Barbara D. Metcalf ve Thomas R. Metcalf – Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi (2018)

İki yazarlı bu kitap, modern Hindistan tarihini başlı başına politik bir mesele olarak kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Çalışma, Babürlüler döneminden İngiliz sömürgeciliğine, 1947’de bölgenin Hindistan ve Pakistan adında iki ayrı ülkeye bölünmesine ve Hindistan’ın günümüzde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelişine uzanan süreci ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Barbara Metcalf ve Thomas Metcalf bunu yaparken de, kadınlar, azınlıklar ve mülksüzler gibi Hindistan toplumunun geniş kesimlerinin deneyimlerini izliyor, Hindistan’a dair alternatif tarihsel anlatılara yer veriyor, yanı sıra bölgeye dair egemen tarihsel anlatıları da sorguluyor.

Kitap ayrıca, Hindistan’a dair pek çok fotoğraf ve haritayla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Barbara D. Metcalf ve Thomas R. Metcalf – Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi, çeviren: Zeynep Hale Akmak, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 335 sayfa, 2018

Tony Judt – Savaş Sonrası (2009)

İngiliz tarihçi ve yazar Tony Judt imzalı ‘Savaş Sonrası’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’yı ele alan en kapsamlı kitaplardan biri olarak kabul ediliyor.

Tony Judt’un 2006’da Pulitzer Ödülü’ne aday gösterilen eseri, Almanların “stunde nul” (“sıfır saati”) dediği 1945’ten başlayarak, 2005 yılına kadar Avrupa’nın çalkantılı öyküsünü sunuyor.

Savaşın uzun gölgesinin sonradan Avrupa’nın üzerine çöktüğünü söyleyen Judt, nesnel bir şekilde, Avrupa yakın tarihinin kişisel bir yorumuna girişiyor.

Ele aldığı konuyu dört kapsamlı bölümde inceleyen kitabın, hem özel baskısı hem de barındırdığı çok sayıda fotoğraf ve haritayla ilgi çekeceğini söyleyelim.

  • Künye: Tony Judt – Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 1031 sayfa

Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi (2018)

Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’e nakledilip halkın ziyaretine açılana kadar farklı yerlerde kalmıştı.

Christopher Wilson’ın, ilk baskısı 2015’te yapılan, şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan bu ilgi çekici kitabı da, Atatürk’ün naaşının tutulduğu bu yerlerden, o dönemde yapılan cenaze törenlerinden ve Anıtkabir’in inşa sürecinden hareketle, mezar mimarisinde ortaya çıkan Atatürk temsillerinin ulusal ve kolektif belleği nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Mezar mimarisi bağlamında Atatürk ve Atatürk’ün Türkiye’deki temsiliyeti,
  • Kimlik, bellek ve milliyetçilik ile mimari arasındaki ilişki,
  • Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe Sarayı’ndan Ankara’ya nakli,
  • Atatürk’ün Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabri,
  • Naaşın Anıtkabir’e nakli,
  • Anıtkabir için yapılan mimari yarışma,
  • Kazananın ödüllendirilmesi,
  • Anıtkabir’in inşası gibi birçok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Wilson’ın çalışmasını önemli kılan hususlardan biri de, Dolmabahçe Müzesi, Atatürk’ün Dolmabahçe’deki yatak odası, Anıtkabir’in abidevi niteliği, Atatürk evleri ve müzeleri ve son olarak da törenler ve anmalar ile Atatürk kimliği üzerinden ulusal belleğin nasıl sürdürüldüğünü ortaya koyması.

  • Künye: Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi: Atatürk’ün Mezar Mimarisi – Ulusal Belleğin İnşası ve Sürdürülmesi, çeviren: Mehmet Beşikçi, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, tarih, 176 sayfa, 2018

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya (2018)

Tanıl Bora’nın bu kitabı, ilk olarak 1991’de yayınlanmasına rağmen, bir uluslar mozaiği olarak kurulmuş Yugoslavya’nın dağılma ve parçalanma sürecini zengin bir perspektifle ortaya koymasıyla, konu hakkında güncelliğini korumaya devam ediyor.

Yugoslavya deneyimi, neden önemliydi?

Yugoslavya, eski SSCB’nin olduğu gibi çokuluslu modern imparatorluk modeli ile bildik millî devlet modeli arasında çoğulcu, ademimerkeziyetçi ve özyönetimci üçüncü yol umudu taşımasıyla önemliydi.

Bora da Yugoslavya’nın tarihsel macerasına, tam da bu pencereden; “millî mesele”de bir “üçüncü yol” umudu, bir alternatif oluşturma potansiyeli açısından bakıyor ve Yugoslavya’da yaşanan iç savaş sürecini de, bu umudun yitişinin, yitirilişinin hikâyesi olarak ele alıyor.

Kitap, Habsburg ve Osmanlı egemenliklerinden Yugoslavya’nın bağımsızlığını kazanışına, anti-faşist partizan savaşından Stalin dönemine, Yugoslav milli sosyalizm modelinden yükselen milliyetçiliğin Yugoslavya’daki etkilerine, 1990/91 seçimlerinden neo-Stalinist restorasyona, Bosna-Hersek sorunundan iç savaşa ve Yugoslavya bunalımının Türkiye’ye yansımalarına pek çok önemli konuyu derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2018

Kolektif – Assurlular (2018)

Assur kenti ve adını bu kentten alan krallık, MÖ 2. binyılın başlarında Kuzey Irak’ta, Dicle Nehri kıyısında kurulmuş ve MÖ 7. yüzyılın sonlarına kadar yaklaşık 1400 yıl neredeyse kesintisiz biçimde varlığını sürdürmüştü.

Türkçe ve İngilizce basılan bu kapsamlı kitap da, MÖ 2. binyılda ilk uluslararası organize ticareti başlatan ve bütün günlük ve ticari faaliyetlerini tabletlere yazdıran tüccarlar ile sonraki binyılda sarp yamaçlara kabartmalarını yaptıran Assurlu kralların, başta Anadolu olmak üzere Yakındoğu coğrafyasında bıraktıkları izleri takip ediyor.

Araştırmacıların uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda elde ettikleri Assur Dönemi Anadolu kültür tarihine dair veriler, her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınmış.

Kitapta, Assur tarihini ana hatlarıyla tanımlayan girişin ardından, sırasıyla Eski, Orta ve Yeni Assur dönemlerine ilişkin bölümler geliyor.

Burada, Eski Assur Dönemi’nde ticaret ve ticaret merkezleri, Orta Assur Dönemi’nde göçler ve Güneydoğu Anadolu’daki siyasi egemenlik süreci tartışılıyor.

Kitabın büyük bölümünü oluşturan Yeni Assur Dönemi, Anadolu’yla ilişkili sefer kayıtları, Güneydoğu Anadolu’daki steller, kabartmalar ve çiviyazılı arşivler; Assur-Urartu, Assur-Geç Hitit, Assur-Orta Anadolu ve Assur-Arami ilişkileri gibi konuları irdeliyor.

Son iki bölümde ise, Assurluların doğrudan inşa ettiği veya kültürel etkilerinin taşındığı Anadolu’daki merkezler, garnizonlar/eyalet merkezleri ve köyler/kırsal yerleşmeler ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Assurlular: Dicle’den Toroslar’a Tanrı Assur’un Krallığı, hazırlayan: Kemalettin Köroğlu ve Selim Ferruh Adalı, çeviren: Azer Keskin, B. Nilgün Öz ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2018

Rita Ender – Aile Yadigârları (2018)

Daha önce ‘Kolay Gelsin’ ve ‘İsmiyle Yaşamak’ gibi birbirinden güzel iki kitaba imza atmış Rita Ender’den yine harika bir çalışma.

Ender burada, Türkiyeli otuz genç Yahudi ile “aile yadigârları” üzerine söyleşiyor.

Söyleşiye katılanlar, kutu, örtü, saat, elbise, bardak ve semaver gibi ailelerinden kendilerine miras kalmış yadigârlardan yola çıkarak “Ailemden bana ne kaldı ve ben çocuğuma ne aktaracağım?” sorusunun yanıtını arıyor.

Bu söyleşiler, okuru, kişiden kişiye, kuşaktan kuşağa anılar kadar, kimi duyguların da aktarılabildiğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Yine bu söyleşiler, aynı zamanda Türkiyeli Yahudi toplumu hakkında bir belgesel niteliğinde.

Zira söyleşiler, bir zamanlar Türkiye’nin her yerinde; Van’da, Adana’da, Edirne’de, Bursa’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, Tekirdağ’da, Bodrum’da ve başka pek çok yerde yaşamış Yahudi nüfusun, bugün daha çok antisemitizm nedeniyle Adana, Antakya, Ankara, Bursa’da kalan son aileler haricinde çoğunlukla İzmir ve İstanbul’da yaşadıklarını da bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Rita Ender – Aile Yadigârları, İletişim Yayınları, kültür, 230 sayfa, 2018

Oktar Türel – “Uzun” XIX. Yüzyılda Orta Avrupa (2015)

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Çek topraklarında 19. yüzyılda yaşanmış ekonomik ve siyasal gelişmelerin derinlikli bir analizi.

Türel, üç bölgenin kendine has değişim dinamiklerini irdelerken dönemin toplumsal değişim süreciyle yoğun bir etkileşim içinde bulunmuş ressam ve heykeltıraşların ilginç hikâyelerine de yer veriyor.

  • Künye: Oktar Türel – “Uzun” XIX. Yüzyılda Orta Avrupa, Yordam Kitap

 

Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek (2018)

Bosna-Hersek’te bütün dünyanın gözleri önünde büyük bir kıyım yaşandı.

Çok fazla kan döküldü, unutulmaz acılar yaşandı.

Bölge o dönemde, nüfusunun % 10’undan fazlasını bu savaşta kaybetti.

Fakat bu süreci daha da kahredici kılan asıl husus, etnik veya millî esasa dayanmayan, çokuluslu, çokdinli, çokkültürlü bir toplum modeli seçeneğinin, daha bir ihtimal halindeyken boğulmasıydı.

İşte Tanıl Bora da, ilk baskısı savaşın yıkımının bütün sıcaklığıyla sürdüğü 1994’te yapılan bu kitabı, Bosna-Hersek’te yaşananların ayrıntılı bir analizini sunuyor.

Bora, kitabının ilk bölümünde, Boşnak millî kimliğinin oluşumunda toplumsal-kültürel gelenek olarak Müslümanlığın gördüğü işlev, bu kimliğin modern bir millî kimlik olarak sosyalist Yugoslavya’da tekemmül etmiş olması, Bosna Müslümanlığının özgül karakteri ve aynı coğrafyayı paylaştığı öteki kimliklerle ilişkisini ele alıyor.

Yazar kitabının devamında da,

  • Çatışmaların ve müzakerelerin seyriyle, bu seyir içinde cephelerin/tarafların eylem ve düşüncelerinin şekillenmesiyle, Bosna’nın bölünmesini ve yaşanan felâketi,
  • Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna savaşı sırasındaki durumlarına bağlı olarak, Sırp ve Hırvat milliyetçiliklerinin gelişimini,
  • Dünya politikası açısından Bosna-Hersek bunalımının ne anlama geldiğini,
  • Bosna-Hersek trajedesinin Türkiye’deki politik-ideolojik odaklarca tüketiliş biçimlerini,
  • Ve Bosna-Hersek’in resmî politika, medya ve sağ açısından ‘istismar’ edilmesinin sol kamuoyunda yarattığı tedirginliği ayrıntılı bir biçimde ortaya koyuyor.

Künye: Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek, İletişim Yayınları, siyaset, 341 sayfa, 2018

Susan Wise Bauer – Dünya Tarihi 4 (2015)

Dünya tarihinin Victoria dönemi İngiltere’sinden Sovyetler Birliği’nin çöküşüne uzanan akıcı bir hikâyesi.

Afrika ve Asya’nın sömürgeleştirilmesi, Britanya’nın önlenemez yükselişi, Amerikan İç Savaşı, faşizmin doğuşu, sömürgelerin bağımsızlık savaşı ve 2. Dünya Savaşı, kitabın ele aldığı kimi gelişmeler.

  • Künye: Susan Wise Bauer – Dünya Tarihi 4, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları

Alan D. Beyerchen – Nazi Döneminde Bilim (2015)

Nazi iktidarının bilime ayrıca ilgi gösterdiği ve bu yolda pek çok etik dışı, insanlık dışı uygulamaya imza attığı biliniyor.

Bu kitap ise, Nazilerin bilime karşı tutumunu, bilime vurduğu darbeyi ve bilim insanlarının bu koşullar altındaki davranışlarını irdeleyen nitelikli bir çalışma.

Alan Beyerchen’in kitabı, kendine has bir “bilim” (“Ari fiziği”) oluşturmayı amaçlayan Nazizmin üniversitelerdeki fizik kürsüleri üzerindeki baskılarını aydınlatmasıyla da çok önemli.

  • Künye: Alan D. Beyerchen – Nazi Döneminde Bilim, çeviren: Haluk Tosun, Say Yayınları