Kolektif – Gezi ve Sosyoloji (2014)

Sosyologların Gezi Direnişi’ne dair yorum ve analizleri, elimizdeki ‘Gezi ve Sosyoloji’de.

Kitabın ilk bölümünde yer alan makaleler, sosyologların Gezi’de yaşananlara nasıl yaklaşması gerektiğini, onunla ne şekilde yüzleşebileceklerini irdeliyor.

İkinci bölüm ise, Gezi’nin ortaya çıkan çok katmanlı yapıyı “şiddet”, “sınıf”, “siyaset/hareket”, “mekân/kent” ve “kültür/sembol” başlıkları altında değerlendiriyor.

Weberci “Devletin meşru şiddet tekeli” tezi bağlamında Gezi’deki devlet şiddeti,

Gezi Direnişi ve orta sınıf dinamikleri,

Apolitikliğin politik yönelimleri,

Ve muhafazakâr dilin gezi parkı söylemleri, kitapta ele alınan kimi konular.

  • Künye: Kolektif – Gezi ve Sosyoloji, derleyen: Vefa Saygın Öğütle ve Emrah Göker, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 334 sayfa

Kolektif – Kitleleri Yeniden Düşünmek (2017)

Çokluk, halk, kalabalık, kitle…

Kitleler, her tarihsel dönemde, iktidarların meşrebine göre ya göklere çıkarıldı ya da küçümsendi.

Alanında uzman isimlerden, her döneme göre farklılık gösteren kitlelerin iç dinamiklerini analiz eden nitelikli makaleler.

Kitapta,

Kalabalıklar ve demokrasi,

Devrim ve faşizm arasında kitle fikri ve imgesi,

Kendiliğinden örgütlenme ve doğrudan demokrasi ilişkisi,

Kitlelerin direnişinin hukuk politikası üzerinde yaratmış olduğu etkiler,

Ve Marjinal bir hukuk terimi olarak linçin modern hukuk anlayışında yarattığı çatlak gibi, birçok önemli konu irdeleniyor.

Değişen politik, ekonomik ve toplumsal şartlarla birlikte, kitlelerin politik aktivizminin nasıl dönüştüğünü daha iyi kavramak için iyi bir kaynak.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Zeynep Koçak, Malcolm Bull, Rainer Maria Kiesow, William Mazzarella, Costas Douzinas, Christian Borch, Stefan Jonsson, Warren Breckman, Manfred Berg ve Tanıl Bora.

  • Künye: Kolektif – Kitleleri Yeniden Düşünmek, derleyen: Zeynep Koçak, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 180 sayfa

Raphaël Liogier – İslamlaşma Efsanesi (2014)

Din sosyolojisi alanında çalışan Raphaël Liogier ‘İslamlaşma Efsanesi’nde, Batı’daki İslam korkusunu, İslam’ın Batı medeniyetini ele geçirmeyi amaçladığı efsanesini masaya yatırıyor.

Loidiger, Müslümanların Avrupalıların gözleri önünde nasıl olup da bir tehdide dönüştüğünü anlamak için, öncelikle bu efsanenin kökenine iniyor.

Yazar, Müslüman nüfusun kökten batılı olan halkları aşamalı olarak boğacak şekilde artacağı ve bunun İslam üzerine temelleneceği bir medeniyetle sonuçlanacağı gibi Batı toplumunda yoğun karşılık bulan tezleri tartışıyor ve Avrupalıların bu “Müslüman düşmana” mitine neden ihtiyaç duyduğunu araştırıyor.

  • Künye: Raphaël Liogier – İslamlaşma Efsanesi, çeviren: Hande Turan Abadan, Epos Yayınları, din sosyolojisi, 158 sayfa

Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler (2017)

Bilhassa son 10 yıllık zaman dilimi içinde, Türkiye’de emeğe ve sınıfa odaklanan akademik eser sayısında gözle görülür bir artış söz konusu.

Türkiye’nin kentsel işçi sınıfının farklı dilimlerinin kuramsal ve olgusal bir dökümü olan ‘Sınıfın Suretleri’ de, bunun nitelikli güncel örneklerinden biri.

Gezici mevsimlik tarım işçisi genç kadınların sınıfsal kompozisyonu,

“Gündelikçi” kadınlar bağlamında, kadın emeğinin güvencesiz kılınması,

Toplumsal cinsiyet ekseninde AVM mağazalarındaki satış işi,

Tıp teknolojisi ve Türkiye’de kuşaklararası cerrah tipolojisi,

Teknokentte sınıf içi iletişim,

Geçmişin mücadele mirası ve bugünün sermaye derebeyliği bağlamında Alpagut-Dodurga kömür madeni işçilerinin deneyimleri,

Bilişim ve iletişim teknolojileri sektörü emekçilerinin sınıf mücadelesi kapasitesi,

Beyaz yakalıların hak örgütlenmelerinin potansiyel imkân ve zorlukları,

Neoliberal üniversite karşısında bir hegemonya kırıcı olarak hackerlar…

Bu ve buna benzer pek çok konunun ele alındığı kitap, alana dair akademik bir perspektif sunmasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler, editör: Denizcan Kutlu ve Çağrı Kaderoğlu Bulut, Nota Bene Yayınları, siyaset

Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat (2017)

2002’de AKP iktidara geldiğinde, o günlerden şimdinin en hafif tabiriyle “tedirgin” günlerine geleceğimizi kimse hayal etmemişti.

Toplumsal ayrışmanın ve kutuplaşmanın, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir boyuta ulaşmasından bahsediyoruz.

Oysaki AKP liberal, demokratik ve özgürlükçü vaatlerle iktidara gelmişti.

İşte, sosyal antropoloji alanındaki önemli katkılarıyla bildiğimiz Tayfun Atay’ın elimizdeki kitabı, AKP’nin söz konusu dönüşümünün nitelikli bir panoramasını sunmasıyla önemli bir rol üstlenmekte.

Alt başlığı, ‘2000’ler Türkiye’sinin Dinbaz-Politik Seyir Defteri’ olan kitap, siyasal İslamın laik Türkiye’deki serencamını, iyi düşünülmüş ayrıntılar ve dozu da gayet iyi ayarlanmış eleştirel bir perspektifle izliyor.

Ülkenin son on beş yılda yaşadığı dönüşümleri kültür, kimlik ve yaşam biçimi bağlamında irdeleyen sağlam bir kitap.

  • Künye: Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat, Can Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Peter L. Berger ve Thomas Luckmann – Gerçekliğin Sosyal İnşası (2008)

Gerçekliğin sosyal inşasını, dışsallaştırma, nesnelleşme ve içselleştirme çerçevesinde değerlendiren bir çalışma.

Berger ve Luckmann, “Toplum, insani bir üründür, objektif bir realitedir ve insan da sosyal bir üründür,” diyor.

Yazarlar, bireylerin sosyal etkileşimle taşıdıkları sübjektif anlamların ve kendilerini dışsallaştırmalarıyla başlayan sosyal inşa sürecinin, faaliyetlerin rutinleşmesiyle objektif hale geldiğini, bir sonraki kuşak tarafından sosyalizasyon aracılığıyla içselleştirildiğini ve böylece tam anlamıyla bir sosyal dünya oluştuğunu savunuyor.

  • Künye: Gerçekliğin Sosyal İnşası: Bir Bilgi Sosyolojisi İncelemesi, Peter L. Berger ve Thomas Luckmann, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Paradigma Yayıncılık, sosyoloji, 289 sayfa

 

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Eser Coşkun – Düş Zamanı: Aborjinler (2008)

  • DÜŞ ZAMANI: ABORJİNLER, Eser Coşkun, Pera Yayıncılık, inceleme, 116 sayfa

Eser Coşkun’un ‘Düş Zamanı: Aborjinler’ isimli bu kitabı, kendisinin Avusturalya kıtasındaki Aborjinlere dair yaptığı uzun soluklu araştırmalarının ürünü. Yazar burada, Aborjinlerin özgün inanç sistemlerini anlatıyor. Düş yolculuğu, ritüeller, mitler, simgeler, doğa ile uyum, evrenin yinelenmesi, marokosmos, mikrokosmos ve doğanın ruhu, Aborjin inanç sisteminde öne çıkan kavramlar. Kitapta bu ve bunun gibi kavramlar açıklandığı gibi, Coşkun’un yerlilerin yaşamından bizzat edindiği deneyimler de paylaşılıyor. Yazar doğaya, evrene ve yaşama dair ruhsal yaklaşımlarıyla farklılık gösteren bu topluluğun, bin yıllardır kendi kendine fazlasıyla yeterek süren özgün geleneklerini okuyuculara aktarıyor.

 

Salo Wittmayer Baron – Modern Milliyetçilik ve Din (2008)

  • MODERN MİLLİYETÇİLİK VE DİN, Salo Wittmayer Baron, çeviren: Mehmet Özay, Açılım Kitap, sosyoloji, 424 sayfa

‘Modern Milliyetçilik ve Din’, modern dünyada hem milliyetçiliğin hem de dinin birbiriyle ilişkisine odaklanması yönüyle oldukça ilgi çekici bir çalışma. Salo Wittmayer Baron’un yaklaşımının, bu iki olguyu birbirinden bağımsız ve ilgisiz olmaktan çok, birbiriyle ilişkili bir biçimde ele alması, çalışmayı daha da nitelikli kılıyor. Kitapta, ulus fikrinin hangi dönemde ortaya çıktığı; milliyetçiliğin fikir babalarının kimler olduğu; Ortodoks Çarlığı ile Papalık’ın işlevinin ne olduğu; dinî milliyetçiliğin ne anlama geldiği, nasıl anlaşıldığı ve nihayet, dinî milliyetçiliğin medeniyetler arasındaki ilişkileri nasıl belirlediği, kitapta cevaplanan sorulardan birkaçı.

Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı (2008)

 

‘Göçler Çağı’, modern dünyadaki uluslararası göç hareketlerine odaklanan kapsamlı ve nitelikli bir çalışma.

Dünya genelindeki göç akımları ve bunların toplumsal etkilerine teorik bir çerçeve sunan ve ilk baskısı 1993 yılında yapılan kitap, siyasetçiler, akademisyenler ve gazeteciler için nitelikli bir kılavuz olmuştu.

Çalışma, Soğuk Savaş sonrası dönemde dünya üzerinde artan göç hareketini inceliyor; göçmen topluluklarını yasal statü, sosyal politika, etnik toplulukların oluşumu, ırkçılık, vatandaşlık ve ulusal kimlik çerçevesinden değerlendiriyor.

  • Künye: Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri, çeviren: Bülent Uğur Bal ve İbrahim Akbulut, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 482 sayfa