H. Bahadır Türk – Şirket ve Parti (2008)

‘Genç Parti ve “Yeni Siyaset”‘, H. Bahadır Türk’ün ‘Şirket ve Parti’ isimli bu kitabının alt başlığı.

Alt başlıktan da tahmin edilebileceği gibi Türk, Genç Parti’nin kendisinden çok, Türkiye siyasî arenasından rüzgâr gibi geçen partinin temsil ettiği siyaset yapma biçimini analiz ediyor.

Türk çalışmasının ilk bölümünde, Uzanlar’ın genel yapısı, yükselişi ve çöküş sürecini, Genç Parti’nin beş yıllık dönemde yaşadığı dönüşümlerle birlikte değerlendiriyor.

İkinci bölümde de, Genç Parti’nin nasıl bir ideoloji ve söyleme sahip olduğu, nasıl bir kitleye hitap ettiği ve liderinin özellikleri ve kendine has örgütsel yapısını inceliyor.

  • Künye: H. Bahadır Türk – Şirket ve Parti, İletişim Yayınları, siyaset, 304 sayfa

Orhan Gazi Ertekin, Faruk Özsu ve Muzaffer Şakar – Yargıda Kumpasın Köşe Taşları (2014)

Şimdilerde aralarına uğursuz kara kedinin girdiği AKP’yle Cemaatin yargı ve polis merkezli çekişmeli, çatışmalı ilişkilerinin dünü bugünü.

Kitap, AKP-Cemaat iktidarının ayrıştığı belli başlı alanları adım adım takip ederek, bugün yaşadığımız krizin geçmişini ve nedenlerini özgül bir gündem olarak yargı ve hukuk analizleri içine yerleştiriyor.

  • Künye: Orhan Gazi Ertekin, Faruk Özsu ve Muzaffer Şakar – Yargıda Kumpasın Köşe Taşları: AKP ve Cemaat, Tekin Yayınevi

Ufuk Uras – Sokaktan Parlamentoya: Özgürlükçü Siyaset İçin Notlar (2008)

Ufuk Uras ‘Sokaktan Parlamentoya’ isimli bu kitabında, 22 Temmuz 2008 seçimlerinde yaptıkları kolektif çalışmanın fikri arka planını sunuyor.

İki bölümden oluşan kitabın, Uras’ın Türkiye ve dünya siyasetine odaklanan yazılarını barındıran ilk bölümünde, söz konusu fikri arka plan ayrıntılandırılıyor.

İkinci bölümde de, değişik yayın organlarında yayınlanmış, Uras’la yapılmış röportajlar yer alıyor.

“Lut kavmi  geriye dönünce taş olmuştu. Siyasette taşlaşmanın panzehiri, her daim kendimizi gözden geçirmekten, pratiğimizle sınamaktan ve geleceği bugünden kurmaktan geçmiyor mu?” diyen Uras, siyaset alanındaki fikir ve deneyimlerini güncel gelişmelerle de harmanlayarak okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Ufuk Uras – Sokaktan Parlamentoya: Özgürlükçü Siyaset İçin Notlar, Su Yayınevi, siyaset, 288 Sayfa

Kolektif – Mekân Meselesi (2014)

Yaşadığı mekân üzerinde hak iddia etme talebi, yakın zamanda Gezi Direnişi’yle doruğa ulaştı.

Bu kitaba katkıda bulunan Andy Merrifield, Antonio Negri, David Harvey, Asef Bayat, Loïc Wacquant, Miguel Amorós ve Soner Torlak, kent hakkı, kentsel mekân mücadeleleri, neoliberal kent politikaları, mekân siyaseti tartışmalarına kuramsal ve pratik bir katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Mekân Meselesi, Tekin Yayınevi

Itır Akdoğan – Dijital Politik Fanteziler (2014)

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, özellikle de sosyal medyanın politik süreçlerdeki yaratıcı kullanımının nitelikli bir analizi.

Itır Akdoğan birebir görüşmelerle, iletişim teknolojilerinin ve çeşitli sosyal uygulamaların insanlar için ne ifade ettiğini, insanların teknolojinin sosyal ve yerel politik yaşamdaki rolünü nasıl algıladıklarını araştırıyor.

  • Künye: Itır Akdoğan – Dijital Politik Fanteziler, İletişim Yayınları

Canan Koç ve Yıldırım Koç – Memur-Sen’in Sicili (2014)

İktidara yakınlığıyla bilinen Memur-Sen’in 1995 yılındaki kuruluşundan bugüne bir hikâyesi.

Memur-Sen’in AKP yandaşlığının, 12 Eylül darbesi sonrasında Türk-İş’in darbeci yandaşlığından daha pervasız olduğunu söyleyen yazarlar, bugün 800 bin üyeye sahip sendikanın AKP iktidarında hangi tavizlerle bu üye oranına ulaştığını araştırıyor.

  • Künye: Canan Koç ve Yıldırım Koç – Memur-Sen’in Sicili, Epos Yayınları

Félix Guattari – Kaçış Çizgileri (2014)

Küresel kapitalizm çağında, yeni bir mücadele ya da örgütlenme biçimi mümkün müdür?

Bu sorunun peşine düşen militan felsefeci Félix Guattari, toplumun her tabakasına nüfuz ederek minyatürleşmiş ve bu yönüyle kendini adeta görünmez kılmış iktidarı deşifre ederek özgürleştirici bir mikro-politikanın olanakları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Félix Guattari – Kaçış Çizgileri, çeviren: Işık Ergüden, Otonom Yayınları

Theodor W. Adorno – Otoritaryen Kişilik Üzerine: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri (2017)

Dünyanın en tehlikeli faşisti, kendini asla böyle tanımlamayan, sıradan, gündelik hayat faşistidir.

Zira o, faşizan eğilimleri olduğunu açıkça ifade etmez, fakat sıkıntılı dönemlerde antidemokratik propagandaya da çabucak intibak eder.

Sosyoloji ve felsefe alanındaki muazzam katkılarıyla bilinen Theodor W. Adorno, artık klasikleşmiş elimizdeki yapıtında, otoritaryen kişilik dediğimiz, yani ırkçılığın ve muhafazakârlığın tezlerini olumlayan bireyin ideolojik örgütlenmesinin dinamiklerine iniyor.

Adorno, Batı toplumlarında büyük soykırımlarla sonuçlanan Antisemitizm örneğinden yola çıkarak, dışarıdan başka uluslara veya gruplara saygılı görünüp gündelik hayatında dahi yüzeye çabucak çıkan faşist eğilimleri açığa çıkan bireyi anlatıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Antisemitizmi, ya da başka bir azınlık karşıtı önyargıyı, kendi içinde sosyo-psikolojik bir fenomen gibi çözümlemeyi değil, daha ziyade azınlık karşıtı önyargının daha geniş ideoloji ve karakter modelleriyle ilişkisini gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Künye: Theodor W. Adorno – Otoritaryen Kişilik Üzerine: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri, çeviren: Doğan Şahiner, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 283 sayfa

Mehmet Ertan – Aleviliğin Politikleşme Süreci (2017)

Alevi siyasi hareketinin ortaya çıkışını sağlayan başlıca sosyo-politik dinamikler, siyasal İslam’ın yükselişi ve Kürt sorunu muydu?

Mehmet Ertan elimizdeki önemli çalışmasında, Alevi hareketinin ortaya çıkışı ile siyasal İslam ve Kürt sorunu arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktan ziyade, her üç hareketi de siyasetin dilindeki dönüşümle paralel şekil alan ve birbirlerini etkileyen eş zamanlı sosyal hareketler olarak değerlendiriyor.

Çalışma, Aleviliğin bir sosyal harekete kaynaklık edecek şekilde politikleşmesini, siyasetin kültürel dönüşümünü teorik arka plana alarak ve dönemin Türkiye siyaseti bağlamına yerleştirerek inceliyor.

Kitabın bir diğer katkısı da, Aleviliğin, Sünni ve Kürt kimliklerinden farklı politikleşmesine neden olan dinamikler üzerine düşünmesi.

Alevi politikleşmesinin 1960-1980 dönemini, “örtülü politikleşme” olarak tanımlayıp ele alan Ertan, Aleviliğin 1990’larda, daha önceki dönemlerden farklı olarak bağımsız bir sosyal harekete kaynaklı etmeye başladığını, Aleviliğin bu dönemde bir kimlik siyaseti olarak şekillendiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mehmet Ertan – Aleviliğin Politikleşme Süreci: Kimlik Siyasetinin Kısıtlılıkları ve İmkânları, İletişim Yayınları, siyaset, 296 sayfa

Oktay Duman – Devrimcilerin Filistin Günlüğü 2 (2017)

Oktay Duman, daha önce yayımlanan ve Türkiyeli devrimciler ile Filistin hareketi arasındaki tarihsel ilişkiyi farklı boyutlarıyla gözler önüne serdiği belgesel çalışması ‘Devrimcilerin Filistin Günlüğü’ ile hatırlanacaktır.

Duman söz konusu kitabında, bu ilişkiyi 1968-1975 zaman aralığında ele almıştı.

Bu çalışmanın devamı olan elimizdeki kitap ise, sürecin 1976-1985 dönemine, yani Türkiye’de sol hareketin gittikçe ivme kazandığı bir süreçten 12 Eylül darbesi ve sonrasına uzanan dönemi kapsıyor.

Çok sayıda belge ve röportajla desteklenen kitapta,

  • Filistinli devrimcilerle TDH arasındaki ilişki,
  • FHKC militanlarının Yeşilköy havalimanı baskını,
  • Ve MLSPB, Kurtuluş, TKP (B), TKEP ve THKP-C Acilciler gibi Türkiyeli sol hareketlere mensup kişilerin Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’yle (FHKC) nasıl ilişkilendiklerine ve hangi aşamalardan geçerek Ortadoğu’ya gittiklerine dair tanıklıkları yer alıyor.

Kürt özgürlük hareketinin o süreçteki deneyimlerini vermesiyle de dikkat çeken çalışma, Filistin sorununun söz konusu hareketlerin gündemlerine nasıl girdiğini, darbe ile birlikte örgütlerin nasıl bir sürecin sonunda Ortadoğu’ya çekildiğini, kamplarda aldıkları askeri eğitimin karakterini ve Filistin hareketinin 12 Eylül askeri darbesine nasıl baktığını açıklığa kavuşturuyor.

Yazar bunu yaparken, yine ilk kitabında olduğu gibi, Filistin’e dair çokça ifade edilen efsanelerle de yüzleşiyor.

  • Künye: Oktay Duman – Devrimcilerin Filistin Günlüğü 2, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 384 sayfa