Kolektif – Dijital Teknoloji Sorgulanıyor (2024)

Dijital teknolojilerin toplumsal yaşantımızın temel belirleyicisi olduğuna dair görüş, medya ve iletişim literatüründe yaygın biçimde yer alıyor.

Dijital teknolojiler, toplumsal yaşamın tüm alanlarında öncelikli dönüştürücü bir güç olarak değerlendiriliyor; ancak bu çerçeve ekonomik, siyasal ve toplumsal alanların karşılıklı etkileşimindeki bütünlüklü yapıyı göz ardı etmesi nedeniyle yetersiz bir bakış açısı sunuyor.

Elinizdeki kitap, teknolojinin belirleyiciliği iddiasının karşısında, onun kapitalist birikim rejimi içindeki rolünü sorguluyor.

Kitapta yer alan yazılar, toplumsal yaşantının üretim ilişkileri bağlamında şekillenen diyalektik bütünlüğünden yola çıkarak dijital teknolojinin işlevini farklı boyutlarıyla ekonomi politik bir konumlanışla irdeliyor.

  • Künye: Kolektif – Dijital Teknoloji Sorgulanıyor, editör: Nurcan Törenli, Ayçin Özoktay, Nika Yayınevi, inceleme, 325 sayfa, 2024

Eva Illouz – Modern Ruhu Kurtarmak (2024)

Birçok kültür eleştirmenine göre, günümüz insanının en büyük trajedilerinden biri, duyguların ve manevi yaşamın terapi ve kişisel gelişim sanayisi tarafından pazarlanabilir ürünler hâline getirilmiş olmasıdır: Modern birey, kendi duygusal derinliğini “iyileştirmek” için sürekli olarak piyasaya yönelmekte ama bu süreçte ruhsal tatminini de tüketim kültürüne teslim etmektedir.

Terapi seansları, özyardım kitapları ve kişisel gelişim seminerleri, manevi huzurun reçeteleri gibi sunulsa da, insanları daha derin bir tatminsizlik döngüsüne hapsetmekte, duygularımızı ve benlik algımızı metalaştırarak insan ruhunun özünü yok etmektedir.

Bir bakıma modern ruhun trajedisi, kendini iyileştirmeye çalışırken, giderek daha fazla yara almasıdır.

Tanınmış kültür eleştirmeni ve sosyoloğu Eva Illouz, ‘Modern Ruhu Kurtarmak’ta bu soruna eğiliyor ve modern psikolojinin duygusal hayatlarımızı, kişisel ilişkilerimizi ve toplumsal kurumlarımızı nasıl şekillendirdiğini derinlemesine inceliyor.

Terapi kültürünün varoluşumuzun her yönüne nasıl sızdığını, kendimizi algılayışımızı, başkalarıyla etkileşimimizi ve mutluluğu arayış biçimimizi nasıl dönüştürdüğünü titizlikle ortaya koyuyor.

“Şifa bulma” ve “şifa olma” girişimlerinden çok öteye geçen terapi ve duygusal yönetim kültürünün, modern dünyada insan olmanın anlamını yeniden tanımladığını savunuyor.

Kendimizi ve ilişkilerimizi sürekli geliştirmemiz gerektiği fikrini ne kadar içselleştirdiğimizi sorguluyor.

Modern yaşamın alametifarikası hâline gelmiş duygu ideolojilerini ve modern dünyanın kurtarıcısı muamelesi gören terapi ve kişisel gelişim sanayisini eleştirel bir bakışla yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Eva Illouz – Modern Ruhu Kurtarmak: Terapi, Duygular ve Kişisel Gelişim Kültürü, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, inceleme, 368 sayfa, 2024

Kolektif – Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair (2024)

‘Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair’, COVID-19 pandemisinin günlük yaşam, kentler ve mekân kullanımındaki derin etkilerini keşfeden bir çalışma.

Pandemiyle birlikte evlerimiz, balkonlarımız ve kamusal alanlarımız farklı roller üstlendi.

Bu kitap, salgının bu mekânlara ve toplumsal yaşama getirdiği yeni gerçeklikleri, çeşitli disiplinlerden yazarların bakış açılarıyla ele alıyor.

Evden çalışma, sosyal mesafe, toplu taşıma, dijital alışveriş gibi pandemiyle hız kazanan yeni yaşam pratikleri, hem bireyler hem de kentler için derin değişiklikler getirdi.

Kadınların, mültecilerin ve farklı sosyal grupların bu süreçte yaşadığı deneyimler ve mekânsal talepleri kitabın merkezinde yer alıyor.

Kitapta aynı zamanda, pandeminin ardından daha sürdürülebilir ve dirençli şehirler tasarlamanın yolları üzerine çözüm önerileri sunuluyor.

Kitap, sosyal ve mekânsal ayrışmaların, kentlerdeki hareketlilik ve kamusal alan kullanımının nasıl değiştiğine dair çarpıcı analizler içeriyor.

Salgının günlük yaşamdaki ve mekânlardaki izlerini, geleceğin kentlerine ve mekânlarına dair dersler çıkarmayı amaçlayan bu çalışma, pandemi sonrası dönemde şehirler ve toplumlar üzerine düşünen herkes için anlamlı bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair, editör: Melis Oğuz Çevik, Ayçin Vural, Ayşegül Yarış, İdelKent Yayınları, inceleme, 350 sayfa, 2024

Zeki Bayhan – Sıfıra Yükselmek (2024)

Bu çalışma, özgür toplumsallaşma yolculuğunda atılması gereken bir ilk adıma, tarih boyunca göz önünde olan ve toplumsal yaşam üzerinde ağır bir yük oluşturduğu halde çoğunlukla görmezden gelinen “bildik” bir konuya, erkeklik kültürüne mercek tutuyor.

Erkeklik kültürü, egemen dünya için dokunulmaz bir kutsallık olarak kurgulanmıştır.

Gelgelelim, onun yarattığı kültürel atmosfer içinde boy gösteren iktidarlar yıkılabilir, kültürler ortadan kaldırılabilir, yeni sistemler inşa edilebilir.

Elinizdeki kitap, zihniyet ve kültür olarak erkeklik olgusunu irdeliyor.

Din, felsefe, bilim, psikiyatri, akıl, dil gibi zihniyet oluşturucu düşünce yapılarının erkeklik kültürünü inşa etme ve onu üretmedeki rolleri ile bütün bu düşünce yapılarına içerilmiş eril kodları tartışıyor.

Erkeğin kendisine, kadına, yaşama, özgürlük-aşk gibi toplumsal değerlere dönük yanılsamalı algılarına odaklanıyor.

Erkeklik ideolojilerinin, kurgulanan kimlik doğrultusunda erkeğin algısını nasıl manipüle ettiğini, erkek algısında sahte olanın nasıl gerçek olanın yerine geçirildiğini analiz ediyor.

Kitap, tüm bu yönleriyle, erkeklik çalışmaları alanında ufuk açıcı bir eser niteliğinde.

  • Künye: Zeki Bayhan – Sıfıra Yükselmek: Erkekliğin Kültürel İnşası ve Karşı Mücadele Üzerine, Dipnot Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2024

Selim Temo – Horasan Kürtleri (2024)

 

Bu kitap, Horasan Kürtleri hakkında Türkçe yazılmış, çok iyi kaynak eserlerden biri olmaya aday.

Cezayir’den Hindistan’a, Balkanlardan Ürdün’e, Dağlık Karabağ’dan Belucistan’a kadar yayılmış yüzlerce Kürt aşiretinin tarihine odaklanan bu kitap, hemen hemen her Kürt aile ve aşiretinin bir parçasının bulunduğu Horasan’ı ve orada yaşayan Kürtleri yüzlerce kaynak, harita, el yazması ve fotoğrafla ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Horasan’daki Şiî-Alevî Kürtlerin siyasî ve tarihî macerası, Osmanlı, Özbek, Rus, Türkmen, İran, Moğol, Afgan, hatta İngilizlerle savaşları, direnişleri, Kürdistan ve başka yerlerdeki bakiyeleri, yerleşimleri, toplumsal örgütlenmeleri, dinleri, dilleri, edebiyatları, yaşayışlarını ele alıyor.

‘Horasan Kürtleri’ Aramî, Latin ve Kiril alfabeleriyle yazılmış Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İsveççe, İtalyanca, Kürtçe (Kurmancca /Soranca /Zazaca), Rusça ve Türkçe (Azerice/Türkiye Türkçesi) kaynaklar ile alan araştırmasına dayanan 784 sayfalık dev bir eser!

  • Künye: Selim Temo – Horasan Kürtleri, Dara Yayınları, tarih, 784 sayfa, 2024

Barış Özkul – Düşüncenin Uğursuz Kaderi (2024)

‘Düşüncenin Uğursuz Kaderi’nde, Barış Özkul’un edebiyat ve sanat eserlerine toplumsal ideolojiler, kültürel ve siyasal zihniyetler penceresinden bakan yazıları bir araya geliyor.

Dostoyevski’den George Orwell’a, Yahya Kemal’den Nurullah Ataç ve Kemal Tahir’e, Nuri Bilge Ceylan’dan Emin Alper’e birçok ismin eserleri üzerinden yola çıkan bu yazılar, sanatçıların dönemlerinin ruhu ve ideolojileriyle kurdukları ilişkileri, o ilişkilerin eserlerine ne derece yansıdığını, kültürel ve siyasal zihniyetlerin yaratıcı süreçleri ne derece beslediği ya da sekteye uğrattığını gösterirken, eser-sanatçı denklemi içerisinde eserin özerk konumunun önemini vurguluyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Edebiyatta 19. yüzyılın ‘hacimli’ romanlarının veya 20. yüzyıl başlarının modernist anlatılarının yerini bugün yüz küsur sayfalık ‘novella’ların almış olması yeni bir sanatsal üretim çağının habercisi değilse nedir?”

  • Künye: Barış Özkul – Düşüncenin Uğursuz Kaderi: Toplumsal İdeolojilerin Aynasında Edebiyat ve Sanat, İletişim Yayınları, inceleme, 206 sayfa, 2024

Dean Rickles – Hayat Kısa (2024)

Zamanın en büyük para birimi olduğu ve aldığımız her nefesin bizi kaçınılmaz sona yaklaştırdığı bir dünyada anlamlı bir hayat yaşamak mümkün mü?

Dean Rickles, bu kısa ve öz kitabında, her nefesimizin bizi kendi sonluluğumuzla yüzleştirmesine rağmen hâlâ nasıl devam etmeye değer bir yaşam inşa edebileceğimizin izlerini sürüyor.

Yaşamın bütün geçiciliğiyle kucaklanabilmesinin yolunun ölüm fikrini ondan ayırmamakla mümkün olduğunu ileri süren Rickles, hepimizin kaygılandığı hayatın anlamı sorusunu, tam da onun sınırlılığı ve sonluluğuyla cevaplıyor.

Hayat Kısa, otantik bir anlamın ise buradan doğacak bir zaman kavrayışıyla nasıl şekilleneceğinin anahtarını sunuyor okuruna.

Kendi ölümlülüğünün farkında canlılar olarak yaşadığımız kaygıların, modern dünyanın hızıyla iyice ivme kazandığı bir zamanın kitabıdır ‘Hayat Kısa’.

Yazar, seçim yapmanın da tıpkı ölmek gibi, yaşayacağımız başka senaryoların ortadan kaldırılması sırasında deneyimlediğimiz kararsızlık olduğuna odaklanıyor.

Ölüm korkusuna benzer bir kaygıyla hiçbir seçenekten vazgeçmeyerek söz konusu olanakları bütün hayatlarına yayabilmek için sürekli bir kararsızlık içerisinde yaşama eğilimi karşısında, nasıl bu tuzaklara düşmeden anlamlı bir hayat inşa edebileceğimizin yollarını arıyor.

Rickles bu tuzaklardan kaçarken yer yer Stoa felsefesinin kavramlarından ve düşünme biçimlerinden de yararlanıyor.

‘Hayat Kısa’, ne kadar az vaktimizin kaldığını değil de hayatlarımızı anlamlandırmak için aslında hiç vaktimizin olmadığını bize göstererek her anın yaratıcı gücünü hatırlamamızı sağlıyor.

  • Künye: Dean Rickles – Hayat Kısa: Daha Anlamlı Bir Hayat İçin Kısa Bir Rehber, çeviren: Seray Soysal, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 128 sayfa, 2024

Annabel Abbs – Uykusuz (2024)

Yazar Annabel Abbs, 2020 yılının kış aylarında art arda sarsıcı kayıplar yaşadı.

Önce üvey babasını, ardından öz babasını kaybeden Abbs, son olarak çok sevdiği köpeğinin acısını yaşadı.

Keder, onu uyuyamaz hâle getirmişti.

Bu aslında alışılmadık bir durum değildi onun için; ömrünün büyük bölümünde uykusuzluk çekmişti.

Fakat bu defa sürpriz bir keşifle aydınlandı, gece ona hediyeler sunuyordu.

Uykusuz geceler, onun için kocaman bir sığınak hâline gelivermişti.

Bu andan itibaren uykusuzluğuyla savaşmayı bırakan yazar, gizemli ve baştan çıkarıcı bir dünyanın içine girdi: Gece Benliği.

Bu eşsiz tecrübenin ardından karanlık, onun için olumsuz anlamını artık yitirmişti.

Karanlık yaratıcılık demekti, özgürlüğün ve düşüncenin sonsuz sınırlarını keşfetme yolculuğuydu.

Gece Benliği, uykusuzluğun ya da karanlıktan korkmanın bir işareti değil, ilgi çekici bir güç kaynağıydı.

Annabel Abbs, ‘Uykusuz: Gece Uykusuzluğunun Yaratıcı Gücü’ kitabında uykusuz gecelerde yaratıcılıklarının zirvesine çıkan ve bir tür şifa bulan Lee Krasner, Joan Mitchell, Louise Bourgeois, Katherine Mansfield, Virginia Woolf, Laura de Cereta ve daha onlarca kadını anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Uyku benden kaçmaya devam etti ama bunun pek de bir önemi yoktu. Işık ve gürültünün yokluğunda, başka bir Benliğin kıpırdanışını hissettim. Bu limbik, uyanık gece saatlerinde Gece Benliğimle ilk defa karşılaştım.”

  • Künye: Annabel Abbs – Uykusuz: Gece Uykusuzluğunun Yaratıcı Gücü, çeviren: Selin Saraçoğlu Bayraklı, The Kitap Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2024

Mieke Bal – Anlatıbilim (2024)

Ödüllü kültür teorisyeni Mieke Bal’ın kaleme aldığı ‘Anlatıbilim’, 1985 yılında İngilizcede ilk yayımlanışından bu yana uluslararası çapta anlatı metinleri kuramına klasik bir giriş hâline gelmiştir.

Anlatı tekniklerine, yöntemlerine ve bunların aktarımına, alımlamasına ilişkin sistematik bir açıklama olan ‘Anlatıbilim’, Bal’ın edebî eserleri anlama şekillerimiz üzerine yıllarca süren çalışmalarını damıttığı bir eser.

Mieke Bal, kitabı son baskısında; edebî anlatılara daha fazla odaklanacak şekilde güncellerken bugüne kadarki en okunabilir ve öğrenci dostu baskı hâline getirmek için dilini keskinleştiriyor ve sıkılaştırıyor.

Edebî nüanslar ve yöntemlerin derinlemesine analiziyle anlatı kavramlarını net bir şekilde sunuyor.

Yazar, anlatıların nasıl işlediğini, oluştuğunu ve sonunda okuyucu tarafından nasıl yorumlandığını daha iyi açıklamak için sistematik bir çerçeve kullanıyor; aynı zamanda dilin yüzeysel algısı, algılanan anlatı dünyası, bakış açısı ve karakterizasyona ilişkin kapsamlı bir çalışma sunuyor.

‘Anlatıbilim’, herhangi bir dil, dönem ve bölgenin anlatılarını açık, sistematik ve güvenilir kavramlarla analiz etmek isteyenler için bir rehber niteliği taşıyor.

  • Künye: Mieke Bal – Anlatıbilim: Anlatı Kuramına Giriş, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2024

Kolektif – Duygulanım Toplumları (2024)

Jan Slaby ve Christian von Scheve’nin derlediği bu kitap, toplumları “duygulanım toplumları” olarak kuramsallaştırmak ve bu yönelimle ampirik araştırmalar yapmak için gerekli kavramların eşsiz bir derlemesini sunuyor.

Kavramlar, toplumların bir arada yaşamalarının duygulanımsal temellerine dair bir kavrayışın yolunu açıyorlar ve göç, popülizm, yerel ve küresel eşitsizlikler, kimlik-aidiyet gibi çatışma alanlarının duygulanımsal doğasını algılamak için vazgeçilmezler.

‘Duygulanım Toplumları’, yol gösterici bir anlatı kuruyor, tarihsel bir perspektif sunuyor, ele alınan kavramları ayrıntılı biçimde tanımlıyor, anlaşılır araştırma örnekleri veriyor ve her bölümün sonunda genel bir bakış sunuyor.

Zihin felsefesinden antropolojiye, sosyolojiden kültürel çalışmalara, performans çalışmalarından sanat tarihine, siyaset biliminden gelişimsel ve kültürel psikolojiye uzanan çok geniş bir disiplinlerarası araştırma ufkuna dayanan bir eser.

Kitaptan bir alıntı:

“Duygulanım ve duygu, 21. yüzyıl başı toplumsal ve politik hayatın egemen söylemi haline geldi. Politikada, popülizmin ve yeni rekabet tarzlarının yükselişi (…) dinsel çatışmaların artışı, duygulanımsal bir yerden anlaşılıyor ve öfkenin, hiddetin, incinme ve içerlemenin bu bitmek bilmeyen çatışmadaki önemi öne çıkarılıyor. Kapitalist ekonomiler giderek daha fazla, yalnızca insanların bilişsel ve bedensel kapasitelerinin değil, aynı zamanda duygularının da sömürülmesi olarak anlaşılıyor. Sosyal medya sıklıkla yoğun duygulanımların ortaya konduğu bir mecraya dönüştü ve pek çok durumda da bireylere ya da gruplara yönelik açık düşmanlık, hatta şiddet ifadeleriyle dolu.”

  • Künye: Kolektif – Duygulanım Toplumları: Anahtar Kavramlar, derleyen: Jan Slaby, Christian von Scheve, çeviren: Aksu Bora, İletişim Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2024