Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

Caroline Taylor Stewart – Kurt Adam Batıl İnancının Kökeni (2019)

Kurt Adam imgesi, neredeyse bütün dünyada rastlanan bir batıl inançtır.

Bu inanışa göre Kurt İnsan veya Kurt Adam, bir kurt formuna bürünmüş veya kurt elbisesi giymiş, çoğunlukla geceleri görülen ve genellikle insanlara zarar veren bir insandır.

Caroline Taylor Stewart bu enfes çalışmasında, “lycanthropy” olarak da bilinen bu batıl inancın izini sürüyor.

Yazar, Kurt Adam hurafesinin kökenlerine dair şimdiye kadar ortaya konmuş farklı görüşleri tartışıyor ve bu inanışın dünyanın farklı coğrafyalarındaki görünümlerini anlatıyor.

Stewart bununla da yetinmeyerek Kurt Adam batıl inancının ilkel totemizmle nasıl ilişkili olduğunu da tartışıyor.

  • Künye: Caroline Taylor Stewart – Kurt Adam Batıl İnancının Kökeni, çeviren: Toprak Deniz Odabaşı, Laputa Kitap, antropoloji, 64 sayfa, 2019

Fuzuli Bayat – Türk Kültüründe Kadın Şaman (2010)

Fuzuli Bayat ‘Türk Kültüründe Kadın Şaman’da, farklı coğrafyalarda kadın şamanlığının izlerini sürüyor.

Türk kültüründe ağırlıklı bir yer işgal etmesine rağmen, şu ana kadar kadın şamanlığı hakkında kayda değer bir araştırma yapılmadığını söyleyen Bayat, bunun bir sebebinin kadın şamanların erkek şamanlara göre daha az olması, ikinci sebebinin ise, toplumsal yaşamda kadın şamanların işlevlerinin çok aza indirgenmesi olduğunu belirtiyor.

Kitapta, kadın şamanlığının geçirmiş olduğu evreler, şamanlıkta cinsiyet değiştirme, kadın şamanların işlevleri, tanrılaştırılmış kadın şamanlar hakkında mitolojik ve destansı bilgiler ile günümüzde kadın şamanlık kurumu gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Fuzuli Bayat – Türk Kültüründe Kadın Şaman, Ötüken Yayınları, kadın, 187 sayfa

Christoph K. Neumann ve Klaus Kreiser – Küçük Türkiye Tarihi (2019)

İki yazarlı bu enfes çalışma, 1500 yıllık zaman diliminde Türklerin toplumsal, ekonomik ve kültürel tarihini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihlerini irdeleyen Klaus Kreiser ve Christoph K. Neumann, Türk devlet oluşumlarının dev coğrafi yayılımını baştan sona kat ediyor.

Bunu yaparken, konuyu hamasetten uzak, bütünüyle tarihsel ve sosyolojik bir gerçekçilik içinde değerlendiren çalışma, geniş bir uluslararası araştırmanın sonuçlarına dayanıyor.

Kitabın, karmaşık tarihsel gelişmeleri uygunsuz biçimde basitleştirmeyen ama kullanışlı ve rahat okunabilen bir özet sunduğunu özellikle belirtmeliyiz.

  • Künye: Christoph K. Neumann ve Klaus Kreiser – Küçük Türkiye Tarihi, çeviren: Yunus Emre Gürbüz, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları (2010)

Molla Nâfiz, ya da Türkiye’deki adıyla Nafiz Türker, Türkistan’da Enver Paşa’nın Umumi Muhaberat Müdürü’ydü.

‘Sarıklı Basmacı’ başlıklı elimizdeki anılarında, ilk olarak Buhara’da kurtuluş mücadelesini ayrıntılı bir şekilde veren Molla Nâfiz; Âlim Han, İbrahim Lakay ve Ahmed Zeki Velidi gibi, bu dönemin öne çıkan aktörlerini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü, Basmacılar ve Enver Paşa ilişkisini ele alıyor.

Bu bölümdeki anılar, Enver Paşa’nın Cilligöl Basmacıları’na katıldığı günden ölümüne kadarki dönemi kapsamasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Kitabın son bölümünde ise, Enver Paşa’dan sonra, Doğu Buhara Basmacılığı ve Hacı Sami dönemine dair anılar yer alıyor.

  • Künye: Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları, Ötüken Yayınları, anı, 379 sayfa

Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü (2010)

Derviş Kaptanzâde Ali Necati, büyük yolsuzlukların döndüğü Evkaf Nazırlığı’nda iyileştirmeler yapması amacıyla Muhasebe Müdürlüğü’ne atanır.

Ali Necati, burada farkına vardığı yolsuzlukları gerekli mercilere iletmek için mücadeleye girişecek ve bunun ertesinde baskılara uğrayacak, tutuklanacak, yolsuzluk, hakaret ve mürtecilikle suçlanarak sivil ve askeri mahkemelerde yargılanacaktır.

İşte Ali Necati’nin 1912 yılında, İttihatçılar iktidardan düştükten sonra Trabzon’da bastırdığı ‘İttihad’ın İç Yüzü’nde, bir bürokratın yolsuzluklara karşı mücadelesinin, kendi kişisel hürriyetini koruma çabasına dönüşümünün hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü, hazırlayan: Kudret Emiroğlu, Heyamola Yayınları, tarih, 272 sayfa

Joachim Sartorius – Prens Adaları (2010)

Alman şair Joachim Sartorius ‘Prens Adaları’nı, Büyükada’da geçirdiği bir sonbahar sırasında kaleme aldı.

“Bu kitap, bir şairin Ada’nın dünyası, manzarası, ışığı ve insanları tarafından nasıl baştan çıkarıldığına dair son derece etkileyici bir aktarım.” diyerek bu mekâna duyduğu hayranlığı dile getiren Sartorius, Bizans, Osmanlı ve cumhuriyetin kuruluş döneminden kalan yapılarda incelemeler yapmış ve adada yaşayanlarla yaptığı sohbetler aracılığıyla Adalar’ın geçmişine dair ilginç ayrıntılara ulaşmış.

Kitapta Sartorius’un, Adalar’ın kozmopolit tarihine dair anlatımlarının yanı sıra, arkadaşları Sezer Duru, Orhan Pamuk ve Ara Güler’e dair hikâyeleri de yer alıyor.

  • Künye: Joachim Sartorius – Prens Adaları, çeviren: Sezer Duru, Everest Yayınları, anı, 95 sayfa

Norman Stone – Birinci Dünya Savaşı (2010)

Bilkent Üniversitesi’nde görev yapan Norman Stone ‘Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nu da ortadan kaldıran ilk dünya savaşını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Savaşın başladığı dönemde dünyada olup bitenleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Stone, savaşa giren hükumetlerin hepsinin vatan savunmasıyla hareket ettiklerini açıklamalarına karşın, gerçek hedefin Osmanlı İmparatorluğu ve daha o tarihte önem kazanmaya başlayan petrol olduğunu belirtiyor.

Bu imparatorluk da, Afrika’nın Atlas Okyanusu kıyısındaki Fas’tan Mısır ve Arabistan’a, oradan Kafkasya’ya kadar uzanan devasa sınırlarıyla iştah kabartan Osmanlı’dan başkası değildi.

  • Künye: Norman Stone – Birinci Dünya Savaşı, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Doğan Kitap, tarih, 166 sayfa

Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti (2019)

Klasik Rönesans kültürünün önde gelen tarihçilerinden Jacob Burckhardt, 1872’de

Antik Yunan kültürü üzerine özgün yorumlar barındıran bu derslerini sundu.

Yunan medeniyetinin değişen ve dönüşen yönleri üzerine ilginç gözlemler ve anekdotlar barındıran çalışma, kültürel tarih çalışmalarının en iyilerinden.

Yunanlıların mitolojiye olan inançlarının derinliğini, kentin ve kent yaşamının onlar için ne ifade ettiğini ve Hellenik yaşamın genel özelliklerini gösteren Burchkardt, adeta Yunan düşüncesinin en derin kuytularına iniyor.

Batı düşüncesinin Antik Yunan’dan nasıl beslendiğini, başka bir deyişle Batı’nın Yunanlılara neyi borçlu olduğunu irdeleyen çalışma, bununla da yetinmiyor ve Batı medeniyetinin Yunan kültüründen hangi yönlerle ayrıldığını ortaya koyuyor.

Kitap, on dokuzuncu yüzyılın sonlarının entelektüel dünyasına yakından bakmak isteyenlerin de severek okuyacağı türden.

On dokuzuncu yüzyılın en büyük tarihçilerinden biri olan, 1858’ten 1893’e kadar Basel Üniversitesi’nde Tarih ve Sanat Tarihi profesörü olarak görev yapan ve Nietzsche’nin dostu olan Burckhardt’ın çalışması, uzman olmayanların da rahatlıkla okuyabileceği duru bir üslupla yazılmış.

  • Künye: Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, tarih, 506 sayfa, 2019

Fikret Güneş – Güneşin Ağladığı Gün (2010)

Fikret Güneş ‘Güneşin Ağladığı Gün’de, 1978 Maraş katliamını, onu birebir yaşayanların anlatımlarıyla veriyor.

Katliamdan kurtulanların, “Güneşin ağladığı gün” dediği o gün, resmi kaynaklara göre 111, resmi olmayan kaynaklara göre ise binin üzerinde insan vahşice öldürülmüştü.

Çalışması için Londra’dan Maraş’a, Pazarcık’tan Mersin’e uzanarak çok sayıda insanla görüşen Güneş, insanın kanını donduracak bir katliamda yaşananları, adım adım izliyor.

Ellerine Kuran alan, sokaklarda yakaladıkları insanlara namaz kıldıran ve kelime-i şahadet getirten linççilere dair her yaştan insanın anlatımlarının yer aldığı kitapta, okumak için Maraş’a gelen Alevi bir çocuğun tanıklığı da yer alıyor.

  • Künye: Fikret Güneş – Güneşin Ağladığı Gün: Maraş 78 Katliamını Yaşayanlar Anlatıyor, Belge Yayınları, anı, 268 sayfa