Daniel Höra – Buraya Kadarmış (2014)

  • BURAYA KADARMIŞ, Daniel Höra, çeviren: Dilman Muradoğlu, ON8 Kitap, roman, 228 sayfa

Daniel Höra, işlemediği bir suçla itham edilen Alex adlı karakterinin masum olduğunu ispat etme çabasını hikâye ediyor. Batı tarafından yalıtılmış, görmezden gelinmiş yoksul Doğu Almanya’da yaşayan Alex, günün birinde işlemediği bir suçtan dolayı göz altına alınır. Alex, imkânsız gibi görünmesine rağmen masum olduğunu ispat etmeye çalışır. Fakat bu süreçte gözlemlediği toplumsal önyargılar ve yine bu dönemde ona sırtını dönen yakın arkadaşları, en az maruz kaldığı büyük adaletsizlik kadar Alex’in canını yakacaktır.

Paolo Giordano – Daha Yolun Başındasın (2014)

  • DAHA YOLUN BAŞINDASIN, Paolo Giordano, çeviren: Eren Yücesan Cendey, Doğan Kitap, roman, 333 sayfa

Paolo Giordano ‘Daha Yolun Başındasın’da, savaşmak için Afganistan’a giden İtalyan askerlerinin yaşadığı dönüşümü hikâye ediyor. İtalyan ordusunda görevli Egitto, Rene, Ietri, Cederna, Mitrano ve Torsu isimli askerler, savaşmaları için Afganistan’ın Gülistan bölgesine gönderilir. Kahramanlarımız, burada gördükleri karşısında hayal kırıklığına uğrar. Zira Gülistan, onlara kandan, acıdan ve gözyaşından başka hiçbir şey vaat etmemektedir.

László Krasznahorkai – Savaş ve Savaş (2014)

  • SAVAŞ VE SAVAŞ, László Krasznahorkai, çeviren: Gün Benderli, Can Yayınları, roman, 317 sayfa

László Krasznahorkai ‘Savaş ve Savaş’ta, rutin arşivcilik işleriyle uğraşan Korin’in gizemli bir belgeye ulaştıktan sonra koyulduğu uzun ve heyecan dolu yolculuğunu anlatıyor. Küçük bir kasabada arşivcilik yapan Korin, sıradan bir hayat sürmektedir. Günün birinde arşivde, korkunç bir savaştan kurtulmaya çalışırken daha feci bir savaşla karşı karşıya gelen dört arkadaşa dair bir elyazmasına ulaşır. Korin bu hikâyeyi internete yükleyerek tüm dünyaya yaymak ister ve bunun için de New York’a gitmeye karar verir. Fakat bu yolculuk, zorlukları ve tehlikeleriyle Korin’in asla tahmin edemeyeceği maceraları da beraberinde getirecektir.

Jonathan Levi – Septimanya (2017)

  • SEPTİMANYA, Jonathan Levi, çeviren: Doğacan Dilcun Doğan, Maya Kitap, roman, 320 sayfa

Felsefeden hayata, dinden bilime ve tarihe birçok tema barındıran ilginç bir hikâye. Cambridge’te bir kilisede org tamircisi olarak çalışan romanın başkahramanı Malory, günün birinde kusursuz bir matematik dehası olan Louiza’yla tanışır. İkili arasında büyük bir aşk yaşanmaya başlar, ama Louiza kısa bir süre sonra ortadan kaybolur. Malory, sevgilisinin izini sürerek Roma’ya varır. Fakat Roma’da kendisini büyük sürprizler beklemektedir. Mesela Malory, Şarlman tarafından Yahudilere verilen Septimanya Krallığı’nın varisi olduğunu öğrenir. İşin ilginç tarafı, Malory’nin yaşayacağı garipliklerin bununla sınırlı kalmamasıdır.

Fakir Baykurt – Keklik (2008)

  • KEKLİK, Fakir Baykurt, Literatür Yayıncılık, roman, 341 sayfa

Fakit Baykurt’un ilk baskısı 1975 yılında yapılan ‘Keklik’ romanı, kahramanı Yaşar’ın, dedesi Elvan Çavuş’la birlikte, haksızlıklarla mücadelesini anlatıyor. Dökülcek köyünden olan Yaşar, kırda bulup büyüttüğü bir kekliğe bağlanır. O dönemlerde, gerek Dökülcek gerekse de civar köyler, Amerikalıların av alanıdır. Günün birinde, Amerikalı avcılardan biri, Yaşar’ın kekliğini görüp onu almak ister. Yaşar’ın babası da, kendisine iş bulur umuduyla kekliği Amerikalı’ya hediye eder. Bunu öğrenen Yaşar ve dedesi, durumu kabullenmez ve kekliğin peşinden ta Ankara’ya kadar giderler. Ankara’da haksızlığın, ahlaksızlığın ve hukuksuzluğun egemen olduğunu, hep güçlünün kazandığını gören dede ve torun, düzenle mücadele etmeye karar vereceklerdir.

 

Andrew McGahan – Beyaz Dünya (2014)

  • BEYAZ DÜNYA, Andrew McGahan, çeviren: Kerem Işık, Ayrıntı Yayınları, roman, 399 sayfa

Andrew McGahan ‘Beyaz Dünya’da, bir çocuğun büyüme sürecinde ülkesinin trajedilerle dolu geçmişini keşfedişini anlatıyor. Yangında babasını kaybeden William, annesiyle birlikte amcasının çiftliğine sığınır. William’ı mirasçısı olarak gören amca da, onu eğitmeye başlar. William, bu zorlu döneminde hayatın asıl zorluklarıyla tanışır, ama onun üzerinde asıl iz bırakacak şey, çiftliğin tarihi üzerinden, ülkesi Avusturalya’nın karanlık geçmişiyle karşı karşıya gelmesidir. Amcası, ona bu toprakların kutsiyetini, Avusturalyalılık ruhunu aşılamaya çalışsa da William, ülkesinin tarihindeki Aborijin soykırımıyla yüzleşecektir.

Martin Langfield – İfrit Kutusu (2008)

  • İFRİT KUTUSU, Martin Langfield, çeviren: Pınar Öcal, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa

‘İfrit Kutusu’, kendisine gönderilen esrarengiz kutuyla yaşamı altüst olan Robert Reckliss’in hikâyesini anlatıyor. Bu kutuyu aldığı günün gecesinde, Reckliss’in bir arkadaşı intihar eder, ertesi gün de bir dostu, Batı dünyasını yeryüzünden silecek ölümcül bir silahın varlığını açıklar. Reckliss, yedi gün sonra infilak edecek bu “ifrit” kutusunu arayıp bulmak zorundadır. Patlamayı engelleyebilecek anahtarların izini sürebilmek için de, Manhattan’da bir dizi sınavdan geçmesi gerecektir. Reckliss, Terri isimli bir kadının rehberliğinde bu sınavları geçmeye çalışırken, doğaüstü güçler de, onun bu sınavları tamamlamasını engellemeye çalışacaktır.

Talip Apaydın – Yoz Davar (2008)

  • YOZ DAVAR, Talip Apaydın, Literatür Yayıncılık, roman, 229 sayfa

Talip Apaydın’ın ‘Yoz Davar’ı, köyünden kalkıp Anadolu bozkırlarında çobanlık yapmaya gelen Musa’nın hikâyesini anlatıyor. İşine sadık ve çalışkan Musa, yeni geldiği köyün otlaklarının kıt, otunun yetersiz olduğunu görecek, aynı zamanda da kendisini, köyün iki ağası arasında yaşanan rekabetin ortasında bulacaktır. İki ağa arasındaki savaştan uzak durmaya çalışan Musa, karşı tarafın çobanlarının tacizleri yüzünden, ister istemez bu çatışmanın içine sürüklenecektir. Türkiye gerçekçi köy edebiyatının önemli isimlerinden Apaydın’ın, Musa’nın işini hakkıyla yapabilmek için doğa karşısında gösterdiği insanüstü çabayı yetkin bir şekilde tasvir edişi, romanın asıl ilgi çeken yanı.

Jorge Amado – Mucizeler Dükkânı (2017)

  • MUCİZELER DÜKKÂNI, Jorge Amado, çeviren: Sevgi Tamgüç, İletişim Yayınları, roman, 380 sayfa

Latin Amerika edebiyatının önde gelen isimlerinden olan ve modernist edebiyatta iz bırakmış Jorge Amado’nun hemen her yapıtının arka planında, doğup büyüdüğü Bahia eyaleti ve ortaokula gittiği Salvador şehrinin tropikal ortamı önemli yer tutar. Amado’nun bu tür yapıtlarına örnek verebileceğimiz ‘Mucizeler Dükkânı’ da, Brezilya’da 1968’de gerçekleşen askeri darbenin üç yıl sonrasında geçiyor. Roman, Brezilya uygarlığı, melez bir kültürün olanakları gibi toplumsal tahayyüller kurmuş, sosyal bilimci ve yazar Pedro Arkanjo’nun hayatını anlatıyor. Roman, sırtını Afro-Brezilya folkloruna yaslaması, sözlü gelenekle yazılı geleneği harmanlaması ve karakterlerini Brezilya’nın zengin yöresel kültüründen damıtmasıyla keyifli bir okuma vaat ediyor. Kitabın Türkçe çevirisinin bir katkısı da, Latin Amerika büyülü gerçekçiliği ile Amado’nun bu ekoldeki yerini serimleyen Barış Özkul imzalı bir önsözle açılması.

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (2016)

  • SAVAŞ VE BARIŞ, 1-4, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Mete Ergin, Yordam Kitap, roman, 4 Cilt, 2016 sayfa

Tolstoy’un dünya edebiyatında çığır açmış ve halen aşılamamış romanı ‘Savaş ve Barış’, Yordam Kitap’ın özel edisyonuyla bir kez daha Türkçede. Mete Ergin’in uzun uğraşlarıyla ortaya çıkan bu özenli çeviriyi diğerlerinden ayıran başlıca husus ise, dünyada “en başarılı çeviri” olarak kabul edilen Louise-Aylmer Maude çevirisini esas alması. Bu baskıda ayrıca, Hasan Âli Ediz’in meşhur Tolstoy incelemesini ve Tolstoy’un bu büyük yapıtını irdelediği yazısı da yer alıyor. Gelelim romana… ‘Savaş ve Barış’ 1805-1807 savaşı ile 1812 savaşı gibi, Rusların tarihsel ve toplumsal hafızasında büyük etkiler yaratmış iki savaş ekseninde bir dizi karakterin özgün dünyalarına iniyor. Farklı toplumsal sınıfları işlemesiyle evrensel edebiyatın başyapıtı haline gelmiş bu dev roman, aynı zamanda hem bir tarihsel anlatı, hem bir belgesel, hem felsefi bir metin, hem Rus toplumunu irdeleyen sosyolojik bir inceleme, hem bir dönem romanı, hem bir savaş ve hem de bir aşk romanı olarak okunabilir.