Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti (2009)

Fatmagül Demirel bu önemli çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti bağlamında analiz ediyor.

Demirel bu analizi, nezaretin ilki 1879, ikincisi de 1911 yılında hazırlanan teşkilat nizamnamelerini temel alarak yapıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı ve nezarete bağlı komisyonların işleyişiyle nezarete bağlı memurlar,
  • 1879 tarihinde çıkarılan Teşkilat-ı Mehakim Kanunu’yla kurulan mahkemelerin idari teşkilatı ve işleyişi,
  • Adliye müfettişlikleri, müddei-i umumilik, dava vekilleri ve mukavelat muharrirleri gibi, adli teşkilatta ilk defa ortaya çıkan yeni birimler…

Demirel’in çalışması, Osmanlı’nın adalet sisteminin nasıl bir değişim süreci izlediğini, kapsamlı olarak okurlara sunuyor.

  • Künye: Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti: Kuruluşu ve Faaliyetleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol! (2015)

12 Eylül’ün tüm gaddarlığına ve korku siyasetine inat, hukuka bağlılığından taviz vermeyen sıra dışı bir hâkim: Arif Hikmet Korkmaz.

Bu anı kitabı, Korkmaz’ın 12 Eylül mahkemelerinde kimi zaman askeri yönetime ve onun yereldeki komutanlarına kimi zaman sanıklara yönelttiği eleştiriler ile sanıklar ve tanıklarla arasında geçen ciddi ve mizahi diyalogları aktarıyor.

  • Künye: Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol!, Su Yayınevi

Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu (2018)

Tarihsel olarak insan haklarına bakıldığında, eski zamanlardan bugüne bu idealin olağanüstü bir gelişme yaşadığı görülür.

Peki, gerçekte durum nasıl?

Bugün insan haklarının, bazı durumlarda geçmişte bile görülmemiş şekilde ihlal edildiğinin pek çok örneği var.

Costas Douzinas’ın bu önemli incelemesi, tam da bu paradoksu, hem tarihsel hem de kuramsal boyutlarıyla enine boyuna tartışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

İnsanlık tarihinde doğal hukukun ortaya çıkması ve bu yönde verilen uzun mücadelelerle kitabına başlayan Douzinas, bu mücadeleler sonucunda kazanılan hakların birey ve toplumlar kadar hükümetleri de nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yazar devamında da, 18. yüzyılda insan hakları idealinin ortaya çıkışını, bu durumun hukuk ve toplum ilişkisine getirdiği katkıları, hükümetlerin bu ideali bir yandan benimseyip öte yandan nasıl törpülediklerini değerlendiriyor.

Douzinas ayrıca, Kant, Burke, Hegel, Marx, Heidegger ve Sartre’ın fikirlerinden yola çıkarak insan haklarının felsefi dinamiklerini aydınlatıyor ve günümüzdeki insan hakları ihlallerinin nedenlerini de irdeleyerek, güçlü bir insan hakları yaklaşımının hukuki, siyasi ve ahlaki temellerinin neler olduğunu tartışıyor.

  • Künye. Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu, çeviren: Kasım Akbaş ve Umre Deniz Tuna, Dipnot Yayınları, hukuk, 424 sayfa, 2018

Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi (2018)

Sicilya, Addaura’daki Yontma Taş Devri’ne ait mağaraların birinde, ayağa kalkmaya çalıştığı takdirde kendi kendisini boğacak şekilde bağlanarak yere oturtulmuş bir adam ve etrafında ayakta duran birkaç insanın bulunduğu bir sahne resmedilmiştir.

Bu oyma, cezalandırmanın en eski kaydı olarak değerlendirilir.

Başka bir deyişle bu oyma, cezalandırmanın tarihinin, insanın tarihi kadar eskiye dayandığının kanıtıdır.

İşte Lewis Lyons da bu önemli kitabında, insanlık tarihine koşut bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişmiş cezalandırmanın tarihsel dönüşümünü kayda alıyor.

Kitabın ilk dört bölümü, modern zamanların hukuk ve ceza sisteminin temelini oluşturan cezalandırmaya dair eski fikir ve eylemlerin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ilk medeniyetlerden itibaren tarihi bir değerlendirmesini sunuyor.

Kitabın son dört bölümü ise, hapis, bedensel ceza, idam ve dünya çapında kullanımı kanundışı olarak kabul edilen, fakat bir dönemler yargı sürecinin temel unsurunu oluşturan işkence gibi, dört ana cezalandırma yöntemi üzerine araştırmalardan oluşuyor.

Günümüzde de Hammurabi döneminde olduğu gibi kısas, caydırma, engelleme ve ıslah; cezalandırmanın temel nedenlerini oluşturuyor.

Lyons’un kitabı ise, cezalandırmanın tarihsel serüvenini kapsamlı bir bakışla izlemesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, hukuk, 245 sayfa

Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine (2009)

‘Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine’, Alman filozof Arthur Schopenhauer’un iki makalesini bir araya getiriyor.

İnsanı en ahlaksız ve en bencil varlık olarak tanımlayan Schopenhauer, günümüz dünyasını maskeli baloya benzetir.

Filozof, maskeli balonun devam ettiğine dair en iyi işaretin de, “Alçaklığın gördüğü himaye, erdemin çektiği aldırmazlık, hakikate ve büyük yeteneklere tahammülsüzlük hatta garazkârlık, bilim adamlarının kendi sahasındaki cehaleti, halis mamullerin neredeyse her zaman aşağılanması ve sadece sahtelerinin baş tacı edilmesi”dir.

Schopenhauer, böylesi bir toplumda ahlak, hukuk ve siyasetin nasıl hayat bulacağını irdeliyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 127 sayfa

John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devleti’nin Dönüşümü (2015)

Avrupa’da hukuk ve demokrasi alanındaki muazzam dönüşümlere etki eden en güçlü iki normatif-ampirik analizin kapsamlı kritiği.

John McCormik, Max Weber’in hukuk sosyolojisi ile Jürgen Habermas’ın söylemsel hukuk ve demokrasi teorisini irdeliyor.

Yazar bunun yanı sıra, Weber ve Habermas’ın teorilerinin hukuk ve demokrasinin mevcut durumuyla nasıl ilişkilendirilebileceğini ele alıyor.

  • Künye: John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devletinin Dönüşümü, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları

Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk (2015)

Türkiye’de daha önce benzeri yapılmamış, Michel Foucault’nun hukuka ilişkin tespit ve iddialarını hukuk felsefesi bağlamında analiz eden bir çalışma.

Umut Koloş çalışmasında, Foucault’nun felsefeyi ele alış metodolojisini irdeledikten sonra, iktidar sorununu ve Foucault’nun iktidar analizinde hukukun yerini tartışıyor.

  • Künye: Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri (2018)

Kamu hukukunun Ortaçağ’dan modern devletin ortaya çıkışına uzanan bir süreçte irdeleyen, alan için önemli bir rehber.

Martin Loughlin burada,

  • Kamu hukukunun oluşumunu sağlayan etkenleri,
  • Kamu hukukunun gelişiminde Ortaçağ hukukçularınca yürütülen tartışmaların hayati payını,
  • Ortaçağ temel hukuk düşüncesinin sekülerleşmesi ve rasyonelleşmesini,
  • Kamu hukukunun modern yönetim anlayışına nasıl yetke ve meşruiyet kazandırdığını,
  • Devlet, anayasa ve hükümet gibi, kamu hukukunun üç temel öğesinin işlevlerini,
  • Ve siyaset, teknoloji ve bilim alanında yaşanan gelişmelerin kamu hukukunu nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

Loughlin bu konuları da, on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyılın başına uzanan bir zaman diliminde ve Bodin, Althusius, Lipsius, Grotius, Hobbes, Spinoza, Locke, Montesquieu, Rousseau, Kant, Fichte, Smith ve Hegel gibi pek çok ismin kamu hukukuna dair fikirleri ekseninde irdeliyor.

  • Künye: Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri, çeviren: Dilşad Çiğdem Sever ve Kıvılcım Turanlı, Dipnot Yayınları, hukuk, 407 sayfa, 2018

Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi (2017)

Yugoslavya, yirmi yılı bulan kanlı bir iç savaş sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.

Fakat bu yirmi yıllık süreçte deneyimlenenler, binlerce yıldır bu bölgede yaşayan halkların zihninde ve ruhunda bugün de etkileri devam eden büyük travmalara neden oldu.

İşte Ozan Erözden de bu değerli çalışmasında, otoriter veya totaliter rejimlerde yaşanan şiddetin toplumsal dokuda ne gibi tahribatlar yarattığını ve bu tahribatların nasıl giderilebileceğini inceliyor.

Erözden, Yugoslavya örneği üzerinden hareket ederek, çatışma veya insanlığa karşı işlenen suçların hedefi olmuş toplumların hangi aşamalardan geçerek geçmişleriyle yüzleştiğini, bu yüzleşmeye sağlayan siyasi, hukuki ve kültürel araçların ne olduğunu ve geçmişle yüzleşmenin daha sağlıklı bir gelecek inşa etmede neden gerekli ve hatta vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi, Dost Kitabevi, siyaset, 263 sayfa, 2017

Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi (2017)

Türkiye’de hukukun son yıllarda nasıl bir vahamet içinde bulunduğu, hukukun bizzat bir silah olarak kullanıldığı malumunuz.

Şimdi hukukun neliği ve işlevi üzerine sıkı bir şekilde düşünmenin vaktidir.

Duncan Kennedy bu eleştirel çalışmasında, hukuk kuramındaki egemen anlatılara şüpheyle yaklaşıyor ve okurunu da hukuk kuramının ve uygulamasının tartışmalı meseleleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kennedy’nin kitabının en büyük katkısı, hukukun bugün nasıl bir çıkmazda olduğunu ortaya koyması ve hukukun sunduğu olanakların çeşitliliğinin yanı sıra, onun çelişkileri ve sınırlarını gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Bugün, bizzat hukukun kendisinin sebep olduğu eşitsizlik, tahakküm, yabancılaşma ve mutsuzluğun temel sebeplerini anlamak açısından çok iyi bir tartışma.

Kitabın, ülkemizdeki hukuk tartışmalarına da büyük katkı sunacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi, çeviren: A. Zeynep Yıldırım Türkyılmaz, Dost Kitabevi, hukuk, 212 sayfa, 2017