Ayşe Düzkan – 05 17 (2018)

1980’li yıllardan itibaren Türkiye’deki feminist hareketin içinde yer almış ve bu alanda önemli çalışmalara imza atmış Ayşe Düzkan’ın, bir anlamda ülkedeki feminist hareketin dönüm noktalarını ve güncel sorunlarını saptayan yazıları, bu kitapta.

Feminist ve Kadınlara Mahsus Gazete Pazartesi gibi feminist fikriyat ve eylemi Türkiye’de görünür kılan yayınların da kurucularından olan Düzkan’ın daha önce yayınlanmamış kimi yazılarını da barındıran ‘05 17’de, şiddet ve tacizle mücadeleden kadın cinayetlerine, Kürt sorunundan eğitim meselesine, Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesinin sonuçlarından Türkiye feminizminin güncel sorunlarına pek çok konu tartışılıyor.

Kitabın başlığı olan ‘05 07’ ise, yirminci yüzyıl tarihinde çok önemli iki gelişmeye, yani 1905 Nisan Devrimi ile 1917 Ekim Devrimine işaret ediyor.

Düzkan, feminizm konusunda kendisini yazmaya sevk eden nedenler hakkında şöyle diyor:

“Bu hareket, bu hareketin ilham ettiği fikir ve bakış açısı olmasaydı bu kadar yazma ihtiyacı duymazdım. O yılların, o yıllarda yasladığımız dışlanmanın birçok açıdan kişiliğimi de şekillendirdiğini, bana ve yol arkadaşlarıma tarifsiz bir güç katığını düşünüyorum. Bugün ne yazarsam yazayım, feminist metodolojiye, insiyaki bir biçimde başvurduğumu görüyorum.”

  • Künye: Ayşe Düzkan – 05 17, Güldünya Yayınları, feminizm, 279 sayfa, 2018

Kolektif – Yeni Harflerle Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (2009)

Nevin Yurdsever Ateş’in hazırladığı elimizdeki çalışma, 16 Temmuz 1925-1 Ağustos 1927 tarihleri arasında yayımlanmış, ilk iki sayısı ‘Kadın Yolu’, üçüncü sayısından itibaren ‘Türk Kadın Yolu’ adıyla okurunun karşısına çıkan derginin Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine çevriminden oluşuyor.

Otuz sayı yayımlanabilen, başyazarı Nezihe Muhiddin olarak görünen derginin yirmi üç sayısını bir araya getiren ve derginin misyonu ile yayınlandığı döneme dair kapsamlı bir giriş yazısı kaleme alan Ateş’in çalışması, erken Cumhuriyetin kadınlarının dünyasına inmesiyle çok değerli.

  • Künye: Kolektif – Yeni Harflerle Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (1925-1927), hazırlayan: Nevin Yurdsever Ateş, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Eğitim Merkezi Vakfı Yayınları, kadın, 528 sayfa

Grace Ellison – İstanbul’da Bir Konak ve Yeni Kadınlar (2009)

İngiliz gazeteci, yazar ve feminist Grace Ellison, 20. yüzyıl başlarında, Osmanlı coğrafyasına büyük ilgi ve hayranlık duyan yabancılardan.

Ellison elimizdeki kitabında da, 1915 yılında İstanbul’a gelişinde misafir kaldığı konağı ve o dönemin Osmanlı dünyasını anlatıyor.

Yazarın en çok ilgilendiği konular ev hayatı, İslam dini, çok eşlilik, aile ilişkileri, Türk kadın yazarlar şeklinde özetlenebilir.

Sultan Abdülhamid ve huzuruna kabul edildiği Sultan Reşad’ı da anlatan Ellison, Doğu âlemindeki gezisinde siyaset, kadın hakları ve modernleşme gibi konular üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Grace Ellison – İstanbul’da Bir Konak ve Yeni Kadınlar: İngiliz Kadın Gazeteci Gözüyle Türk Evi ve Gündelik Hayat, çeviren: Neşe Akın, Dergâh Yayınları, seyahatname, 159 sayfa

Arzu Demir – Devrimin Rojava Hali (2015)

Rojava devriminin yansımalarını kapsamlı bir şekilde izleyen nitelikli bir gazetecilik çalışması.

Arzu Demir, Rojava komünlerinin inşa edilmesinden hukuk ve ekonomi alanındaki çalışmalara, bu konuda merak edilenleri aydınlatıyor.

Kitabın esas özgünlüğü ise, Rojava’daki devrime en büyük katkıyı vermiş ve vermekte olan kadınların dönüşümünü gözler önüne sermesi.

  • Künye: Arzu Demir – Devrimin Rojava Hali, Ceylan Yayınları

Binnur Yeşilyaprak – Çalışan Anne ve Çocuk (2015)

Kuşkusuz annelik zor zanaat.

Fakat bir yandan çalışıp, bir yandan da çocuk büyütmek iki kat daha zorlu olsa gerek.

Binnur Yeşilyaprak, tam da bu ikinci gruptaki kadınlara bir psikolojik danışman olarak ayna tutuyor ve ardından onların işine yarayacak kimi ipuçları sunuyor.

Kitap, yalnızca çalışan kadınlara değil, kendini anlamak ve geliştirmek isteyen her anneye hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Binnur Yeşilyaprak – Çalışan Anne ve Çocuk, Remzi Kitabevi

Somaly Mam – Yitik Masumiyet (2009)

Somaly Mam ‘Yitik Masumiyet’te, bir seks kölesi olarak çalıştırılmak zorunda bırakılmanın dehşetini anlatıyor.

“1986’da fahişe olarak bir geneleve satıldığımda, aşağı yukarı on altı yaşındaydım. Günümüzde Kamboçya’da çok daha küçük fahişeler var.” diyen Mam, bekâreti büyük babası tarafından borcuna karşılık, Çinli bir tüccara peşkeş çekildiğinde on iki yaşındaymış.

Yaşadıkları bununla da bitmeyen Mam, hiç tanımadığı bir adamla zorla evlendirilecek ve on altı yaşında da geneleve satılacaktır.

Mam’ın, başka kadınların ve çocukların kendi çektiği acıları çekmemesi için kaleme aldığı romanı, şiddete, tecavüze maruz kalmış bir kadının yaşadığı büyük acıları, okurlarla paylaşıyor.

  • Künye: Somaly Mam – Yitik Masumiyet, çeviren: Ezgi Yağ, Bilge Kültür Sanat Yayınları, roman, 168 sayfa

Hawa Abdi ve Sarah J. Robbins – Umudu Yaşatmak (2015)

Somali’nin ilk kadın jinekologlarından, Nobel Barış Ödülü adayı Hawa Abdi, tek odalı ilk kliniğini 1983 yılında açtı.

Abdi ve ekibinin büyük emeğiyle bugün 400 yataklı bir hastaneye dönüşmüş bu tek odalı klinik, şimdiye kadar 90 bin insana yardım eli uzatmış.

Elimizdeki kitap da, bu olağanüstü başarının baştan sona hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Hawa Abdi ve Sarah J. Robbins – Umudu Yaşatmak (2015)– Umudu Yaşatmak, çeviren: Sevin Turan, Modus Kitap

Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık (2009)

‘Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık’ta Erendiz Atasü, edebiyatın rehberliğinde, kadın bedenini ve yaşamını sorguluyor.

Atasü’nün, 1990’lardan bugüne, Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli üniversitelerde ve edebiyat kongrelerinde yaptığı sunumlardan, okuduğu ve etkilendiği kitaplar üzerine kaleme aldığı yazılardan derlenen kitapta yer alan birçok metin, beden, beden/bilinç izleklerini işliyor.

Kitabın ikinci izleği de, insanın zaman ve mekânla ilişkisi. Atasü’nün denemeleri, ataerkilliğin sorgulanması konusunda özgün bir bakış açısı sunuyor.

Denemelerin bunun yanı sıra, Atasü’nün, yerli ve yabancı edebiyat eserlerine yaptığı zengin atıflarla da dikkat çektini söyleyelim.

  • Künye: Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık, Everest Yayınları, deneme, 243 sayfa

Kolektif – Ateşe Uçan Pervaneler (2015)

Devrimci Yol hareketi içinde yer almış kadınlar konuşuyor.

1975-1985 yılları arasına odaklanan anlatımlar, Türkiye’nin çok önemli bir dönemine ışık tutuyor.

Bu anlatımlarda, 1970’li yıllarda Türkiye’de gelişmekte olan sosyalist mücadelenin farklı bölgelerde ve farklı alanlarda nasıl yaşandığına tanık oluyoruz.

Devrimci Yolcu kadınların, dönemin canlı bir resmini ortaya koydukları anlatımlarıyla Mamak başta olmak üzere Eskişehir, Ordu-Efirli, Amasya, Erzurum, Erzincan, Diyarbakır ve Burdur hapishanelerine giriyor; Ulucanlar, Niğde, Bartın, Çorum, İzmit, Urfa, Adıyaman, Antep hapishanelerine görüşe gidiyor ve İstanbul hapishaneleri önünde eylemlere katılıyoruz.

  • Künye: Kolektif – Ateşe Uçan Pervaneler, hazırlayan: Kader Çeşmecioğlu, Kalkedon Yayınları

Élise Thiébaut – Bu Benim Kanım (2018)

Feminist yazar Élise Thiébaut, yumurtlamanın ve doğal olarak doğurganlığın göstergesi olan âdet kanı tabusunu çok zengin bir bakış açısıyla; sosyal, tarihsel, mitolojik ve dinsel yönleriyle irdelemiş ve ortaya ‘Bu Benim Kanım’ başlığıyla hem aydınlatıcı hem de keyifli bu kitap çıkmış.

Thiébaut, milyarlarca kadından biri olarak, kişisel hikâyesinden hareketle tektanrılı dinlerin âdet kanamalarına bakışını, kemerden tampona dönemsel koruma ürünlerini, adet kanındaki kök hücreleri, âdet bankalarını, âdet kanıyla tedavi edilen hastalıkları ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Âdet kanamasının toplumlara veya kişilere göre çok farklı biçimlere büründüğünü ortaya koyan kitap, ayrıca menstrüasyon hakkında şaşkınlık uyandıran efsaneler, batıl inançlar ve önyargılarla da hesaplaşıyor.

  • Künye: Élise Thiébaut – Bu Benim Kanım: Âdetin Kısa Hikâyesi (Yaşayan Kadınlar ve Yaratan Erkeklerden), çeviren: Sanem Işıl Aytuğ, Ayrıntı Yayınları, kadın, 208 sayfa, 2018