Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı (2018)

Friedrich Engels, bir tekstil devi ve tilki avcısı, Manchester Kraliyet Borsası üyesi ve şehirdeki Schiller Enstitüsü’nün başkanıydı.

Öte yandan, Karl Marx’a kırk yıl boyunca maddi destek sağlayan, onun çocuklarına bakan, öfkesini dindiren ve tarihin en ünlü ideolojik ortaklığının yarısına vücut veren, komünizmin baş mimarlarından biri de yine Engels’ti.

O, ‘Komünist Manifesto’nun eş yazarı ve Marksizm adı verilecek olan hareketin eş kurucusuydu. Başkan Mao’nun Çin’inden Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Stasi devletine, Afrika’daki anti-emperyalist mücadeleden Sovyetler Birliği’nin ta kendisine, bu çarpıcı felsefenin envai çeşit tezahürü 20. yüzyıl boyunca insanlığın tamı tamına üçte birini tesiri altına alacaktı.

İşte Tristam Hunt’ın bu nitelikli çalışması, bu önemli tarihi kişiliğin, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatının kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

Hunt bunu yaparken, kendi tarihini yapmış ve bizlerin tarihini şekillendirmeye devam eden Engels’in hayatının dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, O’nun tutkularını ve arzularını, kişisel nefretlerini ve bireysel kaprislerini, hatta itici güçlerini ve onların tarihsel nedenlerini çözüyor.

  • Künye: Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı, çeviren: Mehmet Ratip ve Işın Eliçin, İletişim Yayınları, biyografi, 390 sayfa, 2018

Filiz Yavuz – Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın (2015)

Nükleer enerjiye sadece enerji ve ekonomi temelli yaklaşımlar üzerinden değil yaşam üzerinden bakan ve bunu da katılım, kaza riski ve atık sorunları üzerinden tartışan dikkat çekici bir çalışma.

Filiz Yavuz kitabında, bununla da yetinmeyerek nükleer santrallerin kuruldukları takdirde Sinop ve Mersin’i nasıl etkileyeceği konusunda, bizzat bölge halkının sesine de aracılık ediyor.

  • Künye: Filiz Yavuz – Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın: Türkiye’nin Nükleerle İmtihanı, Can Yayınları

Alois Prinz – Ulrike Meinhof (2009)

Alois Prinz ‘Ulrike Meinhof’ta, 1970’li yıllarda Federal Almanya Cumhuriyeti’ne savaş ilan etmiş, birden fazla cinayetle suçlanmış, Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun kurucularından Ulrike Marie Meinhof’un fırtınalı hayatını anlatıyor.

Oldenburg’da doğan Meinhof, 60’ların başında sosyalist bir Alman dergisinin editörlüğünü yapan orta sınıf bir Alman hayatı yaşıyordu.

Fakat kısa süre sonra radikalleşmeye başlayan Meinhof, 1970’lerde Andreas Baader’le birlikte RAF’ı kurup yeraltına inecek ve bu süreç kendisini, 1976 yılındaki şüpheli ölümüne götürecekti.

Prinz, Meinhof’un bu çalkantılı ve trajik hikâyesini tarafsızlığını ve soğukkanlılığını koruyarak anlatmaya çalışıyor.

Kitap,1960-1980 arası Almanya’nın sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Alois Prinz – Ulrike Meinhof: Üzgün Olmaktansa Öfkeli Olmayı Yeğlerim, çeviren: Süheyla Kaya, Versus Kitap, biyografi, 253 sayfa

Ferlâl Örs ve Mehmet Şakir Örs – Yerelge: Toplumsal Belediyecilik (2009)

Ferlâl ve Mehmet Şakir Örs ‘Yerelge: Toplumsal Belediyecilik’te, yerel kamusal hizmet birimleri olan yerel yönetimlerde katılımcılığın, saydamlığın, demokratik denetimin ve yüksek bir kentlilik bilincinin nasıl sağlanabileceğini anlatıyorlar.

Yakın zamanda gerçekleşecek bir yerel seçimin beklendiği Türkiye’de, elimizdeki eserin, yerel yönetimler alanını toplumsal, siyasal, sosyal ve kültürel boyutlarıyla ele almasıyla dikkat çekeceğini söyleyebiliriz.

Katılımcı ve sosyal belediyeciliğin imkânlarını araştıran çalışma, yerel yönetimler konusunda bilgilenmek isteyenler ile vatandaş olarak sorumluluklarını ve haklarını tekrar hatırlamak isteyenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Ferlâl Şakir ve Mehmet Şakir Örs – Yerelge: Toplumsal Belediyecilik, Etki Yayınları, siyaset, 223 sayfa

Emin Türk Eliçin – Bir Dönemin Belge Mektupları (2008)

Asiye Özdemir Eliçin tarafından hazırlanan ‘Bir Dönemin Belge Mektupları’, Cumhuriyet döneminin tarih felsefesi uzmanı ve çevirmen Emin Türk Eliçin’e 1927-1965 yılları arasında gelen mektupları bir araya getiriyor.

Eliçin, düşünceleri için yargılanmış, fikirleri yüzünden iktidarlarca hedef alınmış aydınlardan biriydi. Hatta kendisi, düşüncelerinden dolayı yargılanmak üzere mahkemeye çıkacağı gün hayata veda etmişti. İşte bu kitapta toparlanan mektuplar en çok, büyük zorluklar ve imkânsızlıklarla karşı karşıya gelmelerine rağmen, idealist duruşlarından ve fikirlerinden taviz vermeyen bir kuşağın yaşadıklarının belgesi niteliğinde.

  • Künye: Emin Türk Eliçin – Bir Dönemin Belge Mektupları, hazırlayan: Asiye Özdemir Eliçin, Evrensel Yayınları, mektup, 279 sayfa

Frederick Douglass – Özgürlük Yolu (2017)

1818-1895 arasında yaşamış Frederick Douglass, Amerika’da kölelik karşıtı mücadelenin ilk ve simge isimlerinden biri.

Frederick Douglass her siyah gibi köle olarak yaşamına başladı ve tam yirmi yılını köle olarak geçirdi.

Douglass 1838’de Baltimore’a, oradan Philadelphia’ya ve en sonunda New York’a kaçacak ve bundan sonra bütün ömrünü insan hakları ve özgürlükler için mücadele etmeye adayacaktı.

İşte bu kitap, birebir kendisinin ağzından hayatının dönüm noktalarını bizimle paylaşıyor.

Kitap, Douglass’ın bir köleden kölelik karşıtı toplantılarda etkili konuşan bir hatibe dönüşmesine, kölelik karşıtı yayın yapan gazeteler çıkarmasından ülke çapında etkili mücadele yürüten bir lider haline gelişine uzanan süreci adım adım anlatıyor.

Amerika’nın gayrı resmi tarihi olarak okunabilecek bu otobiyografi, aynı zamanda ülkedeki kölelik karşıtı hareketin ortaya çıkışı, gelişimi ve kazanımları hakkında da iyi bir kaynak.

Kitap, çevirmeni Hülya Seçmez Gülçiçek’in aydınlatıcı bir giriş yazısıyla açılıyor.

  • Künye: Frederick Douglass – Özgürlük Yolu: Amerikalı Köle Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü, çeviren: Hülya Seçmez Gülçiçek, Arion Yayınevi, otobiyografi, 164 sayfa, 2017

Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji (2017)

Çevre krizi, açık ve net biçimde, toplumun yapısından, kapitalizmden ve devletten kaynaklanıyor.

Ekolojik krizin niteliği, açgözlülüğe ve rekabete dayalı bir ekonomik sistemde derin köklerini ve toplumda bol miktarda yaşanan diğer krizlerle olan yakın ilişkisi hakkında bugün çok daha fazla berraklığa ve tutarlılığa ihtiyacımız var.

İşte bu önemli kitap, bu yönde çok iyi bir programı ortaya koymasıyla, bize sağlam bir perspektif sunuyor.

Dimitrios Roussopoulos’un alan açısından klasikleşmiş yapıtı ‘Politik Ekoloji’, var olan ekolojik krizi çok yönlü bir bakışla gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda, mahallelerde ve kentlerde sıradan insanların zorba ve adaletsiz bir düzenin tahakkümüne karşı nasıl örgütlenebileceklerini ve nasıl mücadele edebileceklerini de ele alıyor.

Kitap, birbirlerine eşlik eden ekonomik, toplumsal, siyasi ve tinsel krizlerin yanı sıra ekolojik bir krizle de yüzleşebilecek ve radikal bir şekilde dönüştürecek bir politik ekoloji programı ihtiyacına sağlam bir yanıt veriyor.

Çevrenin devlet tarafından yönetilmesinin tarihi, yeryüzünün yaşadığı drama yurttaşların tepkileri, politik ekoloji ve toplumsal ekoloji, çevreciliğin ötesine geçen bir yol haritası ve toplumsal ekolojide yeni siyasetler konularını ele alan Roussopoulos, kitabının sonuna da, katılmış olduğu Paris’teki Aralık 2015’te İklim Değişimi Konferansı’nın bir özetini eklemiş.

  • Künye: Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji: İklim Krizi ve Yeni Toplumsal Gündem, çeviren: Fuat Dara Elhüseyni, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 165 sayfa, 2017

Roberto Esposito – Communitas (2018)

Topluluğun üyelerini ortak kılan “şey” nedir ve bu şey sahiden de olumlu “bir şey” midir?

Özellikle biyopolitika teorisine katkılarıyla bildiğimiz Roberto Esposito, topluluk fikrinin siyasi ve felsefi bir bağlamda irdeliyor.

“Topluluk, politik-felsefi sözcük dağarcığına, onu bütünüyle tahrif etmeden (daha doğrusu çarpıtmadan) tercüme edilemez; son yüzyılda bunu oldukça trajik bir şekilde gördük. Bu durum siyaset felsefesinin, topluluk sorununda tam da kendi nesnesini görme eğiliminde olan belirli bir türüyle çelişiyormuş gibi görünüyor.” diyen Esposito, kavramın etimolojik kökenlerine dair kapsamlı bir analiz eşliğinde “communitas” kavramının siyaset felsefesindeki yerini de çok yönlü bir perspektifle ele alıyor.

Esposito bunu yaparken Hobbes, Rousseau, Kant, Heidegger ve Bataille’ın toplum ve topluluk üzerine fikirlerini de tartışıyor ve böylece alan için önemli bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Roberto Esposito – Communitas: Topluluğun Kökeni ve Kaderi, çeviren: Onur Kartal, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2018

Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu (2015)

Arap Baharı zemheri kışta, 17 Aralık 2010’da, Tunus’ta Sidi Buazidli 26 yaşında bir seyyar satıcı olan Muhammed Buazizi meyve sebze arabasına el konmasını protesto etmek için kendini ateşe verince başladı.

Bu olayı protesto etmek için Tunus’ta sokağa dökülen halk, ardından tüm Ortadoğu’yu kasıp kavuracak bir devrimin fitilini ateşledi.

Bu kitap ise, Arap dünyasını sarsan; siyasi, tarihi ve toplumsal alanda çarpıcı değişimler yaratmış Arap Baharı hakkında önemli bir analiz.

Ortadoğu’nun önde gelen entelektüellerinden İran doğumlu Hamid Dabaşi, bu devrimci ayaklanmalar için “ertelemeli başkaldırı” kavramını kullanıyor.

Yazarın ortaya koyduğu şekliyle ertelemeli başkaldırı ise, ulusal ve ulusaşırı siyasetin birbirleri üzerinde etkiler doğurmasına yol açacak, kesin bir sonuca bağlanmayan ve ucu açık hareketler anlamında kullanılıyor.

Dabaşi’nin bu süreci, yaratıcı, aydınlatıcı ve zengin bir bakışla ele aldığını söylememiz gerekiyor.

Kitap, Arap Baharı’nın bölge jeopolitiğini geri dönülemez biçimde nasıl değiştirdiğini, neden Ortadoğu’yu yeniden tahayyül etmemiz gerektiğini ve Arap Baharı’nın gelecekte ortaya çıkacak olası etkilerini tartışıyor.

  • Künye: Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu, çeviren: Aslı T. Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 350 sayfa, 2015

Wolfgang Hertle – Larzac (2017)

Bu kitap, Güney Fransa’daki Larzac Kıta Tatbikat Alanı’na karşı 1971-1981 arasında köylülerce yürütülen efsane şiddetsiz direnişin başından sonuna bir hikâyesini anlatıyor ve bu direnişin ekoloji ve barış hareketi için ne anlama geldiğini irdeliyor.

1970’de Fransa’da hükümet, bölgedeki küçük bir tatbikat alanını, çevresindeki köy ve meraları da içine alacak şekilde genişletme kararı alır.

Fakat bu durum, civardaki köylülerin on yıla yayılacak efsanevi direnişinin fitilini ateşlemekte gecikmez.

103 çiftçi ailenin çekirdeğini oluşturacağı direniş, 70’ler boyunca çevrenin ve yaşam kalitesinin korunmasına yönelik süren parlamento dışı pek çok kampanya içinde birçok bakımdan özel bir konuma sahip olacaktı.

Kitapta,

  • Larzac çiftçilerinin yalnızca şiddetsiz eylem biçimleri seçmelerine yol açan saikleri,
  • Çiftçilerin yasallık ile ilişkisini,
  • Çiftçilerin etkileyici popülaritelerini sağlayan koşulları,
  • 103 çiftçi ailesinden oluşan çekirdek grubun iç yapılanmasını, demokratik teamüllerini ve irade inşa etme süreçlerini,
  • Ve on yıllık direnişin, projeden etkilenen çiftçilerin sosyal davranışları üzerinde yarattığı aşınma, yıpranma ve diğer olumsuz etkileri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap bunun yanı sıra, Larzac hareketinin güncel ekoloji ve barış hareketleri için nasıl bir miras bıraktığına odaklanmasıyla da önemli.

  • Künye: Wolfgang Hertle – Larzac, 1971-1981, çeviren: Osman Murat Ülke, Kaos Yayınları, siyaset, 436 sayfa, 2017