Robert Albritton – Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler (2018)

Robert Albritton’ın bu önemli çalışması, bugün yaşanan küresel kıtlığın altındaki temel dinamikleri ortaya koyan, klasik olmaya aday bir çalışma.

Çünkü Albritton esas sorunun tarım ve gıda tedarikinin kapitalist yönetiminde görülen mantıksızlık ve çelişkiler olduğunu ve mevcut küresel kıtlığın da bunun en rahatsız edici belirtilerinden sadece biri olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap ayrıca, kapitalizmin gıda ve tarımda yarattığı şu tahribatları da ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor:

  • Küresel ısınma çağında ve petrolün taşma noktalarına eriştiği bir dönemde yoğun petrol içeren bir gıda sistemi,
  • Ekilebilir arazilerin gıda yerine yoğun bitimde etanol ve gıda olmayan diğer ekinleri yetiştirmek için kullanılması,
  • Gıda zincirleri boyunca çiftçilerin ve işçilerin düşük gelirleri,
  • Toprak, hava ve su kirliliği,
  • Temiz su kaynaklarının hızla tükenmesi,
  • Abur cubur gıdanın yaygın biçimde pazarlanması,
  • Yeryüzünde yaşamın geleceğini temellerinden sarsan ormansızlaşma,
  • Genetiği değiştirilmiş gıdaların (GDO) taşıdığı büyük tehlikeler,
  • Devasa boyuttaki kapalı hayvan besiciliği ve işletmelerinde hayvanlara yapılan kötü muamele,
  • Dev gıda ve tarım şirketlerinin toplumsal hayatı yozlaştırması,
  • En az 3 milyar insanın yeterli miktarda ya da kaliteli gıdaya ulaşamaması…

Albritton bütün bu rahatsız edici gerçekleri ayrıntılı biçimde ele alırken, ABD merkezli küresel gıda rejiminin tarihsel ve güncel bir analizini yapıyor ve aynı zamanda daha etkin ve hesap verebilir bir kamu sektörü ile hesap verebilir şirketler oluşturulması için nasıl bir mücadele yöntemi ortaya koyabileceğimizi tartışıyor.

‘Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler’, değişimin mümkün olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Robert Albritton – Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler: Kapitalizm Açlığı ve Obeziteyi Nasıl Yarattı?, çeviren: Ramazan Güngör, Otonom Yayıncılık, siyaset, 328 sayfa, 2016

Guy Haarscher – Laiklik (2018)

Bilinç ve ifade özgürlüğü için verilen uzun mücadelelerin sonucunda kazanılan laikliğin, özellikle Batı’da uzun bir tarihi var.

İşte Guy Haarscher’in bu önemli kitabı da, hem laikliğin gelişimi hem de Batı’da şu an laiklik hakkında yürütülen güncel ve yoğun tartışmaları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Fransa’da kiliseyle devlet arasında tüm bağları koparan 1905 tarihli yasal düzenleme, o günden bu yana farklı tartışmaların konusu olageldi.

Haarscher’in çalışması da, bu gelişme ekseninde laikliğin bugünkü durumunun geniş bir yorumunu sunuyor.

Kitap, yalnızca laikliğin tarihsel gelişimi ve dönüşümünü kavramak için değil, laikliğin din, bilinç ve ifade özgürlüğü açısından hem günümüzde hem de gelecekte neden vazgeçilmez olduğunu gözler önüne sermesiyle de önemli.

  • Künye: Guy Haarscher – Laiklik, çeviren: Rana Arıkan Pekin, Dost Kitabevi, siyaset, 131 sayfa, 2018

Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler (2018)

İspanya Komünist Partisi, ülke iç savaşla çalkalanırken, kritik tarihsel roller üstlenmişti.

Tabi bu roller, kimileri tarafından yetersiz bulundu, kimileri tarafındansa destansı addedildi.

İşte Juan Ambou’nun elimizdeki çalışması, İspanya İç Savaşı’nda yaşananları komünistlerin penceresinden izlemesi ve bu hayati andaki kimi bilinmeyen ayrıntıları aydınlatmasıyla önemli.

Özellikle savaş zamanında İspanya’nın kuzeyinde geçen olayları anlatan ve bu olayların gelişiminin kapsamlı bir siyasi değerlendirmesini yapan Ambou, hem anılardan ve tanıklıklardan hem de dönem hakkındaki arşivlerden yola çıkarak yetkin bir çalışmaya imza atmış.

Kitap, İspanya İç Savaşı’nda ve savaşın öncesi ve sonrasında varlık göstermiş İspanya Komünist Partisi’nin tarihsel rolünü analiz etmesi, ayrıca partinin bugünkü durumunun eleştirel bir analizini yapmasıyla da önemli.

  • Künye: Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler, çeviren: Ogün Eratalay, Yazılama Yayınları, tarih, 378 sayfa, 2018

John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devleti’nin Dönüşümü (2015)

Avrupa’da hukuk ve demokrasi alanındaki muazzam dönüşümlere etki eden en güçlü iki normatif-ampirik analizin kapsamlı kritiği.

John McCormik, Max Weber’in hukuk sosyolojisi ile Jürgen Habermas’ın söylemsel hukuk ve demokrasi teorisini irdeliyor.

Yazar bunun yanı sıra, Weber ve Habermas’ın teorilerinin hukuk ve demokrasinin mevcut durumuyla nasıl ilişkilendirilebileceğini ele alıyor.

  • Künye: John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devletinin Dönüşümü, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları

Talal Asad – Dinin Soykütükleri (2015)

Hıristiyanlıkta ve İslamda iktidarın kaynakları nelerdir?

Talal Asad, Ortaçağ Avrupa keşişlerinin ayinlerinden günümüz Arap ilahiyatçılarının vaazlarına uzanarak, farklı yer ve zamanlarda bu sorunun yanıtını arıyor.

Asad bunu yaparken, dinin modern tarihsel bir konu olarak ortaya çıkışını, dinsel pratikler ile iktidar arasındaki karmaşık ilişkiyi özgün bir perspektifle tartışıyor.

  • Künye: Talal Asad – Dinin Soykütükleri: Hıristiyanlıkta ve İslamda Disiplin ve İktidarın Nedenleri, çeviren: Ayet Aram Tekin, Metis Yayınları

Doğu Perinçek – Türk Ordusu’nda Strateji Sorunu (2009)

Doğu Perinçek, Silivri Cezaevinde kaleme aldığı ‘Türk Ordusu’nda Strateji’de, Kemalist devrimi tamamlamak için, iç ve dış cephelerdeki mevzilenme, izlenecek yol, yöntem ve kullanılacak araçları anlatıyor.

İlker Başbuğ, Yaşar Büyükanıt ve Hilmi Özkök’ten oluşan, son üç Genelkurmay Başkanı’nın görüşlerini değerlendiren Perinçek, milli strateji ve güvenlik siyaseti konusunda önerilerde bulunuyor.

“ABD’nin küreselleşme programının ve Neoliberal çözümlerin iflas ettiği koşullarda, Türkiye yeniden bağımsız ve halkçı bir devlet ve toplum kurma fırsatını yakalamıştır,” diyen Perinçek, önümüzdeki yıllarda, Türkiye’nin mafya-tarikat iktidarından kurtulacağını ve Milli hükümetini kuracağını savunuyor.

Perinçek kitabında ilk olarak, İlker Başbuğ tarafından dillendirilen Türk ordusunun bugünkü kurumsal görüşleri inceliyor ve bu incelemeye Yaşar Büyükanıt ve Hilmi Özkök’ün fikirleriyle devam ediyor.

  • Künye: Doğu Perinçek – Türk Ordusu’nda Strateji Sorunu, Kaynak Yayınları, siyaset, 238 sayfa

Peter McPhee – Robespierre (2015)

Fransız Devrimi’nin önde gelen liderlerinden Maximilien Robespierre hakkında en ‘in iniş çıkışlarla örülü hayatının hikâyesi.

Peter McPhee’nin kapsamlı çalışması, doğduğu çevreden eğitim yıllarına, bir devrimci olarak yola koyuluşundan Fransız Devrimi’ndeki rolüne ve trajik ölümüne, siyasi hayatımıza Jakobenizmi miras bırakmış bu ünlü ismin yaşamının bilinmeyenlerini aydınlatıyor.

  • Künye: Peter McPhee – Robespierre, çeviren: Süha Sertabiboğlu, İş Kültür Yayınları

Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya (2009)

Albert Einstein, dünyayı sıradan insanlardan çok farklı görenlerdendi.

‘Benim Gözümden Dünya’, kendisi için “Hem kendi hem de türdeşlerinin hayatının anlamsız olduğuna inanan, sadece bahtsız değil, aynı zamanda neredeyse bu hayattan diskalifiye olmuş biridir,” diyen Einstein’ın hayata, yaşadığı dünyaya ve bilimsel çalışmalarına dair felsefi ve siyasi yazılarından oluşuyor.

Yazılar, bugün kendi maksadına aykırı bir biçimde, siyasî ihtirasın ve günümüz tarihinin girdabına çekilen Einstein’ın insani portresini vermeleriyle dikkat çekiyor.

Kitap insanlığa, karşılıklı yardımlaşma üzerine kurulu barışçıl bir dünyaya ve bilimin yüce misyonuna inanmış Einstein’ın ruhuna açılan bir kapı.

  • Künye: Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya, çeviren: Demet Evrenosoğlu, Alfa Yayınları, felsefe, 115 sayfa

Zeynep Direk – Cinsel Farkın İnşası (2018)

Zeynep Direk’in elimizdeki ufuk açıcı çalışması, cinsiyet konusunu geniş bir felsefi ve siyasi çerçevede irdelemesiyle alan için çok değerli bir çalışma.

Simone de Beauvoir, Hegel, Platon, Georges Bataille, Julia Kristeva, Elizabeth Grosz, Luce Irigaray, Jean-Luc Nancy ve Paul Ricoeur gibi isimlerin düşüncelerini irdeleyen Direk hem iktidarın veya siyasi egemenliğin kadına bakışının düşünsel dayanaklarını hem de felsefenin buna verdiği yanıt üzerinden toplumsal cinsiyet, cinsiyet farklılığı, arzu, erotik deneyim, erotik ilişki, eros etiği, ezilme, şiddet, egemenlik, öznelik ve özerklik gibi pek çok kavramı tartışıyor.

Kitapta,

  • Simone de Beauvoir’da içkinlik,
  • Kristeva ve Battaile’ın dine bakışları,
  • Erotik deneyim ve cinsiyet farklılıkları,
  • Hegel’in birer feminist okuru olarak Irigaray ve Buttler,
  • Egemenlik ve toplumsal cinsiyet,
  • Jean-Luc Nancy’de cinsel ilişki, arzu ve keyif,
  • Ve Paul Ricoeur’de kırılganlık ve özerklik gibi konular ele alınıyor.

“Direniş toplumsal bağlar, ilişkiler kurmaktır; kırılgan öznelerin birlikte güçlenme ve bir toplum inşa etme sürecidir. Bu bakımdan direniş, feda etme veya kurban etmeyi meşrulaştıran bir varoluş biçimi olmamalı, bir oluş, bir yaşam savunusu, bir hayatta kalma mücadelesi olabilmelidir.” diyen Direk, sadece kadınların değil, bütün ezilenlerin bize dayatılan bu hayatla nasıl mücadele edebileceğini, nasıl özerk özneler haline gelebileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Zeynep Direk – Cinsel Farkın İnşası: Felsefi Bir Problem Olarak Cinsiyet, Metis Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 296 sayfa, 2018

Deniz Kavukçuoğlu – Umut: Sosyalizm (2009)

‘Umut: Sosyalizm’, Deniz Kavukçuoğlu’nun Aralık 2007 ile Haziran 2008 arasında Cumhuriyet gazetesinde ‘Pano’ adlı köşesinde yayımlanan yazılarından oluşuyor.

Kavukçuoğlu, dört bölüme ayırdığı kitabının, en kapsamlı olan ilk bölümünde, merkezine dincileşme sürecini koyduğu bir Türkiye panoraması çiziyor.

Yazar kitabının ikinci bölümünde hiç eksilmediğini söylediği umutlarını, üçüncü bölümünde de, bir umut olarak sosyalizmi, 2008 Türkiye koşullarına uyarlıyor.

Bilindiği gibi Deniz Kavukçuoğlu, 1968 kuşağından önde gelen isimlerinden.

Kendisi, kitabının ‘1968: Unutulmaz Günler’ başlıklı dördüncü ve son bölümünde de, 2008 yılında 40. yılına girdiğimiz 68 Hareketi’nin bir değerlendirmesini yapıyor.

  • Künye: Deniz Kavukçuoğlu – Umut: Sosyalizm, Literatür Yayıncılık, siyaset, 183 sayfa