William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık (2020)

Kimliğimizi belirleyen şey tam olarak nedir?

William E. Connolly’nin yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu özgün çalışması, kimliklerin oluşum sürecini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Her kimliğin bir dizi farklılıkla bağlantılı olarak ve bu farklılıklardan bazılarının da kötü, anormal veya akıldışı, özetle “öteki” olarak tanımlanması üzerine kurulduğunu belirten Connolly’e göre, öteki de, sırf varlığıyla bile kimliğin kesinliğini, doğruluğunu, normalliğini, akılcılığını şüpheli kılmaktadır.

Öteki’nin bu nedenle, tarih boyunca hep “doğru” kimliği benimsemeye davet edildiğini, olmuyorsa üzerinde baskı kurulup susturulduğunu, o da olmuyorsa yok edildiğini belirten Connolly, Nietzsche’nin “hınç” kavramı ve Foucault’nun bu kavrama yaptığı katkılardan yola çıkarak hıncın toplumsal ve siyasal ifadesinin nasıl oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Connolly bununla da yetinmeyerek, demokratik bir kimlik siyasetinin imkânlarını da tartışıyor.

Yazara göre, demokratik kimlik siyaseti, ötekilere kimlik dayatmaktan, farklılığı cezalandırmaktan ve anormal olarak nitelemekten kaçınır, tartışmaya açıktır, kendisine belli bir mesafe ve ironiyle bakar, ötekine özen gösterir ve hayatın zenginliğine saygı duyan bir etiğe dayanır.

Öte yandan Connolly, bu tezleri, sürekli yeni düşmanlar yaratma üzerine kurulu verili “ulus” kimliği bağlamında da tartışıyor.

Yazara göre, hayatın en temel meseleleri artık ulus-devlet sınırları içinde çözülemeyecek ölçüde küreselleşmiştir ve bu nedenle de demokratikleştirmeyi uluslararası ölçeğe yaymak bir zorunluluktur.

  • Künye: William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, çeviren: Ferman Lekesizalın, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2020

Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj (2020)

 

Türkiye’de kadın olmak, cehennemin diğer adıdır.

Bu aralar sıklıkla tartışılan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması da, bu cehennemi koyultmanın diğer adıdır.

Sedef Erkmen’in bu önemli çalışması ise, kadına yönelik kuşatmayı başka bir pencereden, ülkede kürtaj politikalarının tarihsel dönüşümünü irdeleyerek ortaya koyuyor.

Başka bir deyişle Erkmen, günümüz iktidar ilişkilerine toplumsal cinsiyet rejimi bağlamında ışık tutmak için kürtaj politikalarını çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

Erkmen, Türkiye’de kürtaj biyopolitikasının AKP döneminde derinleştiğini ve yaşamın her alanına nüfuz ettiğini ve bu partinin kullandığı teknik ve söylemlerin neoliberal ve muhafazakâr nitelikleriyle milliyetçi ve cinsiyetçi ataklarla birleştiğini gözler önüne seriyor.

Kadınların bedenleri üzerindeki denetimleri anlamında bir hak olan kürtaj ve doğum kontrolünün ne zaman özel alanın kuytularından çıkıp devlet politikalarının konusu haline geldiği sorusunun yanıtını arayan Erkmen, feministlerin bu zorlu konuyu nasıl tartıştıklarını da kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap bu yönüyle, sadece güncel siyasete dair tespitler yapmakla kalmıyor, aynı zamanda direnişe dair fikirleri tartışması ve feminist bir karşı-hegemonyanın olanaklarına işaret etmesiyle de çok ama çok önemli.

  • Künye: Sedef Erkmen – Türkiye’de Kürtaj: AKP ve Biyopolitika, İletişim Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2020

Achille Mbembe – Düşmanlık Politikaları (2020)

 

‘Düşmanlık Politikaları’, çağımızın “kendisi dışındaki her şeyi yok saymak” biçiminde özetleyebileceğimiz dünya anlayışı üzerine muhteşem bir çalışma.

Bugün bütün dünya demokrasiden uzaklaşıyor, savaş kutsanan bir değer haline geliyor, diktatörce uygulamalar hızla dünyayı gasp ediyor, ırkçılığa ek olarak nanoırkçılık toplumun tüm hücrelerine sızmış…

İşte günümüzün önde gelen post-kolonyal yaklaşım kuramcılarından olan Achille Mbembe, Frantz Fanon’un izinden giderek düşmanlık ilişkisinin nasıl olup da çağımızın kuralı ve kurucu normu haline geldiğini irdeliyor.

Mbembe, koskoca halkların, kendi suçlarını ve hatalarını hatırlamak istemediklerini, kendi kendilerine ürettikleri ve esiri oldukları kötülük nesnelerinin korkusuyla yaşadıklarını ve artık bunlardan şiddet yoluyla kurtulmak istediklerini belirtiyor.

Yazar yalnızca yaşadığımız çağın çok iyi bir fotoğrafını çekmekle kalmıyor, aynı zamanda bu kuşatmayı nasıl yarabileceğimiz konusunda kimi perspektifler de sunuyor.

Dünyanın her yerini kendi yuvası yaparak düşmanlık ilişkisinden kurtulabilecek bir insanlığın mümkün olabileceğini belirten Mbembe, bunun da ancak hümanizmin de ötesine geçerek bütün canlıları kapsayacak bir politika ve ortak bir soyağacıyla mümkün olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Achille Mbembe – Düşmanlık Politikaları, çeviren: Ayşen Gür, İletişim Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2020

Fehim Taştekin – Rojava (2016)

Demokratik özerklik uygulamaları ve Selefi cihatçı gruplara karşı direnişleriyle öne çıkan Suriye’deki Kürt hareketini kapsamlı bir biçimde inceleyen bir çalışma.

Usta gazeteci Fehim Taştekin, Suriye’de Kürtler ile diğer etnik gruplar arasındaki ilişkileri ve bunun Ortadoğu bağlamındaki yansımaları ile Türkiye, İran ve Irak’taki Kürtler üzerindeki etkilerini tartışıyor.

  • Künye: Fehim Taştekin – Rojava: Kürtlerin Zamanı, İletişim Yayınları

Kolektif – Otoriter Neoliberalizmin Gölgesinde (2020)

Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda muazzam dönüşüm geçiren iktidarı artık neoliberal kelimesiyle tanımlamak kifayetsiz.

Bu iktidar, yaşam alanlarını sömürgeleştirmekte her geçen gün daha bir pervasız hale geliyor, üstüne üstlük bunu yaparken, oldukları haliyle bile ihtiyaca yanıt veremeyen mevcut yasaları da ihlal etmekten çekinmiyor.

İşte bu derlemede bir araya gelen yazarlar, en hafif tabirle otoriter neoliberalizm olarak tanımlayabileceğimiz bugünkü iktidarın müştereklerimizde nasıl büyük yıkımlara neden olduğunu Türkiye özelinde ortaya koyuyor.

Otoriter neoliberalizmi, adeta en yıkıcı örneklerine tanık olduğumuz kent politikalarını merkeze alarak ve ayrıca birçok örnek üzerinden izleyen çalışma, kentsel toplumsal-mekânsal ilişkilerde piyasalaşmanın yanı sıra, derin kültürel/ideolojik dönüşümleri de amaçlayan bu yeni ekonomi-politiğin kent siyasalarını, farklı alanlar ve ölçekler arasında dolaşarak tartışıyor.

Zengin saha araştırmalarından da yararlanan kitap, sermaye birikim süreçleriyle siyasetin, mekânın, toplumsallığın ve öznelliğin ne denli iç içe geçtiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, muhakkak okunması gereken bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Deniz Ay, Ulaş Bayraktar, Ayşe Çavdar, Didem Danış, Neslihan Demirtaş-Milz, Şerife Geniş, Esra Kaya Erdoğan, Tuna Kuyucu, Faranak Miraftab, Mehmet Penpecioğlu, Tuna Taşan-Kok ve Candan Türkkan.

  • Künye: Kolektif – Otoriter Neoliberalizmin Gölgesinde: Kent, Mekân, İnsan, Nika Yayınevi, siyaset, 400 sayfa, 2020

Sue Donaldson ve Will Kymlicka – Zoopolis (2016)

Hayvan haklarını temel adalet ve insan haklarıyla ilişkilendiren önemli bir tartışma.

Sue Donaldson Donaldson ve Will Kymlicka, hayvan haklarına yeni bir perspektif kazandırma amacıyla, ilkin siyasal topluluğun doğasını açıklıyor, ardından ona içkin vatandaşlık, adalet ve insan hakları fikirlerini hayvan hakları alanına uyarlıyor.

  • Künye: Sue Donaldson ve Will Kymlicka – Zoopolis, çeviren: Mine Yıldırım, Koç Üniversitesi Yayınları

Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı (2016)

Marksizm, kapitalist vahşete karşı insanoğlunun şu ana kadar geliştirdiği en sistematik, en devrimci ve felsefi alternatiftir.

‘Marksizmin Anlamı’ da, Marksizmin neden halen güncelliğini koruduğunu çarpıcı ayrıntılarla ortaya koyan, çok özgün bir çalışma.

Paul D’Amato ayrıca, Marx, Engels ve diğer Marksistlere ait fikirlerin günümüzde kolayca anlaşılabilmesini sağlayacak modern tasvirler de yapıyor.

  • Künye: Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 576 sayfa, 2016

Selim Erdem Aytaç ve Susan C. Stokes – Ne Değişir ki? (2020)

Her şeye rağmen, siyasete katılım neden önemlidir?

Erdem Aytaç ve Susan Stokes, insanların oy kullanıp kullanmamaya, protestolara katılıp katılmamaya nasıl karar verdiklerini irdeleyerek bu soruya ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitap, seçmenleri sandıktan caydırmaya yönelik uygulamaların neden bazen geri teptiğini, göstericilere karşı sert polis müdahalesinin nasıl olup da küçük protestoları ulusal hareketlere dönüştürebildiğini, politikacılar ve aktivistlerin insanları harekete geçirmek için duyguları nasıl kullandığını kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye, Brezilya, Ukrayna ve Amerika başta olmak üzere pek çok ülkeden anket verileri ve mülakatlarla zenginleşmesiyle ayrıca önem arz eden çalışma, bireylerin siyasette kolektif eylemlere katılımının dinamiklerini aydınlatmasıyla büyük önem arz ediyor.

Aytaç ve Stokes, bunun yanı sıra, kişiler için siyasete katılımın maliyetleri olduğu bazı durumlarda katılmamanın da maliyetleri olabileceği düşüncesini de tartışmaya açıyor.

Kitap bu bağlamda, katılmamanın psikolojik olarak rahatsızlık verici ve dolayısıyla maliyetli olabileceği fikri gibi, seçimlere ve protestolara katılımla ilgili mevcut kuramların açıklayamadığı birçok duruma ışık tutuyor.

  • Künye: S. Erdem Aytaç ve Susan C. Stokes – Ne Değişir ki?: Seçimlere ve Protestolara Katılımı Yeniden Düşünmek, çeviren: Merve Arkan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 232 sayfa, 2020

Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin (2016)

Türk diplomatlarının eşleri olarak farklı ülkelerde bulunmuş kadınların bu sürece dair deneyim ve değerlendirmeleri, burada.

Oya Akıncı, Esin Alptuna, Nezihe Bilhan, Handan Haktanır, Dilek Pamir ve Jülide Taşkent’in aralarında bulunduğu on iki kadın burada, eşleri bu zor görevlerini yerine getirirken kendilerinin neler yaşadığını okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin, Alfa Yayınları

Agil Alesger ve Mayis Alizade – Sessiz İşgal (2016)

Azerbaycan’daki Fethullah Gülen örgütlenmesini kapsamlı bir şekilde ortaya koyan bir araştırma.

Gülen cemaatinin ülke çapında okullar, vakıflar ve farklı kurumlarla güçlendirdiği örgütlenmesinin, zamanla devlet yönetimine dahi nasıl sızdığını ortaya koyan çalışma, cemaatin ne denli tehlikeli olduğunu daha iyi görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Agil Alesger ve Mayis Alizade – Sessiz İşgal, Kırmızı Kedi Yayınevi