Luciano Floridi – Enformasyon (2025)

Luciano Floridi’nin ‘Enformasyon’ (‘Information: A Very Short Introduction’) adlı kitabı, bilginin doğasını, önemini ve günümüz toplumundaki rolünü ele alan kapsamlı bir incelemedir. Floridi, bu kitabında, bilginin sadece verilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda anlam, bağlam ve değer taşıdığını savunuyor.

Floridi, bilginin farklı türlerini ve seviyelerini inceliyor. Ona göre, bilgi, verilerin işlenmesi ve yorumlanmasıyla ortaya çıkar ve bu süreçte bağlam ve anlam önemli bir rol oynar. Floridi, bilginin sadece insanlar tarafından değil, aynı zamanda makineler tarafından da üretilebileceğini ve işlenebileceğini belirtiyor.

Kitapta, bilginin etik boyutları da ele alınıyor. Floridi, bilginin gücünün ve potansiyelinin farkında olmanın önemini vurguluyor. Ona göre, bilgi, hem olumlu hem de olumsuz amaçlar için kullanılabileceği için, bilginin etik kullanımı büyük önem taşıyor. Floridi, bilgi etiği alanında önemli kavramlar ve ilkeler sunuyor.

Floridi, bilginin günümüz toplumundaki rolünü ve önemini tartışıyor. Ona göre, bilgi, günümüz toplumunun temel bir kaynağıdır ve bilginin doğru ve etkili bir şekilde kullanılması, toplumun gelişimi için kritik öneme sahiptir. Floridi, bilgi toplumunun zorluklarına ve fırsatlarına değinerek, bilginin gelecekteki rolüne dair öngörülerde bulunuyor.

  • Künye: Luciano Floridi – Enformasyon, çeviren: Bilal Çölgeçen, İş Kültür Yayınları, inceleme, 160 sayfa, 2025

Todd McGowan – Keyif: Sol ve Sağ (2025)

Todd McGowan’ın ‘Keyif: Sol ve Sağ’ (‘Enjoyment: Left & Right’) adlı kitabı, siyasi yelpazenin sol ve sağ kanatlarının keyif kavramına yaklaşımlarını Lacancı psikanaliz perspektifinden inceleyen bir eserdir. McGowan, bu kitabında, sol ve sağ siyasetin keyif kavramını nasıl farklı şekillerde ele aldığını ve bu farklılıkların siyasi pratiklere nasıl yansıdığını analiz ediyor.

McGowan, sağ siyasetin keyif kavramını genellikle yasaklarla ve sınırlamalarla ilişkilendirdiğini, sol siyasetin ise keyfi özgürleşme ve serbest bırakma ile ilişkilendirdiğini öne sürüyor. Ancak, McGowan’a göre, her iki yaklaşım da keyif kavramını eksik ve yanlış bir şekilde ele alıyor. Ona göre, gerçek keyif, yasakların ve sınırlamaların ötesinde, bilinçdışı arzuların tatminiyle ilgilidir.

McGowan, Lacancı psikanalizin keyif kavramını, siyasi pratiklere nasıl uygulayabileceğini göstererek, sol ve sağ siyasetin keyif kavramına yaklaşımlarını eleştiriyor. Kitap, okuyucuları, siyasi pratiklerin bilinçdışı boyutlarını düşünmeye ve keyif kavramını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

  • Künye: Todd McGowan – Keyif: Sol ve Sağ, çeviren: Erkal Ünal, Axis Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2025

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2025)

Miguel Asín Palacios’un ‘Dante ve İslam’ (‘Dante y el Islam’) adlı kitabı, Dante Alighieri’nin başyapıtı ‘İlahi Komedya’ ile İslami eskatoloji (ahiret inancı) arasındaki olası bağlantıları inceleyen çığır açıcı bir eser. Palacios, ‘İlahi Komedya’daki cehennem, araf ve cennet tasvirlerinin, İslam’ın Miraç (Hz. Muhammed’in göğe yükselişi) geleneği ve diğer İslami metinlerden etkilendiğini öne sürer.

Palacios, Dante’nin eserindeki bazı önemli temaların ve yapıların İslami kaynaklarda paralellikler gösterdiğini savunur. Örneğin, cehennemin katmanları, arafın varlığı ve cennetin çeşitli mertebeleri gibi unsurların, İbn Arabi ve diğer Müslüman düşünürlerin eserlerinde benzer şekillerde tasvir edildiğini belirtir. Ayrıca, Dante’nin eserindeki bazı karakterlerin ve olayların, İslami hikayeler ve efsanelerle benzerlikler taşıdığını öne sürer.

Kitap, ‘İlahi Komedya’nın yazıldığı dönemde İslam dünyasıyla Hristiyan dünyası arasındaki kültürel etkileşimin yoğun olduğunu ve Dante’nin bu etkileşimden haberdar olduğunu varsayar. Palacios, Dante’nin İslami kaynaklara doğrudan erişimi olabileceğini veya bu kaynakların Latince çevirileri aracılığıyla bilgi sahibi olabileceğini belirtir.

‘Dante ve İslam’, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açmış ve Dante araştırmacıları arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bazı araştırmacılar Palacios’un tezlerini desteklerken, bazıları ise eleştirmiştir. Ancak, kitap, Dante’nin eserinin İslami kaynaklarla olası bağlantıları hakkında önemli bir tartışma başlatmış ve ‘İlahi Komedya’nın yorumlanmasında yeni bir bakış açısı sunmuştur.

Sonuç olarak, ‘Dante ve İslam’, Dante’nin ‘İlahi Komedya’sının İslami eskatoloji ile olası bağlantılarını inceleyen ve bu konuda önemli bir tartışma başlatan bir eserdir. Kitap, farklı kültürler arasındaki etkileşimin edebiyat eserleri üzerindeki etkisini göstermesi açısından da önemlidir.

  • Künye: Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Dergah Yayınları, inceleme, 408 sayfa, 2025

Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler (2025)

Terry Eagleton’ın ‘Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen’ (‘Critical Revolutionaries: Five Critics Who Changed the Way We Read’) adlı kitabı, yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi alanında devrim yaratmış beş önemli ismi, T. S. Eliot, I. A. Richards, William Empson, F. R. Leavis ve Raymond Williams’ı inceliyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyatı sadece estetik bir nesne olarak değil, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir olgu olarak ele alarak okuma biçimimizi nasıl değiştirdiklerini ele alıyor.

Kitapta, her bir eleştirmenin hayatı, düşünceleri ve eserleri detaylı bir şekilde inceleniyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyat eleştirisine getirdikleri yenilikleri ve birbirleriyle olan etkileşimlerini ortaya koyuyor. Örneğin, T. S. Eliot’ın şiir üzerine yazdığı eleştiriler, yirminci yüzyıl şiirinin anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. I. A. Richards’ın ‘Pratik Eleştiri’ adlı eseri, okuyucuların metinleri nasıl yorumladıklarını inceleyerek edebiyat eğitimine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Raymond Williams’ın kültürel materyalizm yaklaşımı ise edebiyatı toplumsal ve politik bağlamda ele alarak eleştiriye yeni bir boyut kazandırmıştır.

Eagleton, bu eleştirmenlerin sadece edebiyat eleştirisi alanında değil, aynı zamanda genel olarak kültür ve düşünce dünyasında da önemli bir etki yarattıklarını vurguluyor. Onların eserleri, edebiyatın sadece metinsel bir inceleme konusu olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve politik bir güç olduğunu da gösteriyor.

Kitap, edebiyat eleştirisine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde. Eagleton’ın akıcı ve anlaşılır dili, karmaşık eleştirel kavramları bile kolayca anlaşılır hale getiriyor. ‘Eleştirel Devrimciler’, edebiyatın nasıl okunması gerektiği konusunda yeni bir bakış açısı sunarken, aynı zamanda yirminci yüzyılın entelektüel tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2025

Bilge Ulusman – Edebi Babanın Reddi (2025)

Türkçe edebiyat tarihinde kadın yazını, yalnızca edebi değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir varoluş mücadelesinin de alanı olmuştur. Kadın yazarlar, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet dönemine uzanan süreçte, erkek-egemen edebiyat kamusu ve kanonik yapılanmaların sınırlarını aşarak kendi sözünü kurmanın yollarını aramışlardır. Ancak bu üretim, edebiyat tarihi yazımında çoğunlukla marjinalleştirilmiş ya da eril normların belirlediği çerçevede okunmuştur.

‘Edebi Babanın Reddi’, 1895’ten 1950’ye dek Türkçe edebiyatın içinde kendine yer açmaya çalışan kadın yazarların üretimlerini, onların özgün manevralarını ve edebi patikalarını takip eden bütünlüklü bir analize katkıda bulunuyor. Edebiyat tarihi yazımının ıskaladığı metinleri mercek altına alırken, kanon dışına itilen kadın yazınının eril vesayete karşı nasıl bir mücadele verdiğini; kadın yazarların kendi anlatısal stratejilerini, erkek şiddetine ve ataerkine karşı geliştirdikleri eleştirel söylemleri ve edebiyat içindeki yerlerini nasıl inşa ettiklerini de gösteriyor.

Kadın yazınına özgü deneyimleri ve anlatısal pratikleri tanıyan bir eleştiri mümkün mü? Bilge Ulusman, edebiyat tarihçiliğinde bir kadın yazını tarihçiliğinin gerekliliğini vurgularken, kadın yazarların edebi ve siyasi mücadelelerini birlikte ele alan bir eleştiri modeli sunuyor.

  • Künye: Bilge Ulusman – Edebi Babanın Reddi: Kadın Yazınında Kurucu Söylem, Türsel İşlev ve Anlatısal Arayışlar (1895-1950), Metis Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2025

Pat Brewer – Kadının Mülksüzleştirilmesi (2025)

Pat Brewer’ın ‘Kadının Mülksüzleştirilmesi’ (‘The Dispossession of Women’) adlı kitabı, kadınların tarihsel ve güncel olarak mülksüzleştirilmesini, yani ekonomik, sosyal ve siyasi güçten yoksun bırakılmasını inceleyen bir eserdir. Brewer, bu kitabında, kadınların mülksüzleştirilmesinin sadece ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir boyutu olduğunu savunuyor.

Brewer, kadınların mülksüzleştirilmesinin tarihsel kökenlerini, ataerkil sistemlerin ve kapitalizmin gelişimine kadar izliyor. Ona göre, kadınların toprak, mülk ve gelir kaynaklarından yoksun bırakılması, onları erkeklere bağımlı hale getirmiş ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temelini oluşturmuştur. Brewer, sömürgecilik, savaşlar ve ekonomik krizler gibi olayların, kadınların mülksüzleştirilmesini nasıl derinleştirdiğini de inceliyor.

Kitapta, kadınların mülksüzleştirilmesinin farklı boyutları ele alınıyor. Brewer, kadınların eğitim, sağlık, istihdam ve siyasi katılım gibi alanlarda yaşadığı eşitsizlikleri inceliyor. Ayrıca, kadınların şiddet, ayrımcılık ve yoksulluk gibi sorunlarla nasıl karşı karşıya kaldığını da ele alıyor. Brewer, kadınların mülksüzleştirilmesinin sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de devam ettiğini vurguluyor.

Brewer, kadınların mülksüzleştirilmesine karşı mücadele etmek için, toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden politikaların ve programların uygulanması gerektiğini savunuyor. Ona göre, kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi güçlenmesi, sadece kadınlar için değil, tüm toplum için faydalı olacaktır. Kitap, kadınların mülksüzleştirilmesinin karmaşık ve çok yönlü bir sorun olduğunu ve bu sorunun çözümü için kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım gerektiğini vurguluyor.

  • Künye: Pat Brewer – Kadının Mülksüzleştirilmesi: Kadınların Ezilmişliğinin Kökenlerine İlişkin Yeni Delil ve Bulgular Üzerine Marksist Bir İnceleme, çeviren: Meral Üst, Sümer Yayıncılık, inceleme, 110 sayfa, 2025

Rebecca Solnit – Yol Aşkı: Yürümenin Tarihi (2025)

Rebecca Solnit’in ‘Yol Aşkı: Yürümenin Tarihi’ (‘Wanderlust: A History of Walking’) adlı eseri, yürümenin insan deneyimindeki derin ve çeşitli rolünü keşfeden kapsamlı bir inceleme. Kitap, yürümenin fiziksel bir aktiviteden çok daha fazlası olduğunu, aynı zamanda düşünce, yaratıcılık, sosyal etkileşim ve politik eylemle iç içe geçmiş bir eylem olduğunu savunuyor. Solnit, yürümenin tarih boyunca farklı kültürlerde ve zamanlarda nasıl anlamlandırıldığını ve deneyimlendiğini inceler.

Kitapta, yürümenin felsefi ve edebi boyutlarına da değinilir. Yürümenin, düşünce süreçlerini nasıl etkilediği, doğayla olan ilişkiyi nasıl şekillendirdiği ve bireyin kendi iç dünyasıyla nasıl bir diyalog kurmasına yardımcı olduğu üzerinde durulur. Solnit, antik Yunan filozoflarından romantik dönem şairlerine, modern yazarlara kadar birçok farklı figürün yürümeye bakış açısını ve yürüme eylemini nasıl anlamlandırdığını ele alır.

‘Yol Aşkı’, sadece bireysel yürüyüş deneyimlerine değil, aynı zamanda toplumsal ve politik yürüyüşlere de odaklanır. Yürümenin, protesto hareketlerinde, dini hac yolculuklarında ve diğer toplumsal eylemlerde nasıl bir rol oynadığına dair örnekler sunulur. Solnit, yürümenin bir deneyim olarak insanları nasıl bir araya getirdiğini, dayanışma duygusunu nasıl güçlendirdiğini ve toplumsal değişim için nasıl bir araç olabileceğini vurgular.

Kitapta, şehirlerin ve kırsal alanların yürüme deneyimini nasıl etkilediği de incelenir. Solnit, modern şehir planlamasının yürüme alanlarını nasıl kısıtladığını, otomobil odaklı ulaşımın insanları yalıttığını ve yürümenin önemini nasıl göz ardı ettiğini eleştirir. Yürüme dostu şehirlerin ve toplulukların önemine dikkat çeken Solnit, yürümenin sadece bireysel sağlık için değil, aynı zamanda toplumsal sağlık ve refah için de önemli olduğunu savunur.

‘Yol Aşkı’, yürümenin sadece fiziksel bir eylem olmadığını, aynı zamanda zihinsel, duygusal ve toplumsal bir deneyim olduğunu gösteren zengin ve düşündürücü bir eserdir. Kitap, yürümenin insan hayatındaki derin anlamını ve önemini anlamak için yeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Rebecca Solnit – Yol Aşkı: Yürümenin Tarihi, çeviren: Elvan Kıvılcım, Minotor Kitap, inceleme, 544 sayfa, 2025

Tobias Rose-Stockwell – Öfke Makinesi (2025)

Tobias Rose-Stockwell’in ‘Öfke Makinesi: Teknoloji Hoşnutsuzluğu Nasıl Yayıyor?, Demokrasimizi Nasıl Etkiliyor?, Bu Konuda Ne Yapabiliriz?’ (‘Outrage Machine: How Tech Amplifies Discontent, Disrupts Democracy and What We Can Do About It’) adlı kitabı, teknolojinin öfke ve hoşnutsuzluğu nasıl körüklediğini, demokrasiyi nasıl sekteye uğrattığını ve bu konuda neler yapabileceğimizi derinlemesine inceliyor. Rose-Stockwell, sosyal medyanın ve dijital platformların algoritmalarının, insanları kutuplaştıran, ayrıştıran ve öfke dolu tepkilere yol açan içerikleri nasıl öne çıkardığını ve bunun toplumsal sonuçlarını gözler önüne seriyor. Kitap, teknolojinin sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda insan davranışlarını ve toplumsal etkileşimleri şekillendiren güçlü bir aktör olduğunu vurguluyor.

Rose-Stockwell, öfke ve hoşnutsuzluğun, sosyal medyada nasıl bir “performans” haline geldiğini ve insanların bu platformlarda nasıl sürekli olarak “daha fazla öfkeli” içerik tüketmeye teşvik edildiğini anlatıyor. Bu durumun, insanların gerçek hayatta birbirleriyle olan ilişkilerini zayıflattığını, farklı görüşlere tahammülsüzlüğü artırdığını ve sonuç olarak demokrasinin temelini oluşturan diyalog ve uzlaşma zeminini zayıflattığını belirtiyor.

Kitap, teknolojinin bu olumsuz etkilerine karşı neler yapabileceğimizi de ele alıyor. Rose-Stockwell, bireylerin ve toplumların bu konuda bilinçlenmesinin önemini vurguluyor ve teknoloji şirketlerine, algoritmalarını daha etik ve yapıcı bir şekilde tasarlama çağrısında bulunuyor.

‘Öfke Makinesi’, teknolojinin toplumsal etkileri üzerine önemli bir tartışma başlatıyor. Rose-Stockwell, okuyucuları, teknolojinin sadece sunduğu imkanlara değil, aynı zamanda yarattığı sorunlara da dikkat etmeye ve bu sorunlara karşı çözümler üretmeye davet ediyor. Kitap, teknolojinin geleceğinin, sadece teknoloji şirketlerinin değil, aynı zamanda bireylerin ve toplumların da elinde olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Tobias Rose-Stockwell – Öfke Makinesi: Teknoloji Hoşnutsuzluğu Nasıl Yayıyor?, Demokrasimizi Nasıl Etkiliyor?, Bu Konuda Ne Yapabiliriz?, çeviren: Barış Satılmış, Buzdağı Yayınevi, inceleme, 512 sayfa, 2025

Kolektif – Deprem Sonrası Antakya (2025)

‘Deprem Sonrası Antakya: Tanıklıklar, Miras ve Gelecek’, 6 ve 20 Şubat 2023’te Antakya ve çevresini derinden etkileyen depremlerin ardından, şehrin yaşadığı travmayı ve yeniden doğuşunu belgeleyen kapsamlı bir çalışma olarak sunuluyor.

Bu derleme, sadece yıkımın acısını değil, aynı zamanda şehrin yeniden ayağa kalkma çabasını ve geleceğe dair umudunu da yansıtıyor. “Korku: Tanıklıklar”, “Endişe: Deprem, Antakya, Toplum” ve “Umut: Antakyalılık, Tarih ve Miras” başlıkları altında toplanan 32 farklı yazı, Antakya’nın bu zorlu süreçteki çok yönlü deneyimini gözler önüne seriyor.

Çalışma, farklı disiplinlerden yazarların kaleminden çıkan tanıklıklar, makaleler, röportajlar ve araştırmalar aracılığıyla, şehrin sadece fiziksel yıkımını değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel dokusundaki derin yaraları da inceliyor.

Antakya’nın sakinlerinin yaşadığı korku, endişe ve umut gibi duygusal dalgalanmalar, bu yazıların temelini oluşturuyor. Ancak bu çalışma, sadece bir felaket anlatısı olmanın ötesine geçiyor. Antakya’nın yeniden inşası, sakinlerinin geri dönüşü, yeni dayanışma ağlarının kurulması ve kültürel mirasın korunması gibi konular, şehrin geleceğine dair umut verici bir vizyon sunuyor.

2021 yılında Antakya ve çevresindeki Ortodoks toplumunu anlamak ve anlatmak amacıyla kurulan Nehna platformu, deprem felaketinin ardından odağını Antakya’nın tüm bileşenlerine kaydırarak, şehrin tanıklıklarını, kayıplarının hatırasını ve yeniden inşa fikirlerini bir araya getiriyor.

Bu kitap, depremin ikinci yıldönümünde, Antakyalıların karşılaştıkları zorluklara karşı gösterdikleri direnci onurlandırmayı amaçlıyor. Geçmişte olduğu gibi bugün de Antakya halkının sergilediği dayanışma ve umut, bu eserin temelini oluşturuyor.

Nehna platformu tarafından hazırlanan bu derleme, Antakya’nın yaşadığı travmanın ardından yeniden doğuşunun bir simgesi olarak görülüyor. Bu eser, Antakya’nın sadece geçmişini değil, aynı zamanda geleceğini de aydınlatmayı hedefliyor.

  • Künye: Kolektif – Deprem Sonrası Antakya: Tanıklıklar, Miras ve Gelecek, derleyen: José Rafael Medeiros Coelho, Anna Maria Beylunioğlu, İstos Yayın, inceleme, 448 sayfa, 2025

Eric G. Wilson – Melankoliye Övgü (2025)

Eric G. Wilson’ın ‘Melankoliye Övgü: Mutluluk Mitini Yıkmak ve Hüznü Kucaklamak’ (‘Against Happiness: In Praise of Melancholy’) adlı kitabı, modern toplumun mutluluk takıntısına karşı çıkıyor ve melankolinin, yaratıcılık ve derin düşünce için gerekli bir duygusal durum olduğunu savunuyor. Yazar, melankolinin olumsuz bir durum olarak görülmesi yerine, insan deneyiminin zenginleştirici bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyor.

Wilson, kitabında melankolinin, sanat, edebiyat ve felsefe gibi alanlarda yaratıcılığın tetikleyicisi olduğunu savunuyor. Tarih boyunca birçok sanatçının ve düşünürün, melankolik ruh hallerinden ilham alarak önemli eserler ortaya koyduğunu örneklerle gösteriyor. Yazar, modern toplumun mutluluk takıntısının, yaratıcılığı ve derin düşünmeyi engelleyebileceğini ve insanları yüzeysel bir mutluluk arayışına ittiğini savunuyor.

Wilson, melankolinin sadece bireysel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğunu da vurguluyor. Yazar, farklı kültürlerde melankoliye verilen anlamın ve bu duygunun toplumsal hayata etkilerinin tarihsel bir incelemesini yapıyor.

Kısacası, ‘Melankoliye Övgü’, modern toplumun mutluluk takıntısına karşı çıkıyor ve melankolinin insan deneyimi için önemli bir duygu olduğunu savunuyor. Wilson, kitabında melankolinin yaratıcılık, derin düşünce ve kişisel büyüme üzerindeki olumlu etkilerini inceliyor.

  • Künye: Eric G. Wilson – Melankoliye Övgü: Mutluluk Mitini Yıkmak ve Hüznü Kucaklamak, çeviren: Özge Onan, Doğan Kitap, inceleme, 160 sayfa, 2025