Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet (2017)

Elimizdeki kitap, insani/sosyal hizmet faaliyetlerini bir insan hakları etkinliği olarak yorumluyor, bu anlamda özgün bir düşünme pratiği ve tartışma ortaya koyuyor.

Jim Ife, insan haklarının, sosyal hizmet alanında çalışanlara hem mesleki anlamda hem de hizmet verdikleri kişilerle gündelik ilişkilerinde sağlam bir ahlaki boyut kattığını düşünüyor.

Yine Ife’ye göre, insan haklarıyla harmanlanmış bir sosyal hizmet yaklaşımı, aynı zamanda hem bu alanda çalışanlara hem de sosyal hizmetten yararlananlara, evrensel bir insanlık ve küresel yurttaşlık perspektifi sunarak büyük bir zenginlik sağlayacaktır.

Kültür ve geleneklerden bağımsız, evrensel bir bakış açısıyla yazılmış kitabın, bu yönüyle farklı kültürlere hitap ettiğini de ayrıca belirtmemiz gerek.

  • Künye: Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet, çeviren: Durdu Baran Çiftci, Nika Yayınevi, insan hakları, 312 sayfa

Mehmet Gün – Bozkır’dan Dünyaya Avukat Olmak (2014)

Ünlü avukat Mehmet Gün’den, kırk yıllık avukatlık mesleğindeki deneyimlerinin ve görüp yaşadıklarının bir dökümü.

Gün, Anadolu’nun taşrasında geçen çocukluk ve gençlik dönemlerine, büyük zorluklara rağmen başarıyla neticelendirdiği eğitim yıllarına dair anıları kadar, Türkiye’nin yakın tarihinden önemli isimler konusunda kimi tanıklıklarını da okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabın, iyi bir dönem okuması vaat ettiği söylenebilir.

  • Künye: Mehmet Gün – Bozkır’dan Dünyaya Avukat Olmak, Gün + Yayınları

Hasan Ürel – Mahkûm Olduk Netekim (2014)

Bir avukatın 12 Eylül notları. Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışırken darbeden sonra görevden alınan Hasan Ürel, Ankara’da serbest avukatlık yapmaya başlamış.

Askeri mahkemelerde görülen pek çok davada savunma görevi yapmış ve bu esnada hem trajik hem gülünç hem de pes dedirten pek çok olaya tanık olmuş Ürel, bir hukukçu gözüyle 12 Eylül’ün bir panoramasını çiziyor.

  • Künye: Hasan Ürel – Mahkûm Olduk Netekim, Liberte Yayınları

Zafer Üskül – Bildirileriyle 12 Mart 1972 Dönemi Sıkıyönetimi (2014)

Altı sıkıyönetim komutanlığı tarafından yayımlanmış, yüzlerce bildiri.

Anayasa profesörü Üskül’ün, bunların hukuksal çerçevede bir değerlendirmesi eşliğinde.

Yakın tarihten bir dönemin yasaklar, aydınlara yönelik baskılar ve hukuksuz yargılamalar, kuşkusuz günümüz Türkiye’si için de çok şey söylüyor.

  • Künye: Zafer Üskül – Bildirileriyle 12 Mart 1972 Dönemi Sıkıyönetimi, Tarih Vakfı Yayınları

Doğu Perinçek – Anayasa ve Partiler Rejimi (2008)

Ergenekon örgütünün lider kadrosunda bulunduğu zannıyla tutuklu bulunan Perinçek’in, ‘Anayasa ve Partiler Rejimi’ isimli bu çalışması, Türkiye’deki partiler rejimini ve hâlâ güncel bir sorun olan partilerin yasaklanmasını, kapatılmasını inceliyor.

Perinçek çalışmasında, liberal demokrasiden partiler demokrasisine geçişi; Osmanlı İmparatorluğu’nda, tek partili ve çok partili Cumhuriyet dönemlerinde; 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri sonrasında, partilerin gelişimini ve hukuki rejimlerini, partilerdeki oligarşik eğilimleri, parti içi demokrasiyi, siyasal partilerin yasaklanmasını ve parti yöneticilerinin cezai sorumluluğu gibi konuları inceliyor.

  • Künye: Doğu Perinçek – Anayasa ve Partiler Rejimi, Kaynak Yayınları, siyaset, 409 sayfa

Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi (2017)

Ekolojik yıkımı telafi etmek için, özel mülkiyetin tümüyle aşıldığı yepyeni bir hukuk sistemi inşa etmemiz mi gerekiyor?

Fizikçi Fritjof Capra ile hukukçu Ugo Mattei, modernist yaklaşımın doğaya ve insana mekanikçi bir gözle yaklaştığını, şimdiye kadarki bütün tasarılarını böyle inşa ettiğini ve doğaya saygılı bir ilkeler bütününün, ancak bu mekanikçi görüşün aşılmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyor.

Yazarlar,

  • Doğa kanunları ile hukukun antikçağdan bu yana süren birlikteliğinin bize ne gibi açılımlar sunabileceği,
  • Bilim ve hukuk arasındaki ilişkilerin nasıl yeniden tanzim edilebileceği,
  • Modernitenin mekanikçi mirasının nasıl mekanikçi bir bilim ve mekanikçi bir hukuk inşa ettiği,
  • Ve bütün bu olumsuzluklara karşı nasıl bir eko-hukuksal devrim yaratılabileceği gibi konuları tartışıyor.

Kitap, okurunu, toplumun gücünü artıracak, aynı zamanda devletler ile şirketlerin bugünkü sınır tanımaz güçlerini kısıtlayacak, ekolojik ilkeler ışığında yeniden oluşturulmuş bir düzen üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 251 sayfa

İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası (2017)

Anayasa hukukçusu Profesör İbrahim Kaboğlu, son dönemdeki KHK’lardan biriyle üniversitedeki görevinden atıldı.

Türkiye’nin anayasa çalışmaları denince ilk akla gelen isimlerden olan Kaboğlu elimizdeki önemli çalışmasında da, OHAL altında, KHK’ların gölgesinde 16 Nisan’da, sonuçlarına dair önemli şüphelerin bulunduğu bir referanduma götürülen yeni anayasayı tartışıyor.

Yazar,

  • Yeni anayasanın neden kabul edilemez olduğunu,
  • Yeni anayasanın siyasi, ekonomik ve toplumsal açılardan neler getireceğini,
  • Türk tipi başkanlık sisteminin sakıncalarını,
  • Ve yurttaşların, bütün bunlara karşı, yılların mücadelesine dayanan demokratik kazanımlarına nasıl sahip çıkabileceklerini irdeliyor.

Çalışma, yeni anayasanın beraberinde neler getirdiğini tüm açıklığıyla görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası, Tekin Yayınevi, hukuk, 232 sayfa

Ruşen Keleş ve Ayşegül Mengü – Kent Hukuku (2017)

Çevre etiği, kentbilim ve kentleşme politikaları gibi alanlarda sayısız çalışmaya imza atmış Ruşen Keleş ve Ayşegül Mengü’den, kent hukuku için bir kılavuz.

Çalışma, kent hukukunu, farklı insanların bir arada yaşadığı bir mekân olarak kenti kapsayan kurallar bütünü olarak tanımlayıp tartışıyor.

Yaşam kalitesi yüksek kentsel mekânlar yaratmak, çevre değerlerini korumak ve bireysel yarardan ziyade kamu yararını gözetmenin kent hukukunun ana konuları olduğunu belirten yazarlar, kent yönetimlerinin daha katılımcı ve hesap verebilir olmaları için yasama, yürütme ve yargı erklerine düşen görevleri de kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Kitap, daha yaşanabilir ve doğaya daha az zarar veren bir kent yaratmak için sağlam yasal düzenlemelerin neden vazgeçilmez olduğunu, fakat bundan da önce, yaşadıkları kent üzerinde söz hakkı sahibi olmak için yurttaşların neden edilgen değil de etkin birer yurttaş olmaları gerektiğini gözler önüne sermesiyle değerli ve önemli.

  • Künye: Ruşen Keleş ve Ayşegül Mengü – Kent Hukuku, İmge Kitabevi, hukuk, 263 sayfa

Özgür Heval Çınar – Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye (2014)

Elimizdeki kapsamlı çalışma, uluslararası insan hakları hukukuna dair ayrıntılı bir analizle, Türkiye’nin askerlik hizmetinin vicdani reddi konusundaki durumunu saptıyor.

Yazar, Türkiye’nin hangi noktalarda yükümlülüklerinin gerisinde kaldığını ve bu bağlamda iç hukukunda yapması gereken değişiklikleri ortaya koyuyor.

  • Künye: Özgür Heval Çınar – Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye, çeviren: Defne Orhun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 327 sayfa

Derya Bayır – Türk Hukukunda Azınlıklar ve Milliyetçilik (2017)

Osmanlı’dan bugüne, Türkiye’de azınlıklar ve farklılıkların yönetimi nasıl dönüştü?

Bu nitelikli çalışmanın yazarı Derya Bayır, Türkiye’de hukukun farklı etnik, dini ve dilsel azınlıklar aleyhine nasıl kullanıldığını ve bunun da esas olarak devletin kurucu felsefesi olan Türk milliyetçiliğinden kaynaklandığını gözler önüne seriyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nda farklılıkların yönetimini analiz ederek açılan kitap,

  • İmparatorlukta çoğulculuğun kaynağı olarak “örgütsel çeşitlilik”i,
  • Osmanlı milletinin etnik-dini sınırlarının ortaya çıkışını,
  • İttihat ve Terakki Partisi döneminde çoğulculuğun sonlanışını,
  • Türk ulus-devletine geçiş sürecinde gayrimüslimler, Kürtler, Aleviler ve diğer Türk olmayan kesimleri dışlayan politikaların uygulamaya konuluşunu,
  • Kültürel milliyetçiliğin özünde neden kültürel açıdan Türkleştirme olduğunu,
  • Kanunların yanı sıra, Trakya olayları ve 6-7 Eylül olayları aracılığıyla ekonominin nasıl Türkleştirildiğini,
  • Kanunlardaki “Türk” kavramının etnik sınırlarını,
  • Anayasa Mahkemesi kararlarında millet/ulus, azınlık ve vatandaşlık kavramlarının nasıl tanımlandığını,

Ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Çalışma, yüksek yargı kararlarıyla kaim kılınan ve meşrulaştırılan milliyetçiliğin hem ülke vatandaşları hem de azınlıkları nasıl baskı altına aldığına daha yakından bakmak için şahane bir fırsat.

  • Künye: Derya Bayır – Türk Hukukunda Azınlıklar ve Milliyetçilik, çeviren: Ülkü Sağır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 461 sayfa