Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler (2015)

Sovyet Bolşevik Partisi’nin bağrından doğan Troçkizmin siyasi serüveni.

Stalin bürokrasisinin binlercesini kaybettiği Troçkist hareketin ortaya çıktığı koşullar, Rusya’da proleter devrimin gelişimi ve Bolşevizmin yenilgisinin altında yatan nedenler gibi konularda aydınlanmak isteyenlere.

Pierre Merlet, aslında Troçkistlerin trajik macerasını anlatsa da, aslında bu kitabı, Rusya’da ve dünyada proleter devrimin sürekliliği için mücadele eden Bolşevizm’in yenilgisinin hikâyesidir.

  • Künye: Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler, çeviren: Elif Hikmet, h2O Kitap, tarih, 176 sayfa, 2015

Selina O’Grady – Ve İnsan Tanrıyı Yarattı (2019)

Dini duygu ve düşüncelerimiz tarihin en eski zamanlarında nasıl biçimlendi ve yön aldı?

Selina O’Grady burada, bilimsel bir perspektif ve eleştirel bir gözle insanoğlunun din serüveninin en çarpıcı zamanlarını izliyor.

  • Palmira’da, aşk ve savaşın, bereket ve bekâretin tanrıçası Atargatis rahipleri olmak uğruna kendilerini hadım eden erkekler,
  • Pagan dinlerin Suriyeli, Fenikeli, Babilli ve Kenanlı halklardaki özgün yansımaları,
  • İsa dönemindeki Celile’de insanların dine yaklaşımlarındaki çok yönlülük,
  • Afganistan ve Pakistan’da dağ yamaçlarına yontulmuş Buda resimlerinin işaret ettikleri,
  • Hindistan’daki brahmanlar ve keşişleri bir araya getiren dinamikler,
  • Hirodes ve Farisilerin Yahudileri nasıl radikalleştirdikleri,
  • Ve İskenderiye’nin çok tanrılı atmosferinde dinin yaşanış biçimleri, kitapta ele alınan önemli konulardan bazıları.

Künye: Selina O’Grady – Ve İnsan Tanrıyı Yarattı: İsa Zamanında Krallar, Kültler ve Fetihler, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, din, 400 sayfa, 2019

Leonard Mlodinow – Akıllı Homo Sapiens (2019)

Bildiğimiz anlamıyla insanın, dünya üzerindeki macerası çok uzun değildir.

Onu, atası Homo Sapiens olarak milyonlarca yıl önce, taş aletlerin yardımıyla güç bela hayatını sürdürürken görürüz.

Peki, ne oldu da bir zamanlar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış bu varlık, günümüzün bu öngörülmemiş uygarlığını ve akıl almaz teknolojisini geliştirdi?

Leonard Mlodinow, Afrika’daki kökenlerimizden bugüne uzanarak, insanlık tarihinin ve en önemlisi de bu tarihi mümkün kılan bilimsel gelişmelerin kapsamlı bir belgeselini sunuyor.

İnsanoğlunun uygarlaşma serüveninde öne çıkmış fikirler ve yaklaşımlar ile bu macerada etkili olmuş belli başlı filozof ve bilginlerin katkılarını da ortaya koyan Mlodinow, bilimin insanlığın macerası içinde nasıl bir yer tuttuğunu ve bugün hangi bilimsel sorunların gündemde olduğunu ele ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kolay anlaşılabilir bilimsel çalışma arayanların muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

  • Künye: Leonard Mlodinow – Akıllı Homo Sapiens, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, bilim, 464 sayfa, 2019

Sean McMeekin – Osmanlı’da Son Fasıl (2019)

“Ölüm döşeğindeki bir hasta olarak bakıldığında, Avrupa’nın Hasta Adamı’nın ölmesi uzun bir süre aldı. Osmanlı gerilemesinin başlangıç tarihini belirlemek, modern tarihin harika entelektüel salon oyunlarından biridir.”

Sean McMeekin’in bu kapsamlı çalışması, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki durumu ve savaş sonrasında Ortadoğu’nun yeniden biçimlenişi hakkında tam bir başvuru kaynağı.

Yeni açılan Osmanlı ve Rus kaynaklarının yanı sıra, İngiliz, Alman, Fransız, Amerikan ve Avusturya-Macaristan arşivlerinden de yararlanmasıyla dikkat çeken kitap,

  • Osmanlı’nın çözülüşüyle sonuçlanan etnik-dinsel buhranı,
  • Zorunlu göçleri,
  • Balfour Bildirisi’ni,
  • Halifeliğin yıkılışını,
  • Irak ve Suriye’nin paylaşımını,
  • Ve daha da önemlisi, bütün bu meselelerin günümüze tam olarak nasıl bir miras bıraktığını derinlemesine irdeliyor.

Künye: Sean McMeekin – Osmanlı’da Son Fasıl: Savaş, Devrim ve Ortadoğu’nun Şekillenişi 1908-1923, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, 516 sayfa, 2019

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası (2015)

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia imzalı bu kitap, ilk bakışta Türkiye coğrafyasını, fakat daha da önemlisi bu coğrafyayı derinden etkilemiş tarihsel olaylar bağlamında okuyan ilgi çekici bir inceleme.

Kapsamıyla dikkat çeken kitapta,

  • Bölgede Türk devletlerinin oluşumu,
  • Doğal ortam ve tarım,
  • Ulaşım ve turizm,
  • Sosyo-ekonomik göstergeler ve sınai üretim,
  • Avrupa ve ABD ile ilişkiler,
  • Avrupa’nın, özellikle Türkiye’nin AB’ye girişi ile ilgili bakış açısı,
  • Türkiye’nin bir Avrupa mı, yoksa Asya ülkesi mi olduğu,
  • Ülkenin jeopolitik konumu gereği gördüğü “köprü” görevinin gerçekten Türkiye’ye özgü olup olmadığı,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konu ele alınıyor.

Künye: Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, coğrafya, 350 sayfa, 2015

Ali Güveloğlu – Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı (2019)

Antik Çağ’ın yemek kültürü nasıldı?

Soruyu daha da genişletecek olursak, Antik Çağ’da yemek ihtiyacı ile sömürgecilik faaliyetleri arasında nasıl bir ilişki vardı?

Ali Güveoğlu’nun bu şahane kitabı, Eski Çağ tarihi ile yemeğin nasıl iç içe geçtiğini çarpıcı ayrıntılar eşliğinde ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Hellenlerin tahıl tarımı yapabilecekleri arazilere duydukları ihtiyaç neticesinde, kolonizasyon faaliyetlerine girişme süreçleri,
  • Romalıların birçok alanda kullandıkları silphium bitkisini neslini tüketmek pahasına ithal etmeleri,
  • Zeytin ve zeytinyağının Hellen uygarlığındaki belirleyici rolü,
  • İmparatorlar sofralarında en seçkin yemeklerin bulunması için yapılan sonu gelmez uğraşları ve bu lüks için ödenen bedeller,
  • Ve bunun gibi yemeğin tarihle ilişkisi anlamında pek çok dikkat çekici konu irdeleniyor.

Antik Çağ ve beslenme kültürü hakkında okumayı sevenler, konuya ilgi duyan araştırmacılar ve lisansüstü eğitim gören öğrencilerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Mısırlılar hiçbir hayvanın başını yemezler, çünkü hayvanı kurban etmeden önce benim başıma gelecek kötülükler bu başa gelsin diyerek beddua eder, böylece kötülüklerden korunacaklarını düşünürlerdi.”

“…bir kral doğası gereği etle beslenen bir hayvandır.” (Plut. Cato. VIII. 8.)

“Doğa az bir şeyle savuşturulur: aç midemiz değil, açgözlülüğümüz bizim için pahalıya mal olur.” (Sen. Ep. VI. 60. 3)

“Birçok Hellen kentiyle birlikte Syrakusa’nın da tiranı olan Gelon (M.Ö. 491-78) lükse düşkün olmasıyla tanınıyordu. Sicilyalı Diodoros Akragas kenti sakinlerinin tirana balık sağlayabilmek için nehir ve kaynak sularıyla doldurdukları neredeyse bir mil uzunluğunda ve otuz ayak derinliğinde bir havuz yaptırdıklarından söz eder. Bunu tiranın lüks ve hazza dayalı yeme isteğini karşılamak amacıyla yapmışlardır, ancak havuz sonradan kaybolmuştur.”

  • Künye: Ali Güveloğlu – Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı, Pinhan Yayıncılık, tarih, 272 sayfa, 2019

Bartoloméo de las Casas – Yerlilerin Gözyaşları (2009)

1474 yılında Sevilya’da doğan Bartoloméo de las Casas, tarihçi olmasının yanı sıra, bir Dominiken papazıydı.

Ayrıca Casas, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarının ilk savunucularından ve köleciliğe karşı çıkan ilk Avrupalı olarak da bilinir.

Casas, 1552’de yayımlanan ‘Yerlilerin Gözyaşları’nda, yerlilerin sömürgeci Batılı güçlerce acımasız bir şekilde nasıl yok edildiğini anlatıyor.

Yayımlandığı dönemlerde büyük ilgi gören ve Batılıları sömürgecilik üzerine düşünmeye sevk eden eser, yerlilerin yaşadığı trajediye ahlaki, vicdani bir yükümlülükle bakışıyla günümüzde de önemini koruyor.

  • Künye: Bartoloméo de las Casas – Yerlilerin Gözyaşları: Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi, çeviren: Oktay Etiman, İmge Kitabevi, tarih, 142 sayfa

Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi) (2009)

Korualan, ya da diğer adıyla Gezlevi, Konya’nın Hadım ilçesine bağlı bir köy.

Harun Şeker ve Mehmet Şeker’in kaynak kişilerden yaptığı elimizdeki derleme, aynı zamanda Âşık Ömer’in de köyü olan Korualan’ın sözlü hayatını yazıya aktararak geleceğe taşıyor.

Derlemede, Gezlevi’nde halkın inanışları; yemek çeşitleri; bayramlar, özel günler, evlilik, ölüm ve doğum ile ilgili ritüeller; masallar ve beddualar, çocuk oyunlarının neler olduğu anlatılıyor.

Kitap, iç bölgeyle Akdeniz’i bağlayan bir geçit bölgesi olan yöreyi tarihi, folklorik ve kültürel yönleriyle okurlara sunuyor.

  • Künye: Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi), Tebeşir Yayınları, tarih, 184 sayfa

Wilhelm von Rubruk – Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat (2019)

Wilhelm von Rubruk’un 1253-55 arasını kapsayan bu efsane gezisi, Moğollar hakkında ilk köklü bilgileri veren birinci el kaynaklardan biri.

On üçüncü yüzyılda, hızla yükselen ve önüne çıkan her gücü adeta öğüten Moğollar, Doğu’nun yanı sıra Batılı ülkeler için de büyük bir tehlike olarak belirmeye başlamıştı.

Bu süreçte Hıristiyan dünyanın ilk adımı, doğal olarak Moğolları tanımak amacıyla onların yaşadığı bölgeye misyonerler göndermek oldu.

İşte tanınmış seyyah Rubruk da, Fransa Kralı’nın emriyle misyonerlik yapmak üzere Moğol dünyasını gönderilen isimlerden biriydi.

Rubruk’un seyahati, Moğolların siyasî ve toplumsal tarihi hakkında çok önemli detaylar sunuyor.

Burada, Moğollara dair anlatılan kimi konular şöyle:

  • Moğolların evleri,
  • Çadır yaşamları,
  • Dinî âdetleri,
  • Beslenme ve süt ekonomileri,
  • Yedikleri hayvanlar,
  • Giyimleri,
  • Avcılıkları,
  • Estetik beğenileri,
  • Erkekleriyle kadınları arasındaki iş bölümü,
  • Aile yapıları,
  • Yasaları,
  • Coğrafyası ve iklimi,
  • Mimari yapıları,

Rubruk bütün bu konuların yanı sıra, seyahati boyunca karşılaştığı Nasturîleri, Müslümanları ve putperestleri, ayrıca Moğol Hükümdarı Möngke Han’ın huzuruna çıkışını da ayrıntılı bir şekilde tasvir ediyor.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rubruk’un kitabı, Plano Carpini’nin hemen hemen ayrı dönemde yazılmış ve daha önce burada da yer verdiğimiz seyahatnamesiyle birlikte, Moğollara dair en önemli kaynaklardan biri.

  • Künye: Wilhelm von Rubruk – Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat: 13. Yüzyılda İstanbul’dan Karakurum’a Yolculuk, 1253-1255, çeviren: Ergin Ayan, Kronik Kitap, seyahatname, 224 sayfa, 2019

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)