâyet! (2025)

Sara Ahmed’in bu kitabı, üniversite ortamlarında cinsel taciz, ayrımcılık ve mobbing şikayetlerinin karmaşık dinamiklerini feminist bir bakış açısıyla inceliyor. Ahmed, şikâyet etmenin sadece bireysel bir eylem olmadığını, aynı zamanda kurumsal yapılar, iktidar ilişkileri ve toplumsal normlarla derinden bağlantılı bir pratik olduğunu vurguluyor. Şikâyet edenlerin sıklıkla karşılaştığı zorlukları, engelleri ve ikincil travmaları analiz ediyor. Kitap, şikâyet sürecinin kendisinin mağdurları daha fazla zarar görmeye, izole edilmeye ve susturulmaya itebileceğini savunuyor. Ahmed, şikayetlerin genellikle “yük” olarak görüldüğünü, şikayetçilerin “sorunlu” olarak etiketlendiğini ve bunun şikayetlerin ciddiye alınmasını engellediğini belirtiyor.

Kitap, şikayetlerin kurumsal direnişle nasıl karşılaştığını ve üniversitelerin kendi itibarlarını korumak adına şikayetleri nasıl görmezden gelebildiğini veya manipüle edebildiğini ortaya koyuyor. Bürokratik süreçlerin ve “hassas denge” argümanlarının, aslında sistemi korumak ve değişimi engellemek için nasıl kullanıldığını eleştiriyor. Ahmed, şikâyet etmenin bir duygu ve performans meselesi olduğunu da vurguluyor. Şikâyet edenlerin hissettiği öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluk ile kurumların bu duyguları nasıl yönettiği arasındaki gerilimi inceliyor. Ahmed, şikâyet etmenin aslında bir tür “feminist hayatta kalma pratiği” olduğunu, adaletsizliğe karşı bir duruş sergileme ve değişimi talep etme biçimi olduğunu öne sürüyor.

‘Şikâyet!”, sadece sorunları tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda şikâyet süreçlerinin nasıl daha adil, şeffaf ve destekleyici hale getirilebileceği konusunda da düşünsel zemin hazırlıyor. Ahmed, üniversitelerin ve diğer kurumların, şikayetleri bir fırsat olarak görmesi, öğrenme ve dönüşüm aracı olarak kullanması gerektiğini savunuyor. Kitap, şikâyet etme eyleminin politik bir potansiyeli olduğunu ve bu eylemin, mevcut iktidar yapılarını sorgulamak ve daha kapsayıcı, adil ortamlar yaratmak için nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

  • Künye: Sara Ahmed – Şikâyet!, çeviren: Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt, Sel Yayıncılık, feminizm, 416 sayfa, 2025

Susan Arndt – Seksizm (2025)

Susan Arndt’ın ‘Seksizm’ kitabı, seksizmin sadece bireysel önyargılar değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve politik sistemlerin derinlemesine yerleşmiş bir yapı olduğunu vurguluyor. Kitap, seksizmin tarihsel kökenlerini, günümüzdeki yansımalarını ve bu durumu değiştirmek için neler yapılabileceğini derinlemesine inceliyor.

Arndt, seksizmin sadece kadınları değil, erkekleri de etkilediğini ve toplumdaki cinsiyet rollerini sınırladığını belirtiyor. Kitapta, seksizmin neden bu kadar güçlü olduğu ve günümüzde ne gibi şekillerde ortaya çıktığı gibi sorulara yanıtlar aranıyor.

Yazar, seksizmin üstesinden gelmek için bireysel ve toplumsal düzeyde atılabilecek adımları ve uygulanabilecek stratejileri sunuyor. Farkındalık yaratmanın, eğitim verme ve politik değişimlerin önemini vurguluyor.

  • Künye: Susan Arndt – Seksizm: Eski Zamanlardan Beri Süregelen Baskı, çeviren: Beyza Akkurt, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 368 sayfa, 2025

Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar (2024)

Bonnie G. Smith’in ‘Dünya Tarihinde Kadınlar’ adlı kitabı, dünya tarihine kadınların bakış açısıyla eleştirel bir yaklaşım sunan kapsamlı bir çalışma.

Kitap, 1450 yılından günümüze kadar farklı coğrafyalardaki kadınların deneyimlerini, rollerini ve mücadelelerini inceliyor.

Kitap, sadece Batı dünyasına değil, Çin’den Rusya’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar farklı kıtalardaki ve kültürlerdeki kadınların yaşamlarını ele alır.

Bu sayede, kadınların deneyimlerinin coğrafi ve kültürel çeşitliliğini gözler önüne serer.

Kitapta, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve dinlerden kadınların yaşamları incelenir.

Köleleştirilmiş kadınlardan, soylu kadınlara, kırsal kesimde yaşayanlardan şehirli kadınlara kadar geniş bir yelpazede kadın deneyimleri sunulur.

Kitap, geleneksel tarih yazımının erkek merkezli bakış açısını eleştirir ve kadınların tarihteki rollerini ve etkilerini yeniden değerlendirir.

Kadınların siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki katkılarını vurgular.

Kitap, kronolojik bir anlatı yerine tematik bir yaklaşım benimser.

Aile, iş, din, siyaset, savaş gibi farklı temalar altında kadınların deneyimlerini inceler. Bu sayede, farklı zaman dilimlerinde ve coğrafyalarda benzer temaların kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği daha net bir şekilde görülür.

Kadınların köleleştirilmesi ve ticaretinin tarih boyunca nasıl bir rol oynadığı incelenir.

Sömürgeciliğin kadınların yaşamları üzerindeki etkileri ve kadınların sömürgeciliğe karşı direnişleri ele alınır.

Sanayi Devrimi’nin kadınların iş hayatı ve aile rolleri üzerindeki etkileri incelenir.

Savaşların ve devrimlerin kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği ve kadınların bu olaylarda nasıl roller üstlendiği ele alınır.

Farklı dönemlerdeki kadın hareketleri ve feminizm akımları incelenir.

  • Künye: Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar: 1450’den Günümüze, çeviren: Merve Öztürk, İletişim Yayınları, tarih, 423 sayfa, 2024

Chowra Makaremi – Kadın! Yaşam! Özgürlük! (2024)

‘Kadın! Yaşam! Özgürlük!’, 2022 Eylül’ünden itibaren İran’da yaşanan ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla birleşen geniş çaplı protestoları derinlemesine inceliyor.

Kitap, bu hareketin ortaya çıkış nedenlerini, gelişme sürecini ve İran toplumundaki yankılarını detaylı bir şekilde ele alıyor.

Jina Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını kaybetmesi, ülke genelinde büyük bir öfkeye yol açmış ve protestoların fitilini ateşledi.

Kitap, bu olayın protestoların başlangıç noktası olduğunu vurguluyor.

Protestoların en önemli özelliklerinden biri, gençlerin öncülük etmesi.

Kitap, gençlerin cesaretini, yaratıcılığını ve mücadele azmini anlatarak, onların bu hareketteki kilit rolünü ortaya koyuyor.

“Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı, kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini merkeze alıyor.

Kitap, kadınların bu hareketteki aktif rolünü ve mücadelelerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Protestolara farklı etnik ve dini gruplardan insanlar katılmış, bu da İran toplumunun çeşitliliğini ve birlik ruhunu gözler önüne sermiştir.

Kitap, bu çeşitliliği ve farklı kimliklerin bir araya gelmesini vurguluyor.

Protestolar, dünya genelinde büyük bir dayanışma ile karşılanmıştır.

Kitap, uluslararası medyanın rolünü, sosyal medyanın gücünü ve diğer ülkelerdeki destek gösterilerini ele alıyor.

İran rejimi, protestolara şiddetli bir şekilde müdahale etmiştir.

Kitap, rejimin taktiklerini, insan hakları ihlallerini ve protestoculara yönelik baskıyı detaylandırıyor.

Kitap, Ortadoğu’nun en önemli siyasi olaylarından biri olan İran protestolarını ilk elden takip etmek isteyenler için değerli bir kaynak.

Kitap, kadınların hakları için verilen mücadeleyi ve bu mücadelenin evrensel boyutunu ortaya koyuyor.

Gençlerin değişim için nasıl bir güç olabileceğini ve geleceğin şekillenmesindeki rolünü vurguluyor.

Kitap, İran toplumunun karmaşık yapısını, farklı kimlikleri ve siyasi dinamiklerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Chowra Makaremi – Kadın! Yaşam! Özgürlük!: İran’da Devrimci Bir Ayaklanmanın Yankıları, çeviren: Sinem Özer, Otonom Yayıncılık, feminizm, 320 sayfa, 2024

Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet (2024)

Uzun yıllardır Ottawa Üniversitesi’nde görev yapan çeviri araştırmacısı ve çevirmen Luise von Flotow, 1990’larda çeviriyi sömürgecilik sonrası yaklaşımlarla buluşturan Kanada ekolünün önemli bir temsilcisidir.

Bu ekolün öncülü, Fransız feminizminin etkisiyle Kanada’da özellikle 1980’lerde görülen feminist çeviri etkinliğidir.

Feminist çeviri dinamiklerini kavramsal ve tarihsel boyutlarıyla örnekleyen ‘Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri’, antik dönemin lirik şairi Sappho’dan feminist aktivist Simone de Beauvoir’a kadar kadın yazınının tarihsel yolculuğuna çeviri penceresinden bakan değerli bir başvuru kaynağıdır.

Bunda kitabın derlediği örneklerin çeşitliliği kadar von Flotow’un feminist eleştirel bakışının ve yorumlarının da etkisi büyüktür.

Önsözdeki ifadesiyle bu kitap, yazarın “kültürel bir yapılanma olarak toplumsal cinsiyetin feminist açılımlarına ve kültürel bir aktarım olarak çeviriye olan ilgisinin” bir sonucudur.

Von Flotow,

  • Çevirmen, üçüncü dünya ülkelerindeki kadınların sesinin Batı’da duyulmasında tam olarak nasıl bir rol oynar?
  • Nasıl bir çeviri yapmalıdır?
  • Çeviriyi kimin için yapar?
  • Çevirisi yalnızca o kadınların sömürülmesine hizmet etmekle mi kalır, yoksa uluslararası feminist amaçlara anlamlı bir katkı mı sağlar?

gibi soruları toplumsal cinsiyet ve çeviriye ilgi duyan okur ve araştırmacıların dikkatine sunuyor.

  • Künye: Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri, çeviri: Alev Bulut Kerimoğlu, Everest Yayınları, feminizm, 192 sayfa, 2024

 

Rozsika Parker, Griselda Pollock – Eski Gözdeler (2024)

Sanatın cinsiyetçi tarihine yönelik yazılmış kült metinlerden biri olan ‘Eski Gözdeler: Kadınlar, Sanat ve İdeoloji’, ilk kez yayımlandığı 1981 yılından bu yana güncelliğini korumaya devam ediyor.

Rozsika Parker ve Griselda Pollock’un sanat tarihinin cinsiyetçi ve ideolojik boyutuna dair farkındalık ortaya koydukları bu metin, Linda Nochlin’in ünlü makalesi “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?’ ile 1971 yılında sanat gündemine taşıdığı meseleyi farklı ve halen geçerli başlıklar altında genişletip boyut kazandırıyor.

Feminist sanat eleştirisinin geçmişte üretimleriyle çağlarında bilinirlik kazanmış kadınları sanat tarihinin isimler listesine eklemekten ibaret olmadığına işaret ederek başlayan ‘Eski Gözdeler: Kadınlar, Sanat ve İdeoloji’, ‘Tarih’ gibi ‘Sanat Tarihi’nin de toplumsal cinsiyet düzenini hem yansıtan hem de üreten bir yapı olduğunun görülmesini sağlıyor.

Metnin halen güncelliğini koruması, kadınların sanat tarihinden sistematik olarak dışlanmaları konusundaki köklü tutumun yirmi birinci yüzyılda aldığı yeni formu değerlendirmek gerektiğini apaçık gösteriyor.

  • Künye: Rozsika Parker, Griselda Pollock – Eski Gözdeler: Kadınlar, Sanat ve İdeoloji, çeviren: Ebru Berrin Alpay, Hayalperest Kitap, sanat tarihi, 312 sayfa, 2024

Luce Irigaray – Bir Olmayan O Cinsiyet (2024)

Kadının cinsiyeti ve cinselliği bugüne kadar hep erkekliğin parametrelerine göre düşünüldü.

Dişili bastırmayan, onun çokluğunu bir’e indirgemeyen bir libidinal ekonomi, bir dil, bir toplum neye benzerdi?

Fallik iktidarın ekonomisinin buyurduğundan başka bir dişil?

Psikanalizin tarif ettiği ve normalleştirdiğinden başka.

Dilin anlamsızlığa ve suskunluğa ittiğinden başka.

Eril öznenin terse çevrilmiş imgesi olmayan bir başka?

Aynı’nın Ötekisi olmaktan kurtulmuş bir Başka.

Kadınların bedenlerinin sömürüsüne dayanan bu toplumsal işleyişi açığa vuracak, kadınların arzularının çokluğunu ifade edecek bir dil nasıl icat edilecek?

Kadınların politikayla ilişkisi nasıl olacak?

Kuramlarla?

Bilimlerle?

Kadın olarak nasıl konuşacağız?

Hâkim söylemin düzenini bozarak.

Erkeğin efendiliğini sorgulayarak.

Kadınlar arasında, kadınlarla konuşarak.

Luce Irigaray’ın sorduğu soruların birçok dili, birçok ruhu, birçok sesi var o yüzden.

Bir analizin kılı kırk yaran titizliği de var onun metinlerinde, bir kanıtlamanın kendinden eminliği, cesareti de.

Söylemin hakikat iddiaları karşısında kendini gülmekten alıkoyamamanın mizahı da var, birbirine dokunurken kendine dokunmanın iç kıpırtısı, sevgisi de.

Ve kuşkusuz, yanıtlardan, öğretilenlerden, kullanıla kullanıla eskimiş cümlelerden kurtulmanın özgürlüğü de.

Künye: Luce Irigaray – Bir Olmayan O Cinsiyet, çeviren: Sinem Özer, Otonom Yayıncılık, feminizm, 224 sayfa, 2024

César Rendueles – Fırsat Eşitliğine Karşı (2024)

‘Fırsat Eşitliğine Karşı’, adının açıkça ifade ettiği gibi, “fırsat eşitliği” yaklaşımını reddederek, gerçek (veya derin) bir eşitliğin gereğini ve ahlâkını savunuyor.

Fırsat eşitliği kavramının, sadece biçimsel ve meritokratik (liyakatçi), dolayısıyla sınırlı bir ufku olduğunu anlatıyor.

Alt başlığının (Eşitlikçi Bir Bildiri) açıkça ifade ettiği gibi, genel olarak eşitlik fikrinin siyasal, toplumsal ve insani önemini anlatmaya çalışan bir kitap bu.

İspanya’daki muhalif sol Podemos (“Yapabiliriz”) partisinin düşünce insanlarından olan César Rendueles, siyaset teorisiyle de alışverişini kesmeksizin, eşitliği gündelik hayat deneyimleri ışığında, “kanlı canlı” bir mesele olarak ele alıyor.

Eğitimde derinleşen eşitsizlik de odaklandığı konulardan biri.

“Eşitlikçi bir ethos” ve “eşitlik kültürü”nün, dünyayı paylaşmanın icabı olduğu kabulüne adanmış bir kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Doğal eşitlik tezinin sorunu basit ve rahatlatıcı bir hakkaniyet hissi uyandırması. Sanki eşitlikçilik sadece toplumun yozlaştırdığı doğal bir durumu korumaya yönelik basit stratejilere gereksinim duyuyormuş gibi bir hava oluşturuyor. (…) Fakat tarihsel deneyimler sonuç veren eşitlikçi dinamiklerin sürekli ve sofistike bir müdahaleye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Gerçek eşitlik sadece politik müdahaleyle mümkün olabilir ve bir vatandaşlık bilinci oluşturmanın yanı sıra sistematik bir biçimde geliştirilmiş bir demokrasinin ürünüdür.”

  • Künye: César Rendueles – Fırsat Eşitliğine Karşı: Eşitlikçi Bir Bildiri, çeviren: Süleyman Doğru, İletişim Yayınları, siyaset, 231 sayfa, 2024