Francesca Mereu – Güneyin Şarkısı (2023)

Bu kitapta anlatılanlar gerçek hikâyelere ve tarihsel olarak belgelenmiş olgulara dayanıyor.

Kitap, İtalyan gazeteci Francesca Mereu tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney eyaletlerinde Afro-Amerikalılar ile yaptığı görüşmelerin tutanaklarından damıtılmış.

Yazarın mahremiyetlerini korumak için isimlerini değiştirdiği konuşmacılar ona kendi geçmişlerini ve aile tarihçelerini anlatmış.

Okudukça suratınıza tokat yemiş gibi hissettiren bu satırların yazarını 2022 yılında yitirdik.

Black Live Matter olarak bilinen toplumsal akıma değerli bir katkı olan bu eser şimdi de Türkçede!

  • Künye: Francesca Mereu – Güneyin Şarkısı, çeviren: Ünver Alibey, Kalkedon Yayınları, inceleme, 176 sayfa, 2023

Darian Leader – Neden Uyuyamıyoruz? (2023)

Her dört yetişkinden biri uyku sorunları çekiyor.

Son otuz yılda uyku ilaçları kullananların sayısı inanılmaz derecede arttı.

Uykunun, tıpkı nefes alıp vermek gibi doğal bir şey olması gerekiyordu ama giderek daha tekinsiz bir metaya dönüşmeye başladı.

Öyle değil mi?

Uykuyla olan ilişkimiz insanlık tarihi boyunca tekrar tekrar gündeme geliyor ve her seferinde hem bireysel hem de kolektif psikolojimize dair yeni bir şeyler söylüyor.

Uyku, sanayi devriminden cep telefonlarımızın mavi ışığına, rüya yorumlamanın antik sanatından Freud’un modern yaklaşımına kadar çok geniş sosyal kalıplarla, norm ve beklenti değişiklikleriyle ilişkilidir.

Kültürel, sosyal, ekonomik ve psikanalitik etkileri derleyen Darian Leader, bu evrensel insan deneyimi hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkararak insan uykusunun tarihine ve artık neden uyuyamıyormuşuz gibi göründüğümüze dair kısa ve etkileyici bir rehber sunuyor.

  • Künye: Darian Leader – Neden Uyuyamıyoruz?: İnsan Uykusunun Tarihi, çeviren: Elvan Göçmen Ertem, Nova Kitap, inceleme, 208 sayfa, 2023

Kolektif – Yeraltı Kliniği (2023)

Tekil olanı çokluktan koparmamak, hakikati üretmek, özgürleşme pratiklerine odaklanmak ve direniş hatlarını büyütmekle birlikte edebiyattan beklenen bir başka şey de eril tahakkümce kabul edilemezi/görülmek istenmeyi anlatmaktır.

Tutarlı bir stratejiyle edebiyat sosyolojisi bunlardan yola çıkarak toplumsal dünya üzerine çıkarımda bulunur.

Bunu destekleyecek olan malzemeler elbette ki değişiklik gösterir.

Bu noktada yeraltı edebiyatının ana özelliklerini temel alarak çözümlemeler yapmak ve toplumsal cinsiyet kurulumunun arka planındaki sosyolojik ögeleri sergilemek, söz konusu kaynakların yeterli olmasa dahi gerekli bir kısmını oluşturur.

Bunun bir başka yolu da toplumsal iktidardan menfaatleri olmayan öznelliklerin gündelik hâllerine, psiko-sosyal yaşamlarına, kültürel ögelerine tanıklık eden edebi metinlere eğilmekten geçer.

Giderek tartışılabilen, kolayca bilimsel söylemlere dökülebilen ve toplumsal analizden geçirilebilen yeraltı edebiyatı olgusuyla ilgili sosyolojinin dikkat çektiği en belirgin husus, bu edebiyatın hakikati üretirken toplumsal cinsiyetle kurduğu ilişkiyi eril arzular açısından irdeleyebilmektir.

Bu derlemede bir araya gelen yazarlar da, yeraltı edebiyatını çok yönlü sosyolojik incelemeye tabi tutuyor.

  • Künye: Kolektif – Yeraltı Kliniği: Türkiye’ de Yeraltı Edebiyatı ve Toplumsal Cinsiyet, editör: Emre Özcan ve Aziz Şeker, Nika Yayınevi, inceleme, 331 sayfa, 2023

Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar (2023)

Kültür ve sanat eğer arkasında yeterli iktisadi ve siyasi güç yoksa uzun süre ayakta kalamıyor, görünür olamıyor.

Kültür ve sanatın ya da kültürel ve sanatsal ürünün-eserin üretimi, takipçisine ulaştırılması iktisadi ve siyasi kurumların, yapıların varlığını gerekli kılar.

Hem piyasa mekanizması hem de devlet müdahalesi sanatçılar arasındaki gelir dağılımından, sanatın propaganda ya da kapitalist vitrin olarak kullanılmasına, devletin kendi görüşünü dikte etmesinden, kültür ve sanatta demokratikleşmeye, sanatçı emeğinin sömürülmesinden, malikanelerde lüks yaşantılarını sürdüren sanatçılara kadar birçok konuyu etkiler.

Politik iktisat bu etkilerin nasıl ortaya çıktığını araştırır.

Heterodoks yaklaşım da kapitalizmin doğasını saklayan neo-klasik iktisada önemli bir rakip yöntemi ve analiz araçlarını kullanır.

Bu kitapta bu konular hakkında ayrıntılı gözlemler, akıl kurcalayan sorular, provokatif cümlelerin arkasından gelen derinlemesine analizler yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar: Heterodoks Bir Yaklaşım, derleyen: Sacit Hadi Akdede, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2023

Luc Benoist – İşaretler, Semboller ve Mitler (2023)

Sembollerle gündelik hayatımızda sandığımızdan daha çok karşılaşırız.

Aristoteles’in söylediği gibi “köpek” kelimesi ısırmaz, bu kelime köpeğin gerçekliğini belirten bir semboldür.

O halde sembolizmin rolü, bir kavramı herkesin anlayabileceği biçimde ifade etmektir.

Luc Benoist, özellikle mitler alanında işaretlerin ortaya çıkışlarından, uzak metamorfozlarına dek geçirdiği değişimin yanı sıra, nesne ile kavramın arasında duran sembolü incelemeyi öneriyor.

Günümüzde de varlıklarını sürdüren semboller ile işaretlerin mitlerle yakın ilişkisine daha yakından bakmak isteyen okurların kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Luc Benoist – İşaretler, Semboller ve Mitler, Dost Kitabevi, inceleme, 135 sayfa, 2023

Müşerref Yardım ve Betül Karakoyunlu – Ütopya ve Gerçeklik Arasında Gençlerin Oryantalizm Algısı (2023)

Doğu’nun toplum dil ya da kültürüne dair her türlü bilginin işlenmesi ve incelenmesi olarak oryantalizm Batı dışı toplumların modernleşme süreçlerinde yerel seçkinler tarafından içselleştirildi.

Doğulunun kendi toplumuna Batılı gözü ile bakması, anlamlandırması, yermesi veya küçümsemesi olarak ifade edilebilecek self oryantalizm bu süreçte bir anlam kayması yaşayarak Doğu’dan Doğu’ya yönelen bir paradigma haline geldi.

Doğu ile Batı olarak iki ayrı dünya kurgusuna sahip olan oryantalizmin Doğuluyu nesneleştirme çabası self oryantalizmde de karşılık buldu.

Self oryantalizmde de içerideki Doğulunun Doğuluyu nesneleştirmesi söz konusu.

İşte iki yazarlı bu çalışma da gençlerin oryantalizm algısını derinlemesine irdeliyor.

Hayali öteki söylemini tartışarak açılan kitapta,

  • Kendi kendini oryantalize etme eğilimi,
  • Türkiye’de içselleştirilmiş oryantalizm,
  • Gençlerde içselleştirilmiş oryantalizm algısı,
  • Geleneksel Doğu ve modern Batı arasında kalmış Türkiye toplumunun yaşadığı bocalamalar,
  • Ve kendi kendini yetersiz görme sorunu gibi farklı konular ele alınıyor.

Çalışma, oryantalizmin Türkiye’deki serencamını daha yakından görmek için iyi fırsat.

  • Künye: Müşerref Yardım ve Betül Karakoyunlu – Ütopya ve Gerçeklik Arasında Gençlerin Oryantalizm Algısı, Akademisyen Kitabevi, 206 sayfa, 2023

Selçuk Şirin – Ya Adalet Ya Sefalet (2023)

 

Şimdi umutsuzluğa teslim olma zamanı değil!

Bizi buraya ne coğrafya ne de “kader” getirdi.

Bizi buraya geçmişteki tercihlerimiz getirdi.

Şimdi Türkiye’nin önünde bir yol ayrımı var.

Ya sefalette ısrar edeceğiz ya da yeni bir hikâye yazmak için yola çıkacağız. Tercih bizim.

Hem iyi bir araştırmacı hem de en karmaşık meseleleri herkese anlatabilecek kadar güçlü bir yazar olan Selçuk Şirin, “Ümitsiz olsam iki yılımı bu kitaba vermezdim” diyor.

Şirin bu çalışmasında, Türkiye’nin acilen çözülmesi gereken 7 temel meselesini verilerle ve yaşanmış gerçek insan hikâyeleriyle ortaya koyuyor, her bir soruna tarihimizden ve dünyadan iyi örneklerle somut çözümler sunuyor.

Şirin, bu 7 temel sorunu şöyle sıralıyor: istihdam, barınma, sağlık, eğitim, çevre, toplumsal güven ve yaşam kalitesi.

Okudukça Türkiye’ye bakışınız değişecek, kendinizi daha umutlu ve güçlü hissedeceksiniz.

Çünkü değişim ümit etmekle başlar.

Kitap, Türkiye’nin daha saygın bir noktaya ulaşması için önemli ipuçları taşıyor.

‘Ya Adalet Ya Sefalet’, rakamlar, bilimsel kaynaklar ve yaşayanların kendi tecrübeleri ile bezenmiş çok önemli bir eser.

  • Künye: Selçuk Şirin – Ya Adalet Ya Sefalet: Daha Yaşanır Bir Türkiye İçin 7 Mesele 7 Reçete, Doğan Kitap, inceleme, 240 sayfa, 2023

Kolektif – Kültür Mirası Yönetimi (2023)

Türkiye’de “kültür ve tabiat varlıklarının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması” bir söylem ve pratik olarak kültür mirası yönetiminin odağında yer almıştır.

Bu “koruma” ve “aktarma” eylemi farklı dönemlerde farklı kavramlar ve uygulamalarla karşımıza çıkar.

Erken Cumhuriyet’in kültür mirası tanımı, koruma ve yönetim uygulamaları dönemin siyasi, ekonomik ve kültürel bağlamı çerçevesinde farklı önceliklerle şekillenirken, bugün kültür mirasını yeni kavram ve yaklaşımlarla düşünüyoruz.

Yakın dönemde kültür mirası alanında yürütülen araştırma ve çalışmaları, hem miras tanımının kapsamını hem de miras yönetimi anlayışını genişleten ve dönüştüren ulusal ve uluslararası tartışmalar yönlendiriyor.

Bu tartışmaları şekillendiren etmenler arasında, değişen ulusal ve yerel öncelikler kadar, küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin ekonomileri birbirine girift biçimde eklemlemesi de var.

Turizm, yaratıcı endüstriler gibi sektörler tüm ekonomilerde payını artırırken, kentleşme dünyanın her yerinde baskın dinamik haline geliyor, kırsal kültürler ve tarihten kalan birçok değer yok oluyor.

İklim değişikliği, savaşlar, toplumsal çalkantılar, göçler kültür mirasının korunmasını öncelikli hale getirirken, geçmişle yapılan yüzleşmeler, adalet ve çoğulculuk odaklı hak arayışları ve insan hakları perspektifi kültür mirası araştırmalarının ve yönetiminin rotasını çiziyor.

‘Kültür Mirası Yönetimi: Neden ve Nasıl? (Türkiye’den Deneyimler ve Tartışmalar)’ başlıklı bu kitap, Türkiye’de kültür ve tabiat varlıklarının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki güncel yaklaşımları ve uygulamaları günümüz ulusal ve uluslararası tartışmaları bağlamında, eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor.

Kültür ve tabiat varlıkları kavramlarının kapsamı, koruma ve miraslaştırma süreçleri ve bu değerlerin yönetimi konularında Türkiye’deki güncel politikaların ve uygulamaların niteliğini ve ne tür değişim dinamikleri ile karşı karşıya olunduğunu kitaba katkıda bulunan elliyi aşkın yazar değerlendirmekte ve tartışıyor.

Bu değerlendirmeler yapılırken uluslararası akademik tartışmalar, yeni düşünsel açılımlar, UNESCO ve ICOMOS gibi uzman uluslararası kurumların geliştirdiği ilkeler, kavramlar, yöntemler, sözleşmeler ve uygulama rehberleri ışığında yapılmış.

  • Künye: Kolektif – Kültür Mirası Yönetimi: Neden ve Nasıl? (Türkiye’den Deneyimler ve Tartışmalar), derleyen: Asu Aksoy, Deniz Ünsal, Ebru Omay Polat, Gül Pulhan, İclal Dinçer, Nuran Zeren Gülersoy, T. Gül Köksal, Zeynep Ahunbay ve Zeynep Enlil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 792 sayfa, 2023

Kolektif – Yatılı (Okulda) Büyümek (2023)

‘Yatılı (Okulda) Büyümek’, yatılı okulda büyüyenlerin ve yatılı okulda çalışmış olanların deneyimlerini içtenlikle ve cömertlikle paylaştıkları bir kitap.

Kitabın yazarları arasında yatılı bir kurumda bulunmamış tek istisna, Nurcan Demir, ki kendisi Türkiye’de ilk kez yatılılık üzerine yüksek lisans tezi yazmış bir isim.

Kitapta yatılılığın görmeye alışık olduğumuz eğlenceli, coşkulu, yaramaz hallerinden çok bugüne kadar pek de düşünülmeyen, konuşulmayan, dile gelmeyen, hatta belki akla bile gelmeyen yönleri ele alınmış.

Kitap, “Yatılı okulda büyümek olağanüstü bir durum olmadıkça çocuğu güçlendiren çok muazzam bir deneyimdir” şeklindeki yaygın kabul görmüş fikrin ötesine geçiyor.

Yatılı büyümenin ruhsallığı nasıl şekillendirdiğine odaklanan kitap, yatılılık hakkında düşünmek ve okumak isteyenlerle hem teorik çalışmaları hem de bizzat yakılı okulu deneyimlemiş insanların kendi deneyimlerini paylaşarak bireysel ve toplumsal düzeyde bu konuda sahip olunan bilgi ve farkındalığa katkı sağlıyor.

Burada, Okul Tıraşı filminin yönetmeni Ferit Karahan ile yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükran Başarır, Ayça Gürdal Küey, Nurcan Demir, Alper Şahin, Hakan Yılmaz, Yankı Yazgan, Burçin Balkaş, Mustafa Balkaş, Özlem Altıparmak, Margaret L. Halıcıoğlu ve Ferit Karahan.

  • Künye: Kolektif – Yatılı (Okulda) Büyümek, hazırlayan: Şükran Başarır, çizimler: Yankı Yazgan, Bağlam Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2023

Kolektif – Türkiye’de Balkanlar (2023)

Balkanlar, Türkiye toplumunun sosyo-kültürel ve siyasi yapısı açısından çok kritik öneme sahip.

Bu çok yönlü derlemede, Türkiye’deki Balkan etkisi ve varlığı enine boyuna ele alınıyor:

  • “Muhacir” sözcüğüyle neredeyse özdeşleşmiş Balkan muhacirleri ve göç politikası…
  • Bu uzun göç tarihinin hafızadaki izleri ve nostaljisi…
  • Kadınların evlilik tecrübesiyle kesişen, çocukları yalnızlığa iten kendine mahsus göç hikayeleri…
  • Ticari ilişkiler…
  • Türkiye’deki Balkanlı dernekleri…
  • Rumelili-Anadolulu gerilimi…
  • Türkiye’nin Balkanlar politikası…
  • Müzik…
  • Gastronomi…

Balkan coğrafyası ve halklarıyla ilgili geniş bilgi içeren bir kaynağa kitaptaki karekodla erişme imkânı veren ‘Türkiye’de Balkanlar’, bize Türkiye’nin başka bir çehresini gösteriyor, Türkiye’yi anlamanın başka bir anahtarını veriyor.

Ulaş Sunata’nın hazırladığı derlemede ayrıca Selda Adiloğlu, Sinem Arslan, Nurcan Özgür Baklacıoğlu, Dimitar Bechev, Tanıl Bora, Ahmet Ceylan, Dionysis Goularas, Gökçe Bayındır Goularas, Özlem Hocaoğlu, Leman İncedere, Ayşe Parla, Bayram Şen, Feryal Tansuğ ve Ersin Uğurkan’ın katkıları yer alıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Balkanlar’ın… Türkiye toplumunun sosyo-kültürel ve siyasi yapısı açısından kendi coğrafyasından sonra belki de en kritik öneme sahip bölge olduğu açıktır. Balkanlar tarih boyu en çok beşerî, sosyal, kültürel irtibat içinde olunan coğrafyadır. Yoğun göç dalgalarıyla bir asırdan uzun zamana yayılmış insan hareketlilikleri bu ilişkinin temelini oluşturur.”

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Balkanlar, derleyen: Ulaş Sunata, İletişim Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2023