Jean-Paul Roux – Kutsal ve Mitik Dağlar (2024)

İnsanlık tarihi boyunca dağlar göklerle ve metafizikle ilişkide bazen aracı bazen de bizatihi bu ilişkinin tecessümü oldu: Tanrıların meskeni olan Olympus; Şiva’nın yogi pozisyonunda oturduğu Kailasa Dağı; Çin’de göksel imparatorun ikamet ettiği en ünlü efsanevi dağ Kunlun; Türklerin çıktığı Ötüken; İbrahimî dinlerin dağları…

Doğu’da olduğu gibi Batı’da da insanlar dağları tanrılar ve şeytanlarla doldurmuşlardır.

Zamanın başlangıcından beri dağlar saygı görmüş, mukaddes bilinmiş, kutsalın sınırında durmuştur.

Kimi halklar dağları dünyanın merkezi, diğerleri ise Cennet ve Dünya arasındaki iletişim noktası olarak görmüştür.

Kimileri cenneti orada bulmuş, kimileri canavarlar ve muhteşem hayvanların doğaüstü diyarlar olarak düşlemiştir.

Dağlar büyük tek tanrılı dinlerin kalbinde yer alır: Tanrı Hz. Musa’ya Yasa tabletlerini Sina’da vermiştir, Hz. İsa Golgota’da ölmüş ve dirilmiştir ve Baş Melek Cebrail Hz. Muhammed’e Cebel-i Nur’da görünmüş ve ondan ilahi sözü yaymasını istemiştir.

Dağ her zaman büyülemiş ama aynı zamanda korkutmuştur ve kutsal olan her şeyde bulunan bu kararsızlık, içinde şaşırtıcı arketipler keşfettiğimiz sayısız mitolojiyi beslemiştir.

Bu kitap bizi dağlarla ilgili asırlık inançları, mitleri, halk geleneklerini ve batıl inançları keşfetmeye davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dağın karanlık, olumsuz, korkutucu bir görünüşü var. Tezahürleri kimi zaman bizi dehşete düşürür… Dağ istikrardır, güçtür, erktir… Dikeylik idealinin canlı tezahürüdür… Dağın verdiği en önemli ders, ölümün bir başlangıç olduğudur.”

  • Künye: Jean-Paul Roux – Kutsal ve Mitik Dağlar, çeviren: Lale Özcan, Dergah Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2024

Ramil Aliyev – Matematiksel Mitoloji ve Folklor (2024)

 

‘Matematiksel Mitoloji ve Folklor’, dünyada bu konuda yazılmış ilk eserdir.

Bu nedenle ilk defa böyle bir kitap okuyacaksınız.

Bilimler arası entegrasyona adanan bu çalışmada, mitolojinin öğrenilmesi sırasında matematiksel bilgiyi mitolojik dünya görüşü ve folklor metinlerine uygulama sorunları incelendi.

Ramil Aliyev bu kitabında, atalarımızın matematiksel-mitolojik dünya görüşünü, modern algoritmalara dayanan erken bir dijital matematiksel-geometrik dünya görüşü sistemi şeklinde ortaya çıkarmak gibi çetin bir işe girişti.

Matematiksel folklor metinlerine dayanarak matematiksel mitolojiyi bir bilim olarak düşündü ve muhteşem bir yapıya sahip bu monografiyi ortaya çıkardı.

Kitap, aynı zamanda Azeri halk bilimcilerimizin matematiksel düşüncelerini eserlerine göre analiz etmekte ve Azeri bilim insanlarının matematiksel düşünceleri ve matematiksel folklor çalışmalarının gelişimine dayalı olarak folklor metinlerindeki matematiksel modellerin bilimsel bir açıklamasını sunmaktadır.

  • Künye: Ramil Aliyev – Matematiksel Mitoloji ve Folklor, Doruk Yayınları, mitoloji, 216 sayfa, 2024

Erich Neumann – Büyük Ana (2024)

Jung psikolojisinin temel kavramlarından olan arketip her bireyin bilinçdışında var olan evrensel, kolektif imge ve örüntülerdir.

Jung’un en ünlü öğrencilerinden Erich Neumann bu kitabında “Büyük Ana” arketipinin yapısını çok sayıda görsel temsilden yola çıkarak tarif etmeye çalışırken dinler tarihi, arkeoloji, etnoloji gibi alanlardan müthiş zengin bir malzemeyi yorumluyor.

‘Büyük Ana’ arketipi zaman ve mekânda var olan somut bir imge değil insan ruhsallığında faaliyet gösteren içsel bir imgedir.

Hem bireyde ve grupta hem de kadında ve erkekte yaşar.

Bu sebeple de Neumann’ın bu eserini bir arkeoloji, sanat tarihi veya mitoloji kitabı olarak düşünmemek gerekir.

Yazarın amacı ruhsallıkta temel bir yeri olan Dişil arketipinin insanlığın eserlerinde ve mitlerdeki simgesel dışavurumunu anlaşılır kılmak ve modern insan için de geçerli olan bilinçdışı sembolizminin bir tahlilini yapmak.

  • Künye: Erich Neumann – Büyük Ana: Dişilin İmge ve Simgeleri, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 512 sayfa, 2024

Joseph Campbell – Yaşanılası Mitler (2024)

Düzgün işleyen bir mitoloji nedir ve işlevleri nelerdir?

Mitleri modern kaygımızı hafifletmek için kullanabilir miyiz yoksa kaygıyı beslemeye yardımcı olurlar mı?

Joseph Campbell, ‘Yaşanılası Mitler’de, günlük hayatımızı etkileyen evrensel mitlerin kalıcı gücünü araştırıyor ve ilkel geçmişten bugüne kadar mit oluşturma sürecini inceliyor, her zaman tüm mitolojinin kaynağı olan yaratıcı hayal gücüne geri dönüyor.

Campbell, Dünya’yı bölen sınırların paramparça olduğunu; mitlerin ve dinlerin her zaman belirli temel arketipleri izlediğini ve artık tek bir halka, bölgeye veya dine özgü olmadığını vurguluyor.

Ortak paydalarını nasıl tanımamız ve bu bilginin her yerde insan potansiyelini gerçekleştirmede kullanılmasına nasıl izin vermemiz gerektiğini gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“(…) Bizim mitolojimiz, hem içeride hem dışarıda olan sonsuz uzay ve ışığa ait olmalı. Gece kelebekleri gibi, onun çekici büyüsüne kapılmışız, dışarıya, Ay’a doğru uçuyoruz ve aynı zamanda da içeri doğru uçuyoruz. Bizim kendi gezegenimizde bütün ayırt edici ufuklar dağıldı. Artık sevgimizi eve ait kılarak başkasına saldırganlık besleyemeyiz; çünkü bu ‘Uzaygemisi Dünya’da artık, başka bir yer yok ve başkalarından veya başka bir yerden söz edip bunları öğreten bir mitoloji bu zamanın gereklerini karşılayamaz.

Baştaki sorumuza geri dönelim: yeni mitoloji nedir – veya ne olmalı?

Eski, sonsuz, ebedi, ‘öznel anlamıyla’ ne anımsanan bir geçmiş ne de tasarlanan bir geleceğe ait olmadan şiirsel olarak yenilenen ve insan soyu yaşadıkça hep böyle kalacak olan mitoloji, şimdi, ‘halkların’ dalkavukluğunun değil, kendini bilen insanların, bu güzel gezegende kendilerine bir yer edinmek için kavga eden egoların değil, eşit biçimde Başıboş Zihnin merkezi olan, ufuk olmadan her biri kendi yolunda hep birlikte uyananların mitolojisi olacak.”

  • Künye: Joseph Campbell – Yaşanılası Mitler, çeviren: Kudret Emiroğlu, Islık Yayınları, mitoloji, 368 sayfa, 2024

Georges Dumézil – Mitra Varuna (2024)

Hint-Avrupa Uygarlığı ve mitoloji uzmanı Dumézil, ‘Mitra-Varuna’da yönetici tanrı ve kahramanların nasıl hep ikili sunulduklarına ışık tutuyor.

Tüm Hint-Avrupa din ve sosyal sistemlerinin üç temel üzerine –egemenlik, savaş ve bereket–inşa edildiği teorisini öne süren Dumézil, ‘Mitra-Varuna’nın nasıl dini ve siyasi egemenliği temsil ettiğini okura sunuyor.

Şafak vakti ve Güneş’le ilişkilendirilen Hint tanrısı Mitra ile gökyüzü, okyanus ve suyla ilişkilendirilen Varuna arasındaki ikili ilişkiden yola çıkan Dumézil, Hindistan’dan İrlanda’ya, İran’dan Eski Almanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada ikili tanrı ve kahraman motiflerini gösteriyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mitra Varuna: Hükümranlığın İki Hint-Avrupa Temsili Üzerine, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2024

Alain – Mitolojiye Giriş (2024)

Ünlü Fransız deneme yazarı ve filozof Alain, mitoloji üzerine yapılan geleneksel ve tasnifçi çalışmalardan ziyade, mitlerin doğası ve işlevleri ile zaman ve mekânı aşarak insanın düşünce ve davranışları üzerinde nasıl derin bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Mitlerin nasıl oluştuğu ve varlıklarını neden sürdürdüklerine de odaklanan Alain, miti evrensel bir fenomen olarak incelerken onların korkulardan, umutlardan ve dünyayı anlamlandırma ihtiyacından nasıl doğduğunu ele alıyor.

Karmaşık felsefi mefhumları geniş bir kitle için erişilebilir kılmaya çalışan Alain’in berrak üslubuyla kaleme aldığı bu özgün ve ufuk açıcı inceleme, mitolojiye ilk temas için ideal ve aynı zamanda kişinin kendisi üzerine eğilmesi ve inançları hakkında kafa yorabilmesi açısından esaslı bir davettir.

  • Künye: Alain – Mitolojiye Giriş, çeviren: Ada Küçükmetin, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 112 sayfa, 2024

Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi (2024)

Kökleri yeraltına, dalları göğe uzanan ağaç, insanlık tarihinin en kadim ve en kutsal simgelerinden biridir.

Üst, orta ve alt dünyaları birbirine bağlayan ağaç tarihöncesinden beri bir hac ve tapınak merkezi oldu.

Bugün az sayıdaki avcı-toplayıcı halkın hâlâ kutsal ağaçları vardır ve topraklarından sürgün edilmiş olsalar bile o ağaçları ziyaret etmeye devam ediyorlar.

Ortaçağın sonlarında Doğu Avrupa’daki son pagan toplumların dinini değiştirmek isteyen misyonerler kutsal korulara saldırmıştı. Neolitik ilahlardan önce ağaçlar vardı.

Atalarımız onların gölgesine sığınıp dua etti.

Kışın yapraklarını döküp baharda yeniden dirilen ağaç tanrısal tezahürün en arkaik biçimlerinden biridir.

‘Ağaç Mitolojisi’, dünyayı anlamlandırma maceramızın, korkularımızın ve ümitlerimizin tarihine bakıyor.

  • Künye: Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi: Ritüeller, İnançlar, Mitler, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 132 sayfa, 2024

Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları (2024)

  • Neden farklı yer ve zamanlarda insanlar benzer semboller ve anlamlarla mitler ve hikâyeler üretsinler?
  • Farklı dinî veya ideolojik inançlara sahip insan grupları sonsuz çatışmaya mı mahkûmdur?
  • Bilimin ve dinin iddiaları gerçekten uzlaştırılamaz mı?
  • Grupların teşvik ettiği gaddarlığa yönelik bireysel eğilimi azaltmak için ne yapılabilir?

‘Anlam Haritaları’, modern nöropsikolojinin bize beyin hakkında söyledikleri ile uzun süredir anlatılan ritüeller, mitler ve dinî hikâyeler arasındaki bağlantıyı araştıran kışkırtıcı yeni bir hipotezle bu soruları ele alıyor.

Peterson’ın iddialı disiplinler arası incelemesi, din, bilişsel bilim ve mitoloji ile anlatıya yönelik Jungcu yaklaşımlardan örnekler ortaya koyuyor.

‘Anlam Haritaları’, arkaik ve modern düşüncenin zenginliğine eleştirel bir rehber olmanın yanı sıra insan motivasyonuna ve duygularına dair önemli içgörüler sunuyor.

  • Künye: Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları: İnancın Mimarisi, çeviren: Elif Kayurtar, Pegasus Yayınları, psikoloji, 824 sayfa, 2024

Kolektif – Psikomitoloji (2024)

Öncesi hiçlikti.

Sonra, varlık peyda oldu.

Canlandı bir zaman; günü geldi ayaklandı, insan oldu.

Söylenmeye başladı.

Kendini ve dünyasını anlamak için öyküler uydurdu, anlatmaya koyuldu.

Masallar anlattı, mitler yarattı, destanlar söyledi.

Şüphesiz inandı.

Tutkulu ideolojilere kapıldı.

Yazı yazdı, sayı saydı, kuram kurdu.

Baktı, düşündü, felsefe yaptı.

Varlığın ardındaki mutlak hiçliği, sözün gerisindeki derin sessizliği fark ettiği vakit ise her şeyden kuşkuya düştü.

Mehmet Bilgin Saydam’ın, özgün bir yorumlamayla, bireysel ve kolektif öykülerin çatı disiplini olarak tanımladığı psikomitoloji işte bu kuşkuyu rehber edinir.

Masalların, mitlerin, destanların, halk öykülerinin, türlü inanç ve felsefi görüşlerin, ideolojilerin ve bilimsel kuramların, varlık ve eylem bilgisinden yoksun insan tarafından, bu epistemolojik yoksunluğu ikame etmek üzere –çoğu kez farkında olunmaksızın– kurgulanan öyküler olduğunu varsayar.

Bu kurgusal öyküleri psikodinamik/psikokültürel perspektiften yorumlamak suretiyle, insan bilincinin ve ruhsallığının içyüzünü açığa çıkarmaya, yapısını, işleyişini ve gelişimini anlamaya çalışır.

İstanbul Psikomitoloji Çalışma Grubu (İPM) etkinliği kapsamında İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’la birlikte 2015 yılından bu yana düzenlenen “HER ŞEY HİKÂYE!” başlıklı seminer dizisinde mitolojiden dine, sanattan felsefeye, ideolojiden bilime dek insanın tüm kültürel hayat bilgisini kapsayan disiplinleri kendine has “öykü”lerine yer veriliyor.

İşte bu kitap, söz konusu seminerin metinlerini barındırıyor.

  • Künye: Kolektif – Psikomitoloji: İnsanı Öykülerinde Aramak 1, editör: M. Bilgin Saydam, Hakan Kızıltan, Minotor Kitap, mitoloji, 248 sayfa, 2024

Erdoğan Alkan – Alevi Mitolojisi (2024)

Erdoğan Alkan, Alevilik üzerine yapılan araştırmalardaki bir boşluğu bu kitabıyla dolduruyor.

Yabancı ve yerli kaynaklara dayanarak hazırladığı bu çalışmada, Alevi mitolojisinde, evrensel inançlar ve geleneklerde yer etmiş sayı ve hayvan simgelerinin günümüze kadarki seyrini örneklerle okuyucuya ulaştırıyor.

Kitapta yer alan bazı konu başlıkları şunlardır; “Mitolojide ve Alevilikte Sayılar”, “Sayıların Gizemi”, “Evrensel İnançlarda ve Geleneklerde Sayılar”, “Mitolojide ve Alevilikte Hayvan Simgeleri”.

  • Künye: Erdoğan Alkan – Alevi Mitolojisi: Sayılar ve Hayvan Simgeleriyle, Öteki Yayınevi, mitoloji, 171 sayfa, 2024