Sigmund Freud – Bir Çocukluk Nevrozu Hikâyesi: Kurt Adam Vakası (2011)

  • BİR ÇOCUKLUK NEVROZU HİKÂYESİ: KURT ADAM VAKASI, Sigmund Freud, çeviren: Dilman Muradoğlu, Say Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa

 

Sigmund Freud’un, Adler ve Jung’u eleştirmek için kendisine kanıtlar sunmasıyla özel önem verdiği ‘Kurt Adam Vakası’, aynı zamanda onun en ünlü olgu öykülerinden. ‘Kurt Adam’, sağaltım için Freud’a başvuran bir Rus gencinin saplantılı korkularının ve saldırgan itkilerinin bir analizi. Genç adamın tedavisi uzun yıllar sürmüş ve hasta, ruh sağlığına yeniden kavuşmuştu. Olgu adını, hastanın, çocukluğunda kurtlara karşı duyduğu histerik korkudan ve saplantılardan alıyor. Kitap, Freud’un söz konusu gencin hastalık hikâyesi ve hastanın çevresi ile ilgili genel bilgiler vermesiyle başlıyor. Freud daha sonra, hastanın çocukluğunda yaşadığı baştan çıkarmayı ve ilk sonuçlarını; rüyada görülen primal sahneyi; saplantı nevrozunu; anal erotizm ve kastrasyon kompleksini ve primal döneme ait diğer ek bilgileri anlatıyor.

Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği (2011)

Psikanaliz ve felsefe ilişkisini irdelediği çalışmalarıyla bilinen Alenka Zupančič bu eserinde, felsefenin komediyle ilişkisine odaklanıyor.

Komedinin önemli bir düşünce nesnesi olduğu ve böylelikle felsefe ile psikanalizin insana dair kavrayışında komediden öğrenebileceği birçok şey bulunduğu, Zupančič’in çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Komediyle ilgili düşüncelerin çoğu zaman ideolojik bakış açılarına kurban edildiğini, ayrıca gülme ve mizahın ideolojiyle yakın ittifak içinde olduğunu söyleyen yazar, komedi konusunda ideolojinin takındığı katı fanatizmin karşısına, felsefenin içinde bulunduğunu savladığı komedi nüvelerini koyuyor.

  • Künye: Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 214 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein – Filmler ve Rüyalar (2011)

  • FİLMLER VE RÜYALAR, Thorsten Botz-Bornstein, çeviren: Cem Soydemir, Metis Yayınları, sinema, 207 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein, ilginç çalışması ‘Filmler ve Rüyalar’da, Freud’un rüya kuramını film çalışmalarına uyguluyor. Yazar incelemesini, Andrey Tarkovski, Ingmar Bergman, Aleksandr Sokurov, Stanley Kubrick ve Wong Kar-Wai gibi sinema tarihinin önemli yönetmenleri üzerinden yapıyor. Film çalışmalarında rüya kuramına başvururken, rüyaları estetik ifadeler olarak ele alan Botz-Bornstein, adı geçen yönetmenlerin, bu ifadeleri nasıl geliştirdiklerini irdeliyor. Rüyaların, farklı şekillerde kullanabildikleri bir “rüya zamanı”na sahip oldukları ve böylece rüyaların filmlerle bünyevi benzerlikler taşıdığı, yazarın dikkat çeken tezlerinden.

Karen Horney – Nevrozlar ve İnsan Gelişimi (2011)

  • NEVROZLAR VE İNSAN GELİŞİMİ, Karen Horney, çeviren: Emre Erbatur, Sel Yayıncılık, psikanaliz, 432 sayfa

 

Karen Horney, ilk olarak 1950’de yayımlanan klasik çalışması ‘Nevrozlar ve İnsan Gelişimi’nde, hem psikanalitik kurama hem de insanlık durumuyla ilgili düşüncelere önemli bir katkı sunuyor. Horney’in çalışmasını özgün kılan başlıca husus, psikanalizin babası Freud’u temel almakla birlikte, bu ekole eleştirel bir yaklaşım sergilemesi. Nevrotik sürecin insan gelişiminin özel bir biçimi olduğunu söyleyen Horney, insanın bu yıkıcı süreci aşmasının tek yolunun kendini gerçekleştirmek olduğunu belirtiyor. Buradan hareketle özgürleşmenin temellerini araştıran Horney, kendini gerçekleştirmenin önkoşullarının nasıl yaratılabileceğini ele alıyor.

Saffet Murat Tura – Histerik Bilinç (2007)

  • HİSTERİK BİLİNÇ, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, psikanaliz, 238 sayfa

Saffet Murat Tura, ‘Histerik Bilinç’te, bilinç araştırmaları alanına yoğunlaşıyor. Tura çalışmasına şu temel sorularla başlıyor: “Hepimiz atomlardan oluşmuş maddi cisimler olduğumuz halde neden iç dünyamız, iç yaşantılarımız, bir ‘fenomenal bilincimiz’ var? Neden ‘içi karanlık’ biyolojik otomatlar değiliz?” Tura, bu sorunun cevabını ararken, bu soruları bilimsel olarak düşünülüp tartışılabilir sorunsallara dönüştürmeyi amaçlıyor. Tura’nın bunun yapılmasıyla amaçladığı şeyse, histerinin, bilincin gizemini açıklamada önemli bir görev üstleneceği inancı oluyor. Buradaki bilinçle kastedilenin, bilimsel bir bilinç kavramından çok, bilincin fenomenal yapısının, yani ‘fenomenal bilinç’ olduğunu belirtmekte fayda var. Tezini felsefe, psikiyatri, psikanaliz, psikoloji, nöroloji, sinirbilim, fizyoloji ve biyoloji üzerinden açıklayan Tura, klinik vakalardan da yararlanıyor.

Jean-Pierre Cléro – Lacan Sözlüğü (2011)

  • LACAN SÖZLÜĞÜ, Jean-Pierre Cléro, çeviren: Özge Soysal, Say Yayıncılık, sözlük, 177 sayfa

Jean-Pierre Cléro’nun hazırladığı ‘Lacan Sözlüğü’, psikanalist Jacques Lacan’ın temel kavramlarını anlaşılabilir bir üslupla çözümlüyor. “bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır” sözünün sahibi Lacan’ı özgün kılan başlıca husus, felsefede kabul görmüş kavramlarla çalışmış olmasıydı. Bu durum, onun hem psikanalist hem de filozof olarak tanımlanmış olmasının en önemli sebebi. Fakat daha da önemlisi, Lacan’ın, psikanalizin babası Sigmund Freud’u da, anlamını kendisinin geliştirdiği felsefi kavramlarla birlikte yorumlamasıydı. Elimizdeki sözlüğün, Lacan’ın bu iki hususiyetini merkeze almasıyla, önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz.

Thomas S. Szasz – Deliliğin İmalatı (2007)

  • DELİLİĞİN İMALATI, Thomas S. Szasz, çeviren: Gözde Genç, Yerdeniz Yayınları, psikoloji, 422 sayfa

Thomas S. Szasz’ın ‘Deliliğin İmalatı’ isimli bu kitap, ‘Engizisyon ve Akıl Sağlığı Hareketi Üzerine Karşılaştırmalı İnceleme’ alt başlığını taşıyor. Szasz’ın çalışmasının ana fikri, deliliğin bir hastalık olarak tanımlanması ve bununla beraber deli olarak yaftalananların akıl sağlığı yerinde olanların altında bir sınıf olarak kabul edilmeleri ezberine karşı çıkmak. Szasz, sosyal bakışın ‘öteki’ye olan ön yargısının, ‘öteki’yi yok etme çabasının dışında, kötülüğü ona yakıştırarak kendi iyiliğini doğrulamak şeklinde de ortaya çıktığını ve böylece ‘öteki’yi yeniden ve yeniden yarattığını belirtiyor. Dolayısıyla verili sistemin yaşamını sürdürübilmesi, Szasz’a göre, sürekli olarak ‘ötekiler ve kötüler’in yaratılmalarıyla mümkün kılınıyor. Bu bakış açısından hareketle kaleme kitap, kurumsal Psikiyatrinin tarihine dair önemli bir alternatif kitap özelliği gösteriyor.

Paul Ricoeur – Yoruma Dair / Freud ve Felsefe (2007)

  • YORUMA DAİR – FREUD VE FELSEFE, Paul Ricoeur, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, felsefe, 494 sayfa

‘Yoruma Dair’ Freudcu yorumlama tarzı üzerine yoğunlaşan bir kitap. Çağımızın önemli filozoflarından olan Ricoeur de tıpkı Freud gibi simgeler ve yorumlara ilgi duyuyor. Ricoeur bu kitabında, yorumlamanın psikanalizde ne anlama geldiğini, bu yorumun insanın “kendiliği” ile ilgili yeni bir anlayışa varıp varamayacağını, kültürün Freudcu yorumunun temel öneminin ne olduğunu ve Freud psikanalizindeki yorumun diğer yorumları dışlayıp dışlamadığını ele alıyor. Kendilik, adalet, sevgi, ahlak, bilgi, zaman, dil ve inanç, Ricoeur’ün tartıştığı başlıca konular.

Emanuel Berman – Diğer Ses (2007)

  • DİĞER SES, Emanuel Berman, çeviren: Bessi Meshulam, Bağlam Yayıncılık, psikoloji, 133 sayfa

‘Diğer Ses’, Freud’un öğrencisi, hastası ve yakın arkadaşı olan Sandor Ferenczi’nin psikanalitik tedaviye yaptığı katkılara odaklanan bir çalışma. Ferenczi’nin psikanalitik tedavide her zaman bir yenilikçi olarak kabul edildi. Bu yenilikçiliğinden kaynaklı olarak, psikanalizin hiçbir zaman mutlak doğrulardan  oluşmadığını ve bu disiplinde kesin bir ideolojinin olmadığını savundu. Emanuel Berman’ın bu çalışması, psikanalizin içinden olup bu disiplin hakkındaki farklı durumları dile getiren bir “diğer ses”in çalışmalarına odaklanıyor. Kitap, psikanalize dair eleştirilere ulaşmak ve bu disipline dair farklı yorumları öğrenmek isteyenlere önerilir.

Sigmund Freud – Çocukta Fobinin Analizi (2011)

  • ÇOCUKTA FOBİNİN ANALİZİ, Sigmund Freud, çeviren: Dilman Muradoğlu, Say Yayınları, psikanaliz, 158 sayfa

Sigmund Freud ‘Çocukta Fobinin Analizi’nde, Hans isimli çocuğun hastalığını ve tedavi sürecini anlatıyor. Hans’ın hastalığının ilk raporları, çocuk üç yaşındayken kaleme alınmış, tedavi süreci de beş yaşındayken sona ermişti. Hans deneyimi, Freud’un birçok çalışmasında karşımıza çıkar. Örneğin Freud, Hans’ın hastalığını takıntılar, semptomlar, anksiyete, totemizm, fobi, hayvan korkuları ve “Kurt Adam” vakası gibi konular bağlamında, farklı çalışmalarında irdelemişti. Burada, genel olarak çocukluk nevrozu bağlamında Hans’ın yaşadığı sorunlara odaklanan Freud’un yaklaşımı, çocuğun masumiyetini elinden almakla suçlanıp eleştirilmişti.