Yasin Aktay ve Ahmet Kızılkaya – Hepimiz Ötekiyiz (2014)

Türkiye’de dışlanmışlık, ötelenmişlik ve mağduriyet algısının, farklı kimlik katmanları tarafından nasıl algılanıp yaşandığına dair geniş çaplı bir inceleme.

Birebir görüşmelere dayanan çalışma, Türkiye’de kültürel, siyasal kimlik algılarını; mahalle baskısı, ötekileştirme ve ayrımcılığın bu algıya etkilerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Yasin Aktay ve Ahmet Kızılkaya – Hepimiz Ötekiyiz, Tezkire Yayınları

Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri (2017)

Halen Sakarya Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Süreyya Su’dan, modern ve çağdaş sanatın serüvenine eşlik eden estetik tartışmaları ve sanatla ilgili felsefi ve sosyolojik düşünceleri inceleyen sağlam bir çalışma.

Güzelin ve çirkinin ötesinde bir estetik anlayışını temellendiren felsefi söylemler nelerdir?

Modern ve çağdaş sanatta ortaya çıkan çeşitli ifade biçimleri ve farklı malzeme türleri hangi düşüncelerin ürünüdür?

Süreyya Su, bu soruların yanıtlarını arıyor ve bunu yaparken de geçen yüzyılın başından bugüne değin estetik alanında sürdürülen felsefi tartışmaları izliyor.

Kitapta,

  • Araçsal akıl, kültür endüstrisi ve sanat,
  • Estetik bir deneyim olarak modern hayat,
  • Fotoğraf ve sanat,
  • Varlık ve sanat,
  • Estetiğin konusu olarak doğru yaşam,
  • Estetiğin yapıbozumu olarak avangard sanat,
  • Ve Yüce estetiğinin postmodern durumu gibi, estetiğin alanına giren pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Çalışmanın, modern ve çağdaş sanatı ortaya çıkaran ve besleyen düşüncelerin ne olduğuna ilişkin merakını gidermek isteyenler için nitelikli bir kaynak olduğunu özellikle belirtelim.

  • Künye: Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri, Can Yayınları, sanat, 223 sayfa, 2017

Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm (2014)

Ünlü düşünür Pierre Bourdieu’den, eril düzenin tarihsel yapıları ile bunun bilinçli ya da bilinçsiz izdüşümlerine dair, daha sonra söz konusu alanda yapılmış birçok çalışmaya öncülük etmiş sıkı bir analiz.

Bourdieu, kendine özgü sosyo-analitik perspektifiyle, eril tahakkümün ürünü olan algılama ve değerlendirme biçimlerini en ince ayrıntısına kadar deşifre ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm, çeviren: Bediz Yılmaz, Bağlam Yayınları

Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları (2017)

Bilen bilir: Soma maden katliamı olduğunda, bir işçi ambulansa bindirilirken “Çizmeleri çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” demişti.

Yine yakın zamanlı bir örnek daha: Maden işçileri koltuklar kirlenmesin diye bir otobüstü ayakta yolculuk etmişti.

Yalnızca bu iki örnek bile, işçinin sadece devasa bir ekonomik sömürü ve düşük ücretle değil, aynı zamanda kültürel/toplumsal kodlar, önyargılar ve ezberlerle de boğuştuğunu göstermeye yeter.

  • Bir işçi kıyafetinden ve konuşmasından dolayı küçük görülmekten korkar,
  • Nasırlaşmış ellerini saklar,
  • Üst-orta sınıftan insanların kendisini küçümsediğini bilir,
  • Çocuklarının kendisi gibi sömürülen ve ezilen bir işçi olmasından korkar,
  • Kendisini, kendisinden daha paralı kişilere “bey” demek zorunda hisseder,
  • Ve daha nicesi…

İşte Richard Sennett ve Jonathan Cobb, ufuk açıcı çalışmaları ‘Sınıfın Gizli Yaraları’nda, bunun gibi pek çok örnek eşliğinde, işçilerin, ekonomik sömürünün yanı sıra toplumsal ilişkilerinde ve gündelik hayatlarında sınıf bilincini nasıl deneyimlediklerinin izini sürüyor.

Kitap, bir sınıfa ait olmanın kültürel/toplumsal dinamikleri ve işçi sınıfından bireylerin bunu nasıl deneyimledikleri hakkında çok iyi bir sorgulama.

  • Künye: Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 269 sayfa, 2017

Ali Dayıoğlu – Kuzey Kıbrıs’ın “Ötekileri” (2014)

Kuzey Kıbrıs azınlıklarını ele alan ilk araştırma.

Dayıoğlu, Rumlar, Marunîler, Romanlar, Aleviler ve Kürtler gibi uzun yıllardır burada varlık gösteren grupları; Kuzey Kıbrıs’ta azınlık haklarıyla ilgili uluslararası hukuk belgelerini, Kuzey Kıbrıs’taki azınlık mevzuatını ve uygulamaları detaylıca ele alıyor.

  • Künye: Ali Dayıoğlu – Kuzey Kıbrıs’ın “Ötekileri”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Susann Sitzler – Kardeşler: Hayatımızın En Uzun İlişkisi (2017)

Kardeşi olanlar şanslıdır. Zira onlar, toplumsallaşmanın ilk adımlarını daha dışarıya çıkmadan deneyimler.

Bu kitabın yazarı gazeteci Susann Sitzler’in de bir öz, iki üvey ve üç yarı kardeşten oluşan kalabalık bir ailesi var.

Dolayısıyla kendisinin, kardeşliğin nasıl zengin bir potansiyele sahip olduğu hakkında söyleyeceği çok şeyi var.

  • Kardeş nedir?
  • Kardeşler birbirlerinden ne zaman rahatsız olurlar?
  • Kardeşlerden nasıl kurtulunur?
  • Kardeşler nereden edinilir?
  • İnsanın kardeşinin olması neden iyidir?

Sitzler, yukarıdaki sorulara yanıt verirken, her ailenin eşsiz ve benzersiz olduğunu, her kardeşlik ilişkisinin kendine özel olduğunu gözler önüne seriyor.

Son yıllarda kardeşlik çalışmaları büyük hız kazanmış durumda.

Kimilerine göre kardeşler, kişiliğin gelişiminde anne babalar kadar önemli rollere sahip.

İşte Sitzler’in çalışması da, her ne kadar kendi kardeşlik deneyiminden yola çıksa da, psikoloji, sosyoloji, tarih ve etnoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanmasıyla, kardeşlik konusunda aydınlatıcı ve zengin bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Susann Sitzler – Kardeşler: Hayatımızın En Uzun İlişkisi, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, kültür, 303 sayfa, 2017

Kolektif – Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü (2017)

Türkiye’de Yahudi olmak, özellikle farklılıklara tahammülsüzlüğün tavan yaptığı yaşadığımız dönemde, nasıl bir duygudur?

Daha genel anlamda Yahudi olmak da, sınırları kolayca çizilemeyen, çerçevesi ve içeriği sabit olmayan, tarihsel, coğrafi ve kişisel olarak farklı anlamlar kazanabilen bir deneyim.

Bu şahane derleme ise, Türkiyeli Yahudilerin anlam ve kültür dünyasına açılan yetkin bir kapı oluşuyla önemli.

Bir anlamda, yüzyıllara yayılan deneyimlerle örülmüş Yahudi kültürünü kayıt altına alan kitap, Türkiyeli Yahudilerin gündelik hayatına ışık tuttuğu gibi, onların yemekleri, âdetleri ve sözlü kültürleri hakkında keyifle okunacak ayrıntılar sunuyor.

Bir sözlük şeklinde tasarlanmış çalışma, kayıt tutan ve hafıza tazeleyen bir kolaj olarak düşünülebilir.

Dolayısıyla sözlükteki her bir madde de, birer hatırlama ve yeniden kurma eylemi işlevi üstleniyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü, derleyen: Raşel Meseri ve Aylin Kuryel, İletişim Yayınları, kültür, 270 sayfa

Frédéric le Play – Seçilmiş Metinler (2017)

1806-1882 arasında yaşamış, Fransız toplum mühendisi ve siyasetçi Frédéric le Play, sosyoloji tarihinde çok önemli bir isim.

Zira kendisinin, 1855’te 36 Avrupalı işçi ailesi üzerine yaptığı detaylı çalışmada kullandığı yöntemler, daha sonra yapılacak birçok çalışmaya örnek teşkil etmişti.

İşte bu kitapta bir araya getirilen metinler, le Play’in düşünce dünyasını ve sistemini kapsamlı bir biçimde ortaya koymalarıyla çok önemli.

Kitapta, le Play’in,

  • Sosyal reformlar,
  • Din,
  • Mülkiyet,
  • Aile,
  • Çalışma,
  • Çalışma alanında temel uygulamalar,
  • Ücret,
  • Tasarruf,
  • Tarım,
  • Ortaklıklar,
  • Toplumsal eşitsizlikler,
  • “Seçkin” sınıflar,
  • Hoşgörüsüzlük,
  • Bürokrasi,
  • Ve devrimin şartları gibi konulardaki görüşleri yer alıyor.

le Play’in buradaki metinleri, hem kendisinin muhafazakâr bir sosyal bilimci olarak portresini sunuyor hem de sosyolojinin Fransa’daki gelişimini gözler önüne seriyor.

Künye: Frédéric le Play – Seçilmiş Metinler, çeviren: Ahmet Kerem Yılmaz, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 272 sayfa

Pierre-André Taguieff – Antisemitizm (2017)

Bir ırkçı düşünce olarak antisemitizm, temel anlamıyla Yahudilere yönelik nefret anlamına geliyor.

Fakat antisemitizm, bir kavram olarak ortaya çıkışından günümüze büyük dönüşümler de geçirdi.

Bu dönüşümler nedeniyle, günümüzde antisemitizm kavramı farklı biçimlerle karşımıza çıkan Yahudi düşmanlığını tam olarak karşılıyor diyemeyiz.

Örneğin bugün Musevilik ve ona duyulan dinsel tepki de var, radikal Siyonizm karşıtlığı da var.

Veya Hıristiyanların Yahudi karşıtlığı da var, ırkçı ve ulusalcı eğilimlerin Yahudilere yönelik düşmanlığı da.

Buna, Yahudi meselesi konusunda anti-kapitalist ve devrimci yapıların aldığı ikircikli pozisyonları da dâhil edebiliriz.

Pierre-André Taguieff, yukarıda kısmen özetlediğimiz tarihsel yaklaşımların bir analizi bağlamında, antisemitizme dair bu kavram kargaşalarını ortadan kaldırarak kavramı yeni baştan çözümlüyor.

  • Künye: Pierre-André Taguieff – Antisemitizm, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, siyaset, 139 sayfa

Khanna Omarkhali (ed.) – Kürdistan’da Dini Azınlıklar (2014)

Kürdistan’da İslami ana akımın dışındaki dini yapılar için bir kılavuz.

Yezidilik’ten Aleviliğe, Haqqa ve Khaksar gibi Sûfi oluşumlardan Derviş tarikatlarına birçok dini grubun özel yönleriyle irdelendiği kitap, Kürt Yahudilerle ilgili tarihsel verilere dayanan bazı materyaller içermesiyle de önemli.

  • Künye: Kolektif – Kürdistan’da Dini Azınlıklar, editör: Khanna Omarkhali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları