Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine (2020)

Beden, iktidarların hegemonyalarını üzerine inşa ettikleri bir alandır ve tam da bu nedenle başlı başına bir direniş mekânıdır.

‘Caliban ve Cadı’, ‘Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Silvia Federici de bu kitabında, bedeni, direnişin ve tahakkümün mücadele alanı olarak tanımlıyor ve bu alanı dönüştürücü toplumsal pratiklerin yeşerebileceği bir mekâna dönüştürmenin yolları üzerine düşünüyor.

Kapitalizmin doğasında, bedeni tahakküm altına almanın ve denetlemenin yer aldığını belirten Federici, buna karşılık feminist, ırkçılık karşıtı, trans ve çevreci hareketlerin de bedeni kapitalist sömürünün sınırı, onun önündeki engel olarak tanımlamasının elzem olduğunu söylüyor.

Federici’ye göre, bedeni özgürleştirici ve içkin bir politik imkâna dönüştürmek ancak onun arzu ve ihtiyaçlarını çoğaltmakla mümkündür.

Yazar bunun da, birbirinden yalıtılmış olmaktan dolayı korkup iktidarın tahakkümüne boyun eğmeye verili bedenlerden ziyade başka bedenlerle birlikteliğe ve iletişime giren bedenlerle olanaklı olabileceğini savunuyor.

Başka bir deyişle, ancak korku ve yalıtılmışlığın “keder”inden çıkıp, “neşeli militanlık”la arzularını ve ihtiyaçlarını şimdide politikleştiren bedenler, kendilerini, başkalarını ve dünyayı dönüştürebilir ve özgürleştirebilir.

  • Künye: Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 152 sayfa, 2020

Silvia Federici – Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar (2019)

Silvia Federici’nin bu harika çalışması, cadı avlarının tarihi ve mantığı hakkında muazzam bir kaynak.

Cadılaştırılmış kadınlara yapılan işkencenin izlerinin kapitalist gelişmenin yol açtığı yerinden edilmelerle ve mülksüzleştirmelere kadar sürdüğünü ortaya koyan Federici, kadına yönelik şiddetin özellikle cadı avlarında ne denli akıl almaz biçimler aldığını gösteriyor.

Kitap bununla da yetinmeyerek, kadına yönelik şiddetin bugün aldığı yeni biçimleri de gösteriyor ve bu şiddete karşı ne gibi direniş yolları ortaya koyabileceğimiz üzerine düşünüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Erkeklerin cinsel ihtiyaçlarının tatmin edilmesi ve daha da önemlisi verimli bir iş gücünün üretimi gibi faydacı hedefler ile kadının arzusunun bastırılması bir araya getirilir. Cadı avı sayesinde yıkıcı potansiyellerinden arındırılan kadın cinselliği, ancak üreme ve evlilik bağlamına yerleştirilerek iyileştirilebilirdi.”

“Kapitalizmin yükselişiyle, bireyin içgüdüsel arzularını disipline edip iş gücüne yönlendirme kapasitesini ödüllendiren yeni bir toplumsal ethos gelişmiştir.”

“‘Cadı’ gençliğinde ‘uçkuru gevşek’, ‘iffetsiz’ davranışlarda bulunmuş ‘kötü şöhretli’ kadındı. Genellikle evlilik dışı ilişkilerden çocukları olurdu. O dönemde yasalar, kilise ve ailenin yeniden düzenlenmesi aracılığıyla Avrupa’daki kadın nüfusuna dayatılan kadınlık modeliyle çelişen tavırlar sergiliyordu.”

  • Künye: Silvia Federici – Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, tarih, 120 sayfa, 2019

Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen (2017)

Feminist düşünür Adriana Cavarero’nun özellikle üzerinde çalıştığı alanlar, Antik dönem felsefesi ve cinsel fark.

Cavarero bu kitabında da, Antik felsefenin feminist bir yeniden yazımını yapıyor.

Mitsel kadın figürlerine yönelik geleneksel yorumlarla hesaplaşan yazar, bu figürleri dişil bir bakış açısıyla yorumlayıp, onları adeta yeniden yaratıyor.

Eril bakışın edilgenliği atfettiği dokuma tezgâhının başındaki Penelope,

Thales’e kahkahalarla gülen Trakyalı kadın,

Bereket tanrıçası Demeter,

Sokrates’in hocası Diotima…

Bu ve bunun gibi birçok figürün izini süren yazar, hem felsefeyi hem de tarihi, ihmal edilen ve ötelenen dişiliğin perspektifinden okuyor.

  • Künye: Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, felsefe, 176 sayfa

Alison Stone – Feminist Felsefeye Giriş (2017)

  • FEMİNİST FELSEFEYE GİRİŞ, Alison Stone, çeviren: Yonca Cingöz ve Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 344 sayfa

feminist-felsefeye-giris

Hem feminist felsefe hem feminist teori hem de felsefe alanlarında düşünen ve çalışanlara hitap edecek önemli bir yapıt. Alison Stone cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsellik, cinsel fark, özcülük, doğum ve feminizm gibi kavramlar bağlamında feminist bir felsefenin imkânlarını tartışırken Irigaray, de Beauvoir, Butler, Wittig, Braidotti gibi feminist düşünürlerin katkılarını da ortaya koyuyor. Aynı zamanda Arendt, Foucault, Freud ve Lacan gibi düşünürlerin feminist felsefeye etkilerini de gözler önüne seren Stone, okurunu bir yanı feminizme diğer yanı felsefeye açılan aldığı güncel bir tartışmaya davet ediyor.