Massimo Recalcati – Aşk Hayatında Affetmeye Övgü (2024)

Massimo Recalcati, çağdaş psikanalizin önde gelen isimlerinden biri.

‘Aşk Hayatında Affetmeye Övgü’ adlı eseri, yaşadığımız çağın getirdiği değişimlerin bireysel ve toplumsal psike üzerindeki etkilerini derinlemesine inceliyor. Özellikle pandemi sürecinin insan ilişkileri, aile yapısı, aşk ve cinsellik gibi temel kavramlar üzerindeki dönüştürücü gücüne odaklanıyor.

Recalcati, pandemi sürecinin yarattığı belirsizlik, kaygı ve yalnızlık duygularının insan psikesi üzerindeki derin izlerini anlatıyor.

Pandemi, insanlar arasındaki sosyal etkileşimi sınırlayarak ilişkilerin dinamiklerini kökten değiştirdi. Recalcati, bu değişimin aşk, aile ve arkadaşlık ilişkileri üzerindeki etkilerini inceliyor.

Pandemi sonrası dünyada yeni bir normalin ortaya çıktığını ve bu yeni normalin bireylerin kimliklerini, değerlerini ve yaşam biçimlerini nasıl şekillendirdiğini tartışıyor.

Recalcati, psikanalizin günümüz dünyasının karmaşık sorunlarına cevap verebilecek güçlü bir araç olduğunu savunuyor. Pandemi sürecinde psikanalizin önemi ve geleceği hakkında önemli tespitlerde bulunuyor.

Recalcati, yaşadığımız çağın karmaşasını ve belirsizliğini psikanalitik bir bakış açısıyla yorumlayarak, bireylerin yaşadığı zorlukları daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor.

‘Affetmeye Övgü’ ayrılıkların aleladeleştiği, romantik ilişkilerin çabucak sıkıcılaştığı, aşkın giderek narsizmin oyuncağı haline geldiği bir dünyaya itiraz niteliğinde.

  • Künye: Massimo Recalcati – Aşk Hayatında Affetmeye Övgü, çeviren: Bilge Özsoy, Telemak Kitap, psikoloji, 132 sayfa, 2024

Claudia Hammond – Dinlenmek Bir Sanattır (2025)

Claudia Hammond’ın ‘Dinlenmek Bir Sanattır’, adlı kitabı, günümüzün yoğun ve stresli yaşamında dinlenmenin önemini vurgulayan bir eser. Kitap, dinlenmenin sadece uykuyla sınırlı olmadığını, zihni ve bedeni dinlendirerek yenilenmek için farklı yöntemler olduğunu vurguluyor.

Kitapta Neler Bulabilirsiniz?

Dinlenmenin Önemi: Hammond, dinlenmenin sağlığımız, mutluluğumuz ve verimliliğimiz için ne kadar önemli olduğunu bilimsel araştırmalara dayanarak açıklıyor. Yetersiz dinlenmenin fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerini detaylı bir şekilde ele alıyor.

Dinlenmenin Farklı Yönleri: Kitap, dinlenmenin sadece fiziksel dinlenme değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal dinlenme olduğunu vurguluyor. Meditasyon, yoga, doğada vakit geçirme gibi farklı dinlenme yöntemlerini ve bu yöntemlerin faydalarını inceler.

Modern Yaşamın Dinlenme Üzerindeki Etkileri: Hammond, modern yaşamın getirdiği stres, teknolojik bağımlılık ve sürekli erişilebilirlik gibi faktörlerin dinlenmemizi nasıl engellediğini ve bu durumun sonuçlarını tartışıyor.

Dinlenme Alışkanlıkları Geliştirmek: Kitapta, kişisel dinlenme alışkanlıkları geliştirmek için pratik öneriler ve stratejiler sunuluyor. Bu öneriler arasında, dijital detoks yapmak, mindfulness uygulamaları yapmak, hobilerle ilgilenmek ve yeterli uyku almak gibi yöntemler yer alıyor.

Dinlenmenin Bilimsel Temelleri: Hammond, dinlenmenin beyin sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık üzerindeki etkilerini bilimsel araştırmalar ışığında değerlendiriyor. Neden dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu ve dinlenmenin vücudumuzu nasıl iyileştirdiğini açıklıyor.

Kitabın temel amacı, okuyuculara modern yaşamın koşuşturmasında dinlenmenin önemini hatırlatmak ve daha sağlıklı, mutlu ve verimli bir yaşam sürmeleri için pratik yöntemler sunmak. Hammond, dinlenmenin lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor ve okuyucuları kendi kişisel dinlenme rutinlerini oluşturmaya teşvik ediyor.

  • Künye: Claudia Hammond – Dinlenmek Bir Sanattır: Mükemmel Dinlenmenin On Kuralı, çeviren: İlker Sönmez, Sahi Kitap, psikoloji, 248 sayfa, 2025

Alexander Kriss – Borderline (2024)

Alexander Kriss’in bu kitabı, borderline kişilik bozukluğu hakkında kapsamlı bir inceleme sunar.

Yazar, bu karmaşık ve sıkça yanlış anlaşılan psikolojik durumu hem bilimsel bir bakış açısıyla hem de bireysel deneyimleri merkeze alarak ele alıyor.

Bozukluğun ilk tanımlanmasından günümüze kadar olan süreçte yapılan araştırmalar ve teoriler detaylı bir şekilde inceleniyor.

Borderline kişilik bozukluğunun çeşitli belirtileri, bu belirtilerin nasıl ortaya çıktığı ve bozukluğun diğer psikolojik rahatsızlıklardan nasıl ayrıldığı açıklanıyor.

Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve beyin yapısı gibi borderline kişilik bozukluğunun olası nedenleri üzerine yapılan araştırmaların sonuçları sunuluyor.

Psikoterapi, ilaç tedavisi ve diğer tedavi yaklaşımları hakkında bilgi veriliyor.

Farklı tedavi yöntemlerinin etkinliği ve sınırlamaları tartışılıyor.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin ve yakınlarının yaşadığı zorluklar, duygusal iniş çıkışlar ve baş etme mekanizmaları gerçek hikayelerle destekleniyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Borderline hepimize dokunur. Normaldir ama normal olması onu bir kimlik yapmaz. Bilakis, bir kimliğin eksikliğidir. Kalınması değil, geçilip gidilmesi gereken bir uğraktır borderline; kendini tanıma yolunda bir ara duraktır; evrensel ıstırap deneyiminin ve ilişkilerin bizi nasıl şekillendirdiğine dair bir kabuldür.”

  • Künye: Alexander Kriss – Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi, çeviren: Aslı Önal, Say Yayınları, psikoloji, 360 sayfa, 2024

Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras (2024)

Aile sistemleri içerisinde nesilden nesile aktarılan duygusal ve psikolojik kalıplar, günümüzdeki bireylerin hayatlarını nasıl etkiler.

Psikosoybilimi olarak adlandırılan bu alanda öncü olan Anne Ancelin Schützenberger, aile sırları, travmalar ve çözülmemiş sorunların, sonraki nesillerde fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini vurgular.

Ailede yaşanan travmatik olaylar, nesilden nesile aktarılır ve gelecek nesillerin hayatlarını olumsuz etkiler.

Yani aslında bildiğimizden daha az özgür olabiliriz.

Aynı tür sorunların bir ailede nesilden nesile tekrarlaması, genellikle çözülmemiş aile sorunlarına işaret eder.

Psikosoybilimi aracılığıyla, aile sistemini inceleyerek geçmişteki travmaları ve çözülmemiş sorunları anlamak, günümüzdeki sorunların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.

Kitap, ailenizdeki tekrar eden sorunların nedenlerini keşfetmek ve kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir, ayrıca geçmişteki travmaların etkilerini azaltmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için adımlar atmanıza yardımcı olabilir.

Kitap ayrıca, aile sırlarını çözmek ve aile üyeleriyle daha sağlıklı iletişim kurmanıza da yardımcı olabilir.

Yazar psikanaliz, psikodrama ve sistemik yaklaşımı bütünleştirerek bize tüm aile yapılarının altında yatan ve gerçekliğimizi etkileyen karmaşık bağlantıları anlamamız için yol gösteriyor ve böylece tarihimizin tekrar eden kaderinden özgürleşmemizin mümkün olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras: Aile Bağları, Travmalar ve Psikosoybilim, çeviren: Gülşah Ünal, Say Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2024

Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi (2024)

Jon Patrick Hatcher ve Christopher Willard’ın bu kitabı, belirsizlikle dolu modern dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve uygulanabilir stratejiler sunuyor.

Kitap, kaygıyı anlamak ve yönetmek için “hileler” olarak adlandırılan kısa, özlü ve etkili teknikler sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Kitap, kaygının ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve zihni ve bedeni nasıl etkilediğini açıklayarak başlıyor.

Bu temel bilgiler, okuyucuların kaygılarını daha iyi anlamalarına ve yönetmelerine yardımcı oluyor.

Kitap, kaygıyla başa çıkmak için çeşitli pratik teknikler sunuyor.

Bu teknikler arasında nefes egzersizleri, farkındalık uygulamaları, bilişsel yeniden yapılandırma teknikleri ve davranışsal deneyler yer alıyor.

Her “hile” kısa ve özlü bir şekilde açıklanıyor ve okuyucuların bunları kolayca uygulamasına olanak tanıyor.

Kitap, modern dünyanın belirsizliklerle dolu olduğunu ve bu belirsizliğin kaygıyı tetikleyebileceğini kabul ediyor.

Bu nedenle, belirsizlikle başa çıkmak için özel stratejiler sunuyor.

Kitap, yazarların kendi kişisel deneyimlerinden ve klinik uygulamalarından örnekler içeriyor.

Bu örnekler, okuyucuların yazarlarla bağ kurmasına ve kaygıyla ilgili deneyimlerinde yalnız olmadıklarını anlamalarına yardımcı oluyor.

Mizah kullanımı da kitabın okunabilirliğini artırıyor ve kaygı konusunu daha hafif bir dille ele almayı sağlıyor.

Kısacası bu kitap, belirsiz bir dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve etkili stratejiler sunan kısa ve özlü bir rehberdir.

Kitap, kaygıyı anlamak, yönetmek ve belirsizlikle başa çıkmak için çeşitli “hileler” sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Mizah ve kişisel hikâyelerin kullanımı, kitabın okunabilirliğini ve etkisini artırıyor.

  • Künye: Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi, çeviren: Zeynep Keklik, Epona Yayınları, 350 sayfa, psikoloji, 2024

 

Kolektif – Varoluş (2024)

Rollo May, Ernest Angel ve Henri F. Ellenberger gibi varoluşçu psikolojinin öncülerinin editörlüğünü yaptığı ‘Varoluş: Psikiyatri ve Psikolojide Yeni Bir Boyut’ kitabı, 1958’den beri psikolojide varoluşçu yaklaşımın en kapsamlı ve anlaşılır açıklaması olarak kabul edilir.

Kitap, varoluşçu analitik hareketin önde gelen isimlerinin yazılarını bir araya getirerek, akıl hastalıklarını anlamaya çalışan varoluşçu yaklaşımı tanımlıyor.

Klasik vaka örnekleri ve diğer yazılar aracılığıyla, insanı konu alan bilimlerde çalışanlara varoluşçu bakış açısı sunuyor.

Anksiyete, özgürlük, sorumluluk, ölüm, anlam arayışı gibi konular derinlemesine inceleniyor.

Varoluşçu terapinin temel ilkeleri, teknikleri ve uygulama alanları hakkında bilgi veriliyor.

Varoluşçu psikoloji, psikanaliz, davranışçılık gibi diğer psikolojik yaklaşımlarla karşılaştırılıyor ve farklılıkları vurgulanıyor.

Kitap, varoluşçu psikolojinin günümüzde farklı alanlarda nasıl kullanıldığına dair örnekler sunuyor.

Varoluşçu psikoloji, insanın iç dünyasını ve deneyimlerini daha bütüncül bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor.

Varoluşçu terapi, özellikle anksiyete, depresyon ve varoluşsal krizler gibi sorunlarda etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul ediliyor.

Kitap, varoluşçu psikoloji üzerine yapılan araştırmalara temel bir kaynak olmuştur.

İnsanın varoluşsal deneyimlerini anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

Kitap, psikologlar, psikiyatristler, felsefe ve din bilimleriyle ilgilenenler ve kendi iç dünyasını keşfetmek isteyen herkes için değerli bilgiler sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Varoluş: Psikiyatri ve Psikolojide Yeni Bir Boyut, editör: Rollo May, Ernest Angel, Henri F. Ellenberger, çeviren: Ebru Kılıç, Albaraka Yayınları, psikoloji, 456 sayfa, 2024

Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm (2024)

Mary Ann Little’ın bu kitabı, günümüzde giderek artan bir sorun haline gelen çocukluk narsisizmi üzerine odaklanıyor.

Yazar, çocukların bencil, hak talep eden ve başkalarına karşı duyarsız davranışlar sergilemelerinin altında yatan nedenleri ve bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini ele alıyor.

Little, çocukluk narsisizminin kökenlerini aile içindeki yetiştirme tarzı, kültürel faktörler ve toplumun genel eğilimleri gibi çeşitli faktörlerde arıyor.

Yazar, çocuklarda narsist davranışların erken belirtilerini tanılamanın önemini vurguluyor ve bu belirtileri örneklerle açıklıyor.

Little, empati ve özsaygının birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu ve sağlıklı bir benlik gelişimi için her ikisinin de önemli olduğunu belirtiyor.

Kitap, ebeveynlerin çocuklarında empati, alçakgönüllülük ve başkalarına saygı gibi değerleri nasıl geliştirebileceği konusunda pratik öneriler sunuyor.

Narsisistik gelişimi teşvik eden dört ebeveyn tipini ve buna yol açabilecek erken uyarı işaretlerini belirliyor.

Çocuklara sınırlar koymanın, onların güvenli bir ortamda büyümelerini ve sorumluluk almayı öğrenmelerini sağladığı vurgulanıyor.

Çocukları övmenin önemi vurgulanırken, aşırı övmenin narsist eğilimleri tetikleyebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.

Çocukları disipline ederken fiziksel cezadan kaçınılması ve pozitif pekiştirmenin önemi vurgulanıyor.

Aile içinde açık ve dürüst iletişimin, çocukların duygusal olarak sağlıklı bireyler olarak gelişmelerine yardımcı olduğu belirtiliyor.

Çocukların topluma karşı sorumluluklarının olduğunu öğretmenin önemi vurgulanıyor.

Little’ın amacı, ebeveynlere çocuklarının sağlıklı bir kişilik geliştirmelerine yardımcı olacak etkili stratejiler sunmak.

Kitap, hem çocuk psikolojisi alanındaki bilimsel araştırmalara hem de yazarın kendi deneyimlerine dayanıyor.

  • Künye: Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm: Bencil Olmayan, Duyarlı ve Empatik Çocuklar Yetiştirme Yöntemleri, çeviren: Elif Kayurtar, Serenad Yayınları, psikoloji, 384 sayfa, 2024

W. Keith Campbell, Carolyn Crist – Yeni Narsisizm Bilimi (2024)

Narsisizm, günümüzde giderek artan bir kişilik özelliği haline geldi.

Bu kitap, narsisizmin karmaşık yapısını ve etkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

Kitap, narsisizmi siyah-beyaz bir durum olarak değil, bir spektrum olarak ele alıyor.

Herkesin belirli derecede narsisistik eğilimleri olduğu belirtiliyor.

Kitap, narsisizmi iki ana tipe ayırıyor: Kendini beğenmiş, kibirli ve kendini önemli gören “büyüleyici narsisizm” ve aşırı hassas, onay ihtiyacı duyan ve kendini değersiz hisseden “hassas narsisizm”.

Narsisizm, ilişkileri, kariyeri ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Empati kurma, kendini tanıma ve başkalarıyla iletişim kurma konusunda zorluklara yol açabilir.

Kitap, sosyal medya ve kendini övme kültürü gibi kültürel ve toplumsal faktörlerin narsisizmin artışına katkıda bulunduğunu öne sürüyor.

Yazarlar, hem kişisel hem de profesyonel ilişkilerde narsisistik kişilerle nasıl başa çıkılacağına dair pratik öneriler sunuyor.

Ayrıca, narsisistik eğilimleri olan kişilerin kendilerini daha iyi anlamaları ve başkalarıyla ilişkilerini geliştirmeleri için stratejiler sunuyor.

Kitap, narsisizm hakkında yaygın olan yanlış anlamaları gidererek, bu konuda daha derinlemesine bir anlayış sunuyor.

Hem narsisistik kişiler hem de onlarla etkileşimde bulunanlar için faydalı bir kaynak.

Özetle, bu kitap narsisizmi, sadece bir etiket değil, karmaşık bir psikolojik durum olarak ele alıyor ve bu durumun modern yaşam üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kitap, hem narsisizmin kökenlerini hem de onunla başa çıkma yollarını anlamak isteyenler için değerli bir kaynak.

  • Künye: W. Keith Campbell, Carolyn Crist – Yeni Narsisizm Bilimi: Güncel, Kapsamlı, Anlaşılır, çeviren: Sibel Eraltan, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 358 sayfa, 2024

Kolektif – Şiddetsiz Birey, Aile ve Toplum (2024)

Şiddetin küresel ölçekte ve Türkiye’de yaygın bir insan hakkı ihlali olduğu bir çağda, ruh sağlığı çalışanları bu şiddetin bireylerin, ailelerin ve toplumun üzerindeki derin etkisiyle sıkça karşılaşıyor.

Bu bağlamda bu kitap, ruh sağlığı çalışanları olarak şiddetle mücadele ve şiddetsizliğin tesisi konusunda birlikte düşünme ihtiyacının bir ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitabın birinci kısmı, psikoterapi bağlamında şiddeti ele alıyor.

Seans odalarında şiddeti ve şiddetsizliği psikodinamik, zihinselleştirme odaklı ve gelişimsel perspektiflerden inceliyor.

Ayrıca, feminist ve kesişimsellik odaklı yaklaşımların yanı sıra, psikoterapistlerin yasal sorumluluklarına dair bilgiler de içeriyor.

Kitabın ikinci kısmı, şiddeti önleme konusunda yol gösterici uygulama örnekleri sunuyor.

Ebeveyn eğitimi ve destek çalışmaları, genç yetişkinlere yönelik eğitim programları, şiddetsizliğin inşasında yaratıcı yaklaşımlar ve kurumlarda şiddetsizlik kültürü gibi konuları ele alıyor.

Bu kitabın ruh sağlığı alanlarında çalışanlar olarak hepimize hem yol gösterici bir başlangıç noktası olmasını hem de bu yolda yalnız olmadığımızı hissettirmesini umuyoruz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise söyle: Alev Çavdar, Anıl Özge Üstünel, Begüm Efeoğlu, Buket Kılıçer, Büşra Yalçınöz Uçan, Çimen Günay-Erkol, Elif Akdağ Göçek, Fatma Arıcı-Şahin, Gülden Sayılan, İdil Işık, Nurseli Yeşim Sünbüloğlu, Oğuz Can Ok, Özlem Bugur Özdemir, Rüştü Emre Aksoy, Şafak Ebru Toksoy, Selin Akyüz, Sibel Halfon, Tuğçe Çetin Ertekin, Yudum Söylemez, Zeynep Maçkalı.

  • Künye: Kolektif – Şiddetsiz Birey, Aile ve Toplum: Ruh Sağlığı Alanında Şiddetsizlik Odaklı Yaklaşım ve Uygulamalar, derleyen: Alev Çavdar, Anıl Özge Üstünel, Zeynep Maçkalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 324 sayfa, 2024

Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz? (2024)

Yaşamdaki en önemli şey mutlu olmak değil canlılıktır.

Yaşamdaki en kötü şey acı çekmek değil kayıtsızlıktır.

Fromm’a göre sevgi insanın canlılığına, gelişimine, iyiliğine duyulan aktif ilgiyi kendinde barındırır.

Sevgi yaşamı destekler, canlılığı, oluşu kucaklar.

Ancak yalnızca sevgi yetmez, açık bir bilinçle bu dünya için, insanlar için neyin iyi olduğunu bilmek ve bunu gerçekleştirmek için de aktif bir yönelim içinde bulunmak gerekir.

Oysa günümüzde pasif bir yaşam tarzı kişiliği dayatılıyor.

Bunun yanında her şey performansa, gösteriye indirgenmiş durumda.

Modern insan kendini gerçekten var kılmaktan çok, sahip olunanların sahte değerleriyle eşitleyip kendini otantik ve samimi olarak hayatın merkezine koymaktan çok, yüzeysel bir varoluşun gösteri nesnesi haline gelmiştir.

Bunu yaratan yaşam sevgisinin bastırılıp yerine ölüm sevgisinin merkeze alınmasıdır.

Fromm bu kitapta insanları şiddetin, sahip olma açlığının güdümünde bir dünyanın yıkıcılığına karşı barışa, özgürlüğe, yaratıcılığa, sevgiye, oluşa ve aktif bir hayata çağırıyor.

  • Künye: Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz?, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, psikoloji, 192 sayfa, 2024