Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası (2017)

Kültür, hayatımızı ne kadar etkileyebilir?

Gazeteci Frank Bures, bu ilginç kitabında, kültürün bizi bunalıma sürükleyebilecek, hatta bizi delirtebilecek gerçek örneklerinin izini sürüyor.

Nijerya, Tayland, Borneo, Singapur, Japonya, Hong Kong, Çin ve daha pek çok coğrafyayı kapsayan araştırmalarında Bures, halk arasında yüzyıllara yayılan kültürel hurafelerin, ne denli sınır tanımaz boyutlar alabileceğini, daha da önemlisi, bu inanışların bireyin ruh sağlığı üzerinde nasıl derin izler bırakabileceğini gözler önüne seriyor.

Kitaptan birkaç örnek şöyle:

  • Büyüyle cinsel organın kaybedilmesi,
  • Amok diye bilinen Malezya’ya özgü cinnet hali,
  • Japon toplumunda, bazı kişilerin başkalarının utançlarından korktuğu “taijin kyufusho” durumu,
  • Malezya’da, ani bir korku sonrasında, çevrelerindekilerin sözlerini ve hareketlerini tekrar etme anlamına gelen “latah” hali,
  • Vudu ölümleri,
  • Japonya’da, özellikle genç bireyleri sosyalleşmekten aşırı derecede alıkoyan “sessiz salgın” furyası,
  • Kamboçya’da, insanlarda baş dönmesi, nefes alma zorluğu, uyuşukluk ve ateşlenmeye neden olduğuna inanılan “rüzgâr saldırısı” sendromu,
  • Hintli erkeklerin, fiziksel ve cinsel güçsüzlüğe uğradıklarını düşündükleri “dhat” sendromu…

Kitap, bu ve bunun gibi pek çok dikkat çekici örnek üzerinden, kültürün, algılamamızı ve davranışımızı nasıl güçlü bir biçimde şekillendirebileceğini gösteriyor.

  • Künye: Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası, çeviren: Baysan Bayar, Paris Yayınları, kültür, 207 sayfa, 2017

Adam Alter – Karşı Konulmaz (2018)

Asansördeki her düğmeye basan küçük çocuk ile kendisine ağrı kesici verilmesini isteyen ameliyat olmuş hasta ve Facebook’a bağımlı milyonlarca insan arasındaki bağlantı nedir?

Adam Alter bu nitelikli çalışmasında, tam da bu ilişkiyi, yani bu üç kesim arasındaki şaşırtıcı, ilginç ve korkutucu biyolojik ve psikolojik bağlantıları gözler önüne seriyor.

Kullandığımız cihazlar, nasıl oluyor da her türlü uyuşturucudan daha fazla bağımlılık yapıcı hâle geldi?

Alter’ın kitabı, bir yandan internet bağımlılığın neden böyle sıkıntılı bir hal aldığını kapsamlı bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda bize zarar veren bu dünyadan nasıl kurtulacağımızı, başka bir deyişle insanoğlunun davranışlarını tümüyle dönüştüren bu teknolojinin yararlı yönlerini nasıl kullanacağımızı anlatıyor.

Adam Alter, yaşadığımız dönemi davranışsal bağımlılık çağı olarak tanımlıyor ve günümüzün ürünlerinin önemli bir kısmının neden karşı konulmaz olduğunu açıklıyor.

Alter, bu ürünleri tasarlayan şirketlerin, karşı konulmaz hale gelene kadar bunlar üzerinde ne gibi ince ayarlar yaptıklarını, bunların yetişkinlerin yanı sıra, özellikle çocukların sağlığı ve mutluluğu üzerindeki zararlı etkilerini açıklıyor.

Bu önemli çalışmayı, çağımızın artan bağımlılığını daha iyi kavramak ve bu konuda tedbir almak isteyen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Adam Alter – Karşı Konulmaz: Bağımlılık Yapıcı Teknolojinin Yükselişi ve Bizim Ona Esir Edilişimiz, çeviren: Deniz İrengün, Paloma Yayınevi, psikoloji, 344 sayfa, 2018

Shmuley Boteach – Evde Şehvet Bitti (2015)

Evlilikte sevgi ve dostluğa öncelik vermek, erotizmi yok eder mi?

Evliliğin sevgiden ziyade şehvet üzerine kurulu olması gerektiğini düşünen Shmuley Boteach, şehvetin üç ilkesini detaylıca açıklayarak arzu ve erotik özlemin nasıl diri tutulabileceğini açıklıyor.

İlişkilerinde tutkuyu her daim diri tutmak isteyenlere…

  • Künye: Shmuley Boteach – Evde Şehvet Bitti, çeviren: Deniz Yazgan, Koton Kitap

Bekir Onur – Anılardaki Aşklar (2015)

İlgi çekici ayrıntılar barındıran, çocukluğun ve gençliğin psikoseksüel tarihi.

Cinsellik konusunda büyük tabularımızın olduğu bilinir.

İlişkilerdeki çarpıklığın tarihsel ve güncel öyküsünü anlatan bu kitap, iki cinsin arasına koyulan mesafeyi, cinsellik üzerindeki baskının boyutlarını ve toplumsal cinsiyetin oluşmasındaki önyargıları gözler önüne seriyor.

  • Künye: Bekir Onur – Anılardaki Aşklar: Çocukluğun ve Gençliğin Psikoseksüel Tarihi, Kalem Kitap

Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben” (2018)

Türkiye toplumuna psikoloji kuramları, psikanaliz ve psikoterapinin

Türkiye toplumunun, ne Batı’ya ne de Doğu’ya ait, tamamıyla kendine has bir toplum olduğu söylenir.

Klinik psikoloji akademisyeni ve psikoterapist Güler Okman Fişek elimizdeki kitabında, Batılı psikoloji kuramlarıyla, psikanaliz ve psikoterapi yaklaşımlarından hareketle, toplumumuzun bu özgün konumunu tartışıyor.

Kitap hem Batılı psikoloji kuramlarının idealize ettiği özerk, bağımsız, kendine yeten birey kavramsallaştırmasının bizdeki yansımalarını daha iyi kavramak hem de Batı ve Doğu toplumlarındaki birey ve bireyselleşme süreçleri ile aile dinamikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları açık bir biçimde ortaya koymasıyla büyük öneme haiz.

Bol sayıda vaka çalışması da barındıran kitap, özellikle Türkiye’nin ne kadar Batı ne kadar Doğu toplumu olduğuna, aile ve benlik arasındaki ilişkiye, gelenekle birey ve bireyselleşme ilişkisine psikoloji, psikanaliz ve psikoterapinin gözünden bakmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben”: Kültür, Aile, Bireyselleşme ve Psikanalitik Arayışlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 211 sayfa, 2018

Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz (2015)

Kurbanlarını felç ederek koruma duvarlarını yıkan manevi tacizcilerden, leşçilerden nasıl korunabiliriz?

Psikoterapist Marie-France Hirigoyen’den, sapkın kişilerin verebilecekleri zararlar, başkalarını yönelik tehlikeli yanları ve kurbanlar ile müstakbel kurbanların kendilerini daha iyi savunmaları konusunda dört dörtlük bir rehber.

  • Künye: Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz, çeviren: Heval Bucak, İletişim Yayınları

Kirk Schneider ve Orah T. Krug – Varoluşsçu-Hümanistik Terapi (2015)

“Varoluşçu-hümanistik terapi”, insanlara kendi yaşamlarını geri kazanmalarına yardım etmeyi amaçlayan, bunun için de öncelikle yaşamaya yönelik içsel cesareti pekiştirmeye çalışan bir terapi.

Avrupa kökenli hümanistik ve varoluşçu felsefe ile Amerikan hümanistik psikolojinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış bu terapi, terapi için sağlam bir alternatif sunmak konusunda oldukça iddialı.

Kirk Schneider ve Orah T. Krug, bu terapinin esaslarını ve uygulanma ilkelerini bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Kirk Schneider ve Orah T. Krug – Varoluşsçu-Hümanistik Terapi, çeviren: Gonca Akkaya, Okuyan Us Yayınları

John Taylor – Zihin Kullanma Kılavuzu (2009)

Zihni hassas olduğu kadar karmaşık bir yapı olarak ele alan John Taylor ‘Zihin Kullanma Kılavuzu’nda, zihnin nasıl çalıştığını, tüm potansiyellerini kullanabilmek için onun nasıl geliştirilebileceğini sunuyor.

Okura, zihnin doğasını ve çalışma şeklini göstermeyi amaçlayan Taylor, zihnin işleyiş prensiplerine odaklanarak, zihindeki dengeler bozulduğunda ortaya çıkabilecek sorunları anlatıyor.

Çalışmasının bilimsel temelli olduğunu savunan Taylor, dört kısımdan oluşan kitabında, olaylara sağduyuyla bakacak şekilde zihnin nasıl geliştirilebileceğine ve bu yeni modelin gündelik yaşamda nasıl daha iyi ve sağlıklı kullanılabileceğine odaklanıyor.

  • Künye: John Taylor – Zihin Kullanma Kılavuzu, çeviren: Sinan Gürtunca, Sistem Yayıncılık, kişisel gelişim, 444 sayfa

Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın (2018)

Bir psikoterapiyi hem terapistin hem de hastanın gözünden izlemek ilginç bir deneyim.

Her ikisinin de bu sürece dair tespit ve değerlendirmelerinin birbirinden farklı oluşu, bunun ilginç oluşundaki başlıca etken.

Irwin D. Yalom, 1970 yılının sonbaharında yardımcı terapistiyle birlikte yürüttükleri grup terapisine Ginny Elkin’in devam etmesinin artık faydalı olmayacağına karar verdi.

Yalom’un bu aşamada önerdiği fikir, bireysel terapidir.

Yalom da Elkin de, her hafta yaptıkları görüşmelere dair raporlarını kendileri yazacak, fakat bu raporlar da üzerinden altı ay geçmeden hiç kimse tarafından okunmayacaktır.

Bundan sonraki iki yıl boyunca doktor ve hastası, birlikte paylaştıkları saatleri kendi görüş açılarına göre kaydettiler ve terapi sırasında konuşulmayan, sonradan akla gelen fikirleri, yorumları, duyguları ve çağrışımları sık sık yazılarına eklediler.

İşte bu görüşmelerin neticesi olan elimizdeki kitap, hem bir psikoterapi sürecinin nasıl ilerlediğine adım adım tanık olmamızı hem de psikiyatr ve hastanın birbirleri hakkındaki düşüncelerine aynı anda şahit olmamızı sağlıyor.

Kitabın, bilhassa psikoterapi seansları hakkında bilgilenmek ve bu sürecin izlediği seyri kavramak isteyenlere fazlasıyla hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın, çeviren: Zeliha Babayiğit, Pegasus Yayınları, psikoterapi, 300 sayfa, 2018

Joel Levy – Psikolojiniz Bozulmasın (2015)

Modern hayat, psikolojimiz açısından sürprizlerle dolu bir süreç.

Bu kitap da, bu hakikatten yola çıkarak, akıl sağlığı hakkında bilinmesi gerekenleri enine boyuna tartışıyor.

Joel Levy de bu kitabında, aşağılık kompleksinden arketiplere, yanılsamadan fobilere, beyin yıkamadan bilişsel uyumsuzluğa, kuruntulardan sahte anıya, psikolojimiz ve psikolojimizi korumamız hakkında pek çok maddeyi açıklıyor.

  • Künye: Joel Levy – Psikolojiniz Bozulmasın, çeviren: Duygu Akın, NTV Yayınları