Sarah Bakewell – Hümanistler (2024)

  • Nasıl bir insansın?
  • İnançlı ya da inançsız ama her koşulda pusulası akıl ve ahlak olan biri mi?
  • Bireyi her türlü büyük ideal ya da dogmanın üstünde gören biri mi?
  • Ya da dünyayı sanatsız hayal edemeyen biri?

Eğer bunlardan herhangi birine yakınsan, ister farkında ol ister olma, sen de köklü bir hümanist düşünce geleneğinin parçasısın.

Tarih boyunca akılcı sorgulamayı, kültürel zenginliği, özgür düşünmeyi ve umudu hayatlarının merkezine koymuş nice olağanüstü insanla benzer fikirleri paylaşıyorsun.

Sarah Bakewell, ‘Hümanistler’de bizi 700 yıllık nefes kesen bir yolculuğa çıkarıyor ve dünyamızı şekillendiren hümanistlerin gözü pek yaşamları ve fikirleriyle tanıştırıyor.

Rönesans âlimlerinden insan hakları savunucularına, Erasmus’tan Zora Neale Hurston’a, hümanizmin en karanlık zamanlarda bile umut aşılama konusundaki gücünü gözler önüne seriyor.

Karmaşa ve düzeni bir arada barındırmayı başaran hümanizmin fanatiklerden, mistik ve tiranlardan gelen tüm karşı çıkışlara rağmen nasıl bu kadar güçlü ve dayanıklı kalabildiğini sorguluyor.

‘Hümanistler’, kurumlar ya da fikirler etrafında kutuplaşmanın ayyuka çıktığı günümüzde, insanı yeniden merkeze alan ve birbirimize özen göstermemizin kıymetini hatırlatan benzersiz bir inceleme.

  • Künye: Sarah Bakewell – Hümanistler: Özgür Düşünme, Sorgulama ve Umudun 700 Yıllık Tarihi, çeviren: Gökçe Çakmak, Domingo Kitap, inceleme, 448 sayfa, 2024

Kolektif – Toplumsal Yapı (2024)

Yirmi beş bilim insanının katkılarıyla kapsamlı bir temel referans kitabı olarak hazırlanan ‘Toplumsal Yapı: Türkiye’de Eşitsizlik, Tahakküm, Değişim’, sermaye birikimi, nüfus değişimleri, ailenin dönüşümü, tarımda dönüşüm, üretimin yapısı, devlet-sermaye ilişkilerini güncel veriler ışığında ele alıyor.

Kent ve çevre sorunları, kadın işgücünün durumu, toplumsal cinsiyet rejimi, eşitlik sorunları, ırkçılık, sendikal ve mesleki örgütlenmeler, orta sınıfların ve esnafın konumunda değişimler, toplumsal mücadele alanları gibi konulara eğiliyor. Bu değişim ve mücadelelerin kültürel alana yansımasına ve aile içinde, çalışma hayatında ve dinsel alanda hüküm süren tahakküm ilişkilerine ışık tutuyor.
Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Aksu Bora, Alanur Çavlin, Aslı Aydemir, Aslı Odman, Aybala Ertekin, Cem Özatalay, Cemil Yıldızcan, Deniz Parlak, Deniz Pelek, Deniz Yonucu, Didem Danış, Gözde Orhan, Gülengül Altıntaş, Hande Gülen, Işıl Erdinç, Jean-François Pérouse, Müge Neda Altınoklu, Osman Savaşkan, Ozan Félix Sousbois, Saniye Dedeoğlu, Tanıl Bora, Uraz Aydın, Y. Doğan Çetinkaya, Yıldırım Şentürk, Z. Tül Akbal Süalp.

Kitaptan bir alıntı: “Tıpkı dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de toplumsal yapı tanımları arasında farklar var. Bunlar toplumsal yapının sorunsallaştırılmasına ve incelenmesi sırasında izlenen yol ve yöntemlere yansıyor. Tüm bu çeşitliliğine rağmen, toplumsal yapı incelemelerinde istatikselleştirilmiş demografik, sınıfsal ya da kültürel oluşumlar, ırksal, dinsel tahakküm ilişkileri, toplumsal cinsiyet rejimleri, yani ilk bakışta bizlere dışsal gibi görünen büyük çaplı olgular karşımıza çıkar. Oysa toplumsal yapı, aynı zamanda maddi ve sembolik (kültürel) pratiklerimizin, gömülü olduğu ilişki ağlarının dışında bir olgu değildir. Toplumsal yapının harcını ve taşıyıcı unsurlarını somut, gerçek insanlar, onların maddi faaliyetleri, reel ilişkileri ve bunlar hakkındaki tasavvurları oluşturur. Toplumsal yapıyı bu bütünselliği dikkate alarak incelemek gerekir.”

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Yapı: Türkiye’de Eşitsizlik, Tahakküm, Değişim, derleyen: Cem Özatalay, İletişim Yayınları, inceleme, 638 sayfa, 2024

Elizabeth Foley, Beth Coates – Yetişkinlere Shakespeare (2024)

Shakespeare oyunları her çağdan insana hitap etmeyi nasıl başarıyor?

Oyunları gerçekten Shakespeare mi yazdı?

Oyunların ilk kez okuyucuyla buluştuğu Birinci Folyo nasıl derlendi?

Oyunlardan birini ilk kez sahnelendiğinde seyredebilseydik nasıl bir performansla karşılaşacaktık?

Sonelerdeki “Karanlık Leydi” kim olabilir?

Bu kitapta yanıtlarını bulacağınız sorulardan sadece birkaçı…

Shakespeare’in özel hayatı, çağdaşları ve etkileşimleri; dili ve şiirsel yeteneği; eserlerinin tarihsel çerçevesi ve anahtar temaları; az bilinen çalışmaları ve karakterleri, çok bilinen tiratları ve yapıtlarından ünlü alıntılar; kendi türettiği deyişler ve sözcükler gibi birçok başlık altında sürükleyici bir okuma serüveni sizi bekliyor.

  • Künye: Elizabeth Foley, Beth Coates – Yetişkinlere Shakespeare: Shakespeare Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey, çeviren: Zeynep Avcı, Alfa Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2024

Elaine Scarry – Acı Çeken Beden (2024)

Elaine Scarry ‘Acı Çeken Beden’de içerisinde yaşadığımız dünyanın hem yıkımında hem de yapımında rol oynayan acının dilinin peşine düşüyor.

Acı en dolayımsız duyudur.

Göz her zaman bir imgeyi görürken, kulak her zaman bir sesi işitir.

Peki, acının nesnesi nedir?

Daima inlemeler ve çığlıkların bulanıklaştırdığı bu duyguyu deneyimin öznesi bile tam olarak anlamazken, acı başkasına nasıl anlatılabilir?

İşte ‘Acı Çeken Beden’in çıkış noktası tam da burasıdır: Tüm bu zorluklara rağmen acıyı ifade eden bir dil için duyulan ihtiyaç.

İnsan Hakları Savunucuları, hukukçular, doktorlar ve sanatçılar acının sözlerini bulmakta önemli başarılar elde etmiştir.

Fakat Scarry bu gibi başarıları kutlamakla ilgilenmez.

Aksine, tam da işkence ve savaşta olduğu gibi, acıyı ifade etmek için kurulan bu dilin acı veren aletleri, silahları ve taktikleri öne çıkararak acı çeken bedenin kendisini nasıl unutturduğunu gözler önüne serer.

Aynı durum, Marx’ın kapitalizm çözümlemesi için de geçerlidir.

Çünkü bu dil dünyanın yalnızca yıkımında değil, kurulumunda da etkindir.

Gerek semavi dinlerin gerekse daha modern söylemlerin kurucu ve yıkıcı dili Scarry’ye göre daima acıyı ifade eden fakat bedeni göz ardı eden bu dil temelinde inşa edilmiştir.

  • Künye: Elaine Scarry – Acı Çeken Beden: Dünyanın Yapımı ve Yıkımı, çeviren: Bilge Demirtaş, Livera Yayınevi, inceleme, 632 sayfa, 2024

Kadri Yıldırım – Feyli Kürtler (2024)

Kürtlerin bir kolu olan Feyliler Irak’ta Dicle Nehri boyunca kuzeyde Xaneqîn ile güneyde Basra’ya kadar olan geniş alanda yaşıyorlar.

Feylilerde siyasi bilinç hicri III. yüzyıl gibi erken bir süreçte kendini gösterdi ve İran’ın batısında güçlü emirlik ve hükümetler kurdular.

Ayrıca Erbil’de Muzafferî ile Süleymaniye’de Baban emirlikleri Feyliler tarafından kuruldu.

İran Kürtleri Farslardan ve Irak Kürtleri Araplardan bağımsız hükümet ve emirlikler kurarken Kürt mıntıkalarından uzakta yaşayan ve daha çok Araplarla irtibat içinde olan Feyli Kürtlerde bu siyasi ve kavmi bilinç fazla gelişemedi.

Buna rağmen tarihi süreç içerisinde gerek Irak gerekse de İran’da zengin bir kültür ve siyaset literatürü oluşturmayı başardılar.

Günümüzde birçok Feyli Kürdü söz konusu ülkelerin sivil toplum çalışmaları ve siyasi faaliyetlerinde aktif rol oynamaya devam ediyor.

Kadri Yıldırım’ın vefatından önce kaleme aldığı ve sonrasında oğlu Abdurrahman Yıldırım tarafından yayına hazırlanan bu kitap, Feyli Kürtler hakkında yapılan ender akademik çalışmalardan biri.

Eseri benzerlerinden ayıran en önemli özellik, Feylilerin köken, dil, tarih, coğrafya, siyaset, kültür, edebiyat ve mevcut durumları hakkında kapsamlı ve doyurucu içeriğe sahip olması.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Feyli Kürtler: Her Yönüyle Feyli Kürtler ve Feylice, Avesta Yayınları, inceleme, 160 sayfa,2024

Hamid Abdullahiyân – Simurg’un Kanadında (2024)

İran kültürü, sineması ve özellikle de edebiyatı ülkemizde son yıllarda hızla popüler hale geldi ve geniş kitlelere ulaşabilme başarısı gösterdi.

İran edebiyatının büyük isimleri de Türkiye’de her yaş ve toplumsal kesimden okur tarafından tanınıp bilinir hale geldi.

Samed Behrengi, Sâdık Hidâyet, Fürûğ Ferruhzâd, Sohrâb Sipehrî, Sîmîn Dânişver, Ahmed Şâmlu, Celâl Âl-i Ahmed, Sâdık Çûbek, Nîmâ Yuşic, Mahmud Devletâbâdî ve diğer pek çok büyük ismin öyküleri, romanları ve şiirleri bugün Türk okurunun aşina olduğu kültür hazineleri arasına çoktan girdi bile.

Elinizdeki kitap, tüm bu değerli edebiyatçıları, dünyaya bakışlarını, eserlerini ve bir bütün halinde son iki yüzyıllık süreçte modern İran edebiyatını daha yakından tanıyabilmek, bu büyük kültür dünyasını keşfedebilmek için önemli bir başvuru kaynağı.

Aynı zamanda bir öykü ve roman yazarı da olan edebiyat tarihçisi Dr. Hamid Abdullahiyan, İran’daki üniversitelerde referans kitap olarak da okutulan bu eseriyle, hem yazarları ve eserlerini bize daha yakından tanıtıyor hem de edebi kuşaklar ve yazarlar arasındaki karşılıklı etkileşim kanallarını okuyucuya tanıtarak bu büyük hazinenin kapılarını aralıyor.

  • Künye: Hamid Abdullahiyân – Simurg’un Kanadında: Modern İran Edebiyatı, çeviren: Mehmet Akif Koç, Livera Yayınevi, inceleme, 352 sayfa, 2024

Lynda Gratton, Andrew Scott – Uzun Ömür Çağında Yaşam (2024)

İnsan ömrü küresel ölçekte uzuyor ve beklenen ömür süresindeki yükseliş geçmişe göre çok daha hızlı.

Peki bu bireyler, çalışanlar, şirketler ve genel olarak toplum için ne anlama geliyor?

Çalışma dünyasının en etkin düşünce liderleri arasında gösterilen psikolog Lynda Gratton’ın psikoloji, ekonomist Andrew Scott’ın ise ekonomi perspektifinden bakarak geliştirdiği teze göre eğitim, kariyer ve emeklilikle şekillenen üç evreli yaşam modeli işlerliğini yitiriyor.

Geçişler içeren ve esneklik sağlayan çok evreli yaşamlara doğru evriliyoruz.

Bir süredir içinde olduğumuz bu süreci anlamak ve iyi hazırlanmak gerekiyor.

Hayatı planlama yöntemlerimizi bu gerçekle uyumlu kılarsak uzun ömür bir armağan olacak.

Tersi durumda ise, ömrümüze eklenen yıllar cezaya dönüşebilecek.

100 yıldan uzun yaşamanın normal olacağı bir dünyada nasıl bir yaşam süreceğimizi, hangi işlerde ve kaç yıl çalışacağımızı, hayattaki seçeneklerimizin nasıl evrileceğini anlatan bu müthiş sürükleyici kitap, size odaklanıyor; uzun, verimli ve mutlu bir ömür geçirmenize yardımcı olacak çok değerli bir rehberlik sunuyor.

  • Künye: Lynda Gratton, Andrew Scott – Uzun Ömür Çağında Yaşam: Eğitim, Evlilik, Kariyer, Emeklilik Nasıl ve Nereye Evriliyor?, çeviren: Canan Feyyat, Scala Yayıncılık, inceleme, 308 sayfa, 2024

Kolektif – Travma ve Anlatı (2024)

‘Travma ve Anlatı’daki yazıların ortaklaştıkları genel izlek, bireysel, tarihsel, kolektif, çevresel ve ekolojik travmanın edebiyatta, edebiyatla yakın temas eden kültürel çalışmalarda kışkırtıcı biçimde nasıl tezahür ettiğidir.

Bu kitapta kaleme alınan özgün incelemeler, travmanın anlatıda sancılı dile gelişinde veya dile gelemeyişinde tek tipleşen biçimine ve sınırlı estetik algısına meydan okuyor.

Türkiye özelinde ise, Osmanlı sonrası çağdaş Türkçe edebiyatta travma ve travmatik belleğin yansımalarının peşi sıra giderken, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sancısı, çatışma, savaş, darbe, yerinden yurdundan edilme, göç ve sürgünlük gibi süreçlerin estetiğini irdeliyor.

‘Travma ve Anlatı’, bireysel, kolektif, kültürel, siyasi ve çevresel kırılmaların birbirinden esasen nasıl ayrılamaz olduğunun altını çiziyor.

Bu yanıyla, travmatik deneyimler ile travmatik belleğin sadece zihinsel durumlar aracılığıyla değil, maddesel, duyumsal ve spiritüel süreçlerle de iç içeliğini gösteriyor.

Livera Yayınevi’nin Edebî Patikalar serisinin ikinci kitabı olan ‘Travma ve Anlatı’, günümüze ait yaralara, kırılgan hayatlara daha eşitlikçi ve adaletli bir yerden bakmaya okuru davet ederken, bize verili hikâyeleri ve varsayımları sorgulayarak travma ve hafıza literatüründe geçmiş, şimdi ve geleceğe dair ikili söylemlerin ötesinde yeni bir hikâye anlatıcılığının aciliyetini vurguluyor.

Covid-19 küresel pandemisi, sınırlarımızın çok yakınında süregiden savaşlar, göçler, yaşadığımız kültürel, ekonomik, politik, çevresel ve iklimsel yerinden edilmeler, tanıklık ettiğimiz depremler, seller ve yersizyurtsuzlaşmalar gibi şimdiki zamana ilişkin felaketleri tartışmaya olanak sağlamak isterken okurları dil ve edebiyata/dilden edebiyattan yeni ve yaratıcı projeksiyonlara davet ediyor.

En önemlisi, dil ile uğraşmanın estetik ve etik boyutlarını yeniden düşünürken travmayı bir oluş, hakikatin ve adaletin dile getirilmesi için katman katman açılan bir alan, yaratıcılıkla örülen bir açıklık olduğunu dile getiriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Süreyyya Evren, Hazal Bozyer, Aylin Vartanyan Dilaver, Suat Baran, Selen Erdoğan, Zeynep Uysal, Michael Rothberg, Erin McGlothlin, Stef Craps.

  • Künye: Kolektif – Travma ve Anlatı, hazırlayan: Deniz Gündoğan İbrişim, Livera Yayınevi, inceleme, 272 sayfa, 2024

Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga (2024)

İnsanlık tarihinde önemli bir eşiğe yaklaşıyoruz.

Her şey değişmek üzere.

Yakında etrafımızda yapay zekâlar olacak.

DNA yazıcılarının ve kuantum bilgisayarlarının, laboratuvar patojenlerinin ve otonom silahların, robot asistanların ve enerji bolluğu dünyasında yaşayacaksınız.

Böyle bir dünyaya hazır değiliz.

Google bünyesindeki yapay zekâ şirketi Deepmind’ın kurucularından olan Mustafa Suleyman bu devrimin merkezindeydi.

Önümüzdeki yıllara bu güçlü ve hızla yayılan yeni teknolojiler dalgası damgasını vuracak.

‘Yaklaşan Dalga’da Suleyman bu teknoloji dalgasının büyük bir bolluk yaratacağını ama öbür yandan da küresel düzenin temeli olan ulus devleti nasıl tehdit edeceğini anlatıyor.

Kırılgan devletlerimiz bir felakete sürüklenirken, varoluşsal bir ikilemin içindeyiz: Bir yanda hayal bile edemeyeceğimiz felaketler, öbür yanda da her saniye gözetim ve baskı altında yaşamak.

Yapay zekâ teknolojisinin merkezinden çıkan bu çığır açıcı kitap, çağımızın en büyük problemi olan güçlü teknolojileri kontrol edebilmeyi, “dizginleme problemini” inceliyor.

Kıyamet ve distopya arasındaki dar yolda yürüyebilecek miyiz?

  • Künye: Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga: Teknoloji, Güç ve 21. Yüzyılın En Büyük İkilemi, çeviren: Omca A. Korugan, Doğan Kitap, inceleme, 432 sayfa, 2024

Sherry Simon – Çeviri Şehirleri (2024)

‘Çeviri Şehirleri’, okuyucuyu çokdilli şehirleri çeviri dinamikleri ışığında (yeniden) keşfetmeye davet ederken diller arasındaki yaratıcı etkileşimin kültürel çeşitlilik açısından gücünü ve önemini ortaya koyuyor.

Coğrafi, kültürel ve dilsel olarak bölünmüş Kolkata, Trieste, Barselona ve Montreal’in zengin bir arka plan oluşturduğu bu çalışma, güç ilişkileri ve bölünmüşlüklerle şekillenmiş çeviri ve edebiyat pratiklerini inceliyor, sınırları keskinleştiren bakış açısını ve bunun dayattığı geleneksel kavramları sorguluyor.

Bu çekici keşfe eşlik eden fotoğraflar ve haritalarla daha da aydınlatıcı bir yolculuğa dönüşen Simon’ın titiz çalışması, şehirlere bakış açınızı tümüyle değiştirecek nitelikte.

Şehirleri dillerin ve çevirinin kültürel, coğrafi ve tarihsel boyutlarla iç içe geçtiği mekânlar olarak sunan ‘Çeviri Şehirleri’, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.

Sadece çeviribilimciler, edebiyatçılar, göstergebilimciler ve kültürel çalışmalar meraklıları için değil, dillerin karmaşık etkileşimine ve sınırları muğlaklaştırma gücüne ilgi duyan bütün okuyucular için dikkat çekici bir kitap.

  • Künye: Sherry Simon – Çeviri Şehirleri: Dil ve Hafızanın Karşılaşmaları, çeviren: Şule Demirkol Ertürk, Everest Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2024