Kolektif – Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı (2023)

Lacan’ın kavramlarını öğrenmeye başlamak için eşsiz bir başlangıç noktası sunan ‘Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı’, okuru şu sekiz kavramı çalışmaya ve onlar üzerine düşünmeye davet ediyor: jouissance, Lacancı dört söylem, men etme, analistin arzusu, ayna evresi, Borromean düğüm, Lacancı özne ve son olarak fantazi.

Bu klasik eserde, sekiz önemli Lacancı kavram, Lacan’ın bunları ortaya attığı teorik ve/veya pratik bağlamın, eserleri boyunca nasıl geliştiklerinin ve cevaplamak için tasarlandıkları soruların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi yoluyla açıklanıyor.

Kitap, okuyucunun Lacancı teoriye aşina olmasını ya da Lacan’ın Écrits veya seminerlerini önceden biliyor olmasını gerektirmiyor.

İlk olarak 1998’de yayımlanan kitabın içerdiği fikirler her zamankinden daha güncel ve yeni baskısı yapılan bu kitap günümüz Lacancı düşünce araştırmacıları için hiç paha biçilmez bir değer taşıyacak türden.

Çalışma, yalnızca Lacan’ın öğretisindeki önemli unsurları açıklığa kavuşturan ve genişleten sağlam bir deneme koleksiyonu oluşturmakla kalmamış, Lacancı teori ve pratiğe açık ve eksiksiz bir giriş oluşturuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Dylan Evans, Bruce Fink, Russell Grigg, Katrien Libbrecht, Dany Nobus, Luke Thurston, Paul Verhaeghe ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı, editör: Dany Nobus, çeviren: Sinem Acar, Axis Yayınları, psikanaliz, 270 sayfa, 2023

Johannes Hepp – Homo Dijital (2023)

Sigmund Freud tarih boyunca insanlığın üç büyük hakarete uğradığını söylemişti.

Bunlardan ilki Kopernik’in evrenin merkezinde güneşin olduğunu keşfetmesi, ikincisi Darwin’in evrim teorisi, üçüncüsüyse Freud’un kendisinin ortaya attığı bilinçaltı kavramıydı.

Öyle ki Freud “İnsan kendi evinde bile patron değildir” diyerek insanın kibirli tahtını sarsmıştı.

Bugünse insanlık en büyük ve en kapsamlı dördüncü büyük hakarete maruz kalıyor, insanın bilinçdışının, gizli arzularının, isteklerinin ve duygularının kontrolünü ele geçirdiği dijital devrim yapıyor bunu.

Artık akıllı telefonlarımız ve algoritmalar bizim ne istediğimizi bizden çok daha iyi biliyor üstelik böyle bir çağda nevrozların şekli ve adı da değişiyor…

Bu sarsıcı kitapta psikolog ve psikoterapist Johannes Hepp, hızla ilerleyen dijitalleşme sürecinde 21. yüzyılın 21 nevrozunu tanımlıyor.

Çevrimiçi seks bağımlılığı, ilişki korkusu, artan iletişime rağmen yalnızlık, ahlak nevrozu, kusursuzluk peşinde koşma, patolojik yalan, değer görme bağımlığı, flört nevrozu, kendini sömürme ve deneyim doyumsuzluğuna kadar bugünün endüstri dünyasının yarattığı yeni sorunları ortaya koyuyor.

Hepp, somut ipuçları, kişisel deneyimler ve psikoterapötik uygulamalardan örneklerle zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmeye ve bu karanlık dijital ormanda güvenli bir şekilde yolumuzu bulmaya yardımcı oluyor.

  • Künye: Johannes Hepp – Homo Dijital: 21. Yüzyılda Bizi Zorlayan 21 Nevroz, çeviren: Gonca Gül Kurtulmuş, Serenad Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2023

Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar? (2023)

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onları tatmin edememekten (ve kadınların kendilerinden intikam almalarından) çekinirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onların sadık olmamalarından korkarlar.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin değildirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü kadınların sırları ve tılsımları vardır.

Fransız psikiyatr Jean Cournut, Freudcu düşünceden yola çıkarak ve literatürden epey beslenerek tamamladığı bu analizinde, kadınlığın “ötekiliğini”, iğdiş edilme kompleksini, tahakkümü, dişil olanın reddini inceliyor ve o azametli soruda ısrar ediyor: Erkekler kadınlardan neden korkar?

  • Künye: Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?, çeviren: Bülent Arıbaş, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2023

Neville Symington – Narsisizm (2023)

“Narsisizmin en önemli özelliklerinden biri, kendini bilmekten ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiğidir.”

Narsisizm kendini sevmekten çok, insan ilişkileri dünyasından soyutlanmakla ilgilidir.

Acıya veya korkuya karşı savunmacı bir tepkidir ve muhtemelen yaşamın oldukça erken dönemlerinde başlar.

Diğer savunma biçimleriyle ortak olarak, duygusal ve ruhsal gelişim üzerinde öldürücü bir etkiye sahip olma eğilimindedir.

Duygusal büyüme ve gelişmemizin önündeki temel engel olarak gördüğü narsisizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz psikanalist Neville Symington, bu kitapla narsisizmi yalnızca birkaç rahatsız kişiyi etkileyen dar bir klinik durum olarak ele almıyor.

Aksine, insanlığın kaçınılmaz bir yönü olduğunu ve bir dereceye kadar hepimizde bulunduğunu ifade ediyor.

Narsisizmin üstesinden gelmenin, yaratıcı özümüzle temasa geçmeyi içerdiğinin altını çiziyor; faydalı bir yol haritası geliştirmemize yardımcı oluyor ve işler zorlaştığında güçlü kalmamız için bize ilham veriyor.

Çağdaş psikanalizle ilgilenen herkes, Symington’ın narsisizmin doğasına ilişkin kendi kavramlarını hem teorik hem de her şeyden önce klinik olarak okumalı.

Yazar, uygulamasından birçok klinik örneğe ek olarak, tezini farklı açılardan açıklamak için Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sından kapsamlı bir şekilde yararlanıyor.

  • Künye: Neville Symington – Narsisizm, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2023

Donald Kalsched – Travma ve Ruh (2023)

Travmanın ruhumuz, maneviyatımız üzerindeki etkisi üzerine muhakkak okunması gereken bir eser.

Donald Kalsched’in burada klasik psikanalitik yazarların yanı sıra çağdaş sinirbilimin içgörüleriyle Jung düşüncesini birbirine bağlaması kitabın asıl özgünlüğü.

Kalsched bu kitabında psikanalitik yakınlıkta ortaya çıkan mistik ve ruhsal anları incelemeye alıyor.

Klinik örnekler, terapi diyalogları ve rüyalar üzerinden terapinin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor.

Travmadan sağ çıkanlar aracılığıyla, analiz edene de sıradan düzenin dışında, aydınlık ve karanlığın buluştuğu “başka bir dünya”nın kapıları aralanıyor.

Kalsched bu mito-şiirsel dünyanın, Freud’un öne sürdüğü gibi yaşamın acı gerçekleriyle mücadelemizin ürünü olan bir savunma mekanizması değil, aksine insan deneyiminin süregelen gerçekliği olduğunu savunuyor: İyileşme sürecinin bizzat merkezinde yer alan ve başka zamanlarda da tuhaf bir şekilde ona direnen bir gizem.

Bu kitap, psikanalitik çalışmanın gizemini yeniden ortaya çıkarma çabasının ürünü.

Sıradan hastaların ve sıradan psikoterapistlerin birlikte çalışarak insan ruhunun gerçekliğine ve psişenin derinliklerine bakışlarını ve deneyim aracılığıyla değişme hikâyelerini anlatıyor.

‘Travma ve Ruh’, “psişik” yönelimi olanlar da dahil, psikoterapistler, psikanalistler, analitik psikologlar ve dışavurumcu sanat terapistleri için özellikle merak uyandırıcı olacaktır.

  • Künye: Donald Kalsched – Travma ve Ruh, çeviren: Ali Oğuz Bozkurt, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 512 sayfa, 2023

W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları (2023)

‘Psikanalitik Kişilik Çalışmaları’, ünlü İskoç psikanalist W. R. D. Fairbairn’in 1952’ye kadar çeşitli dergilerde yayımladığı ve psikanalize yaptığı yenilikçi katkıları ortaya koyan bir derleme.

Bebeğin ve çocuğun ilişki ihtiyacını gelişiminin merkezine yerleştiren bu makaleler psikanaliz kuramında köklü bir değişiklik gerçekleştirdi; kişiliğin yapısı ve dinamiklerine dair tamamen yeni bir bakış açısı sundu.

Nesne ilişkileri kuramını işleyerek oluşturduğu ruhsal yapı modelini, bakım verenlerle ilk tecrübelerin içselleştirilmesi üzerine inşa eden Fairbairn bu derlemede; benliğin bölünmesi ve acı verici içsel nesne ilişkilerinin bastırılması yoluyla tüm ilişkilerde kaçınılmaz olan tatminsizliklerle nasıl baş edildiğini gösterir.

Çocuğun ebeveyninin duygusal olarak duyarlı tarafını tepkisiz taraftan ayırarak ‘iyi’ ve ‘kötü’ nesneler yarattığını, aynı zamanda, sıklıkla sınır durumlara yol açan bir süreç olarak benliği de ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak böldüğünü ileri sürer.

Bowlby’nin bağlanma kuramına, Guntrip ve Sutherland’in kendilik üzerine yazılarına, Kernberg’in ağır kişilik bozukluklarının tedavisine, Mitchell’in ilişkisel kuramına başlangıç noktası oluşturan fikirleriyle Fairbairn çağdaş psikanaliz kuramına şekil vermiş öncülerden biridir.

Sınır durumlara yönelik oldukça yeni bir kuramsal ve klinik yaklaşım geliştirmesi, bugün bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok önemli olmaya devam etmektedir.

  • Künye: W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları, çeviren: Menekşe Arık, İş Kültür Yayınları, psikanaliz, 256 sayfa, 2023

Todd McGowan – Irkçı Fantazi (2023)

Felsefe, psikanaliz, siyaset teorisi ve eleştirel teorinin kesişimindeki çalışmalarıyla tanınan Todd McGowan’ın ‘Irkçı Fantezi’ adlı kitabı, modernitenin asli sorunlarından biri olan ırkçılığa bakışımızı kökten değiştirecek, ırkçılık karşıtı mücadele için elzem bir metin.

McGowan kitabında kendi deyimiyle ırkçılığın psişik rezonansını irdeliyor, diğer bir ifadeyle bilinçdışının ırkçılıkta oynadığı rolü ele alıyor.

Ona göre ırkçılığın bilinçdışı yanı, yıkıcılığı ya da adaletsizliği değil, ırkçı için keyif üretmesidir.

Kitap boyunca toplumsal linç ve polis cinayetlerinden, antisemitizme, Hollywood filmlerine ve müziğe uzanan geniş bir yelpazede bu keyfin izlerini sürüyor.

Kapitalist modernitede gelişen, çağdaş toplumun temelini oluşturan bu ırkçı psişenin altında yatan temel fantazi yapısını ortaya koyan bu çalışma, ırkçı fantaziye yapılan bu muazzam bilinçdışı yatırımın ırkçılığın devamlılığını sağladığını iddia ediyor.

Söz konusu fantazi yapısını yerinden oynatmadan ve bunu gerektiren kapitalist ilişkileri değiştirmeden ırkçılıkla mücadeleyi hakkıyla sürdürmenin mümkün olmadığını açıkça gösteriyor.

  • Künye: Todd McGowan – Irkçı Fantazi: Nefretin Bilinçdışı Kökleri, çeviren: Erkal Ünal, Axis Yayınları, siyaset, 270 sayfa, 2023

Paul Verhaeghe – Yalnızlık Zamanında Aşk (2023)

Üç büyüleyici deneme!

Aşka, cinselliğe ve ilişkilere dair derinlikli bir okuma yapmak isteyen bütün okurları cezbedecek bir kitap!

İlk deneme olan “İmkânsız Çift”, kadın ve erkek arasındaki çağdaş ilişkinin hem mizahi hem de keskin bir analizidir.

“Kaçışan Babalar” başlıklı ikinci denemede yazar, günümüzde Freudcu

Oidipus kompleksinin ortadan kalktığını ve bunun sonucunda klasik cinsiyet rollerinin yıkıldığını gösteriyor.

Postmodern ahlak, önceki ahlakla karşılaştırıldığında tuhaftır, çünkü zevk alma zorunluluğu getirmektedir.

Beklenen hazzın gelmediğini ve bunun yerine can sıkıntısı, mutsuzluk, yalnızlık, endişe ve öfkeyle karşı karşıya kaldığımızı gördüğümüzde işler daha da garipleşir.

Yazar, Eros ve Thanatos arasındaki karşıtlığı iki cinsel haz biçimi arasındaki karşıtlık olarak yeniden ele alıyor.

Bu karşıtlığın heteroseksüel aşkta her zaman mevcut olması, cinsiyet farklılaşmasının geçici kültürel biçimlerin ötesine geçtiğini gösteriyor.

Erişilebilir bir şekilde yazılmış ve kışkırtıcı bir tartışmayı içeren ‘Yalnızlık Zamanında Aşk’, günümüzün yüzeysel ilişki ve kadın-erkek tartışmalarının çok ötesine geçen bir polemik.

Yazar, sıradan düşünme yollarını terk ediyor ve bizi cinsellik ve aşkta neyin harekete geçirdiğini keşfediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Freud’a göre, her erkeğin hayatında üç kadın vardır: Ona bakan kadın, onu içine alan kadın ve onu yok eden kadın. Her üçü de anadır: Kendi anası, çocuğunun anası ve onu geri alacak olan toprak ana.”

  • Künye: Paul Verhaeghe – Yalnızlık Zamanında Aşk: Dürtü ve Arzu Üzerine Üç Deneme, çeviren: Pınar Garan, Axis Yayınları, psikanaliz, 2023

Mikkel Borch Jacobsen – Freud’un Hastaları (2023)

Freud’un olgu öykülerinde bahsedilen ana karakterleri pek çok kişi tanır: Dora, Küçük Hans, Sıçan Adam, Kurt Adam…

Peki, bu takma isimlerin ardındaki gerçek isimler ve gerçek hayatlar hakkında ne biliyoruz?

Mesela Italo Svevo’nun, edebiyat tarihine damga vurmuş ‘Zeno’nun Bilinci’ romanını; Freud’un çalışmalarına olan ilgisinin yanı sıra, eşinin erkek kardeşi Bruno Veneziani’nin psikanaliz sürecinden hareketle kaleme aldığını duymuş muydunuz?

‘Freud’un Hastaları’nda, tanıdık öykülerle birlikte analistinin binasından kendini atan Pauline Silberstein, ünlü mimar Karl Mayreder, milyoner Carl Liebmann gibi az bilinen vakalar da yer alıyor.

Mikkel Borch-Jacobsen bu çalışmasında, Freud’un divanında geçen hayatları anlatırken, psikanalizin gelişim sürecini de kaynaklara dayanarak çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kimi zaman komik kimi zaman trajik ve dokunaklı olan bu öyküler; okura Viyana’nın tarihi atmosferini, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun son günlerini, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın yıkıcılığını aktarırken, ayrıca bambaşka bir Freud’u da tanımanızı sağlıyor.

  • Künye: Mikkel Borch Jacobsen – Freud’un Hastaları: Modern Psikolojinin Kurucusu Freud’un Danışanlarıyla Arasında Geçen Diyaloglar, çeviren: Seda Sevinç, Nora Kitap, psikanaliz, 376 sayfa, 2023

Stefano Bolognini – Yaşama Dair Akışlar (2023)

‘Yaşama Dair Akışlar’, ruhsallıklararası kavramını ya da bilinçdışı veya bilinçöncesi kişilerin birbiriyle arasındaki ve kendi içlerindeki etkileşimleri araştırıyor ve psikanalitik kuram ve uygulamayı anlamadaki önemini gösteriyor.

Zengin klinik malzeme üzerinden Stefano Bolognini, kendilik ve ego arasındaki etkileşimin, bilinçöncesi çağrışımlardan nasıl etkilenebileceğini ve tüm bunların bizim kendilik kavramımızı ve sosyal etkileşimimizin gelişimini nasıl engelleyebileceğini açıklıyor.

Uluslararası kuramsal ve klinik bilgisini bir araya getiren Bolognini, bilinçdışını kavrayabilmemiz adına anlamlı yollar sunarken hastaların bilinçöncesi kanallarını dönüştürücü bir şekilde canlı ve yaşanabilir hale getirir.

Ruhsal yaşamın bedensel etkileşimle ortaya çıkanlara eşdeğer içsel ve dışsal etkileşimlerden oluştuğu anlayışıyla ‘Yaşama Dair Akışlar’, içsel yaşamın çocukluktan itibaren gelişimimizi nasıl şekillendirebileceğine dair aydınlatıcı bir açıklama sunuyor.

İtalyan, İngiliz ve Kuzey Amerika psikanalizinden anlamlı bir şekilde yararlanan öğretici ve güncel bir metin olan ‘Yaşama Dair Akışlar’, psikanalistler ve psikoterapistler için kendi uygulamaları içinde ruhsal olanı anlamaya ve uygulamaya çalışırken kritik öneme sahip olacaktır.

  • Künye: Stefano Bolognini – Yaşama Dair Akışlar, çeviren: Cemile Serin Gürdal, Livera Yayınevi, psikanaliz, 242 sayfa, 2023