Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz (2010)

Gazanfer İbar, nitelikli çalışması ‘Anadolulu Hemşehrilerimiz’de, Anadolu’da yaşamış ve anadili Türkçe olan Ortodoks Hıristiyanları ve “Karamanlıca kitaplar” olarak da nitelenen, Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe kitapları anlatıyor.

Türkiye’de sınırlı sayıda araştırmacı ve akademisyenin ürün verdiği Karamanlıca konusuna, şimdiye kadar bilimsel kayıtlara geçmemiş bazı basılı eserleri yayımlayarak katkıda bulunan İbar, aynı zamanda Karamanlıca ve Karamanlılar hakkında bilinenleri de sistemli bir biçimde derlemiş.

Karamanlıca basılı eserlerin bilinen ilk örneğinin 16. yüzyıla ait olduğunu belirten İbar, bunların 19. yüzyılda kendi çapında bir üretim patlaması yaşadığını söylüyor.

Yazar, Anadolu kültür zenginliğinde yüzyıllar boyunca katkıda bulunmuş ve Mübadele ertesinde Yunanistan’a göç ederek oraya yerleşmiş Hıristiyan Ortodoks nüfusa ve onların yazılı üretimlerine odaklanıyor.

  • Künye: Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz, İş Kültür Yayınları, tarih, 200 sayfa

Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen (2010)

Gülçiçek Günel Tekin, ilgi çekici çalışması ‘Kara Kefen’de, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların hikâyelerini anlatıyor.

Karma köklere sahip kadınların yaşadığı travmayı, yakın tarihin tozlu raflarından çıkarıp önümüze koyan Tekin, bu anlatımlar aracılığıyla, 1915 olaylarının öncesi ve sonrasında yaşananları ve bunun günümüze ulaşan izlerini kaleme getiriyor.

Şirin Hanım’a annesi Varter Tumacanyan tarafından söylenenler; 1915 olayları yaşandığında çocuk yaşta olan Melek Hanım’ın, konuya dair daha sonra çocuğu Nazlı’ya anlattıkları ve Fahriye Hanım’a, olaylar meydana gelirken Erzurum Hınıs’ta bulunan annesinin söyledikleri, kitapta yer alan trajik hikâyelerden birkaçı.

  • Künye: Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen, Belge Yayınları, anlatı, 160 sayfa

Ahmet İnsel ve Michel Marian – Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog (2010)

‘Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog’, İttihat ve Terakki yönetiminin yaptıklarını soykırım olarak tanımlayan Michel Marian ile bunu insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak niteleyen Ahmet İnsel’in diyaloğundan oluşuyor.

Marian ve İnsel, ailelerinin hikâyelerini birbirine anlatıyor.

Bu hikâyeler aslında, imparatorluğun iki zıt ucunda yaşayan ve 20. yüzyıl başlangıcının hummaları ve karışıklıklarının ortasında kalmış, biri Ermeni diğeri Türk iki ailenin yaşadığı gerçekler olmalarıyla dikkat çekiyor.

Kitap, bu topraklarda yakın tarihte yaşanmış en büyük insanlık dramlarından biriyle yüzleşmeye, acıları paylaşmaya davet ediyor.

  • Künye: Ahmet İnsel ve Michel Marian – Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog, yayına hazırlayan: Ariane Bonzon, İletişim Yayınları, siyaset, 165 sayfa

Lazaros K. Aşıkoğlu – Kilaman: Anadolu’dan Gelen Bir Rum’un Anıları (2010)

Kilaman’ın oğlu Lazaros K. Aşıkoğlu’nun ailesi, 1923 yılında Anadolu’dan gelip Seres kentinin Dimitra köyüne yerleşmiş.

Aşıkoğlu, ailesinin yaşadıklarına odaklandığı ‘Kilaman’ isimli elimizdeki eserinde, 1919-1922 Türk-Yunan Savaşı’na dair bilinmeyenleri, bu savaşın beraberinde getirdiği büyük yıkımı anlatıyor.

Kendisi de Psidya bölgesinin insanı olan Aşıkoğlu, Balkan Savaşları ile başlayan ve dokuz yıl devam eden savaşlar sırasında halkların nasıl bedeller ödediğini; çöken çokuluslu imparatorluğun ardından zorunlu göçler ile coğrafyalarından koparılan Rumların katlandıkları zorlukları, duydukları acıları kaleme getiriyor.

  • Künye: Lazaros K. Aşıkoğlu – Kilaman: Anadolu’dan Gelen Bir Rum’un Anıları, çeviren: Evdokia Veriopulu, Belge Yayınları, anı, 191 sayfa

Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak (2019)

12 Eylül darbesinin militarist baskıları ve korkunç işkenceleri, birçok insanın doğup büyüdüğü ülkelerini terk etmesine neden oldu.

‘Hiçbir Şey Aynı Olmayacak’ da, o dönemde Türkiye’den gitmek zorunda kalmış olanların muhasebelerine yer vermesiyle hem çok iyi bir sözlü tarih çalışması hem de önemli bir tanıklık.

Yaklaşık beş yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitap, iki yazarın daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Keşke Bir Öpüp Koklasaydım’ ile başlayan 12 Eylül 1980 Darbesi hafıza çalışmalarının devamı niteliğinde.

Darbe döneminde ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış siyasi mültecileri konu edinen araştırmanın çatısını Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Belçika, Fransa, Danimarka, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi mülteci olarak yaşayan veya bir dönem yaşamış mücadele insanlarıyla yapılmış sözlü tarih görüşmeleri oluşturuyor.

Kırkı aşan görüşmenin içinden yirmi iki tanesi bu kitapta yer alıyor.

Buradaki tanıklıkları ilginç kılan başka bir boyut daha var:

Bu hikâyeler, her bireyin izlediği yolun, o yolları kat ederken aldığı kararların, tecrübe ettiği yeni yaşamların ve bugün durdukları yerden geçmişe bakışın neden toptancı analizlere kurban edilemeyeceğinin de ipuçlarına gösteriyor.

  • Künye: Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak: Siyasi Mülteciler 12 Eylül Darbesi’ni Anlatıyor, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 544 sayfa, 2019

Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar (2010)

Ermeni Katolik bir ailenin kızı olarak doğan Liji Pulcu Çizmeciyan, küçük yaşında Mustafa Kemal’i Kocataş Yalısı’nın balkonunda konuşurken seyretmiş.

Pulcuyan ayrıca, Atatürk’ün manevi kızlarıyla da aynı okulda okumuş.

Yazar, anılarından oluşan ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’da, Atatürk ve manevi kızlarına dair anılarının yanı sarı, Sarıyer’de geçen çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının Osmanbey’ini, Şişli-Tünel hattındaki semtleri, İstanbul insanının gündelik yaşamını, şehrin eğlence ve kültür hayatını anlatıyor.

Pulcuyan’ın belleğinden bize yansıyan anılar, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un yakın tarihi açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar, İş Kültür Yayınları, anı, 205 sayfa

Michael Löwy (der.) – Devrimler (2019)

Tarihe yön vermiş büyük devrimler, bu şahane kitabın konusu.

Michael Löwy’nin derlediği kitap, Paris Komünü’nden Küba Devrimi’ne uzanıyor.

Kitap, söz konusu devrimler açısından altın değerinde olan fotoğraflarla da zenginleşmiş.

Çalışma, Löwy’nin fotoğraf ve tarihsel anlatıyı karşılaştırdığı ve fotoğrafı, gerçekliğin tarihçilerin elinden kaçan yönlerini görünür kılan yeri doldurulamaz bir bilgilenme aracı olarak tartıştığı makalesiyle açılıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Gilbert Achcar, 1871 Paris Komünü, 1905 Rus Devrimi ve 1936 İspanya Savaşı’nı,
  • Rebecca Houzel ve Enzo Traverso, 1917 Rus Devrimi’ni,
  • Michael Löwy, 1919 Macar Devrimi’ni,
  • Enzo Traverso, 1918-1919 Alman Devrimi’ni,
  • Bernard Oudin, 1910-1920 Meksika Devrimi’ni,
  • Pierre Rousset, 1911-1949 Çin Devrimleri’ni,
  • Ve Janette Habel de, 1953-1967 Küba Devrimi’ni ele alıyor.

Devrimler tarihine yakından bakmak, onların dünyayı nasıl değiştirdiğine tanık olmak ve en önemlisi de geleceğe daha ümitle bakmak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Michael Löwy (der.) – Devrimler, çeviren: U. Uraz Aydın, Ayrıntı Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2019

Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası (2019)

Halepli sıradan bir köylü, nasıl oldu da Osmanlı idaresinin ve II. Abdülhamid’in özel ilgisine mazhar oldu?

Eyüp Öztürk bu çalışmasında, 1884 yılında Halepli köylü Muhammed b. Süleyman’ın mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmasını ve sonrasında hem kendisi hem de köylüleri için trajediyle sonuçlanan gelişmeleri anlatıyor.

Muhammed b. Süleyman, Halep’in Cemmâsiyye adlı köyünde yaşayan genç bir adamdır.

Muhammed ayrıca, köyde okuma yazma bilen tek kişidir.

Olaylar, Muhammed’in Hama’da muteber bir Nakşibendî/Hâlidî şeyhi olan Abdulfettah Efendi’ye mürid olarak intisap etmesiyle başlar.

Şeyh Abdülfettah bir süre sonra, Halepli Muhammed’in köylülerin arasında yavaş yavaş yerleşmeye başlayan etkisini daha da artıracak bir hamle yapar ve onu dervişlere vekil tayin eder.

Halepli Muhammed vekil kılındıktan sonra köyün manevi liderine dönüşmekte gecikmez ve her gün öğle ile ikindi vakitlerinde köy ahalisini toplayıp onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeye başlar.

Olaylar bununla da sınırlı kalmayıp Muhammed’in mehdilik iddia etmesine kadar varacak ve bu durum hem köy ahalisi hem de kendisi için büyük bir trajediye dönüşecektir.

  • Künye: Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası: Halepli Bir Köylünün Sıra Dışı Hikâyesi, Kitap Yayınevi, 202 sayfa, 2019

Faruk Tabak – Solan Akdeniz (2010)

Faruk Tabak ‘Solan Akdeniz’de, 1550-1870 yılları arasındaki dönemde, Akdeniz’deki genel durumu ayrıntılı bir bakışla masaya yatırıyor.

Tabak burada, ticari tarımın Akdeniz kıyılarından çekilişini, Akdeniz’in manzarasına renk veren kent-devletlerin gelişimini, kent-devletlerin 12. yüzyıldan itibaren başarıyla oturttuğu işbölümünün bozuluşunu ve ticari tarımdaki daralma ile değerli mal ticaretinin bölgeden ayrılışını ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Yerli ve yabancı tarih literatüründen beslenen ‘Solan Akdeniz’, Akdeniz’de en parlak döneminde hüküm sürmüş iki ticaret cumhuriyeti olan Venedik ve Cenova tarafından başlatılmış üç temel sürecin izini sürüyor.

  • Künye: Faruk Tabak – Solan Akdeniz, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 422 sayfa

Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019