Alfie Bown – Keyif Almak (2023)

Dijital kültür ve psikanaliz üzerine birçok kitabın yazarı olan Alfie Bown, tam anlamıyla bir şen bilimci.

‘Keyif Almak: Candy Crush ve Kapitalizm’, bizi harekete geçiren temel parçamız olan keyif üzerine Pierre Bourdieu, Guattari, Žižek ve Benjamin gibi isimlerle eğlenceli tartışmalara girerken derinlikli çözümlemeler sunarak, kapitalizm ve onun aygıtlarıyla alay ediyor.

Tabii ki öncesinde bizimle. Bown neşesiyle keyif almak üzerine olan bütün düşüncelerimizi yerinden sarsacak güce sahip.

‘Keyif Almak’, Eleştirel Teori’den Candy Crush’a, Gangnam Style’dan Game of Thrones’a ve Football Manager’dan Hieronymus Bosch’a, hepsini bir dizi psikanalitik vaka olarak ele alıyor.

Manchester Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı dersleri vermenin yanı sıra eleştirel teori ve komedi üzerine yazan Guardian’ın da silahşörlerinden Bown, modern kapitalizmin özneleri olarak, keyfimizi kendimiz değil keyfimizin bizi seçtiğini bağıra çağıra anlatıyor.

Birer özne olarak inşa edilmemizde kilit rol oynadığını göstermek üzere Lacan’ın fikirlerinden ilham alarak bizi keyif üzerine yeniden düşündürtüyor, ‘Keyif almak: Candy Crush ve Kapitalizm’de.

Keyfinizin hangi ideolojik amaca hizmet ettiğini veya Deleuze okumanızın Candy Crush oynamaktan ne farkı olduğunu merak ediyorsanız bu kitaptan keyif alacaksınız.

  • Künye: Alfie Bown – Keyif Almak: Candy Crush ve Kapitalizm, çeviren: Emine Ayhan, Epona Yayınları, inceleme, 119 sayfa, 2023

Adam Phillips – Değişmeyi İstemek Üzerine (2023)

Psikanalitik teorinin önemli isimlerinden Adam Phillips’in ‘Değişmeyi İstemek Üzerine’ adlı kitabı, hayatlarımızı değiştirmeye yönelik evrensel dürtüyü odağına alıyor.

Değişimle ilgili eğilimlerimizi, değişmeyi isterken gerçekte ne yönde değiştiğimizi, ne ölçüde istediğimiz yönde değişebileceğimizi keşfe çıkan iyi bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Daima değişiyoruz ve değişme şeklimizi seçmek, hatta tasarlamak istiyoruz. Değişim, siyaset veya terapi yoluyla, din veya spor yoluyla, üretkenlik veya büyüme yoluyla, ilişkiler veya ilişkilerden uzak durma yoluyla, sanat veya bilim yoluyla aranabilir. Değişimin bir arzu nesnesi olduğu aşikârdır, gerçi asıl istenen değişim, tercih edilen yönde gerçekleşecek bir değişimdir. Hayatlarımızın sürekli ileriye doğru giden bir hikâye olmasını istiyoruz. Ancak değişim, belirsiz bir arzu nesnesi olarak büyüleyici olduğu kadar dehşet verici de olabilir.

Kendimiz için isteyebileceğimiz değişim türlerini nasıl keşfedeceğiz? Ve eğer mümkünse, bu mevcut değişim biçimlerini diğer insanların bizi ikna etmeye hevesli olduğu değişimlerden nasıl ayırabiliriz?”

  • Künye: Adam Phillips – Değişmeyi İstemek Üzerine, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2023

Christopher Bollas – Histeri (2023)

Sigmund Freud’dan hareket eden, Melanie Klein ve Donald Winnicott ekollerine uğrayan, Fransız psikanalitik düşüncesinden Jacques Lacan’ı da ihmal etmeyen bu eserinde Christopher Bollas, histeri hususunda uzun süredir var olan fikirlere yeni bakış açıları getirerek psikanaliz ve psikoterapiyle ilgilenen öğrenciler ve profesyonellerin yanı sıra Batı kültüründe kişiliğin oluşumuyla ilgilenen sıradan okurlar için de aydınlatıcı bir metin sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Histeri ile ilgili her deneme, onun meşhur özelliklerini anmak zorunda. Histeri dendiğinde, bedenlerinin cinsel istekleri altında bunalmış, cinsel düşüncelerini bastıran, konversiyonlarına kayıtsız, ötekiyle had safhada özdeşleşen, kendini teatral tarzda ifade eden, kendini varoluşuna adayacağı yerde onu gündüz düşlerinde hayal eden, çocuksu bir masumiyeti erişkin dünyeviliğine yeğleyen insanlar akla gelir. Telkinden mustariptirler; ya ötekinden kolayca etkilenir, ya da düşüncelerini kendilerine refakat eden diğer histeriklere aktarırlar. Her ne kadar karakter bozuklukları âleminde ikamet eden başkaları da yukarıdaki özelliklerden bir veya birkaçını paylaşsa da bunların tümü yalnızca histerikte tek ve dinamik bir biçim altında bir araya gelir.

Kendime biçtiğim vazife, bütün bu özellikleri histerik biçimin kalıbına dökecek bir teori temin etmek.”

  • Künye: Christopher Bollas – Histeri, çeviren: Evren Asena, Kolektif Kitap, psikanaliz, 344 sayfa, 2023

Kolektif – Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı (2023)

Lacan’ın kavramlarını öğrenmeye başlamak için eşsiz bir başlangıç noktası sunan ‘Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı’, okuru şu sekiz kavramı çalışmaya ve onlar üzerine düşünmeye davet ediyor: jouissance, Lacancı dört söylem, men etme, analistin arzusu, ayna evresi, Borromean düğüm, Lacancı özne ve son olarak fantazi.

Bu klasik eserde, sekiz önemli Lacancı kavram, Lacan’ın bunları ortaya attığı teorik ve/veya pratik bağlamın, eserleri boyunca nasıl geliştiklerinin ve cevaplamak için tasarlandıkları soruların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi yoluyla açıklanıyor.

Kitap, okuyucunun Lacancı teoriye aşina olmasını ya da Lacan’ın Écrits veya seminerlerini önceden biliyor olmasını gerektirmiyor.

İlk olarak 1998’de yayımlanan kitabın içerdiği fikirler her zamankinden daha güncel ve yeni baskısı yapılan bu kitap günümüz Lacancı düşünce araştırmacıları için hiç paha biçilmez bir değer taşıyacak türden.

Çalışma, yalnızca Lacan’ın öğretisindeki önemli unsurları açıklığa kavuşturan ve genişleten sağlam bir deneme koleksiyonu oluşturmakla kalmamış, Lacancı teori ve pratiğe açık ve eksiksiz bir giriş oluşturuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Dylan Evans, Bruce Fink, Russell Grigg, Katrien Libbrecht, Dany Nobus, Luke Thurston, Paul Verhaeghe ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Lacancı Psikanalizin 8 Temel Kavramı, editör: Dany Nobus, çeviren: Sinem Acar, Axis Yayınları, psikanaliz, 270 sayfa, 2023

Johannes Hepp – Homo Dijital (2023)

Sigmund Freud tarih boyunca insanlığın üç büyük hakarete uğradığını söylemişti.

Bunlardan ilki Kopernik’in evrenin merkezinde güneşin olduğunu keşfetmesi, ikincisi Darwin’in evrim teorisi, üçüncüsüyse Freud’un kendisinin ortaya attığı bilinçaltı kavramıydı.

Öyle ki Freud “İnsan kendi evinde bile patron değildir” diyerek insanın kibirli tahtını sarsmıştı.

Bugünse insanlık en büyük ve en kapsamlı dördüncü büyük hakarete maruz kalıyor, insanın bilinçdışının, gizli arzularının, isteklerinin ve duygularının kontrolünü ele geçirdiği dijital devrim yapıyor bunu.

Artık akıllı telefonlarımız ve algoritmalar bizim ne istediğimizi bizden çok daha iyi biliyor üstelik böyle bir çağda nevrozların şekli ve adı da değişiyor…

Bu sarsıcı kitapta psikolog ve psikoterapist Johannes Hepp, hızla ilerleyen dijitalleşme sürecinde 21. yüzyılın 21 nevrozunu tanımlıyor.

Çevrimiçi seks bağımlılığı, ilişki korkusu, artan iletişime rağmen yalnızlık, ahlak nevrozu, kusursuzluk peşinde koşma, patolojik yalan, değer görme bağımlığı, flört nevrozu, kendini sömürme ve deneyim doyumsuzluğuna kadar bugünün endüstri dünyasının yarattığı yeni sorunları ortaya koyuyor.

Hepp, somut ipuçları, kişisel deneyimler ve psikoterapötik uygulamalardan örneklerle zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmeye ve bu karanlık dijital ormanda güvenli bir şekilde yolumuzu bulmaya yardımcı oluyor.

  • Künye: Johannes Hepp – Homo Dijital: 21. Yüzyılda Bizi Zorlayan 21 Nevroz, çeviren: Gonca Gül Kurtulmuş, Serenad Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2023

Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar? (2023)

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onları tatmin edememekten (ve kadınların kendilerinden intikam almalarından) çekinirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onların sadık olmamalarından korkarlar.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin değildirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü kadınların sırları ve tılsımları vardır.

Fransız psikiyatr Jean Cournut, Freudcu düşünceden yola çıkarak ve literatürden epey beslenerek tamamladığı bu analizinde, kadınlığın “ötekiliğini”, iğdiş edilme kompleksini, tahakkümü, dişil olanın reddini inceliyor ve o azametli soruda ısrar ediyor: Erkekler kadınlardan neden korkar?

  • Künye: Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?, çeviren: Bülent Arıbaş, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2023

Neville Symington – Narsisizm (2023)

“Narsisizmin en önemli özelliklerinden biri, kendini bilmekten ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiğidir.”

Narsisizm kendini sevmekten çok, insan ilişkileri dünyasından soyutlanmakla ilgilidir.

Acıya veya korkuya karşı savunmacı bir tepkidir ve muhtemelen yaşamın oldukça erken dönemlerinde başlar.

Diğer savunma biçimleriyle ortak olarak, duygusal ve ruhsal gelişim üzerinde öldürücü bir etkiye sahip olma eğilimindedir.

Duygusal büyüme ve gelişmemizin önündeki temel engel olarak gördüğü narsisizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz psikanalist Neville Symington, bu kitapla narsisizmi yalnızca birkaç rahatsız kişiyi etkileyen dar bir klinik durum olarak ele almıyor.

Aksine, insanlığın kaçınılmaz bir yönü olduğunu ve bir dereceye kadar hepimizde bulunduğunu ifade ediyor.

Narsisizmin üstesinden gelmenin, yaratıcı özümüzle temasa geçmeyi içerdiğinin altını çiziyor; faydalı bir yol haritası geliştirmemize yardımcı oluyor ve işler zorlaştığında güçlü kalmamız için bize ilham veriyor.

Çağdaş psikanalizle ilgilenen herkes, Symington’ın narsisizmin doğasına ilişkin kendi kavramlarını hem teorik hem de her şeyden önce klinik olarak okumalı.

Yazar, uygulamasından birçok klinik örneğe ek olarak, tezini farklı açılardan açıklamak için Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sından kapsamlı bir şekilde yararlanıyor.

  • Künye: Neville Symington – Narsisizm, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2023

Donald Kalsched – Travma ve Ruh (2023)

Travmanın ruhumuz, maneviyatımız üzerindeki etkisi üzerine muhakkak okunması gereken bir eser.

Donald Kalsched’in burada klasik psikanalitik yazarların yanı sıra çağdaş sinirbilimin içgörüleriyle Jung düşüncesini birbirine bağlaması kitabın asıl özgünlüğü.

Kalsched bu kitabında psikanalitik yakınlıkta ortaya çıkan mistik ve ruhsal anları incelemeye alıyor.

Klinik örnekler, terapi diyalogları ve rüyalar üzerinden terapinin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor.

Travmadan sağ çıkanlar aracılığıyla, analiz edene de sıradan düzenin dışında, aydınlık ve karanlığın buluştuğu “başka bir dünya”nın kapıları aralanıyor.

Kalsched bu mito-şiirsel dünyanın, Freud’un öne sürdüğü gibi yaşamın acı gerçekleriyle mücadelemizin ürünü olan bir savunma mekanizması değil, aksine insan deneyiminin süregelen gerçekliği olduğunu savunuyor: İyileşme sürecinin bizzat merkezinde yer alan ve başka zamanlarda da tuhaf bir şekilde ona direnen bir gizem.

Bu kitap, psikanalitik çalışmanın gizemini yeniden ortaya çıkarma çabasının ürünü.

Sıradan hastaların ve sıradan psikoterapistlerin birlikte çalışarak insan ruhunun gerçekliğine ve psişenin derinliklerine bakışlarını ve deneyim aracılığıyla değişme hikâyelerini anlatıyor.

‘Travma ve Ruh’, “psişik” yönelimi olanlar da dahil, psikoterapistler, psikanalistler, analitik psikologlar ve dışavurumcu sanat terapistleri için özellikle merak uyandırıcı olacaktır.

  • Künye: Donald Kalsched – Travma ve Ruh, çeviren: Ali Oğuz Bozkurt, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 512 sayfa, 2023

W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları (2023)

‘Psikanalitik Kişilik Çalışmaları’, ünlü İskoç psikanalist W. R. D. Fairbairn’in 1952’ye kadar çeşitli dergilerde yayımladığı ve psikanalize yaptığı yenilikçi katkıları ortaya koyan bir derleme.

Bebeğin ve çocuğun ilişki ihtiyacını gelişiminin merkezine yerleştiren bu makaleler psikanaliz kuramında köklü bir değişiklik gerçekleştirdi; kişiliğin yapısı ve dinamiklerine dair tamamen yeni bir bakış açısı sundu.

Nesne ilişkileri kuramını işleyerek oluşturduğu ruhsal yapı modelini, bakım verenlerle ilk tecrübelerin içselleştirilmesi üzerine inşa eden Fairbairn bu derlemede; benliğin bölünmesi ve acı verici içsel nesne ilişkilerinin bastırılması yoluyla tüm ilişkilerde kaçınılmaz olan tatminsizliklerle nasıl baş edildiğini gösterir.

Çocuğun ebeveyninin duygusal olarak duyarlı tarafını tepkisiz taraftan ayırarak ‘iyi’ ve ‘kötü’ nesneler yarattığını, aynı zamanda, sıklıkla sınır durumlara yol açan bir süreç olarak benliği de ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak böldüğünü ileri sürer.

Bowlby’nin bağlanma kuramına, Guntrip ve Sutherland’in kendilik üzerine yazılarına, Kernberg’in ağır kişilik bozukluklarının tedavisine, Mitchell’in ilişkisel kuramına başlangıç noktası oluşturan fikirleriyle Fairbairn çağdaş psikanaliz kuramına şekil vermiş öncülerden biridir.

Sınır durumlara yönelik oldukça yeni bir kuramsal ve klinik yaklaşım geliştirmesi, bugün bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok önemli olmaya devam etmektedir.

  • Künye: W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları, çeviren: Menekşe Arık, İş Kültür Yayınları, psikanaliz, 256 sayfa, 2023

Todd McGowan – Irkçı Fantazi (2023)

Felsefe, psikanaliz, siyaset teorisi ve eleştirel teorinin kesişimindeki çalışmalarıyla tanınan Todd McGowan’ın ‘Irkçı Fantezi’ adlı kitabı, modernitenin asli sorunlarından biri olan ırkçılığa bakışımızı kökten değiştirecek, ırkçılık karşıtı mücadele için elzem bir metin.

McGowan kitabında kendi deyimiyle ırkçılığın psişik rezonansını irdeliyor, diğer bir ifadeyle bilinçdışının ırkçılıkta oynadığı rolü ele alıyor.

Ona göre ırkçılığın bilinçdışı yanı, yıkıcılığı ya da adaletsizliği değil, ırkçı için keyif üretmesidir.

Kitap boyunca toplumsal linç ve polis cinayetlerinden, antisemitizme, Hollywood filmlerine ve müziğe uzanan geniş bir yelpazede bu keyfin izlerini sürüyor.

Kapitalist modernitede gelişen, çağdaş toplumun temelini oluşturan bu ırkçı psişenin altında yatan temel fantazi yapısını ortaya koyan bu çalışma, ırkçı fantaziye yapılan bu muazzam bilinçdışı yatırımın ırkçılığın devamlılığını sağladığını iddia ediyor.

Söz konusu fantazi yapısını yerinden oynatmadan ve bunu gerektiren kapitalist ilişkileri değiştirmeden ırkçılıkla mücadeleyi hakkıyla sürdürmenin mümkün olmadığını açıkça gösteriyor.

  • Künye: Todd McGowan – Irkçı Fantazi: Nefretin Bilinçdışı Kökleri, çeviren: Erkal Ünal, Axis Yayınları, siyaset, 270 sayfa, 2023