Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler (2014)

Bir açılış, uzun süreli bir mücadelenin bir aşaması olan Arap Baharı’nın farklı perspektiflerle yorumlanışı.

Yeni Ortadoğu’nun şifrelerini öğrenmek açısından önemli detaylar sunan çalışma, Tunus, Mısır, Yemen, Cezayir, Libya, Bahreyn, Suriye ve Sudan gibi ülkelerde Arap Baharı’nın izlerini sürüyor.

  • Künye: Kolektif – Arap Baharı’ndan Kesitler, derleyen: Paul Amar ve Vijay Prashad, çeviren: kolektif, İntifada Yayınları

David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak (2014)

Kitabın başlığının aksine, dili eğip bükmede usta bir yazarın, David Sedaris’in ülkesi Amerika’yı mizahın, taşlamanın penceresinden yorumlayışı.

Alaycı espri anlayışı ve keskin toplumsal eleştirileriyle bilinen Sedaris bu kitaptaki metinlerinde, Amerika’daki kültürel klişeleri ve siyaseten doğruculuğu hedef tahtasına koyuyor.

  • Künye: David Sedaris – Ben Çok İyi Bir Gün Konuşacak, çeviren: Enis Köksaldı, Epsilon Yayınları

Levent Üzümcü – Boyun Eğme (2018)

Türkiye çok zor zamanlardan geçiyor ve göründüğü kadarıyla bu durum, kısa süre içinde de bitmeyecek gibi.

AKP’nin 2002’de iktidara gelişi ve sonrasında yürüttüğü politikalara karşı çıkan ciddi bir kesimin yanı sıra, bu dönemin öne çıkan isimleri de oldu.

İşte tiyatrocu Levent Üzümcü de bu simge isimlerden biri.

Üzümcü, başından beri doğru bildiklerinden hiç taviz vermemesi ve en önemlisi de sözünü hiç sakınmadan söylemesiyle dikkatleri üzerine çekti.

Şimdi baktığımızda, Üzümcü ve onun gibi cesur birkaç insanın, ümidimizi diri tutmamız açısından ne denli değerli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

İşte Üzümcü’nün elimizdeki kitabı da, okurunu teslim olmamaya, boyun eğmemeye, bu kötüye gidişi durdurmak adına sesini çıkarmaya ve asıl önemlisi de gerçek anlamda demokratik bir ülke için direnmeye davet ediyor.

“Gücünüzün farkında olun. Demokrasi beden ağırlığı üstünde yürüyor ama akıl ağırlığı çok daha etkilidir. Bir başkası yok, sadece siz varsınız. Lütfen boyun eğmeyin.” diyen Üzümcü, demokrasinin tüm imkânlarını kullanarak demokrasiyi yok etmekte olan bir zümreyi, onların itinayla ve gözlerini kırpmadan kandırdıkları koca bir kalabalığı, üstüne üstlük kötülüğü fütursuzca destekleyen bir yığını anlatıyor.

Üzümcü belki ilk etapta karamsar bir tablo sunuyor.

Fakat kitap aynı zamanda, ne yapmamız ve neden yılmadan mücadele etmemiz gerektiği konusunda bizi ikna edecek pek çok gerekçe de sunuyor.

Ses çıkarmak, hayır demek isteyen her okura önerilir.

  • Künye: Levent Üzümcü – Boyun Eğme, İnkılap Kitabevi, siyaset, 174 sayfa, 2018

Barış Ünlü – Türklük Sözleşmesi (2018)

 

Barış Ünlü’nün elimizdeki kitabı, Türkiye’nin yazılı olmayan esas anayasası dediği Türklük Sözleşmesi’nin ortaya çıkışını, kimlere ne gibi imtiyazlar getirdiğini, gelişimini, doğurduğu sonuçları ve bugün yaşadığımız krizle nasıl bir ilişkisi olduğunu tartışıyor.

Ünlü’nün burada tarif ettiği şekliyle Türklüğün kökenleri, gayrimüslimlerin ve Türk-olmayanların oluşmakta olan Türk ulus-devletinden dışlandıkları 1910’lara ve 1920’lere kadar uzanır.

Yazar “Türklük Sözleşmesi”yle tanımladığı bu içerme ve dışlamanın da, devlet ve Türkleşmeyi kabul eden çeşitli Müslüman etnik gruplar arasındaki karşılıklı bir anlaşma olduğunu ve yazılı olmayan bu Sözleşmenin hayati maddelerinden birisinin de, Müslüman ve Türk olmayanlara/Türkleşmeyenlere yapılanlarla ilgili herhangi bir siyaset veya bilimsel çalışma üretmenin yasak olduğunu söylüyor.

Yani Ünlü, kişinin gayrimüslimlere (özellikle Ermenilere) ve Kürtlere yapılanlar hakkında konuşup yazmadığı sürece Türklüğün potansiyel ve reel imtiyazlarından yararlandığını, bu maddeye uyulmadığı takdirde çok ağır cezaların verileceğini de açıkça belli ettiğini, dolayısıyla bu metaforik sözleşmenin, modern Türkiye tarihinin ve bu tarihin içinde şekillenen kişilerin epistemolojik, psikolojik ve duygusal dünyalarının tarihsel ve maddi temellerini attığını belirtiyor.

Beyazlık çalışmalarından duygular sosyolojisine kadar kapsamlı bir çerçevede, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorunu ve Ermeni soykırımından Barış İçin Akademisyenler’e kadar çeşitli meseleleri ele alan Ünlü, siyasal yelpazenin çok farklı noktalarında duran kişilerin bile “yeri gelince” nasıl aynı paydada buluşabildiğini gözler önüne seriyor.

Türklük halinin ideal bir stereotip olarak dayatılmasının ne büyük sorunlara yol açtığını ve bunun günümüze uzanan etkileriyle nasıl yakıcı bir meseleye dönüştüğünü daha iyi kavramak için bu kitaba bakmalı.

Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, barış metinine imza attıktan sonra KHK ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi bölümünden ihraç edilen akademisyenlerden.

  • Künye: Barış ünlü – Türklük Sözleşmesi, Dipnot Yayınları, siyaset, 386 sayfa, 2018

Kolektif – Özgürleşme Makineleri: Deleuze ve Marx (2014)

Tersi yönde eleştirilere rağmen Gilles Deleuze, kendini Marksist olarak tanımlıyordu.

Fakat Deleuze’ün hem bireysel hem de ortak çalışmalarına dadanan bu Marx hayaletiyle hâlâ tamamen hesaplaşılmış değil.

Bu kitaptaki yazarlar ise tam da bunu, yani Deleuze’ün Marx’la ilişkisinin sınırlarını belirliyor.

  • Künye: Kolektif – Özgürleşme Makineleri: Deleuze ve Marx, derleyen: Dhruv Jain, çeviren: Aslı İkizoğlu, Otonom Yayıncılık

Ahmet Şık – Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda (2014)

Yakın zamanda AKP ve Gülen Cemaati birlikteliği, büyük bir çatırdamayla devrildi.

Türkiye tarihinin dönüm noktası bu sürecin hem tanığı hem de mağduru gazeteci Ahmet Şık, bu iki gücün görkemli ayrışmasının hikâyesini sunuyor.

İki gücün kapışmasının yakın ve uzak vadede ülkeye yansımalarının neler olabileceğini merak edenler için bir başucu kitabı.

  • Künye: Ahmet Şık – Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda, Postacı Yayınevi

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Dünyaya ve Kendimize Dair (2017)

Bir teolog ile sosyolog arasında, iyi ve kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine sağlam bir diyalog.

Birbirinden apayrı alanlarda çalışan iki kişinin karşılaşmasının dönüştürücü gücünü gözler ortaya koyan kitap, inançların ve dünya görüşlerinin dinamikleri, her şeyden çok da ruhani değişim sürecinin bir kez harekete geçtikten sonra duraklatılmasının olanaksızlığını gözler önüne seriyor.

Kitap,

  • İyi ve kötüye dair değişen tanımlarımızı,
  • Parçalanmış toplumların ve bireylerin hangi sorunlarla boğuştuğunu,
  • Seçimlerin sonuçlarıyla nasıl yüzleştiğimizi,
  • İnsan haysiyetini hangi değerleri gözeterek tanımlayabildiğimizi,
  • Arkadaşlık, bellek ve vicdan meselesinde pusulamızın ne olduğunu,
  • İnsanlar arasında sahici diyalog kurabilmenin yollarını,
  • Ve bunun gibi, okurunu çokça düşündürecek konu ve sorunları irdeliyor.

Kitaba, Aleksandra Jasińska-Kania da katkıda bulunmuş.

  • Künye: Stanislaw Obirek ve Zygmunt Bauman – Dünyaya ve Kendimize Dair, çeviren: Burcu Halaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2017

Serpil Çelenk Güvenç – Solun Merceğinden Dış Politika (2008)

Serpil Çelenk Güvenç, kapsamlı çalışması ‘Solun Merceğinden Dış Politika’da, 1960-70 yılları arasındaki Türkiye İşçi Partisi deneyimini merkeze alarak, sol siyasetin NATO, Ortak Pazar, Kıbrıs, yabancı üsler ve ikili anlaşmalara dair dış politika anlayışına odaklanıyor.

Güvenç’in çalışması, sol hareketin sadece dünyada değil, Türkiye’de de güçlü olduğu bir dönemi irdelemesiyle dikkat çekiyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, 27 Mayıs darbesi sonrasında, Türkiye sosyalist hareketin ivme kazanışı anlatılıyor.

İkinci bölümde, 60’lı yıllardaki dış politika ile TİP’in konuya yaklaşımı, son bölümde de, TİP’in Kıbrıs gündemi ele alınıyor.

  • Künye: Serpil Çelenk Güvenç – Solun Merceğinden Dış Politika, Daktylos Yayınları, siyaset, 295 sayfa

Fatma Mansur Coşar – Laiklik Arayışları (2008)

Fatma Mansur Coşar ‘Laiklik Arayışları’nda, İtalya ve Fransa örnekleri üzerinden laiklik problemine odaklanıyor.

Coşar’ın, bu ülkelerin laiklik sorununu nasıl aşabildiklerini gösterdiği çalışması, okuru, Türkiye’yi son zamanlarda fazlasıyla meşgul eden din ve siyaset ilişkileri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Zira burada, başka ülkelerin deneyimlerine bakılarak, laikliğin ne şekilde uygulanabileceği daha iyi anlaşılıyor. Coşar’ın, Fransa ve İtalya’nın, tarihsel, ekonomik ve siyasal özgünlükleriyle, laiklik yaklaşımlarındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu anlattığı bu çalışmasının, Türkiye için de farklı bir bakış açısı sunabileceğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Fatma Mansur Coşar – Laiklik Arayışları, Evrim Yayınları, siyaset, 111 sayfa

Ergun Aydınoğlu – Kürt Özgürlük Hareketi (2014)

1980 öncesi Kürt ulusal hareketinden PKK dışı Kürt siyasetçilere ve Abdullah Öcalan’ın son müzakere girişiminden Kobanê’ye, Ortadoğu’nun en devrimci ve sosyal oluşumlarından Kürt özgürlük hareketinin eleştirel bir hikâyesi.

Aydınoğlu, ağırlıklı olarak PKK ve Kürt sosyal hareketini ele almakla birlikte, daha öncesinin aktörlerine de yer veriyor.

  • Künye: Ergun Aydınoğlu – Kürt Özgürlük Hareketi, Versus Kitap