Pınar Toker – Beyaz Atlı Prensi Öldür (2015)

Kemirgen kuşkularınızdan kurtulup özgürleşmek için, içinizdeki beyaz atlı prensi öldürün!

Beyaz atlı prensin, hikâyedeki canavardan daha tehlikeli olduğunu, kadınların inandıkları peri masallarının sonucunda hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen psikoterapist Pınar Toker, temel psikanaliz bilgileriyle bu tuzaktan kurtulmanın ipuçlarını veriyor.

  • Künye: Pınar Toker – Beyaz Atlı Prensi Öldür, Doğan Novus

Lauren Elkin – Flanöz: Şehirde Yürüyen Kadınlar (2018)

Lauren Elkin’den, şehirde yürüyen kadınların, flanözlerin tarihi.

Başka bir deyişle, kadın kent gezginlerinin bir şeceresi.

Flanör, Paris’in pasajlarında “amaçsızca dolaşan kişi” anlamına geliyor ve kavramın kendisi de daha ziyade erkekleri kapsıyor.

Elkin de, flanörü erilden dişile flanöz şeklinde dönüştürüyor ve hem kavramın temsil ettikleri üzerine derinlemesine düşünüyor hem de bunu temsil eden kadın figürlerin dünyasına iniyor.

Elkin, okurunu Paris, New York, Tokyo, Venedik ve Londra’nın sokaklarında bir yolculuğa çıkarıyor ve George Sand, Virginia Woolf, Jean Rhys, Agnes Varda, Sophie Calle, Martha Gellhorn ve Joan Didion gibi güçlü kadınların, birer flanöz olarak izlerini takip ediyor.

Deneme, biyografi, kültürel tarih, gezi, edebi eleştiri, kent topografyası ve anı türlerinin harika bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, kadınların edebiyat, sanat, tarih, sinema aracılığıyla şehirle, metropolle kurdukları ilişkinin tarihini kapsamlı bir gözle ortaya koymasıyla çok ilgi çekici.

Lauren Elkin’in kitabı, sürekli sokaktan kovalanan kadınların, geçmişten bugüne kamusal alanla nasıl güçlü bir bağa ve tarihe sahip olduklarını gözler önüne sermesiyle, özellikle kadın okurlar için güçlü ve güncel bir moral kaynak olmaya aday.

  • Künye: Lauren Elkin – Flanöz: Şehirde Yürüyen Kadınlar, çeviren: Doğancan Dilcun Doğan, Nebula Kitap, deneme, 372 sayfa, 2018

 

Ayşegül Yaraman – Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili (2015)

Ayşegül Yaraman’dan Cumhuriyet’ten bugüne, kadının siyasal temsilciliğinin geçirdiği dönüşümün ayrıntılı bir analizi.

Bunun yanı sıra, yazılı basının gündemi ile kadınların siyasal temsili arasındaki ilişkiyi de irdeleyen Yaraman, siyasal karar mekanizmalarında “dişilik” eksikliğinin demokratik işleyişi nasıl sakatladığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Ayşegül Yaraman – Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili: Dişiliksiz Siyaset, Bağlam Yayınları

Cynthia Cockburn – Buradan Baktığımızda (2009)

Feminist araştırmacı ve yazar Cynthia Cockburn ‘Buradan Baktığımızda’ isimli bu eserinde, farklı savaşlarda, kadınların militarizme karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Cockburn kitabını, savaşı yaşayan, savaştan kurtulan, savaşı gözlemleyen ve protesto eden, içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu on beş ülkeden yüzlerce kadının yaşam deneyimleri üzerine kurmuş.

Yazar, ziyaret ettiği her ülkede ya da kentte, önde gelen militarizm ve savaş karşıtı kadın örgüt ve ağlarından üyelerle görüşmüş ve onların içinde bulundukları politik koşulları, karşı çıktıkları şiddetin doğasını, çatışmayla ilgili analizlerini ve eylem stratejilerini okurlara sunuyor.

  • Künye: Cynthia Cockburn – Buradan Baktığımızda, çeviren: Füsun Özlen, Metis Yayınları, kadın, 324 sayfa

Anais M. Martin – Ve Yola Çıktılar (2015)

İstanbul’da dünyaya gelmiş Anais Martin’den, Metz Yeğenk’ten (Büyük felaket) sağ çıkmış, hepsi de çok hırpalanmış, “tehcir artığı” Ermeni kadınların hikâyeleri.

1914-1916 arasında geçen öyküler, kapsamlı ve çok boyutlu bir yok etme politikasına maruz kalmış, bu toprakların kadim halklarından Ermenilerin yasaklanmış dillerine tercüman olmakta.

  • Künye: Anais M. Martin – Ve Yola Çıktılar, Evrensel Yayınları

Mary Beard – Kadın ve İktidar (2018)

Mary Beard’in ‘Kadın ve İktidar’ı, ilk olarak antik zamanlardan günümüze uzanarak kadın düşmanlığının sağlam bir dökümünü yapıyor.

Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, tarih boyunca güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları ortaya çıkaran Beard, kadınların gündelik yaşamda liderlik rollerinden nasıl uzak tutulduğunu ve kadınların iktidarla ilişkisine dair verili kültürel kodlarla hesaplaşıyor.

Beard, bütün bunları yaparken de, çok ama çok önemli şu sorunun yanıtını arıyor:

Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir?

‘Kadın ve İktidar’, kadınlara seslerini yükseltmeye, harekete geçmeye ve en önemlisi de, kendi güçlerini yeniden tanımlamaya davet ediyor.

  • Künye: Mary Beard – Kadın ve İktidar: Bir Manifesto, çeviren: İrem Sağlamer, Pegasus Yayınları, feminizm, 128 sayfa, 2018

Nadje Sadig Al-Ali – Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü (2009)

‘Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü’, 1948 ile 2006 yılları arasında ülkelerinde yaşananlara ilişkin Iraklı kadınların bugüne kadar anlatmadıkları çok sayıda hikâyeden oluşuyor.

Çalışmayı özgün kılan yönlerden biri, Iraklı kadınların yaşam öyküleriyle deneyimlerini temel alarak, bunları geleneksel tarihle harmanlaması ve böylece bir ya da birden çok alternatif tarih inşa etme çabasıdır diyebiliriz.

“Tüm tarihler ve anılar, inşa edilir” önermesinden hareket eden Nadje Sadig Al-Ali, kadınların Irak’taki yaşam koşullarını, ev, okul ve iş yerlerindeki konumlarını, anne ve eş olarak varlıklarını tarihsel bir süreç içinde resmediyor.

  • Künye: Nadje Sadig Al-Ali – Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü, çeviren: Yasemin Tezgiden, İletişim Yayınları, kadın, 332 sayfa

Feryal Saygılıgil – Bir Kadın Grevi (2018)

Novamed’li kadınların efsanevi direnişinin derinlikli analizi, bu kitapta.

2006’da, Petrol-İş Sendikası’na üye 83 kadın, düşük ücret verilmesi, hamileliğin takvime bağlanarak sıraya konulması, tuvalete girmenin yasaklanması ve ardından dakikalara bağlanması ve hatta kadınların aybaşı dönemlerinin dahi sorun olması gibi nedenlerle FMC’ye bağlı Novamed’te greve çıktı.

448 gün süren bu grev, kadınların zaferiyle sonuçlanıp sendikalı işçilerin direniş ve örgütlenme tarihine altın harflerle yazıldı.

Feryal Saygılıgil de, bu muazzam deneyimi inceliyor ve gelecek kuşaklara aktarıyor.

Saygılıgil bu grevi başından sonuna izlerken, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadın işçilerin durumunu, Türkiye’de kadının işgücü piyasasındaki konumunu ve kadın işçilerin sendikal hareket içindeki yerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

‘Bir Kadın Direnişi’, kadınların örgütlenme deneyimleri ve direniş stratejilerine daha yakından bakmak için çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Feryal Saygılıgil – Bir Kadın Grevi: Serbest Bölgede Kadın Olmak, Güldünya Yayınları, siyaset, 243 sayfa, 2018

Sibel Özbudun – Marksizm ve Kadın (2015)

Marksist yaklaşımın kadın sorununun çözümüne dair perspektifi nedir?

Sibel Özbudun bu soruya yanıt ararken Marx ile Engels’in özel dünyalarına ve kadın, aşk ve aile konusundaki düşüncelerine odaklanıyor.

Bolşevik Devrimi’nde kadının rolü ve neoliberal kapitalizmin kadınlar açısından yol açtığı küresel boyutlu sorunlar, kitabın diğer tartışma konuları.

  • Künye: Sibel Özbudun – Marksizm ve Kadın, Tekin Yayınevi

Wolfgang Bauer – Çalınan Hayatlar (2018)

Türkiyeli okur Wolfgang Bauer’i yakın zamanda yayınlanan ve deniz yoluyla Mısır’dan İtalya’ya ulaşmak isteyen Suriyeli sığınmacıların hayat ile ölüm arasında gidip gelen zorlu yolculuklarını adım adım izlediği ‘Denize Gömülenler’ ile hatırlayacaktır.

Alman gazeteci şimdi de, bugün Nijerya’nın beşte birini kontrolü altında tutan cihatçı terör örgütü Boko Haram’ın kaçırdığı kadınların yaşadıklarını kayıt altına alıyor.

Boko Haram bu tarz eylemlere uzun zamandır başvurmakla birlikte, dünyanın gündemine ilk kez 2014 yılında yatılı bir okuldan 276 kız öğrenciyi kaçırdıktan sonra girdi.

Bauer, Boko Haram’ın bugün binlerce kadın ve çocuğu elinde esir tuttuğunu, onları bir yandan köle olarak satıp öte yandan örgüt üyeleriyle nasıl zorla evlendirdiğini ve onları intihar eylemlerinde kullandığını gözler önüne seriyor.

“Başkalarının acılarına gözümüzü kapatırsak, yakında kendi acılarımıza ağlamamız işten bile değil” diyen Bauer, bu kitabı için, Boko Haram’ın elinden kaçmayı başarmış pek çok kadın ve kız çocuğuyla birebir görüşmeler gerçekleştirmiş.

Kitap, yalnızca bu kadınların tanıklığı aracılığıyla örgütün iç işleyişine dair önemli bilgiler vermekle kalmıyor, aynı zamanda terörün tarihsel ve politik arka planına bakıyor ve terörün dünyanın en büyük etnik ve kültürel çeşitliliğe sahip bir bölgede dengeleri nasıl tahrip ettiğini aydınlatıyor.

  • Künye: Wolfgang Bauer – Çalınan Hayatlar: Boko Haram ve Afrika’nın Kalbindeki Terör, çeviren: Sergen Özhan, Kor Kitap, siyaset, 183 sayfa, 2018