Kolektif – İsyanın ve Umudun Dip Dalgası (2016)

AKP’nin neoliberal çevre politikalarına karşı gelişen toplumsal mücadele pratiklerinin bir çetelesini tutan, sağlam bir çalışma.

Buradaki yazılar, söz konusu muhalefetin dinamikleri ve bunun ortaya koyduğu pratikleri kapsamlı bir bakışla irdelerken, günümüz Türkiye’si için bütüncül, eşitlikçi ve adil bir ekolojist politikanın imkânlarını da tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – İsyanın ve Umudun Dip Dalgası, derleyen: Sinan Erensü, Ethemcan Turhan, Fevzi Özlüer ve Arif Cem Gündoğan, Tekin Yayınevi

Taner Akpınar – Pedagojik Tahakküm (2020)

Barış imzacılarının başına gelenlere baktığımızda da gördüğümüz gibi, üniversiteler, tarihsel süreçte büyük ölçüde egemen sınıfların tahakkümü altında güç ve iktidar ilişkilerinin yeniden üretimine katkı sunan bir işlev gördü.

Bugünkü üniversiteler de, neredeyse tümüyle egemen konumdaki yeni liberal ideolojinin tahakkümü altındadır.

Taner Akpınar’ın bu önemli çalışması ise, bu tahakkümü sosyal bilimlerdeki öğretim süreçlerini merkeze alarak inceliyor.

Akpınar, sosyal bilimlerdeki öğretim süreçlerinin, pedagojik olarak, tümüyle egemen ideolojiye göre kurgulandığını gözler önüne seriyor.

Çok değerli bir ifşa olarak okunabilecek kitap, sosyal bilim öğretimi görenlere, egemen ideolojinin hangi araçlar ve yollara başvurarak tümüyle taraflı yaklaşımını, nesnel bilimsel gerçekliğin kendisiymiş gibi aşıladığını gösteriyor.

  • Künye: Taner Akpınar – Pedagojik Tahakküm: Sosyal Bilim Öğretiminde Pedagojik Sorunlar, Nika Yayınevi, bilim, 135 sayfa, 2020

Kolektif – Yeni Gazetecilik (2020)

Bugünün post-endüstriyel, ağlaşmış haber ekosisteminde, içerik profesyonel gazeteciler kadar yurttaş gazeteciler ve robotlar tarafından da oluşturulur.

Peki, böylesi bir zamanda nitelik ve etik standartlardan ödün vermeden, gazeteciliği bu yönde dönüştürmek mümkün mü?

İşte bu şahane derleme, bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, bugün haberciliğin nasıl dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde ortaya koydukları gibi, nitelikli haber içeriklerinin nasıl oluşturulacağı, dağıtılacağı ve sunulacağını; dijital, ağ tabanlı döneme uygun yeni habercilik yöntem ve tekniklerinin nasıl kullanılacağını; okuyucuların haber süreçlerine ve etkileşime nasıl dâhil edileceğini ve dijital ve mobil ortama uygun yeni yönetsel ve organizasyonel stratejilerin nasıl geliştirilebileceğini ortaya koyuyor.

Yeni gazetecilik uygulamalarıyla ilişkili kuramsal ve ampirik çalışmalar hakkında aydınlanmak isteyen okurların kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

Daha da güzeli kitap, buradan ücretsiz olarak da indirilebiliyor.

  • Künye: Kolektif – Yeni Gazetecilik: Mecralar, Deneyimler, Olanaklar, derleyen: Barış Çoban, Bora Ataman ve Özlem Erkmen, Kafka Kitap, medya, 402 sayfa, 2020

Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi (2016)

27 uzmanın 66 soruya verdiği yanıtlar ekseninde, okurunu anayasanın ne olduğu konusunda gerçek bilgilerle aydınlatan bir rehber.

İbrahim Kaboğlu’nun derlediği kitap, anayasalar ve anayasal değişimler; parlamenter, başkanlık ve yarı başkanlık rejimleri; yargı bağımsızlığı, Türkiye’de anayasal ve siyasal düzenin geleceği gibi pek çok önemli konuyu tartışmaya açıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi, derleyen: İbrahim Ö. Kaboğlu, İletişim Yayınları

Marshall McLuhan – Yaradanımız Medya (2019)

İletişim kuramcısı Marshall McLuhan, internetin henüz icat edilmediği zamanlarda yaşasa da, yazılı ve görsel basının kitleleri manipüle etmede ne kadar mahir olabildiğine, televizyonun kitlelerin yeni afyonu haline geldiğine yakından tanıklık etti.

“Küresel köy” kavramıyla ilk “medya gurusu” olarak kabul edilen McLuhan, her kültür çağında bilginin kaydedilip aktarıldığı ortamın o kültürün karakterinin belirlenmesinde kesin bir rol oynadığını söyledi.

Bu görüşünü de o ünlü “Ortam mesajdır” deyişiyle özetledi.

McLuhan’ın ilk kez 1967 yılında yayımlanmış, bizde de yeni baskısıyla raflardaki yerini almış ‘Yaradanımız Medya’ adlı bu çalışması ise, medyanın ne denli güçlü bir aygıt olabileceğini, pek çok çarpıcı örnekten yola çıkarak gözler önüne seriyor.

İktidarların medya aracılığıyla propaganda yapmak ve rıza üretmek için trol orduları kurduğu günümüzde, özellikle okunması gereken bir çalışma.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Evrensel, tiranca bir gözetim, hem de ana rahminden mezara kadar gözetim altındayız.”

“Zamanımız neyin nerede başlayıp bittiğinin belirsizleştiği, eski kategorilerin geçersizleştiği – her şeyin yeniden incelenmesinin gerektiği bir zaman.”

“Bugünün gençliği, bugünün yaşam ortamını – yaşadığımız bu elektronik dramayı içgüdüsel bir şekilde anlayabiliyor. Bu drama, mitik ve derinlemesine yaşanan bir drama. Kuşaklar arasındaki bugünkü yoğun yabancılaşmanın nedeni de budur. Yaşadığımız günün savaşları, devrimleri, toplumsal ayaklanmaları da günümüzün elektronik enformasyon araçlarının arabirimleri, kumanda panelleri durumunda.”

“Herkesin herkesin yapıp ettiğiyle bu kadar uğraştığı, hepimizin bir toplumsal değişimin amelesine dönüştüğü günümüz dünyasına nasıl gelip dayandık? Bunu kim programladı? Bu ne iştir?”

“Yeni teknolojiden ‘evli evine, köylü köyüne’ demesini bekleyemeyiz. Artık, günün birinde dönecek yurdunuz, yuvanız kalmadı.”

  • Künye: Marshall McLuhan – Yaradanımız Medya, çeviren: Ünsal Oskay, Nora Kitap, medya, 160 sayfa, 2019

Louise Bryant – Moskova’dan Devrim Portreleri (2020)

1917 Devrimi, Lenin ve etrafındaki çekirdek ekibin olağanüstü liderliğinde ortaya çıkıp gelişti.

Louise Bryant’ın bu enfes çalışması ise, bu figürleri sıradan hayatları içinde izlemesiyle dikkat çekiyor.

‘Moskova’dan Devrim Portreleri’, Lenin başta olmak üzere Troçki, Kalinin ve Çiçerin gibi, 1917 Ayaklanmasını devrime dönüştüren isimlerin hayatlarına dair birçok ilginç detaylar vermesiyle de önemli.

Örneğin burada her bir ismin evlerinde hangi mobilyaları kullandıklarından ofislerinde hangi özel misafirleri nasıl ağırladıklarına ve onlarla neler konuştuklarına kadar, tarihin bilinen kayıtlarına girmeyen pek çok ayrıntı yer alıyor.

Kitabın bizi ayrıca ilgilendiren kısmıysa, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından devrim Moskova’sına geçmiş Enver Paşa’nın ve maiyetindekilerle ilgili önemli bilgiler vermesi.

  • Künye: Louise Bryant – Moskova’dan Devrim Portreleri, çeviren: Yahya Yeşilyurt, Runik Kitap, tarih, 126 sayfa, 2020

Müberra Gürel – Biri Bizi Gözetliyor (2016)

İnsansız hava araçları, böcekler, sivrisinek boyutlarında izleme teknolojileri ve siber savaşlardan müteşekkil bir geleceğe hazır mısınız?

Müberra Gürel bu kitabında, hibrid savaşların, son model diktatörlüklerin dünyayı önlenemez bir kaosa sürükleyeceği bir geleceğin resmini çiziyor.

Para ve görünmez silahlı güçlerin egemen olduğu yarının dünyasına hoş geldiniz.

  • Künye: Müberra Gürel – Biri Bizi Gözetliyor, Asi Kitap

İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim (2016)

İbrahim Çelik lise yıllarında, Karadeniz bölgesinde Devrimci Yol saflarında aktif olarak mücadele etti.

Çelik, 1981 yılında Artvin’de düzenlenen bir operasyonda bir grup genç arkadaşıyla tutuklanır.

İşte Çelik bu kitabında, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatına ve cezaevi yıllarındaki, işkence ve kitlesel açlık grevleri dair anılarını paylaşıyor.

Hem de birbirinden ilgi çekici hikâyeler eşliğinde.

  • Künye: İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim, Ayrıntı Yayınları

Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı (2020)

Kıbrıs sorununu farklı yönleriyle irdelediği önemli çalışmalarıyla bildiğimiz Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs söz konusu olduğunda da milliyetçilik dayatmalarına tevessül etmeyen, her iki halkı da kucaklayan bir tutum sergiledi.

Aynı zamanda 2019 yılında Avrupa Parlamentosuna seçilen ilk Kıbrıslı Türk olan Kızılyürek, bu otobiyografik çalışmasında da, Kıbrıs’la ilgili duygu, düşünce ve deneyimlerini bizimle paylaşıyor.

Burada anlatılan hikâye etnik çatışmaların, darbe ve savaşların böldüğü bir ülke kadar, bölünen ülkenin parçalarından birini sahiplenmeyi reddeden ve bu yönüyle de bölünmüş olan bir insanın hikâyesi olarak okunabilir.

Kendisini ulusların dünyasında siyasi yurtsuzluk yaşayan biri olarak tanımlayan Kızılyürek, hep öteki, başka, yabancı kalan bir insanın ne anlama geldiğini bize anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayat beni iki toplumlu, iki dilli, tek bölgeli kıldı. Kıbrıs’ın bütününün insanıyım. ‘Biz’ dediğimde Mehmet ile Yannis, Ayşe ile Maria aynı anda aklıma düşer. Onların hassasiyetleri, özgüllükleri, kültürleri ve çıkarları bende ortak ve birdir.Fakat benim kendimden saydığım insan toplulukları, ‘biz’ ve ‘onlar’ karşıtlığı içinde yaşıyorlar. Birbirini değersizleştirmeye, kavga ve rekabet etmeye devam ediyorlar. Benim aynı anda hem içlerinde ve aralarında olmam, hem de ‘biz’ ve ‘onların’ ötesini aramam, bu sürtüşmeden fırlayan kıvılcımların üstüme sıçramasına yol açıyor. Ve biliyorum ki, Oliki Kipros/Bütün Kıbrıs aşamasına geçilmedikçe, bu durum devam edip gidecek…”

  • Künye: Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı, İletişim Yayınları, anı, 407 sayfa, 2020

Fang Fang – Wuhan Günlüğü (2020)

Covid-19 salgınının ilk ortaya çıktığı Çin’in Wuhan kentinde, tam olarak neler yaşandı?

İşte ‘Wuhan Günlüğü’ adlı bu kitap, dünyanın gündemine oturmuş bu kentte neler yaşandığı ilk zamanlarından itibaren gün gün izliyor.

Ödüllü Çinli yazar Fang Fang (Wang Fang), Covid-19 pandemisinin ilk ortaya çıktığı dönemde internet ortamında bu günlüğü yayımlamaya başlamıştı.

Fang Fang burada, kentteki günlük yaşamı, sağlık sistemindeki sorunları, gıda ve maske gibi ihtiyaçlar için yaşanan mücadeleyi kapsamlı bir şekilde anlatıyor.

Günlükler bunun yanı sıra, “insanlar arasında bulaşıcı değil” diyen, gerçekleri sansürleyen siyasilerin yalanlarını ve hilelerini çekinmeden ortaya dökmesiyle de önemli.

“Tek düşmanımız virüs değil” diyen Fang Fang’ın, ölümcül salgının kaynağından yazdığı ve hepimiz açısından önemli dersler barındıran günlüğü, halkın sesi olarak görülmüş ve büyük yankı uyandırmıştı.

Kitaptan bir alıntı:

“Tek düşmanımız virüs değil. Biz aynı zamanda kendimize düşmanız, kendi kendimizin suç ortaklarıyız. Birçok insanın ancak şimdi uyanmakta olduğu, ülkemizin ne kadar harika olduğu yönünde boş sloganlar atmanın ne kadar anlamsız olduğunu kavramaya başladığı, günlerini siyasi çalışmalar ve boş laflar ederek geçiren siyasilerin beceriksizliğini gördüğü söyleniyor.”

  • Künye: Fang Fang – Wuhan Günlüğü, çeviren: Sezen Kiraz, Bilgi Yayınevi, anlatı, 260 sayfa, 2020