Michael Dobbs – Geceyarısına Bir Kala (2010)

Michael Dobbs ‘Geceyarısına Bir Kala’da, dünyayı nükleer kıyamete daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştıran, çalkantılı Küba füze krizini anlatıyor.

Beyaz Saray tarafından “Kara Cumartesi” olarak adlandırılan 27 Ekim 1962’yi ve Soğuk Savaş’ın dönüm noktası olan bu tarihi günün önemli aktörleri John F. Kennedy, Nikita S. Kruşçev ve Fidel Castro üzerinden adım adım izleyişi, Dobbs’un çalışmasını nitelikli kılan başlıca husus.

Aynı zamanda Washington Post muhabiri olan Dobbs, Arthur M. Schlesinger Jr.’ın “İnsanlık tarihindeki en tehlikeli an” olarak tanımladığı Küba füze krizini, Amerikan, Sovyet ve Küba kaynaklarından yeniden değerlendiriyor.

  • Künye: Michael Dobbs – Geceyarısına Bir Kala, çeviren: Erhun Yücesoy, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 468 sayfa

Tolgahan Akdan – Soğuk Savaş ve Türkiye’nin Batı’ya Yönelişi (2020)

Soğuk Savaş sürecinde Türkiye’nin nasıl konumlandığı üzerine sistematik bir inceleme.

Tolgahan Akdan’ın çalışmasını benzerlerinden ayıran asıl husus da, Soğuk Savaş yazınını derinlemesine tarayıp bunu eleştirel bir gözle değerlendirmesi.

Soğuk Savaş yazınının tarihsel bir değerlendirmesini yaparak kitabına başlayan Akdan, “Sovyet tehdidi” tanımlaması, algısı ve karşıtlık ilişkisinin kapitalist sistemi nasıl beslediğini ortaya koyuyor.

Bu bölüm, Soğuk Savaş’ın kapitalist cephede nasıl yorumlandığını ve nasıl kavramsallaştırıldığını açıklamasıyla önemli.

Akdan daha sonra, benzer bir okumayı Türkiye’de Soğuk Savaş tarih yazınının ayrıntılı bir değerlendirmesi bağlamında yapıyor.

Türkiye’de Soğuk Savaş yazınının büyük ölçüde Sovyet talepleri ve bu taleplerin yarattığı tehdidin varlığı/yokluğu meselesinde yoğunlaştığına dikkat çeken yazar, kitabının ana teması olan sistemler arası mücadele boyutunu vurguluyor.

Yazar kitabının son bölümünde ise, Türkiye’deki hâkim geleneksel yaklaşımın, Rusya’nın Türkiye’ye karşı hangi devlet biçimine bürünürse bürünsün Boğazların kontrolünü hedefleyen ve hiç değişmeyen bir stratejiye sahip bulunduğu yolundaki iddiasını masaya yatırıyor.

Sovyet tehdidi vardı/yoktu tartışmasının bağlam sorunsalı karşısında birincil öneme sahip olmadığına dikkat çeken Akdan, İkinci Dünya Savaşı öncesinde yakın ve dostane ilişkileri bulunan Türkiye ve Sovyetler Birliği’nin yollarının ayrılışını, sistemler arası mücadele bağlamında irdeliyor.

  • Künye: Tolgahan Akdan – Soğuk Savaş ve Türkiye’nin Batı’ya Yönelişi, Yordam Kitap, inceleme, 394 sayfa, 2020

Carter V. Findley – Kalemiyeden Mülkiyeye (2020)

Osmanlı İmparatorluğu’nda, 18 yüzyıl ortalarından Cumhuriyet’e kadar geçen süre reformlar dönemi olarak tanımlanır.

Peki, bu dönemdeki reformlar, memurların toplumsal ve kültürel temellerini nasıl etkiledi?

Carter Findley, bizde yeni baskısı yapılan bu özgün incelemesinde, Osmanlı’daki idari reformlar sonucunda mülkiye memuriyetinin gelişmesinin, bizzat devletin yetkililerinin dönüşümünü merkeze alarak araştırıyor.

Findley, bu dönemde Osmanlı memurunun eğitiminin nasıl dönüştüğünü ve dönemin kültürel gerilimlerinin memur üzerindeki yansımalarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Osmanlı devletinin iyi hizmeti ödüllendirip ödüllendirmediği ve değişen ekonomik koşullara karşı memurlarını korumayı başarıp başarmadığı da, kitapta irdelenen diğer ilgi çekici konu.

Nezaretler ve diğer dairelerdeki “sicill-i ahval”lerden yola çıkarak memurların kökenlerine inen yazar, modernleşme çabaları içerisinde, geleneksel kalemiyenin mülkiyeye, kalem efendisinin mülkiye memuruna doğru geçirdiği evrimin öyküsünü sunuyor.

Findley çalışmasını, dönemin kimi adı bilinen memurların ayrıntılı hikâyeleriyle de zenginleştiriyor.

  • Künye: Carter V. Findley – Kalemiyeden Mülkiyeye: Osmanlı Memurlarının Toplumsal Tarihi, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, tarih, 536 sayfa, 2020

Şefik Kahramankaptan – Mehter’den Alaturka’ya (2010)

Şefik Kahramankaptan Türkçe ve İngilizce yayımlanan ‘Mehter’den Alaturka’ya’ başlıklı bu eserinde, mehterin kökeni, gelişimi ve Batı’ya etkilerini ele alıyor.

Bir popüler müzik tarihi olarak tasarlanan çalışma, anlaşılır diliyle dikkat çekiyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitapta, özgün Türk çalgıları, 12 katlı padişah mehteri, mehtere özel besteler, mehter takımının yerleşme biçimi, özel yürüyüş düzeni, biçim, makam ve usuller, Genelkurmay mehteran bölüğü ve mehterin yerini alan bando gibi konular işleniyor.

Kitabının ikinci bölümünde, Türk kültürünün Avrupa’ya etkilerini anlatan Kahramankaptan, çalışmasını bir CD’yle de zenginleştirmiş.

  • Künye: Şefik Kahramankaptan – Mehter’den Alaturka’ya: Tarihi Türk Müziği, Ark Yayınları, müzik, 104 sayfa

Ümit Sinan Topçuoğlu – İstanbul ve Sokak Köpekleri (2010)

Ümit Sinan Topçuoğlu ‘İstanbul ve Sokak Köpekleri’nde, İstanbul’un en eski yerlilerini; şehrin kültür tarihinde özel yerleri olan sokak köpeklerini anlatıyor.

İstanbul’un köpeksiz düşünülemeyeceğini söyleyen Topçuoğlu, yabancı gözlemcilerin eski İstanbul üzerine yazdıkları metinlerde, sokak köpeklerini kentin belirgin ve ilginç özellikleri arasında zikrettiklerini ve 1920’lere kadar sokak köpeklerinin, kentin görülmeye değer bir özelliği olarak bilhassa yabancılar için hazırlanan İstanbul kartpostallarının temaları arasına girdiğini gösteriyor.

Kıyıda köşede kalmış tarihi ayrıntıların izini süren yazar, İstanbul’a özgü bir köpek türünün bulunduğunu söylüyor.

  • Künye: Ümit Sinan Topçuoğlu – İstanbul ve Sokak Köpekleri, Sepya Yayınları, anlatı, 176 sayfa

Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü (2010)

‘Holigan’ın Dönüşü’, baskılar nedeniyle ülkesi Romanya’yı terk etmek zorunda kalan ve yıllar sonra geri dönen Norman Manea’nın tanıklığından oluşuyor.

1941’de, beş yaşındayken ailesiyle birlikte Ukrayna’daki Transnistira toplama kampına gönderilen Manea, burada dört sene tutulduktan sonra ailesinin hayatta kalan fertleriyle Romanya’ya geri dönmüştü.

Çavuşesku’nun totaliter rejimin baskısı nedeniyle 1989’da da ülkeyi terk eden Manea, duyarlı ve ayrıntılı üslubuyla dikkat çeken kitabında, savaş öncesi Romanya’yı, Nazileri, tehciri, ülkeyi alt üst eden terör ortamını, komünizmi ve büyük umutlarla ortaya çıkan Doğu Avrupa sosyalizminin iflasını anlatıyor.

  • Künye: Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, anlatı, 372 sayfa

Hamit Erdem – Emek Tarihi Yazıları (2020)

Hamit Erdem’in ‘Emek Tarihi Yazıları’, 1900’lü yılların başından 1960 yıllarına kadar gelen dönemi kapsıyor.

Toplumsal hafızamıza büyük katkıda bulunacak kitap, Türkiye’nin son yüz yılı aşkın sınıf mücadelesinin dinamiklerini gözler önüne seriyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Osmanlı basınında Karl Marx, Paris Komünü ve sosyalizmin nasıl işlendiği,
  • Osmanlı’da Yahudiler, Ermeniler ve Rumların temsil ettiği gayrimüslim sosyalizmi,
  • Osmanlı / Türkiye Sosyalist Fırkası ve (İştirakçi) Hüseyin Hilmi,
  • Türkiye Komünist Fırkası ve Mustafa Suphi,
  • Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası ve Nazım Resmor,
  • Komünist Manifesto’nun Türkçedeki serüveni,
  • Kürtlerin isyanı,
  • Troçki’nin Türkiye günleri,
  • Varlık vergisiyle sermayenin Türklere aktarımı,
  • Tan matbaası olayı,
  • Sabahattin Ali’nin katledilişi,
  • 1951 komünist tevkifatı,
  • 6-7 Eylül olayları…

‘Emek Tarihi Yazıları’, bu dönemde muazzam yasaklarla boğuşan sosyalist ve komünist hareketin tarihinin dönüm noktalarını kayda almasıyla arşivlik bir çalışma.

  • Künye: Hamit Erdem – Emek Tarihi Yazıları, Sel Yayıncılık, tarih, 356 sayfa, 2020

Hüseyin Hamit – Bir Osmanlı Subayının Esaret Günlükleri (2020)

 

Hüseyin Hamit, bir Osmanlı mülazım-ı evveliyken (Üsteğmen) Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde Ruslara esir düştü.

Buradan Sibirya’ya ve ardından Nikolsk kampına gönderilen Hüseyin Hamit, yaklaşık iki yıllık esaretten sonra özgürlüğüne kavuşacaktı.

İşte bu kitap, Hüseyin Hamit’in büyük sıkıntılar yaşadığı ve aynı zamanda apayrı bir dünyayı ve kültürü deneyimlediği, bambaşka insanları tanıdığı esaret günlerine dair tanıklığını sunuyor.

İki defterden oluşan günlüğünde Hüseyin Hamit, Kafkas Cephesi’nde Ruslarla yapılan muharebelerde 1916 yılında Erzurum yakınlarındaki Kuzican sırtlarında esir düşmesini, Sibirya’ya olan esaret yolculuğunu, Sibirya’daki Nikolsk kampındaki esaret hayatını ve 1918 yılında esaretten kaçıp Türkiye’ye olan yolculuğunu ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Hüseyin Hamit – Bir Osmanlı Subayının Esaret Günlükleri, hazırlayan: Serkan Erdal ve Hasan Demirci, Yapı Kredi Yayınları, anı, 248 sayfa, 2020

Hans Heinz Holz – Sosyalizmin Yenilgisi ve Geleceği (2010)

Alman Marksist Hans Heinz Holz ‘Sosyalizmin Yenilgisi ve Geleceği’ni, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Marksizmi savunmak için kaleme aldı.

Sosyalizmi kurmaya yönelik ilk denemelerin başarısızlığa uğradığını belirten Holz, bunun, Marksizmin başarısızlığı anlamına gelmediğini söylüyor.

Holz’a göre, sosyalizmin yenilgisinin, ekonomik koşulların olgunlaşmamışlığı, bürokrasi sorunu ve teorik hatalar gibi üç nedeni vardır ve Sovyetler’deki sosyalizmin yenilgisi gerçekte, Marksizmden sapmanın sonucudur.

Kitabın sonunda ise, Holz’un yalnız Türkçe çeviri için kaleme aldığı ‘Revizyonist Dönüm Noktası’ başlıklı bir bölüm de bulunuyor.

  • Künye: Hans Heinz Holz – Sosyalizmin Yenilgisi ve Geleceği, çeviren: Yener Orkunoğlu, Yordam Kitap, siyaset, 158 sayfa

Haşmet Sırrı Akşener – Van’dan Vaniköy’e (2010)

 

Haşmet Sırrı Akşener ‘Van’dan Vaniköy’e’ adlı bu kitabında, doğduğu ve belirli bir döneme kadar yaşadığı Van şehrini anlatıyor.

Akşener’in anılardan, şiirlerden, fıkralardan, coğrafi bilgilerden oluşan kitabı, şehrin eski hallerini bilmek isteyenler için iyi bir kaynaktır diyebiliriz.

Van, kalkınmadaki kendine özgü modeliyle, ayrıca Doğu Anadolu’da bölgesel bir göçün odağı olmasıyla ve özellikle de bir dönem göldeki sevimli canavarıyla kamuoyunu uzun süre meşgul eden, ilginç şehirlerimizden.

Akşener’in, sadece şehrin tarihi ve coğrafyasıyla sınırlı kalmayan; keyifli bir üslupla kaleme aldığı çalışması, Van’a dair merak edilen birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor.

  • Künye: Haşmet Sırrı Akşener – Van’dan Vaniköy’e, kendi yayını, deneme, 160 sayfa