Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri (2018)

Salim Fikret Kırgi’nin bu ilginç çalışması, folklorik vampir fenomeninin gelişimini Osmanlı Avrupası kültürel tarihi perspektifinden değerlendiriyor.

Vampirlerle ilgili araştırmalardaki genel eğilim, folklorik vampirin modern-öncesi dönemde çoğunlukla Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Slav ve Grek toplulukların takip ettiği bir halk inanışı şeklinde tanımlamaktır.

Burada bizim açımızdan dikkat çekici husus ise, kurgusal vampire öncülük eden bu folklorik vampirin ortaya çıktığı coğrafyanın, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde bulunmasıdır.

İşte Kirgi de, folklorik vampir inanışını, dinî ve etnik sınırların üzerinde ‘bölgesel’ bir halk inanışı kabul ederek Osmanlı Avrupası içerisindeki dinî-etnik toplulukların iletişimleri, etkileşimleri ve değiş tokuşları çerçevesinde vampir mitinin tarihine zengin bir katkı yapıyor.

Kırgi, bunu yaparken de şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Eğer folklorik vampir çoktanrıcı dönemden kalma bir inanışsa Rum Ortodoks inanç sistemiyle ilişkileri hangi koşullar altında şekillenmişti?
  • Müslümanlar da vampir benzeri doğaüstü varlıklara dair halk inanışlarına sahip olamazlar mıydı?
  • Osmanlı ulemasının vampir salgınlarıyla mücadele konusundaki görüşleri, mahkemelerin konuyla ilgili almış oldukları kararlar neydi?
  • Vampir olduğuna inanılan Müslümanlar var mıydı ve –eğer öyleyse– onların cesetleri de kazıklanıp yakılıyor muydu?
  • Müslüman Osmanlıların vampir farkındalığı ne koşullar altında şekillendi ve halk inanışının Batı Avrupa’da kazandığı tanınırlık sonrası ne yönde gelişti?

Künye: Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri: Söylenceler, Etkileşimler, Tepkiler, İletişim Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2018

Barış Sarıköse – Sille (2009)

Barış Sarıköse, alt başlığı ‘Bin Yıllık Birliktelik’ olan elimizdeki kitabında, Konya çevresindeki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Sille’yi, tarihçesi ve sosyo-ekonomik yapısıyla anlatıyor.

Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Konya ile birlikte her alanda önemli gelişmeler gösteren Sille, Selçuklu hükümdarı Sultan Alaeddin Keykubat’ın vakfı içinde yer alıyordu.

Bu yerleşim yeri, sahip olduğu ekonomik potansiyelin yanı sıra, farklı kültürel yapısıyla da Konya ve çevresinin sosyal ve kültürel hayatını etkilemiş.

Sarıköse’nin çalışması, Sille’nin Osmanlı döneminde geçirmiş olduğu sosyal, ekonomik, demografik ve kültürel değişimi, arşiv ve kütüphanelerden yararlanarak değerlendiriyor.

Bölgenin tarihçesi; askeri ve idari yapılanması; ekonomik durumu; tarım, hayvancılık, ticaret ve küçük sanayi grupları; aile yapısı, vakıfları ve Sille’de yetişen önemli isimler, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

  • Künye: Barış Sarıköse – Sille, Çizgi Kitabevi, şehir, 710 sayfa

İlyas Kemaloğlu – Altın Orda ve Rusya (2009)

İlyas Kemaloğlu ‘Altın Orda ve Rusya’ başlıklı çalışmasında, Altın Orda devletinin Rusya üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kemaloğlu, kitabında ilk olarak, Altın Orda öncesi ve sonrasındaki iki farklı Rus devletinin analizini yapıyor; ardından da, Altın Orda’nın siyasî, idari ve sosyo-kültürel yapısının bu iki farklı Rus devletiyle etkileşimlerine odaklanıyor.

Altın Orda devletiyle ilgili Rus kronikleri, Arap ve Fars kaynakları ile seyahatnameler dışında kaynak bulunmadığı gerçeği düşünüldüğünde, çalışmanın önemli bir boşluğu doldurduğu açık.

Kitap ayrıca, konuyu tarih, hukuk, askerlik, din, ekonomi, işletme, mimari, sanat, dil ve edebiyat gibi farklı perspektiflerden işliyor.

  • Künye: İlyas Kemaloğlu– Altın Orda ve Rusya, Ötüken Yayınları, tarih, 376 sayfa

Ebû Osmân El-Câhız – Saray Âdâbı (2015)

Halife ve hükümdarların huzuruna çıkma yetkisi olanlar, hangi kural ve kaidelere dikkat etmeli?

Ebû Osmân El-Câhız, bir yandan İslam dünyasında başa gelen hükümdarlara ahlaki öğütler verirken, öte yandan farklı tabakalardan insanların hükümdarın huzuruna girme ve çıkma usullerini, hükümdarın sofrasındaki davranış kurallarını öğretiyor.

  • Künye: Ebû Osmân El-Câhız – Saray Âdâbı, çeviren: Ali Benli, Klasik Yayınları

Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı (2009)

‘Tarih ve Anlatı’, Fransız felsefecisi ve yorumbilimcisi Paul Ricoeur’ün anlatı yorumbilimi alanındaki başyapıtı olarak nitelendirilen ‘Zaman ve Anlatı’nın ikinci cildi.

Hatırlanacağı gibi, yazarın kuramsal görüşlerini temellendirdiği ilk cilt ‘Zaman-Olaygörüsü-Üçlü Mimesis’ 2007’de yayımlanmıştı.

İkinci ciltte Ricoeur, zaman ve anlatı ilişkisini yorumlarken, öykülemeye karşı çıkan tarih yazarları ile öykülemeye ağırlık veren tarih yazarlarının görüşlerini tartışıyor; tarihi açıklama ile tarihi anlama arasındaki karşıtlığın belirgin özelliklerini gösteriyor ve tarihyazımındaki olay tarihçiliği ile uzun süre tarihçiliğini çözümlüyor.

Ricoeur, tarihsel anlatıya yönelik bu araştırmayı geliştirirken, kendine özgü yorumbilimsel kazı işlemini, tarihyazımının ve tarih felsefesinin önde gelen isimlerinin temel yapıtlarına uyguluyor.

  • Künye: Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı: Zaman ve Anlatı 2, çeviren: Mehmet Rifat, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 235 sayfa

Otto Günsche ve Heinz Linge – Hitler Kitabı (2009)

Sovyet arşivlerinden günışığına çıkarılan ‘Hitler Kitabı’, iki SS subayı Otto Günsche ve Heinz Linge’nin anılarından oluşuyor.

Sovyetlere esir düştükten sonra İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) tarafından yıllarca sorgulanan Günsche ve Linge, Hitler’in politikaları ve savaş yönetimi hakkında bilinmeyenleri ve Hitler’in yakın çevresini detaylı bir biçimde anlatmış.

Hitler’in 1933’ten 1945’e kadarki yaşamına dair kapsamlı bir rapor olan elimizdeki eser, 29 Aralık 1949’da Stalin’e verilmişti. Diktatörün yaşamına yıllarca en yakından tanıklık etmiş iki ismin anıları, ona dair bilinmeyenleri aydınlığa kavuşturmasıyla, önemli bir tarihi kaynak.

  • Künye: Otto Günsche ve Heinz Linge – Hitler Kitabı, editör: Henrik Eberle ve Matthias Uhl, çeviren: Mustafa Tüzel, NTV Yayınları, tarih, 478 sayfa

N. V. Yeliseyeva – Yakın Çağlar Tarihi (2009)

N. V. Yeliseyeva başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanan ‘Yakın Çağlar Tarihi’, Türkiye’de ilk olarak 1978 yılında yayımlanmıştı.

1648 İngiliz Burjuva devriminden 1917 Sovyet devrimine uzanan tarih kesitini kapsamlı bir biçimde ele alan ve uzun süredir baskısı tükenmiş kitabın yeniden yayımlanması, kuşkusuz büyük bir boşluğu dolduracak.

300 yıla yakın bir zaman aralığını tarihsel maddeci bir yaklaşımla inceleyen eser, otuz iki bölümde, dünyanın farklı ülkelerinde yürütülen sınıf mücadelelerini, burjuvazinin yükselişini, sanayi devrimini, emperyalizmin doğuşu ve palazlanışını ve bu süreçte emekçi sınıfların verdiği mücadeleyi açık bir dille anlatıyor.

  • Künye: N. V. Yeliseyeva – Yakın Çağlar Tarihi, çeviren: Özdemir İnce, Yordam Kitap, tarih, 350 sayfa

Madeline C. Zilfi – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik ve Kadınlar (2018)

On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda İstanbul, dört yüz bin civarında nüfusa sahip, imparatorluk sınırları dışından da erkekleri ve kadınları çeken, zamanın en büyük megakentlerindendi.

Bilhassa Osmanlı Ortadoğu’sundaki toplumsal cinsiyet tarihi hakkındaki çalışmalarıyla tanınan Madeline Zilfi’nin bu muazzam çalışması ise, özellikle II. Mahmud döneminin sonuna kadar, kadın köleliğinin Osmanlı’da ne denli merkezi bir yere sahip olduğunu ortaya koymasıyla önemli.

İstanbul’un 18. ve 19. yüzyıllarını incelemesinin merkezine koyan Zilfi, kadı sicillerinden yola çıkarak Osmanlı köleciliğinin özgün niteliklerini, Batı köleciliğiyle farklılık arz eden yönleriyle karşılaştırmalı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Zilfi’nin kitabı, her şeyden önce çok iyi bir yerel tarih çalışması ve ayrıca 1700-1840 arası İstanbul’unda köleciliğin sağlam bir portresini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Madeline C. Zilfi – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik ve Kadınlar (1700-1840), çeviren: Ebru Kılıç, İş Kültür Yayınları, 408 sayfa, tarih, 2018

 

Peter Burness – Cesarettepe (2015)

Bu önemli kitap, Çanakkale Savaşları’nda, 7 Nisan 1915’te tarihinde, Türklerin yoğun tüfek ve makineli tüfek ateşine rağmen, tekrar tekrar hücum emri verilen Anzak askerlerinin trajik kıyımının izini sürüyor.

Cesarettepe’deki muharebenin canlı bir anlatımı eşliğinde, hücuma katılan alayın tertibi, talimi ve burada görev yapmış subayların özgeçmişleri bu çalışmada.

  • Künye: Peter Burness – Cesarettepe: Çanakkale’de Anzak Trajedisi, çeviren: Cem Demirkan, İş Kültür Yayınları

Kolektif – Arapdilli Doğu Ortodoksları (2018)

Antakya’nın Arapdilli Doğu Ortodoksları, şu ana kadar akıl almaz bir şekilde uluslararası bilim camiasında ciddi çalışmalara konu olamadı.

Oysa bu kadim topluluk, Bizans, Osmanlı, Suriye ve Türkiye kültürlerine önemli katkılarda bulundu.

Farklı alanlardan gelen uzmanların katkıda bulunduğu bu çalışma ise, topluluk hakkında yapılan bilimsel incelemelerin önünü açmaya aday.

Kitapta,

  • Arapdilli Doğu Ortodoksların kimliklerinin tarihsel oluşumu,
  • Bu topluluğun kimliğinin oluşumunda Kemalizm ve Baasçılık gibi iki modern siyasi hareketin etkileri,
  • Topluluk mensuplarının, topluluğun tarihsel vatanı olan Antakya’daki güncel durumu,
  • Topluluğun İstanbul’da bulunan mensuplarının aidiyet biçimleri ve onların İstanbul Rum toplumuna sancılı entegrasyon süreci,
  • Ve bu topluluğun yaşadığı Tokaçlı köyündeki maddi kültür, mutfak pratikleri ve aidiyet duyguları gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Topluluk mensuplarıyla yapılmış birebir görüşmelere dayanmasıyla da dikkat çeken çalışmaya katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Haris Theodorelis-Rigas, Özgür Kaymak, Anna Maria Beylunioğlu, Polina Gioltzoglou, Şule Can ve Zerrin Arslan.

  • Künye: Kolektif – Üç Milliyetçiliğin Gölgesinde Kadim Bir Cemaat: Arapdilli Doğu Ortodoksları, derleyen: Haris Theodorelis-Rigas, İstos Yayın, inceleme, 160 sayfa, 2018