Richard J. Evans – Tarihin Savunusu (2025)

Richard J. Evans’ın ‘Tarihin Savunusu’ adlı çalışması, postmodernizmin tarihçiliğe yönelik eleştirilerine karşı güçlü bir savunma niteliğinde. Evans, tarihçiliğin nesnelliğinin ve geçmişi doğru bir şekilde anlama çabasının hala mümkün olduğunu savunuyor.

Yazar, postmodernistlerin tarih anlatılarının öznel ve göreceli olduğunu, tarihçilerin de kendi ideolojileri ve ön yargılarıyla yönlendirildiğini iddia etmesine rağmen, tarihçiliğin bilimsel bir disiplin olduğunu ve nesnellik arayışının temel bir ilke olduğunu vurguluyor. Evans, tarihçilerin geçmiş olayları incelerken kaynakları eleştirel bir şekilde değerlendirmeleri, farklı perspektifleri dikkate almaları ve kanıtları dikkatlice analiz etmeleri gerektiğini belirtiyor.

Kitapta, tarihçiliğin önemi ve gerekliliği de vurgulanıyor. Evans’a göre tarih, geçmişi anlamamızı, geleceğe dair daha bilinçli kararlar almamızı ve kimliğimizi oluşturmamızı sağlayan önemli bir araçtır. Tarihçilik, sadece geçmişteki olayları kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda güncel sorunlara ışık tutar ve toplumsal bilincin gelişmesine katkıda bulunur.

‘Tarihin Savunusu’, tarihçilik alanında çalışanlar ve tarih meraklıları için önemli bir kaynak niteliğinde. Kitap, tarihçiliğin temel ilkelerini açık bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda postmodernizm gibi farklı tarih anlayışlarını da eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Evans, tarihçiliğin sadece geçmişe yönelik bir disiplin değil, aynı zamanda geleceğe dair umut veren bir uğraş olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Richard J. Evans – Tarihin Savunusu, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 324 sayfa, 2025

Dennis P. Hupchick – Balkanlar (2025)

Dennis P. Hupchick’in bu çalışması, karmaşık ve çalkantılı bir coğrafya olan Balkanların tarihini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Özgün adı ‘The Balkans from Constantinople to Communism’ (‘Konstantinopolis’ten Komünizme Balkanlar’) olan kitap, Bizans İmparatorluğu’nun sonundan başlayarak, Osmanlı hakimiyeti, ulus devletlerin ortaya çıkışı, Balkan Savaşları, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş dönemi gibi önemli dönüm noktalarını inceliyor.

Yazar, Balkanların tarihini sadece siyasi olaylar üzerinden değil, aynı zamanda bölgenin kültürel, dini ve etnik çeşitliliğini de göz önünde bulundurarak analiz ediyor. Bu çeşitliliğin hem bölgeye zenginlik kattığını hem de çatışmalara zemin hazırladığını vurguluyor. Hupchick, Balkanların tarihini, Batı ve Doğu arasında bir köprü olarak konumlandırıyor ve bu coğrafyanın Avrupalılaşma sürecini detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, Balkanların siyasi ve sosyal tarihini anlatırken, aynı zamanda bölgenin ekonomik yapısını, eğitim sistemini ve kültürel hayatını da ele alıyor. Yazar, Balkanların tarih boyunca büyük güçlerin çekişme alanı olması nedeniyle sık sık istikrarsızlık yaşadığını ve bu durumun bölge halkının hayatını derinden etkilediğini vurguluyor.

Kitap, Balkan tarihi hakkında kapsamlı bir bilgi edinmek isteyenler için önemli bir kaynak. Kitap, bölgenin karmaşık tarihini anlaşılır bir dille anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu düşünmeye ve kendi yorumlarını yapmaya teşvik ediyor.

Kitap, Türkçe’de şimdiye kadar yayımlanmış en kapsamlı Balkan tarihidir.

Özetle, Hupchick’in çalışması, Balkanların zengin ve çalkantılı tarihini, Bizans’tan komünizme uzanan geniş bir zaman diliminde inceliyor. Kitap, bölgenin kültürel, siyasi ve sosyal yapısını anlamak isteyenler için değerli bir kaynak.

  • Künye: Dennis P. Hupchick – Balkanlar: İki Dünya Arasında Bir Tarih, çeviren: Cengiz Yolcu, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2025

Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Asrında İşçiler (2025)

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılının tarihi işçilerin öyküsünün üstünden atlanarak yazılamaz. İlk yüzyılın tarihi başka veçhelerin yanı sıra Türkiye’nin bir tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişinin de öyküsüdür. Bu büyük dönüşüm sosyal ve siyasal sonuçlar üretmiş ve günümüz Türkiye’sini iktisadi, sosyal ve siyasal boyutlarıyla yaratmıştır. Sanayi toplumuna geçişe dair bu öykünün başaktörü hiç kuşkusuz Türkiye işçi sınıfıdır.

Bu cilt bu başaktörün kendisini, farklı kesimlerini ya da bunları şekillendiren yapısal faktörleri değerlendiren makalelerden oluşuyor. Her ne kadar sanayi sonrası topluma geçildiğine dair iddialar duysak da bunlar temelsizdir ve işçi hareketi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının tarihinin yazılmasında da en önemli aktör olacaktır.

İşçi hareketinin siyasal ve sendikal kurumlarının zayıfladığı, bağımsız bir politik aktör olarak görülmediği son otuz yıl aynı zamanda Cumhuriyet kurumlarının belli bir “çürüme” de yaşadığı bir zaman dilimine denk düşer. Bu iki gelişme birbirinden bağımsız değildir. Oysa bu son otuz yılda yurttaşlarımız arasında işçileşme de yaygın bir sosyolojik olgudur. Bu dönüşümün sonuçları gün geçtikçe daha çok hissedilmektedir.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında işçi hareketi günümüzde sahip olduğu yaygınlık ölçüsünde siyasete etki ederse, umulur ki işçi sınıfının sesi de daha gür çıkar. O zaman toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok olanlar, yani yaratanlar, silkelenir ve doğrulur.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Asrında İşçiler, derleyen: M. Görkem Doğan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2025

Hasan Kayalı – Direnen İmparatorluk (2025)

Hasan Kayalı’nın ‘Direnen İmparatorluk’ adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün beklenenden uzun sürmesini ve bu süreçte ortaya çıkan yeni ulusların oluşumunu derinlemesine inceliyor.

Kayalı, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda yenilmesine rağmen hemen çökmemesinin birçok nedenini araştırıyor. İmparatorluğun uzun ömürlü olmasının arkasındaki en önemli faktörlerden biri olarak, merkezden uzak bölgelerdeki yerel güçlerin ve toplumların direnişini gösteriyor. Bu direniş, imparatorluğun dağılmasını yavaşlattığı gibi, yeni ulusların oluşum süreçlerini de karmaşık hale getirmiştir.

Yazar, aynı zamanda imparatorluğun çöküşü sürecinde ortaya çıkan yeni ulusların “tesadüfi” olduğunu savunuyor. Bu uluslar, mevcut siyasi ve coğrafi sınırların yanı sıra, etnik, dini ve kültürel karmaşıklıkların bir sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Kayalı, bu yeni ulusların sınırlarının belirlenmesinde büyük güçlerin çıkarlarının ve yerel güç mücadelelerinin önemli bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü sadece siyasi ve askeri bir süreç olarak değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekonomik bir dönüşüm olarak ele alıyor. Kayalı, bu dönüşümün uzun vadeli etkilerini ve Ortadoğu’daki siyasi haritanın şekillenmesindeki rolünü analiz ediyor.

‘Direnen İmparatorluk’, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve yeni ulusların doğuşu hakkında önemli yeni bilgiler sunan, akademik bir çalışma. Kitap, hem tarihçiler hem de Ortadoğu siyasetiyle ilgilenenler için değerli bir kaynak.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

  • Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş süreci
  • Merkezden uzak bölgelerdeki yerel güçlerin rolü
  • Yeni ulusların oluşumu ve sınırların belirlenmesi
  • Büyük güçlerin Ortadoğu’daki çıkarları
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası ve Ortadoğu’daki siyasi haritanın şekillenmesi

Künye: Hasan Kayalı – Direnen İmparatorluk: Büyük Savaş’ın Sonu, Osmanlı’nın Uzun Ömrü ve Tesadüfi Uluslar, çeviren: Çağdaş Sümer, Fol Kitap, tarih, 328 sayfa, 2025

Paul Stephenson – Büyük Konstantin (2025)

Paul Stephenson’ın bu eseri, Roma İmparatoru Konstantin’in hayatını ve özellikle Hristiyanlığa geçişini detaylı bir şekilde inceliyor. Kitap, Konstantin’in sadece siyasi bir lider değil, aynı zamanda Hristiyan dünyası için de dönüm noktası olan bir figür olduğunu vurguluyor.

Stephenson, Konstantin’in çocukluğundan başlayarak, Roma İmparatorluğu’nun içine düştüğü kargaşa dolu dönemi ve Konstantin’in bu kargaşadan nasıl sıyrılıp imparatorluğun tek hâkimi haline geldiğini anlatıyor.

Yazar, Konstantin’in zaferlerinin arkasındaki askeri dehayı ve siyasi zekayı gözler önüne sererken, aynı zamanda onun Hristiyanlığa olan ilgisinin ve bu dinin imparatorluk üzerindeki etkilerinin de altını çiziyor.

Kitapta, Milvian Köprüsü Muharebesi öncesinde Konstantin’in gördüğü iddia edilen vizyon ve bu vizyonun Konstantin’in Hristiyanlığa olan inancını nasıl etkilediği gibi önemli olaylara da yer veriliyor. Stephenson, Konstantin’in Hristiyanlığı devlet dini ilan etmesi ve bu kararın Roma İmparatorluğu’nun geleceği üzerindeki derin etkilerini analiz ediyor.

Yazar, Konstantin’in Hristiyan dünyası için neden bu kadar önemli bir figür olduğunu açıklamak için, onun Hristiyanlığın yayılmasındaki rolünü, kilise konseylerindeki etkinliğini ve Hristiyanlık ile devlet arasındaki ilişkiyi şekillendirmesindeki çabalarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Stephenson’ın kitabı, Konstantin’i sadece bir imparator olarak değil, aynı zamanda Hristiyanlığın tarihini şekillendiren önemli bir figür olarak sunuyor.

Kitap, hem tarih meraklılarına hem de Hristiyanlık tarihi üzerine çalışanlara hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Paul Stephenson – Büyük Konstantin: Yenilmez İmparator, çeviren: Gürkan Engin, Kronik Kitap, biyografi, 464 sayfa, 2025

William Dalrymple – Kralın Dönüşü (2025)

William Dalrymple’ın ‘Kralın Dönüşü’ kitabı, 19. yüzyılın başlarında İngilizlerin Afganistan’ı işgal girişimini ve bu girişimin trajik sonuçlarını detaylı bir şekilde inceliyor. Kitap, sadece bir askeri seferin ötesinde, büyük güçlerin Orta Asya’daki çıkar çatışmalarını, Afganistan’ın karmaşık tarihini ve kültürel dokusunu derinlemesine analiz ediyor.

Kitabın Ana Temaları:

Büyük Oyun: 19. yüzyılda İngiliz ve Rus İmparatorlukları arasındaki Büyük Oyun olarak adlandırılan jeopolitik mücadele ve bu mücadelenin Afganistan üzerindeki etkileri.

  • Afganistan’ın Tarihi ve Kültürü: Afganistan’ın coğrafi konumu, etnik çeşitliliği ve yüzyıllar boyunca dış güçlerin işgallerine maruz kalma geçmişi.
  • Sömürgeciliğin Etkileri: İngiliz sömürgeciliğinin Afganistan’a getirdiği yıkım, yerel halkın direnişi ve savaşın insanlık dışı boyutları.
  • Askeri Stratejiler ve Taktikler: 19. yüzyıl savaşlarının zorlu coğrafi koşullarında uygulanan askeri stratejiler ve bu stratejilerin başarısızlıkları.

Kitapta Ele Alınan Önemli Noktalar:

  • İngiliz İşgalinin Sebepleri: İngilizlerin Afganistan’ı işgal etmelerinin temel nedenleri arasında Hindistan’daki egemenliğini korumak, Rusya’nın Orta Asya’daki ilerleyişini engellemek ve bölgedeki ticaret yollarını kontrol altına almak yer alıyor.
  • Afgan Direnişi: Afgan halkının yabancı işgalcilere karşı gösterdiği şiddetli direniş ve bu direnişin başarısı.
  • Savaşın Sonuçları: İngilizlerin Afganistan’dan çekilmek zorunda kalması ve bu çekilmenin İngiliz İmparatorluğu’nun prestiji üzerindeki etkileri.
  • Afganistan’ın Geleceği: Savaşın Afganistan’ın geleceği üzerindeki uzun vadeli etkileri ve ülkenin bağımsızlık mücadelesi.

Sonuç olarak ‘Kralın Dönüşü’, sadece bir askeri seferin ötesinde, emperyalizm, milliyetçilik ve kimlik gibi evrensel temaları işleyen derinlikli bir tarihsel inceleme. Kitap, Afganistan’ın günümüzdeki sorunlarını anlamak için önemli bir anahtar sunuyor.

  • Künye: William Dalrymple – Kralın Dönüşü: Afganistan’da İktidar Savaşları, çeviren: Uğur Gülsün, Albaraka Yayınları, tarih, 640 sayfa, 2025

Linda Colley – Silah, Gemi ve Kalem (2025)

Linda Colley’nin ‘Silah, Gemi ve Kalem’ adlı eseri, modern dünyanın oluşumunda silah, gemi ve kalem gibi üç temel unsurun oynadığı kritik rolü derinlemesine inceliyor.

Colley, bu çalışmasında, savaşın, anayasaların ve fikirlerin bir araya gelerek modern dünyayı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Silahın, devletlerin güçlenmesinde ve sınırlarının çizilmesinde oynadığı rolü vurgularken, geminin küreselleşme ve sömürgecilikteki etkisini de gözler önüne seriyor. Kalem ise bu süreçte ideolojilerin, düşüncelerin ve anayasaların yayılmasında önemli bir araç olarak öne çıkıyor.

Yazar, dünyanın farklı bölgelerindeki örneklerle, savaşın anayasa yazımını nasıl tetiklediğini gösteriyor. Örneğin, Korsika’da Pasquale Paoli’nin bir anayasa taslağı hazırlaması veya Haiti’de siyah bir yönetimin ilk anayasasını oluşturması gibi olaylar, savaşın siyasi sistemlerin yeniden şekillenmesindeki rolünü vurguluyor.

Colley, aynı zamanda, anayasaların sadece devrimlerin bir ürünü olmadığını, aynı zamanda savaşın doğurduğu ihtiyaçlara cevap olarak da ortaya çıktığını savunuyor. Savaşın, devletlerin daha güçlü ve merkezi bir yönetime ihtiyaç duymasına yol açtığı ve bu nedenle anayasa yazımının hızlandığını belirtiyor.

Kitap, modern dünyanın oluşumunu sadece Avrupa merkezli bir perspektifle değil, dünya genelindeki gelişmeleri de dikkate alarak ele alıyor. Colley, Japonya’nın Meiji Anayasası gibi örneklerle, Batı dışındaki ülkelerde de benzer süreçlerin yaşandığını gösteriyor.

‘Silah, Gemi ve Kalem’, modern dünyanın karmaşık yapısını daha iyi anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Kitap, tarihsel süreçleri farklı bir bakış açısıyla ele alarak, okuyucuya yeni bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Linda Colley – Silah, Gemi ve Kalem: Savaşlar, Anayasalar ve Modern Dünyanın İnşası, çeviren: Elif Kayurtar, Epsilon Yayıncılık, tarih, 448 sayfa, 2025

Carter Vaughn Findley – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet (2025)

Carter V. Findley, bu çalışmasında Aydınlanma Çağı’nda Batı dünyasının İslam ve Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki anlayışını derinlemesine inceliyor. Özellikle İsveçli diplomat ve yazar Ignatius Mouradgea d’Ohsson’un, Osmanlı İmparatorluğu hakkında yazdığı kapsamlı eser olan ‘Tableau général de l’Empire othoman’ (‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Genel Tablosu’) adlı esere odaklanıyor.

Kitap, d’Ohsson’un hayatını, Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği yılları ve bu dönemde edindiği bilgileri detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazarın, Osmanlı İmparatorluğu hakkında yazdığı anıtsal eserin Avrupa’da büyük yankı uyandırmasını ve Aydınlanma dönemi düşünürleri üzerindeki etkisini inceleniyor.

Findley, Aydınlanma Çağı’nda Avrupa’da İslam ve Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki genel algının nasıl şekillendiğini ve d’Ohsson’un bu algının oluşumunda ne gibi bir rol oynadığını araştırıyor.

Kitap, d’Ohsson’un eserinin sadece bir seyahatname veya tarih kitabı olmadığını, aynı zamanda bir kültürel köprü görevi gördüğünü vurguluyor. D’Ohsson, Batı dünyasına Osmanlı İmparatorluğu’nu daha doğru ve kapsamlı bir şekilde tanıtan önemli bir kaynak olmuştur.

Sonuç olarak, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet’ adlı kitap, Aydınlanma Çağı’nda İslam ve Osmanlı İmparatorluğu üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri. Kitap, hem tarihçiler hem de bu konuya ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Carter Vaughn Findley – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet: Avrupa’yı Aydınlatan Adam Mouradgea d’Ohsson, çeviren: Tansel Demirel, İş Kültür Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2025

Hafize Alkurt Orbay, Aynur Civelek – Antik Roma Dünyasında Beslenme (2024)

Bu çalışma, Roma İmparatorluğu döneminde yemeğin hayatın merkezinde yer aldığını ve toplumun tüm kesimleri için önemli bir sosyal ve kültürel faaliyet olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap, sadece yemek tarifleriyle sınırlı kalmayıp, Roma mutfağının tarihsel gelişimini, farklı bölgelerdeki mutfak kültürlerini ve beslenmenin sosyal statü ile olan ilişkisini de kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Antik Yazarların Gözünden Yemek: Kitap, dönemin ünlü yazarlarının yemek hakkındaki gözlemlerini ve tariflerini bir araya getirerek, Romalıların sofralarına dair canlı bir tablo çiziyor.

Gündelik Hayatta Yemek: Romalıların günlük yaşamlarında yemeklerin ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sofra adabı, yemek saatleri ve özel günlerde hazırlanan yemekler gibi konular detaylı bir şekilde inceleniyor.

Mutfak ve Mutfak Ekipmanları: Roma mutfaklarının yapısı, kullanılan malzemeler ve yemek hazırlama teknikleri hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Amforalar, değirmenler, ocaklar gibi mutfak araç gereçleri ve bunların kullanımı hakkında görsel materyallerle desteklenmiş bilgiler sunuluyor.

Beslenme ve Sosyal Statü: Yemeğin Roma toplumundaki sosyal statüyle olan ilişkisi, farklı sosyal sınıflardaki insanların beslenme alışkanlıkları ve sofralarındaki farklılıklar inceleniyor.

Besin Çeşitliliği ve Tarifler: Kitapta, Romalıların tükettiği çeşitli besinler, içecekler ve yemek tarifleri yer alıyor. Bu tarifler, günümüzde de deneyebileceğiniz lezzetli ve tarihi değeri olan yemekler sunuyor.

Arkeolojik Kanıtlar: Kitapta, Roma’da ve özellikle Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulara yer veriliyor. Bu bulgular, Roma mutfağı hakkında önemli bilgiler sunarken, aynı zamanda görsel bir şölen de sunuyor.

  • Künye: Hafize Alkurt Orbay, Aynur Civelek – Antik Roma Dünyasında Beslenme: Mutfak, Sofra, Depolama ve Ekipman, Sakin Kitap, tarih, 264 sayfa, 2025

Serdar Korucu – Öncesiyle Sonrasıyla 12 Eylül Döneminde Ermeniler (2025)

Serdar Korucu’nun yeni kitabı, Türkiye Ermenilerinin 1970’lerden 1990’lara uzanan çalkantılı dönemini, hem kişisel anlatılar hem de dönemin siyasi ve sosyal atmosferini inceleyerek mercek altına alıyor.

ASALA eylemleri, 12 Eylül darbesi ve PKK gibi önemli olayların Ermeni toplumunu nasıl etkilediği, bu etkilerin bireysel hayatlara yansımaları ve toplumun maruz kaldığı baskı, kitapta derinlemesine analiz ediliyor. Bunlar vasıtasıyla maruz kaldığı baskıyı gözler önüne seren kitap, 12 Eylül döneminde Türkiye’de birçok Ermeni’nin de polis ve mahkeme süreçlerinden geçtiğini, hatta işkence gördüğünü ortaya koyuyor.

Korucu, dönemin basınından derlediği verilerle birlikte, 22 farklı bireyin yaşadıklarını aktararak, o dönemde yaşananları canlı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu kitap, sadece bir topluluğun tarihini değil, aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihini anlamak için de önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Serdar Korucu – Öncesiyle Sonrasıyla 12 Eylül Döneminde Ermeniler: Olaylar Tanıklıklar, Aras Yayıncılık, söyleşi, 284 sayfa, 2025