Kolektif – Değişen Sinema Değişen Seyirci (2025)

Sinema festivallerinin dünyasına ışık tutan ‘Değişen Sinema Değişen Seyirci, Film Festivalleri ve Alternatif Arayışları’ adlı kitap, sinema ve izleyici alışkanlıklarındaki dönüşümü, özellikle de film festivallerinin bu değişimdeki rolünü derinlemesine inceliyor.

İşçi Filmleri Festivali’nin yirminci yılı vesilesiyle Önder Özdemir’in editörlüğünde hazırlanan bu çalışma, sinema teknolojilerindeki yeniliklerin 2000’li yıllardan itibaren sinema salonlarını ve film izleme biçimlerini nasıl etkilediğini ele alıyor. Kitaba katkıda bulunan çeşitli yazarlar, Türkiye ve dünyadaki film festivallerini farklı açılardan değerlendirerek, küreselleşme ve festivalizm kavramları üzerinden neoliberal kültür endüstrisinin hegemonyasına karşı “alternatif” bir festival anlayışının olasılıklarını sorguluyorlar. Ayrıca, Türkiye’deki film festivallerinin değişen yapısı, festivallerde sıklıkla göz ardı edilen emek, festivallerdeki sansür mekanizmaları ve hem festivallere uygulanan hem de festivallerin uyguladığı sansürün çeşitli örnekleri de kitapta detaylı bir şekilde inceleniyor. Okuyucular, sinema salonlarının yaşadığı krizi ve bu krize alternatif çözüm arayışlarını, farklı coğrafyalardaki festivalleri, dünyadaki festivallerin organizasyon yapılarını, Türkiye’deki seyircinin dönüşen profilini ve festival düzenleyicileri ile yönetmenlerin bu konudaki görüşlerini bu kitapta bulacaklar.

2006 yılında yarışmasız, ücretsiz ve sponsorsuz olma prensibiyle yola çıkan ve tamamen gönüllülerin çabasıyla hayata geçirilen İşçi Filmleri Festivali, sinemanın sadece bir sanat formu değil, aynı zamanda bir dayanışma ve mücadele aracı olduğunu vurguluyor. Bu özelliğiyle, bu tür bağımsız festivaller, büyük sermaye gruplarının desteğiyle düzenlenen ve birbirine benzeyen festivallerden ayrışıyor. Devletten destek ve büyük şirketlerden sponsorluk alarak zaman zaman seçkilerinde oto sansür uygulayan festivallerin aksine, İşçi Filmleri Festivali gibi bağımsız oluşumlar, özgür bir platform olmayı hedefliyorlar. Bu amaçla yalnız değiller; Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, Hangi İnsan Hakları? Film Festivali ve Pembe Hayat KuirFest gibi festivaller de daha fazla görünürlük kazanmalı ve daha geniş kitlelere ulaşmalı. İşte bu kitap da bu hedefe hizmet ediyor. İçindeki yazılar, Türkiye ve dünyadaki film festivallerini çeşitli yönleriyle ele alarak, bağımsız festivallere, bağımsız sinemalara ve alternatif sinema arayışlarına dikkat çekiyor.

Bu kitabın, genellikle az bilinen, görünmeyen, ana akım film endüstrisinin temsilcisi olmayan film festivallerinin daha fazla tanınmasına katkıda bulunarak önemli bir boşluğu doldurması bekleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Önder Özdemir, Ali Karadoğan, Aslı Daldal, Aydan Çelik, Aydın Çam, Emine Uçar İlbuğa, Eren Odabaşı, Fatma Edemen, Hakan Erkılıç, Lalehan Öcal, Senem A. Duruel Erkılıç, S. Serhat Sertel, Sonay Ban, Steve Zeltzer, Tuncer Mert Aydın.

  • Künye: Kolektif – Değişen Sinema Değişen Seyirci, hazırlayan: Önder Özdemir, Nota Bene Yayınları, sinema, 400 sayfa, 2025

Kolektif – Abbas Kiyarüstemi (2025)

Monika Raesch’in editörlüğünü yaptığı ‘Abbas Kiyarüstemi: Bitmemiş Sinema’ (‘Abbas Kiarostami: Interviews’) adlı kitap, İran sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Abbas Kiyarüstemi ile farklı zamanlarda yapılmış çeşitli röportajları bir araya getiriyor. Kitap, Kiyarüstemi’nin sinemaya bakış açısını, film yapım süreçlerini, sanatsal tercihlerini, İran kültürü ve toplumu hakkındaki düşüncelerini ve dünya sineması üzerindeki etkilerini doğrudan kendi sözleriyle aktarma imkânı sunuyor. Röportajlar aracılığıyla, Kiyarüstemi’nin minimalist estetiği, gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran anlatım tarzı, çocuk oyuncularla çalışma metotları ve tekrar eden temaları (yolculuk, doğa, insan ilişkileri) derinlemesine anlaşılıyor.

Kitapta yer alan röportajlar, Kiyarüstemi’nin sadece bir yönetmen olarak değil, aynı zamanda bir düşünür, bir sanatçı ve bir insan olarak da çok yönlü kişiliğini ortaya koyuyor. Yönetmenin filmlerindeki poetik dilin ve felsefi derinliğin kökenleri, röportajlardaki samimi ve içten ifadelerle aydınlanıyor.

Kiyarüstemi’nin İran’daki sansürle başa çıkma yöntemleri, uluslararası alandaki başarısının ardındaki motivasyonlar ve genç sinemacılara verdiği tavsiyeler de kitapta yer alan önemli konular arasında. Röportajlar, Kiyarüstemi’nin filmlerine farklı açılardan bakmayı ve yönetmenin sanatsal vizyonunu daha iyi kavramayı sağlıyor.

Kitap, sinema öğrencileri, akademisyenler ve Kiyarüstemi’nin filmlerine hayran olan herkes için değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, bir yönetmenin düşünce süreçlerine, yaratıcı yöntemlerine ve dünyaya bakışına birinci elden tanıklık etme fırsatı sunarak, sinema sanatının derinliklerine inmek isteyen okuyuculara ilham veriyor. Röportajlar, Kiyarüstemi’nin filmlerinin ardındaki felsefi ve estetik ilkeleri anlamak için vazgeçilmez bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Abbas Kiyarüstemi: Bitmemiş Sinema, derleyen: Monika Raesch, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, sinema, 208 sayfa, 2025

Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim (2025)

Miriam Bratu Hansen’in ‘Sinema ve Deneyim’ adlı kitabı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden üçünün -Siegfried Kracauer, Walter Benjamin ve Theodor W. Adorno- sinema üzerine geliştirdikleri düşünceleri derinlemesine inceliyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemaya yaklaşımlarını, modern deneyim, algı, kitle kültürü ve sanatın rolü gibi geniş bir yelpazedeki kavramlar üzerinden analiz ediyor.

Kitap, sadece sinema teorisine değil, aynı zamanda modernite, kültür endüstrisi ve estetik üzerine yapılan tartışmalara da önemli katkılar sunuyor.

Hansen, Kracauer’in “kitle süsleri” kavramından Benjamin’in “teknik olarak yeniden üretilebilirlik çağında sanat eseri” tezi ve “aura” kavramına, Adorno’nun ise “kültür endüstrisi” eleştirisine kadar birçok önemli konuyu ele alıyor. Bu düşünürlerin sinemaya dair görüşlerini, kendi özgün düşünce sistemleri ve yaşadıkları dönemin sosyal ve politik koşulları bağlamında değerlendiriyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemayı sadece bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda modern toplumun ve bireyin deneyimini anlamak için önemli bir anahtar olarak gördüklerini vurguluyor.

Kitap, sinemanın modern deneyimi nasıl şekillendirdiğini, algı ve dikkatin nasıl değiştiğini, kitle kültürünün nasıl üretildiğini ve sanatın bu süreçteki rolünü anlamak için bu üç düşünürün sunduğu kavramsal çerçeveyi detaylı bir şekilde inceliyor. Hansen’in analizi, sinema teorisine yeni bir soluk getirirken, günümüzdeki dijital kültür ve görsel medya üzerine yapılan tartışmalara da ışık tutuyor.

“Sinema ve Deneyim’, sinemaya dair düşüncelerin sadece akademik bir ilgi alanı olmadığını, aynı zamanda modern dünyayı ve kendimizi anlamak için de önemli bir araç olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim: Kracauer, Benjamin, Adorno, çeviren: Salih Furkan Sevim, Vakıfbank Kültür Yayınları, sinema, 608 sayfa, 2025

Gizem Parlayandemir – Onur Ünlü Sineması (2024)

Yönetmen Onur Ünlü’yü, özellikle Leyla ile Mecnun dizisi ile Kırık Kalpler Bankası adlı filmiyle dikkatleri üstüne çekti.

Gizem Parlayandemir’in bu kitabı ise, zamanı, sinemayı ve Onur Ünlü sinemasındaki temaları, Onur Ünlü sineması üstünden açıklarken, sinema kuramına bilimsel ve iyimser bir dille yaklaşıyor.

  • Künye: Gizem Parlayandemir – Onur Ünlü Sineması: Sinemayı ‘Zaman’la Açıklamak, Agora Kitaplığı, sinema, 224 sayfa, 2024

Kolektif – Michael Haneke (2024)

Michael Haneke’yle seçme söyleşileri bir araya getiren bu kitap, soykırımın damgasını vurduğu yüzyılımızda yönetmenin nasıl ‘duygusal buzullaşma’yı yansıtıp, filmlerinde her zaman ihtimallerle oynadığını ve seyirciye bir sıçrama tahtası sunduğunu gösteriyor.

Özenli, usta işi bir çabanın ürünü olan çalışma, bu büyük yönetmenin dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Michael Haneke, derleyen: Roy Grudmmann, Fatima Naqvi, Colin Root, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, sinema, 272 sayfa, 2024

Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı (2024)

Sanat bilgi kaynağı olabilir mi?

‘Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı’nda bu soruya cevap aranırken iki temel perspektif inceleniyor: malzemede mahirlik gerektiren ve estetik nitelikleri vurgulayan zanaatkârlık olarak sanat ile insanlık durumuna dair derin içgörüler sunan evrensel hakikatlerin aktarıcısı olarak sanat.

Her iki görüşü titizlikle ele alan yazar, çağdaş sanat kuramlarının yarattığı kavram kargaşasında sanatın sonunun geldiği iddialarını da çözümlüyor.

Buna göre çağımız sanat kuramlarının bizleri getirdiği yer, sanatın inkârıdır.

Bundan kurtulmanın yolu ise Aristoteles’in insanın doğasındaki olanakları sunan bir disiplin olarak sanat görüşüne ve Kant’ın tekil olanda evrensel olanı gören ve gösteren bir etkinlik olarak sanat görüşüne geri dönmektir.

  • Künye: Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı, Akademim Yayıncılık, sanat, 208 sayfa, 2024

Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar (2024)

“Ben düzenli olarak yeni yayımlanan öykü kitaplarını okurum.

Kanımca öykü, sinema sanatına romandan daha yatkındır.

Roman sayıyla, öykü ise nakavtla kazanır.”

Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan ve Hakkâri’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Erden Kıral’dan hatıralar geçidi.

Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurtdışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar.

‘Aynadan Yansıyan Hatıralar’, Erden Kıral’ın hayatından yaşam perdesine yansıyanlar.

Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü…

  • Künye: Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar: Benim Güzel Günlüğüm, Yapı Kredi Yayınları, anı, 200 sayfa, 2024

Richard Rushton – Deleuze’den Sonra Sinema (2024)

‘Deleuze’den Sonra Sinema’, Deleuze’ün sinemaya dair yazdıklarına açık ve anlaşılır bir giriş sunuyor.

Deleuze’ün çığır açıcı iki sinema kitabında karşımıza çıkan çok sayıda kategoriyi ve sınıflandırmayı açıklayan eser, John Ford, Sergey Ayzenştayn, Alfred Hitchcock, Michelangelo Antonioni, Alain Resnais gibi yönetmenlerin filmleri de dâhil olmak üzere pek çok yapımı değerlendirmeye tabi tutuyor.

Steven Spielberg, Lars von Trier, Martin Scorsese ve Wong Kar-wai gibi çağdaş yönetmenleri de Deleuze’ün teorileri ışığında ele alarak onun sinema üzerine yazdıklarına güncel bir bakış kazandırıyor.

‘Deleuze’den Sonra Sinema’, Deleuze’ün neden bugün haklı olarak sinemanın en büyük filozoflarından biri kabul edildiğini gösteriyor bize.

Felsefe ve film çalışmaları meraklıları için temel bir okuma…

Kitaptan bir alıntı:

“Filmler daha ziyade kendi felsefeleriyle gelir, onlar kendinde felsefidir. Bana göre bu, yani filmlerin kendilerini incelemek, Deleuze’ün Sinema kitaplarının temel amaçlarındandır ve kuşkusuz bu kitabın da başlıca amacıdır. Dolayısıyla şunu doğru anlayalım: Deleuze, sayesinde sinemayı izah edeceğimiz bir felsefe icat etmez. Aksine sinema bize kendi felsefelerini sunar, Deleuze de Sinema kitaplarında bizzat bunu izah etmeye çalışır.”

  • Künye: Richard Rushton – Deleuze’den Sonra Sinema, çeviren: Yasin Aydınlık, Vakıfbank Kültür Yayınları, sinema, 224 sayfa, 2024

Dilara Balcı – Yeşilçam’da Öteki Olmak (2023)

Birçok gayrimüslimin de görev yaptığı Yeşilçam’ı farklı bir boyuttan ele alan ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, Türkiye sinemasında gayrimüslim vatandaşların temsil biçimlerine ve karikatür tiplemelerin arkasında yatan ötekileştirmeye dair eleştirel bir bakış sunuyor.

Fotoğrafların ve film karelerinin de eşlik ettiği ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, Dilara Balcı’nın yeni baskıya özel kaleme aldığı önsözüyle okurları bekliyor.

Türkiye sinemasında gayrimüslimlere dair yapılmış en kapsamlı araştırmalardan biri olarak görülen ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, ilk olarak 2013’te basıldı, daha sonra sinema ve televizyon yapımlarında “öteki” konusunu inceleyen çok sayıda kitap, kitap bölümü ve bilimsel makalenin kaleme alınmasına da öncülük etti.

1940-1977 yılları arasında çekilmiş doksan bir filmin değerlendirmesinden oluşan ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, çözümlemeleriyle 1977 sonrasını da işaret ediyor.

Bir yandan tarihselliği içinde Türkiye sinemasını ele alan kitap, sinemayı var eden oyuncusundan yönetmenine, laboratuvarcısından yapımcısına bütünlüklü bir fotoğraf sunuyor.

Dilara Balcı, ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’ta filmlerde yer alan “öteki”lerin karakter tahlillerini yaparken azınlıkların sinemadaki temsiliyet biçimlerini de ele alıyor: Bazen yalnız, isimsiz, gülünç, kimi zaman “hain”…

Ve o insanların bu temsiliyetlerle iç içe geçmiş meslekleri…

Tiyatro ve edebiyat ile sinemanın etkileşiminin de bir yaklaşım olarak araştırmayı tamamladığı ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’ta “öteki”lerin hikâyesi kavramsal bir eksen etrafında örülüyor.

Kitap, eleştirel bakışıyla Türkiye sinemasına sunduğu katkısının ötesinde, izleyicinin de önyargılı yaklaşımını dönüştürmeyi umut ediyor.

  • Künye: Dilara Balcı – Yeşilçam’da Öteki Olmak, Ayrıntı Yayınları, sinema, 176 sayfa, 2023

Fidan Terzioğlu – İnsanı İnsan Yapan Nedir? (2023)

Fidan Terzioğlu “İnsanı insan yapan nedir?” sorusunun peşinde, sinema tarihinde derin iz bırakmış yedi önemli yapay zekâ filmine tasavvufun gözüyle bakarak bizi bir yolculuğa çağırıyor: Bilmediğimiz, arzuladığımız, istemediğimiz ötekilikleri görebilmek, izleyebilmek ve dönüştürebilmek için.

Hayatın kaynağının bilmediğimizi dahi bilmediğimiz veçhelerinde olduğunu fark etmek için.

İnsanın kendisi ile öteki arasında kurduğu ilişkiler hakkında bu kitap.

Öteki yabancıdır, dışarıdakidir, bizden olmayandır; bilinmeyen, tanımlanamaz ve denetlenemez olandır.

Bilinmezliğin içerdiği bilgi ve deneyim için, bildiğimiz sınırların genişlemesi için ve bu sınırlardan özgürleşmek için süregiden bir arzu duyarız.

Bu keşif arzusu ve merak gelişmemizi, yeni bilgilere ve kavrayışlara açılmamızı sağlayan en önemli itkimizdir.

İçinden çıkılması güç görünen bir ilişkiler kavşağında yeni açılımlar bulmak, yeni cümlelerle konuşmak, yeni fikirler oluşturmak ve bu fikirleri dayanışma içinde eyleme dönüştürebilmek için.

Kitaptan bir alıntı:

“Çocukluktan yetişkinliğe, beşerlikten insan olmaya doğru evrilmek için, ölüm fikriyle yüzleşmek ve varlık zeminindeki bu bilinmezliği kabul etmek gerekir. Tasavvuf düşüncesindeki ‘ölmeden önce ölmek’ ilkesi, bu imkânı işaret eder. Ölmeden önce ölmek, ölümlülük ilkesinin eninde sonunda elimizden alacağı, mülkiyetimizde olmayan şeyler hakkındaki mülkiyet iddiamızdan vazgeçmektir. Bu ilke bizi iradesiz ve amaçsız bir yaşama götürmez. Aksine, içinde yaşadığımız an içinde neyin korunmaya, neyin bırakılmaya uygun ve değerli olduğunu ayırt etme imkânını getirir. Ömrü bitmiş olanı teslim edip, şimdi geleni kabul etmenin yolunu açar.”

  • Künye: Fidan Terzioğlu – İnsanı İnsan Yapan Nedir?: Yapay Zekâ Filmlerine Tasavvuf Gözüyle Bakmak, Metis Yayınları, sinema, 192 sayfa, 2023