Cengiz Kırlı – Yolsuzluğun İcadı (2015)

Hediyelerin hangi durumda “rüşvet” sayılacağı konusunu kesinleştiren, 1840 tarihli ceza kanununun ortaya çıkış süreci.

Bu kanunla bir gecede hediyelerin rüşvete dönüştürülmesini, Edirne Valisi Nafiz Paşa ile Akif ve Hüsrev Paşa gibi bürokratların azledilmişti.

Şimdiden bakınca, darısı başımıza demeden duramıyoruz.

Kitap, söz konusu kanun ve sonrasında yaşanan gelişmeleri kapsamlı bir perspektifle irdelemesiyle önemli.

  • Künye: Cengiz Kırlı – Yolsuzluğun İcadı, Verita Kitap

Tobias Heinzelmann – Cihaddan Vatan Savunmasına (2009)

Dolayısıyla çalışma, ordudaki reformların ideolojik temellerinin analizini yapması,

Tobias Heinzelmann ‘Cihaddan Vatan Savunmasına’da, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1826 yılında Yeniçeri ocağının ortadan kaldırılmasından, 1856’da Islahat Fermanı’nın ilan edilmesine kadarki süreçte, imparatorluktaki genel askerlik yükümlülüğünü inceliyor.

Ordudaki reformların, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıldaki reform politikasının gelişiminde ne denli önemli yeri olduğu bilinir.

Dolayısıyla çalışma, ordudaki reformların ideolojik temellerinin analizini yapması, ayrıca Osmanlı’nın 19. yüzyıldaki düşünsel oluşumu hakkında açıklamalar getirmesiyle dikkat çekiyor.

Kitap, Osmanlı devletinde söz konusu tarihler arasında askerlik görevinin genel bir yükümlülük haline getirilmesi konusundaki tartışmaları gözler önüne seriyor; merkezi yönetimin bakış açısından, yönetim stratejileri ve ideolojik gelişmeler arasındaki bağlantıları analiz ediyor.

  • Künye: Tobias Heinzelmann – Cihaddan Vatan Savunmasına, çeviren: Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, tarih, 375 sayfa

Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları (2018)

Coğrafya siyaset ilişkisinin analizi anlamında çok iyi bir örnek olan ‘Sınır Kurguları’, 19. ve 20. yüzyıllarda İran’da ulusal kimliğin ve bununla birlikte sınırlarına dair kurgularının nasıl geliştiğini inceliyor.

Profesör Firoozeh Kashani-Sabet, bu gelişimde İran’ın komşuları olan Osmanlı, Azerbaycan ile dönemin emperyalist güçleri olan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin nasıl rol aldığını da derinlemesine irdeliyor.

İran’da milliyetçilik ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki anlamında da zengin değerlendirmeler barındıran, bunun yanı sıra ele aldığı konuyu hikâye etme biçimiyle de keyifli bir okuma vaat eden çalışmayı, yalnızca Ortadoğu’nun özgün ülkelerinden olan İran’da ulusal kimliklerin oluşumu ve sınır kurgularının gelişimi konusunda değil,  modernite ve milliyetçilik konularında da önemli bir kaynak olarak kesinlikle öneriyoruz.

  • Künye: Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları: İran Ulusunun Şekillenmesi (1804-1946), çeviri: Duygu Şendağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2018

Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi (2018)

Sebastian Haffner, Naziler adım adım iktidara gelirken, “Bize dokunmazlar”, “Tadımız kaçmasın” veya “Başka ne yapabilirler ki!” diyen, pek çok sıradan Alman vatandaşlarından biriydi.

Fakat, daha sonra korkunç şeyler oldu.

Haffner ve onun gibi olup bitenleri köşesinden izleyen, suya sabuna dokunmayan birçok insanın asla tahayyül edemeyecekleri pervasızlıkta hem de.

İşte Haffner’ın elimizdeki anıları da, bu totaliter Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde kendilerine de uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seriyor.

O dönemde politik olmayan ve sertleşen siyasi mücadeleyi uzaktan izlemekle yetinmiş Haffner’in kitabı, hem harika üslubu hem o dönemde yaşanan dönüşümleri zengin ayrıntılarla ortaya koymalarıyla ve daha da önemlisi, faşizmin tam olarak ne anlama geldiğini çok açık bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devlet, münferit kişiden, arkadaşlarından kopmasını, sevgilisini terk etmesini, kendi fikirlerinden vazgeçip önüne konan fikirleri benimsemesini, insanları alıştığından farklı bir şekilde selamlamasını, hoşlandığından farklı şeyler yemesini ve içmesini, boş zamanını nefret ettiği birtakım faaliyetler için heba etmesini, bütünüyle reddettiği maceralar için kendisini emre amade kılmasını, geçmişini ve benliğini reddetmesini ve bütün bunları yaparken her an yoğun bir coşku ve minnettarlık göstermesini, korkunç tehditler savurarak talep eder. Münferit şahıs bir kahraman olarak doğmamıştır, hele şehit olmak aklından bile geçmez. Sıradan bir insandır, birçok zaafı vardır… Ama kendisinden talep edilenleri istemez, bu nedenle düelloyu kabul eder – pek heyecanlı değildir, daha ziyade omuzlarını silkerek kabul eder düelloyu, ama diğer taraftan sessiz bir kararlılık içindedir de, yılmayacaktır.”

  • Künye: Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi: Hatırladıklarım (1914-1933), çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, anı, 270 sayfa, 2018

Murat Katoğlu – Şematizmden Yaratıcılığa (2009)

Murat Katoğlu bu çalışmasında, Cumhuriyet Türkiye’sinde yüksek sanat ve kültür hayatının kamu hizmeti olarak kurumsallaşmasını, geçmişten günümüze uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Yazar bunu, Türkiye’nin son iki yüz yılı kapsayan, günümüzde de güncelliğini koruyan, modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, Batılılaşma gibi çeşitli nitelemelerle anılan toplumsal değişimin sanat ve bilim açısından değerlendirerek yapıyor.

Katoğlu, Doğu-Batı sorunu olarak da daima tartışılan bu serüvenin, özellikle 20. yüzyılda ve Cumhuriyet Türkiye’sinde en köklü dönüşümleri yaşadığını savunuyor.

Yazarın, Cumhuriyet Türkiye’sindeki kurumsallaşma girişimlerini, söz konusu çabayı hedef alan eleştirileri de göz önünde bulundurarak, bütünlüklü bir şekilde değerlendirmesinin, çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Murat Katoğlu – Şematizmden Yaratıcılığa, Kırmızı Yayınları, tarih, 212 sayfa

İlber Ortaylı – İstanbul’dan Sayfalar (2009)

‘İstanbul’dan Sayfalar’, İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı, İstanbul semtleri ve eski hayatı üzerine yazılardan oluşuyor.

Kitap, esas olarak, içinde yaşandığı halde, tarihi pek bilinmeyen bu kadim şehrin, uygarlık tarihinin her anından ne denli zengin kalıntılar ve renkler taşıdığını göstermesiyle dikkat çekiyor.

Ortaylı, akıcı bir üslupla kaleme aldığı bu öğretici yazılarında, İstanbul’un eski semtlerini, etnik topluluklarını, kiliselerini, camilerini, çeşmelerini, sıradan insanlarını, sosyal ve kültürel hayatını, kısacası İstanbul’a dair akla gelebilecek pek çok tarihi ayrıntıyı okurlarıyla paylaşıyor.

Ortaylı’nın anlatımı, Sevinç Altan’ın desenleriyle de renkleniyor.

  • Künye: İlber Ortaylı – İstanbul’dan Sayfalar, Turkuvaz Kitap, tarih, 280 sayfa

Doğan Kuban – Batıya Göçün Sanatsal Evreleri (2009)

Doğan Kuban, ilk kez 1993’te yayımlanan ve şimdi yeni bir baskıyla okurun karşısına çıkan ‘Batıya Göçün Sanatsal Evreleri’nde, Türkiye’ye gelmeden önce Türk göçerlerin sanat ortamının doğasını irdeliyor.

Kuban, tarihöncesi bozkır toplumlarının sanat geleneklerinden başlayarak Orta Asya, Timurlu ve Selçuklu sanatlarını, batıya yapılan göçün süreklilik gösteren aşamaları olarak inceliyor.

Kitap özellikle, yüzyıllar içinde Asya bozkırlarından başlayıp Anadolu’ya ve Balkanlar’a süren göçe paralel olarak evrilen Türk sanatının derli toplu bir hikâyesini vermesiyle dikkat çekiyor.

Kuban anlatımlarını, çizimler, planlar, haritalar ve fotoğraflarla da destekliyor.

  • Künye: Doğan Kuban – Batıya Göçün Sanatsal Evreleri, İş Kültür Yayınları, sanat tarihi, 382 sayfa

Christine Peltre – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlar (2015)

Christine Peltre’nin bu özenli çalışması, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde kimsenin adını göz ardı edemeyeceği koleksiyoncu Pierre de Gigord’un altın değerindeki kartpostal koleksiyonunun rehberliğinde Türkiyeli kadınların Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihini anlatıyor.

Peltre’nin değerlendirme ve analizleriyle güç kazanan bu koleksiyon, Türkiye’de kadınlığın 50 yıllık dönüşümünü gözler önüne seren nadide bir kaynak.

  • Künye: Christine Peltre – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlar, çeviren: Gülüş Arsoy, Yapı Kredi Yayınları

Birant Yıldız – David Kohen (2015)

Beş nesildir sigortacılık yapan Kohen ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi David Kohen, Türkiye’de sigortacılık denince ilk akla gelen isimlerden.

Kohen ailesinin Selanik’te başlayıp İstanbul’da devam eden ilginç serüveni, Varlık Vergisi ile kararan hayatlar ve bu vergiyi ödeyemeyen baba Marko Kohen’in Erzurum Aşkale’ye sürülüşü, kitaptan birkaç detay.

  • Künye: Birant Yıldız – David Kohen, Literatür Yayıncılık

Beşir Ayvazoğlu – Edebiyatın Çanakkale’yle İmtihanı (2015)

1915’te Harbiye Nezareti Karargâh-ı Umumi İstihbarat Şubesi Müdürlüğü, kimi şair, yazar, ressam ve bestekâra, Çanakkale’de muharebe alanlarını gezme davetinde bulunmuştu.

Aralarında Mehmet Emin Yurdakul, İbrahim Çallı, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaettin Gövsa gibi isimlerin yer aldığı o heyetin gezi macerası bu incelemenin konusu.

  • Künye: Beşir Ayvazoğlu – Edebiyatın Çanakkale’yle İmtihanı, Kapı Yayınları