Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf (2018)

Osmanlı taşrasında zenginlik ve servet oluşumunu, 1750-1800 yılları arasındaki Diyarbakır zenginlerinin dünyasına inerek irdeleyen özgün bir çalışma.

Bu kitabın yazarlarından biri tarihçi, diğeri de sosyolog.

Dolayısıyla çalışmanın, konuya her iki disiplinin verileri ışığında yaklaşmalarının, kitabı ayrıca özgün kılan hususların biri olduğunu söyleyebiliriz.

Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan, Osmanlı zengin sınıfının tarihsel arka planını irdelerken, Osmanlı toplumunda ortaya çıkan sınıfsallaşma süreçlerinin ekonomik ve kültürel sermaye çerçevesinde nasıl oluştuğunu, söz konusu dönemdeki servet edinme ve tüketim araçlarının yoksul ve orta halli gruplardan ne gibi farklılıklar gösterdiğini ve zengin kesimin bu imkânlardan yola çıkarak nasıl bir hareket alanı kazandığını ortaya koyuyor.

Tarih ve sosyoloji meraklılarının ilgiyle okuyacağı bir inceleme.

  • Künye: Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf: Diyarbekirli Zenginler (1750-1800), Phoenix Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi (2009)

Tarihçi Reinhart Koselleck, ‘Kavramlar Tarihi’nde, Almanya, İngiltere, Fransa tecrübelerini karşılaştırarak, modernliğin kavramlarının değişim süreçlerini inceliyor.

Koselleck, devrim, vatandaş, burjuva, ilerleme, çöküş, “eski rejim”, aydınlanma, anayasa, birlik/ittifak, özgürleşim, kriz, hane/aile, Bildung (eğitim/kişisel öz-belirlenim) gibi, modernliğin dönüşüm süreçlerinden geçen kavramları antropolojik ve semantik bir incelemeye tabi tutuyor.

Kitap, sözcüklerin, kavramların içerikleriyle, metaforik işlevleriyle, çağrışımlarıyla geçirdikleri değişimin macerasını anlatıyor.

  • Künye: Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar, çeviren: Attila Dirim, İletişim Yayınları, siyaset, 572

Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi (2018)

Modern Türkiye tarihini 1800’lerden bugüne izleyen ve konu hakkında pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan elimizdeki kitap, genişletilmiş baskısıyla yeniden okura sunuluyor.

Leiden Üniversitesi’nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanı olan Erik Jan Jürcher, Türkiye’nin modernleşme tarihini dünya çapında deneyimlenmiş en özgün modernleşme süreçlerinden biri olarak inceliyor.

Kapsamı ve derinliğiyle dikkat çeken çalışma, Osmanlı’daki modernleşme hareketlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve bugüne uzanan süreci siyasi olaylarla olduğu kadar toplumsal ve ekonomik tarih ve bu sürece yön vermiş düşünce akımlarıyla kuşatarak anlatıyor.

Dönemi canlı bir şekilde ele alışıyla birçok tartışmaya vesile olmuş kitap, Türkiye araştırmaları alanına özgün bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, çeviren: Yasemin Saner, İletişim Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2018

Meltem Cansever – 100 Saat Kulesi (2009)

Meltem Cansever ‘100 Saat Kulesi’nde, Türkiye’deki tarihi ve modern saat kulelerini anlatıyor.

Çalışma, kulelerin eşsiz mimari özelliklerini açıklıyor, bunların kültürel değerlerini hatırlatıyor; bu olağanüstü yapıların birkaç istisna dışında acınası hallerine dikkat çekiyor.

Cansever’in belirttiğine göre, Türkiye’deki ilk saat kulesi, 1797 tarihli Safranbolu Saat Kulesi’ymiş. Yazar, kendilerine özgü öykülere sahip saat kulelerini, okurunu Türkiye çapında bir geziye çıkararak yapıyor.

Kaliteli görsel malzemeleriyle de dikkat çeken çalışmada, 19. yüzyıldan günümüze Türkiye sınırları içindeki 100 eşsiz saat kulesi, mimari özellikleri ve toplumsal hafızadaki anıları ekseninde sunuluyor.

  • Künye: Meltem Cansever – Türkiye’nin Kültürel Mirası 100 Saat Kulesi, NTV Yayınları, sanat tarihi, 224 sayfa

Mehmet Murat Baskıcı – Bizans Döneminde Anadolu (2009)

Mehmet Murat Baskıcı ‘Bizans Döneminde Anadolu’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, 900-1261 zaman aralığında, Anadolu’nun iktisadi ve sosyal yapısını inceliyor.

İlk iki bölümde, Anadolu’da dönemin coğrafya ve nüfus özellikleri üzerinde duran yazar, üçüncü bölümde, Bizans İmparatorluğu’nun dayandığı üç temel eksen olan Helen kültürünü, Hıristiyanlığı ve Roma devlet geleneğini ele alıyor.

Yazar, kitabın dördüncü bölümünde, Bizans devlet yapısını imparatorluk, ordu, kilise, hukuk sistemi başlıkları altında değerlendiriyor; beşinci bölümde ise, şehirlerdeki ve kırsal alanlardaki iktisadi hayatı anlatıyor.

Kitabın son bölümü ise, Bizans devlet yapısı içinde iktisadı hayata müdahalelere odaklanıyor.

  • Künye: Mehmet Murat Baskıcı – Bizans Döneminde Anadolu, Phoenix Yayınları, tarih, 287 sayfa

Asuman Suner – Hong Kong – İstanbul (2018)

“İnsan yabancı bir şehre dikkatle bakarken, karşısında bir diğer şehrin silueti belirir daima. Kişinin kendi şehridir bu.”

Asuman Suner’in bu özgün çalışması, son otuz yıllık süre zarfında, Asya’nın iki ucunda iki liman kentinin, Hong Kong ve İstanbul’un yaşadığı dönüşümü izliyor.

Ağırlıklı olarak Hong Kong’u irdeleyen ve buradan bakarak İstanbul’u okuyan Suner, bunu yaparken, iki kent arasındaki benzerlikler kadar iki kenti birbirinden ayıran farklılıkları da merkeze alıyor.

  • Hong Kong’un kuruluşundan bu yana geçirdiği dönüşüm,
  • Afyon Savaşları’nın Çin’in yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından Britanya İmparatorluğu tarafından sömürgeleştirilen Hong Kong adasının, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı boyunca bir “ticaret kolonisi” olarak yapılandırılması,
  • Yirminci yüzyılın ilk yarısında bölgede yaşanan çalkantılı siyasi süreçlerin etkisiyle yaşanan demografik, ekonomik, toplumsal değişim,
  • 1970’lerden itibaren kentin hızlı bir gelişim sürecine girerek önce kapitalist bir metropole, ardından önemli bir finans merkezine dönüşümü,
  • Bugünün Hong Kong’u tanımlayan yapısal sorunlar ve çatışma alanları bağlamında 2014 Şemsiye Hareketi’nin ne anlama geldiği,
  • Georg Simmel ve Walter Benjamin’in modern kent deneyimini kavramsallaştırma şekilleri ışığında yazarın kendi Hong Kong deneyimi,
  • İstanbul’un merkezinde yaşanmakta olan dönüşüm ve İstanbul kültür hayatının 1990’lardan 2010’lara yaşadığı inişli çıkışlı değişim ile Hong Kong kültüründeki dönüşüm arasındaki ilişki…

Suner bu konuları modern kent deneyimi, küresel kent, yabancılık, dikeylik, yoğunluk, tempo, güvenlik, para, tüketim, mesafe ve şehri şahsileştirmek gibi kavramlara başvurarak irdeliyor ve bunu yaparken de “‘Şehrin şahsileşmesi’ ne anlama geliyor?”, “Şehirler insanların kişisel hikâyelerine, hayat maceralarına nasıl giriyor?” ve “Şehir kişiyi nasıl şekillendiriyor?” gibi soruların yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Asuman Suner – Hong Kong – İstanbul: Şehri Şahsileştirmek, Metis Yayınları, şehir, 264 sayfa, 2018

Ahmet Azcanlı – Otomobilin Hikâyesi (2009)

Ahmet Azcanlı, alt başlığı ‘Hayatımızı Değiştiren Mucize Araç’ olan ‘Otomobilin Hikâyesi’nde, 20. yüzyılın başından günümüze, insanoğlundan sonra yeryüzündeki ikinci büyük kitleyi oluşturan ve kimileri için büyük bir tutku olan motorlu araçların serüvenini anlatıyor.

Konuyu tarihsel bir perspektifle ele alan Azcanlı, 1880’li yıllarda ortaya çıkan otomobil adlı mekanik icatlardan başlayarak, bu alanda yaşanan büyük teknolojik dönüşümlerin izini sürüyor.

Yazarın, otomobil denilen teknolojik ürünlerin insanlara sundukları keyifleri anlatırken, beraberinde getirdiği ekolojik, sosyal ve psikolojik külfetleri de eleştirel bir gözle değerlendirmesi, kitabı nitelikli hususlardan.

  • Künye: Ahmet Azcanlı – Otomobilin Hikâyesi, Doğan Kitap, inceleme, 289 sayfa

Gaius Iulius Caesar – Notlar: İç Savaş Üzerine (2018)

Güçlü bir hatip, yazar, politikacı ve askeri lider olan Caesar, iktidarının ilk zamanlarında halkçı bir politika izlemişti.

Daha sonra Roma Senatosu ile ilişkileri bozulan Caesar, Pompeius ile savaşa tutuştu.

Bu savaşın neticesi hem trajik hem de çok bilindik oluşuyla öğreticidir.

Caesar, iç savaşı kazanınca acımasız bir diktatöre dönüştü.

İşte bu kitap, bu iç savaşa giden sürece dair muazzam bir tarihi belge.

MÖ 49 yılının başlarında, Roma İmparatorluğu iki büyük devlet adamı olan Caesar ile Gnaeus Pompeius Magnus arasında yaşanacak büyük bir iç savaşın eşiğindedir.

Caesar, bu süreci adeta günü gününe kayıt altına alan notlarında, 49 yılının ilk günlerinde başlayan iç savaşı, 48 yılındaki büyük Pharsalus Muharebesi’ni, savaşta yenilen Pompeius’un Mısır’a kaçışını, Pompeius’un Mısır’da öldürülmesini ve bundan sonra İskenderiye Savaşı’nın başlayışını anlatıyor.

Bu notların bir diğer büyük önemi, yalnızca iki rakip arasında geçiyormuş gibi aktarılan bu çatışmanın Roma toplumundaki kangren halini almış sorunlarla ne denli birebir ilişkili olduğunu ortaya koyması.

Zira bu notlarda da görüleceği gibi, savaşın başlamasından çok daha önce Romalılar büyük sınıfsal çatışmalarla boğuşmakta, toplumda büyük ayrışma ve kutuplaşmalar yaşanmaktaydı.

Dönemin Roma siyasetinin ve toplumunun iyi bir fotoğrafını çeken kitabın elimizdeki baskısı, Latinceden Türkçeye yapılan ilk çeviri olmasıyla da ayrıca önemli.

  • Künye: Gaius Iulius Caesar – Notlar: İç Savaş Üzerine, çeviren: Samet Özgüler, Doğu Batı Yayınları, tarih, 287 sayfa, 2018

Ekrem Akurgal – Hatti ve Hitit Uygarlıkları (2015)

Hatti ve Hitit uygarlıklarının sanat eserlerini, ikonografik analiz bağlamında irdeleyen bir çalışma.

Akurgal’ın uzun yıllara yayılan araştırmalarının bir dökümü.

Yazar, Hitit sanatında egemen olan stilleri, bunların üretildiği çağın özgünlüğünü ve Hitit sanat eserlerinin Hellen sanatına ne gibi etkilerde bulunduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Ekrem Akurgal – Hatti ve Hitit Uygarlıkları, Phoenix Yayınları

Abdülbaki Gölpınarlı – Sosyal Açıdan İslam Tarihi (2015)

İslam’ın ilk devirlerinin kapsamlı bir incelemesi.

Abdülbaki Gölpınarlı, Hz. Muhammed’in doğduğu ve yaşadığı çevreyi, kendisine ilk vahyin inişini, İslamiyeti yaymak için giriştiği savaşları, dört halife dönemini ve Kerbela’yı anlatıyor.

Kitapta, İslam’ın akıl, insan, eşitlik, özgürlük ve savaş konularına yaklaşımı da açıklanıyor.

  • Künye: Abdülbaki Gölpınarlı – Sosyal Açıdan İslam Tarihi, Kapı Yayınları