Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler (2008)

Brenda Schaffer ‘Sınırlar ve Kardeşler’de, Azerbaycanlı kimliğini tarihten günümüze uzanan bir süreçte, köken, kültür, din, dil, siyaset ve nüfus dağılımı çerçevesinde inceliyor; siyasi, edebi süreli yayınlar ile radyo ve televizyon yayınlarından da örnekler vererek, Azerbaycanlı kimliği konusundaki tartışmalara katkıda bulunuyor.

Schaffer, İran İslam Devrimi’ni, Sovyetlerin dağılmasını ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk on yılının büyük çoğunluğunu kapsayan, 1979-2000 arasında Azerbaycanlı ortak kimliğindeki eğilimleri irdeliyor, ayrıca bu iki toplumun karşılıklı ilişkisini ve etkileşimini ele alıyor.

  • Künye: Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler, çeviren: Ali Gara ve Vüsal Kerimov, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 296 sayfa

Jülide Gülizar – Ben Bilmem Beyim Bilir (2008)

Jülide Gülizar ‘Ben Bilmem Beyim Bilir’ isimli bu kitabında, yaşanmış olaylar üzerinden, Türkiye’de kadına reva görülen hayatları anlatıyor.

Gülizar’ın, genellikle tanık olduğu ve hepsinin utanç vermek gibi ortak bir paydada buluştuğu olaylara dayanarak kaleme aldığı kitabı, okuru, kadın sorunu üzerine düşünmeye, içinde bulunduğumuz kötü durumla yüzleşmeye davet ediyor.

Türkiye’de kadına uygulanan sonu gelmez şiddet, töre ve geleneklere bağlanıyor.

Halbuki, Gülizar’ın da örnek olaylar, mantık yürütmeler ve yorumlarla çok iyi gösterdiği gibi, bunun başlıca müsebbibi, erkek egemen anlayışın kendini dayatma, iktidarını devam ettirme, dediğini yaptırma konusundaki inadıdır.

  • Künye: Jülide Gülizar – Ben Bilmem Beyim Bilir, Sinemis Yayınları, kadın, 169 sayfa

Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri (2017)

Ekim 2016’da düzenlenen bir konferansta, Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’da barış süreçlerinde aktif rol almış, müzakerelere katılmış kişilerin deneyimlerini bir araya getirmişti.

Bu çalışma ise, söz konusu konferansın ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitapta,

  • Barış süreçlerinde ve canlandırılmasında sivil toplumun rolü,
  • Çözüm sürecinin toplumsallaştırılması,
  • Çözüm sürecinde üçüncü tarafların rolü,
  • Temel yasa hazırlığı,
  • Çatışmaların sona erdirilmesi,
  • Barışı bekleyen güçlükler,
  • Hakikat komisyonunun kuruluşu,
  • Ve müzakere süreçlerinde kapsayıcı uygulamalar gibi konular ayrıntılı bir şekilde tartışılıyor.

Kitapta, Türkiye’de Kürt Açılımı ile adlandırılan barış sürecine dair Cuma Çiçek imzalı kapsamlı bir analiz de yer alıyor.

Çiçek burada, Kürt çatışmasındaki uzlaşı arayışlarını, çözüm sürecindeki başarısızlığın ulusal ve uluslararası dinamiklerini ve diyalog ve müzakereye dönüşün imkânlarını irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Evren Balta, M. Nur Djuli, Pieter C. Feith, Sevtap Yokuş, Miriam Coronel Ferrer, Mohagher Iqbal, Hüseyin Oruç, Çerağ Esra Çuhadar, Kristian Herbolzheimer, Catalina Diaz, Helga Flamtermesky, Quintin Oliver, Thania Paffenholz, Roger Mac Ginty, Neophytos Loizides ve Cuma Çiçek.

  • Künye: Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri, derleyen: Ayşe Betül Çelik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 260 sayfa, 2017

 

Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi (2018)

Çeliğe can verenlerin ülkesi Karabük hakkında çok güzel bir çalışma.

Ali Karatay, Türkiye’nin ilk ağır sanayi merkezi olan Karabük’ün siyasal ve sosyal/sınıfsal evrimini ve bu evrimin ardındaki etkenleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Cumhuriyet’in Karabük ve Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda cisimleşen ekonomi-politiği,
  • Fabrika işçilerinin yaşam koşulları,
  • Karabük burjuvazisinin doğuşu,
  • Karabük’te işçilerin sendikayla tanışması,
  • 1950’li yılların Karabük’ünde siyaset,
  • 1960-1981 arasında Karabük işçi sınıfının durumu ve işçi hareketi,
  • Karabük’ün ve Karabük işçisinin darbeyle imtihanı,
  • Siyasi cephede Karabük ve 12 Eylül,
  • Karabük’ün çelik işçisinin sağcılığı, solculuğu, köylülüğü ve muhafazakârlığı,
  • Ve Karabük işçisinin sağcılığının temel nedenleri gibi konular ele alınıyor.

Ali Karatay’ın çalışmasının çerçevesini, bir işçi kenti olarak Karabük’ün siyasi duruşunun ve sınıf mücadelesinin yakın tarihi süreç içindeki evrimi oluşturuyor.

Dolayısıyla kitap, Karabük’ün bu kimliğiyle uyumlu siyasi-sınıfsal eğilimleri ve refleksleri neden göstermediğini tartışmasıyla da önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi, İletişim Yayınları, şehir, 464 sayfa, 2018

Kolektif – Kıbrıslılık (2008)

Mehmet Hasgüler tarafından derlenen ‘Kıbrıslılık’, Kıbrıslılık kimliği ile Kıbrıs sorununun çözüm parametrelerine ilişkin tartışmalardan oluşuyor.

Kitap, Kıbrıs’ı bir kimlik meselesinden ibaret görmeyip, adanın bunun ötesindeki niteliklerine de açıklık getirmeye çalışıyor.

Türkiye’de ve KKTC’de çözüm sürecinde, bir ön tartışma olarak Kıbrıslılık konusunu gündeme getirmeyi amaçlayan kitaba, yazılarıyla katılan isimler de şöyle:

Mehmet Hasgüler, Levent Köker, Etienne Copeaux, Ümit İnatçı, Mehmet Ratip, Turgut Turhan, Kıvanç Ulusoy, Özdemir A. Özgür ve Mustafa Semih Mehmetçik.

  • Künye: Kolektif – Kıbrıslılık, derleyen: Mehmet Hasgüler, Agora Kitaplığı, siyaset, 222 sayfa

Niccolo Machiavelli – Savaş Sanatı (2014)

Gerek kendi zamanı, gerekse antik dönem üzerinde araştırma yapan Machiavelli’den, en iyi piyade donanımı için bir kombinasyon.

Düşünür, “Yurttaş asker”in nitelikleri; hareket halindeki ordunun başat özellikleri; düşman bölgesinde askeri ilerleme ve şehirlerin kuşatılmasında göz önünde bulundurulması gereken hususlar konularını ele alıyor.

  • Künye: Niccolo Machiavelli – Savaş Sanatı, çeviren: Alev Tolga, Say Yayınları

Pyotr Kropotkin – Bir İsyancının Sözleri (2018)

“Anarşist Prens” Pyotr Kropotkin’in bu kitabı, ilk olarak, kendisinin uzun zamandır cezaevinde yattığı bir zamanda, 1885 yılında yayınlanmıştı.

Kropotkin burada, devlet örgütlenmesiyle sıkı bir hesaplaşmaya giriyor ve tarihte yaşanmış örneklerden de yola çıkarak hiçbir gücün bilinçli yığınların, halkın karşısında duramayacağını söylüyor.

Kropotkin burada,

  • Devletlerin çözülüp dağılması,
  • Devrimin gerekliliği,
  • Geleceğin devrimi,
  • Siyasi haklar için mücadele etmek,
  • Devrimci azınlıklar,
  • Düzen,
  • Topluluk,
  • Paris Komünü,
  • Tarım sorunu,
  • Temsili yönetim,
  • Yasa ve yetki,
  • Devrimci yönetim,
  • Ve kamulaştırma gibi, birçok konuyu tartışıyor.

“Yönetici sınıflar bizlere çalışma özgürlüğü sözü vermişlerdi… bizleri fabrikanın, patronun, ustabaşının köleleri yaptılar; herkes için öğrenim vaat etmişlerdi… bizleri kendi kendimizi yetiştirme olanaksızlığı seviyesine düşürdüler; siyasî özgürlük vaat ettiler… bizleri savaşlara, bitip tükenmez savaşlara sürüklediler.” diyen Kropotkin, tam 133 yıl öncesinden bize seslenerek var olan düzeni sorgulamaya davet ediyor.

Künye: Pyotr Kropotkin – Bir İsyancının Sözleri, çeviren: İhya Kahraman, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2018

Max Haiven – Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri (2018)

Max Haiven’ın araştırmaları, geçen kırk yılda toplumun finansallaşması ve kültür üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yazarın ‘Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri’ ise, sermayenin yaratıcılık, hayalgücü ve müşterekler üzerinde kurduğu hegemonyayı nasıl aşabileceğimizi tartışıyor.

Haiven, sağcı “değerlerin” toplumsal hayata yön verdiği bugün, yaratıcılığın özelleştirildiğini, sermayenin hayalgücünü baskılamaya başladığını ve yaratıcılığın devasa bir krizle boğuştuğunu gözler önüne seriyor.

Yazar, buna karşı çıkmanın tek yolunun, ortak değerleri yeniden gözden geçirerek bunları radikal bir yaratıcılıkla birleştirmek ve bu yolla yeni bir toplumsal hareketler bütünü inşa etmek olduğunu belirtiyor.

Haiven, hayalgücü ve yaratıcılığın finansallaşmasıyla ortaya çıkan güncel krizi saptıyor, değer kavramı üzerine yeniden düşünüyor ve nihayet, kamu ve müşterekler üzerindeki işgallerin, tarihin ve yaratıcılığın çitlenmesini nasıl aşabileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Max Haiven – Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri: Kapitalizm, Yaratıcılık, Müşterekler, çeviren: Kübra Kelebekoğlu, Sel Yayıncılık, siyaset, 296 sayfa, 2018

Bayram Kaya – Babam Sağolsun (2014)

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ortalığa saçılan, “Yeni Türkiye” belgeseli.

Bayram Kaya, bu tarihlerdeki gelişmeleri ve yolsuzluğu örtme çabalarını kapsamlı bir şekilde ele alırken, kitabını yolsuzluk operasyonuna medyanın gösterdiği tepkiler, Türkiye ve Dünyada yolsuzlukların tarihçesi gibi bilgilerle de zenginleştiriyor.

  • Künye: Bayram Kaya – Babam Sağolsun, Ufuk Yayınları

Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi (2017)

1789 Fransız Devrimi, feodal monarşiyi yenilgiye uğratarak dünya tarihinde büyük bir kırılmaya vesile oldu.

Taner Timur da, kısa süre içinde ikinci baskıya ulaşan bu önemli kitabında, Fransız Devrimi’ni yaratan dinamiklere odaklandığı gibi, devrim sürecinde ya da sonra İngiltere ve Almanya’da yaşanan dönüşümleri de ayrıntılı bir perspektifle irdeliyor.

Bu bağlamda mutlak monarşi, aydınlanma, materyalizm, cumhuriyet, sınıf kavgası, terör ve özgürlük, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavramları yeniden tartışmaya açan Timur, Fransız Devrimi’ni Batı Avrupa’daki diğer gelişmelerle karşılaştırıyor ve insanlığın aydınlanma serüvenindeki bu önemli durağı hakkında merak edilenleri yanıtlıyor.

“Batı Avrupa’da sermaye birikimi, burjuvazinin doğuşu ve Aydınlanma süreçleri incelenmeden, dün ‘sömürge/yarı sömürge’, bugün ise ‘gelişmekte olan ülkeler’ denilen toplumları anlamak zordur.” diyen Timur’un çalışması, bu süreçte yaşanan tarihsel gelişmeleri bizzat karşılaştırma yöntemini kullanarak irdelemesiyle öne çıkıyor.

  • Künye: Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017